T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/327 Esas - 2024/618
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/327 Esas
KARAR NO : 2024/618
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili, .... ... ... Müdürlüğünün ihtiyacı nedeniyle 20.000 metre kumaş astar beyaz pantolon alımına ilişkin ihale ile alıma çıkıldığını, müvekkilinin 11.05.2022 tarihinde teklifte bulunduğunu ve dava dışı idare tarafından yapılan 12.05.2022 tarihli karar tebliği ile bahse konu alım işinin davacıda kaldığını, iş için gerekli 20.000 metre kumaş astar beyaz tip malzemenin temini için davalı taraf ile iletişime geçildiğini ve WhatsApp üzerinden 01.06.2022 tarihinde anlaşma sağlandığını, talep edilen ürüne ilişkin belirlenen standartlara ilişkin belgenin yine müvekkili tarafından davalıya aynı gün WhatsApp üzerinden iletildiğini, Davalı tarafça anlaşma gereği 20.000 metre kumaşın üretilip müvekkili şirkete 06.08.2022 tarihli fatura kesilerek gönderildiğini, müvekkili şirketçe davalıya ödemesinin yapıldığını, ayrıca ürünlerin Bursa'dan ...'ya taşınması için ödenen nakliye bedelinin de müvekkilce karşılandığını, davalı tarafından üretilen kumaşların müvekkili şirketçe 08.08.2022 tarihinde dava dışı idareye kontrolün sağlanması adına teslim edildiğini, İdarece, teslim edilen malzemenin fiziki muayenesini gerçekleştirdiğini ve "NİTELİKLERİNE UYGUN DEĞİLDİR" kararı verilip bu hususun müvekkile idarenin 05.09.2022 tarihli yazısı ile bildirildiğini, malzemenin tekrar (İdarece 2. Teslimat olarak belirtilen) muayenesinin yapılacağının 19.09.2022 tarihli yazı ile müvekkili şirkete bildirildiğini, idarece yapılan fiziki muayene sonucunda 09.09.2022 tarihinde teslim edilen malzemenin de adı geçen yönerge kapsamında NİTELİKLERİNE UYGUN DEĞİLDİR" kararı verildiğini, bu sebeple dava dışı idarenin, müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi feshettiğini ve söz konusu ürünlerin 28.09.2022 tarihinde müvekkili şirkete iade edildiğini, ürünlerin ayıplı çıktığının davalı şirkete bildirildiğini, ve ürünlerin iade edildiğini, davacının davalıya iade ettiği ürünler için iade faturası düzenlediğini, ürünlerin iadesinin davalı tarafından kabul edildiğini ve ürünler için davalıya ödenen bedelin davalı tarafından müvekkile iade edildiğini, dava dışı idare ile yapılan sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle davacı tarafından yatırılan 25.980,00-TL bedelli kesin teminatın irat kaydedildiğini, bununla birlikte idarenin uğradığı zarar doğrultusunda 5.321,50-TL kesin teminat farkı, damga vergisi, 818,37-TL sözleşme fesih bedeli ve 3.987,00-TL idari para cezası talep ettiğini, İdare tarafından talep edilen miktarların müvekkil şirket tarafından idareye banka kanalı ile ödendiğini, davalı şirkete ihtarname keşide edildiğini, davalının cevabi ihtarname çekerek müvekkil tarafından talep edilen bedeli ödemeyi kabul etmediğini, söz konusu ürünün TSE standartlarına uygun olduğunu, malın iadesi ve bedelin geri ödenmesi talebinin kabul edilmesinin malın ayıplı olduğunun kabulü anlamına gelmediğini, iade sürecinde kendilerine ayıp ihbarında bulunulmadığını, ürün satın alınırken laboratuvar testi yapıldığını, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığını, talep edilen zararlardan sorumlu tutulmak için nedensellik bağının bulunmadığını ve taraflarınca zararın kabul edilmediğini bildirdiğini, Oysaki ürüne ilişkin ayıp idare tarafından tespit edildiği gibi, davalının kendi muhasebe kaydına aldığı ve ödemesini de iade ettiği iade faturasında ayıp hususunun açıkça yer aldığını, Davalı tarafın bugüne kadar ihtarname konusu alacak ve tazminatlara ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını, davaya konu taleplerin bütününden davalı sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü ile Belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL kar kaybının temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile, fazlaya ilişkin dava ve talep haklar saklı kalmak kaydıyla 31.301,50-TL teminat bedeli, 6.568,61 TL damga vergisi, 818,37 TL sözleşme fesih bedeli, 3.897,00 TL idari para cezasının temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının adresi ...olduğundan yetkisizlik kararı verilerek davanın ...Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı taraf ile 01.06.2022 tarihinde Whatsapp üzerinden yazışmada kumaş astar beyaz işi için anlaşmaya varıldığını, Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, davacı talep ve iddialarının kabulü mümkün olmamakla birlikte; davanın zamanaşımına uğradığını süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, davacının ayıp iddiasını da ispatlayamadığını, davalının 11.10.2022 tarihinde davacıya bedelin iadesini sağladığını, Davacının bedel iadesini kabul ettiğini ve davacının davalıdan bir alacağının kalmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
GEREKÇE :
Dava; taraflar arasında yapılan satım sözleşmesi uyarınca, satıma konu malın ayıplı olduğu iddiasıyla, dava dışı İdareye davacı tarafça ödenen teminat bedeli, damga vergisi ile sözleşmenin feshinden doğan ceza miktarının ve oluşan kar kaybının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı taraf, süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunmuş olup, öncelikle yetki itirazı değerlendirilmiştir.
Konusu malvarlığı olan Borçlar Hukuku'na ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda, yetki HMK 10 md. belirtilen kurallara göre çözümlenir.
Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tespit edilir, sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar var ise, mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde, borcun ödenmesi için açılacak dava ise, borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede açık veya zımni olarak sözleşmenin yerine getirebileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer BK 89 md.'ye göre belirlenir. Yani davanın konusu, sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise borç, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Ne var ki, HMK 10 md. hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından geçersiz olan sözleşmelerden kaynaklanan davalar sözleşmenin ifa yerinde açılmayıp genel yetkili yer olan davalının ikametgahında açılabilir. Bir başka deyişle, BK 89. maddenin uygulanabilmesi için taraflarca alacak borç ilişkisinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu somut olayda; davalı taraf, davalının 11.10.2022 tarihinde davacıya bedelin iadesini sağladığını, Davacının bedel iadesini kabul ettiğini ve davacının davalıdan bir alacağının kalmadığını savunmuş ve taraflar arasındaki alacak- borç ilişkisinin sona erdiğini iddia etmiş ve akdi ilişkiyi de dolayı olarak reddetmiştir. Borca itirazda davalının açıkça akdi veya hukuki ilişkiyi reddetmesini aramak gerekli olmayıp, borca itiraz tek başına davacı ile arada geçerli bir alacak-borç ilişkisinin olmadığı şeklinde yorumlanmalıdır, dolayısı ile somut olayda BK 89 madde hükmü uygulanmaz, bu itibarla yetkili mahkemede dava açılmadığından ve yetkili mahkemenin ...Mahkemesi olduğundan; davalı tarafın yetki itirazının kabulüne, davanın mahkememizin yetkisizliği nedeni ile usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;
1-Davanın HMK 116 maddesi uyarınca mahkememizin yetkisiz olması, yetkili mahkemenin ...Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle davanın usulden reddine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren yasal süre içinde başvuruda bulunulduğunda dosyanın görevli ve yetkili ...Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3-6100 sayılı H.M.K.'nun 331/2. m. uyarınca bu aşamada yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına, davaya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin o mahkeme tarafından karara bağlanmasına,
4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. md.gereğince bir karar verilmesine,
Dair; Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2024