T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/107 Esas - 2025/203
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/107 Esas
KARAR NO : 2025/203
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 30/11/2018
KARAR TARİHİ : 16/04/2024
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 29.05.2023
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Asıl davada Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 14/08/2018 tarihinde .... ..... .... oğulları ve farazi destekleri müteveffa ...'nın vefat ettiğini, ailesi maddi ve manevi açıdan perişan duruma düştüğünü, söz konusu kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketine sigortalanmış olan 06 ZLU 58 plakalı araç sürücüsünün kusurlu ve sorumlu olduğunu, müteveffanın herangi bir kusurunun olmadığını, zorunlu mali sorumluluk sigortasından müvekkili Satı ... için 150.000,00 TL küçükler Simge ... için 2.000,00 TL Aleyna ... için 1.500,00 TL, Erkan ... için 1.500,00 TL anne Sehure ... için 10.000,00 TL, baba Ahmet ... için 10.000,00 TL olamak üzere toplam 175.000,00 desten yoksun kalma tazminatının ihtarnmenin tebliğ tarihinin sekiz iş günü sonrası olan 31/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili,kaldırma kararında sonra ve asıl davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar Satı ve Sehure yönünden bakiye destekten yoksun kalma tazminata bakımından ek dava açtıklarını belirterek 43.924,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının ihtarnamenin tebliğ tarihinin 8 iş günü sonrası olan 31.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: :
Asıl davada Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sorumluluğunun müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, gerçek zarardan poliçe teminat limiti ile sınırlı bulunduğunu, bu nedenle müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün olayda kusurlu olup olmadığının tespiti gerektiğini, müteveffaların sigortalı araçta yolcu olarak bulunması söz konusu olduğundan olayda hatır taşımasının mevcut olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, derdestlik ve yetki itirazlarının bulunduğunu ayrıca davacılara ödemenin de yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
NİTELEME :
Asıl Dava, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan aracın yapmış olduğu tek taraflı kazada araç içinde bulunan davacılar desteğinin vefatı sebebiyle kaza yapan aracın sigorta şirketine karşı açtıkları destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Birleşen dava, müteveffanın yolcu olarak içinde bulunduğu aracın sigorta şirketine karşı açılan dava bakımından asıl davada alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak açıldığı iddia edilen bakiye destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce verilen 2022/837 Esas, 2024/300 K. Sayılı karar, davalı vekilince istinaf edilmiş ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2024/1197 Esas, 2025/14 K. Sayılı kararı ile, "......Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin 2. fıkrası ile; "karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." hükmü getirilmiştir.
7251 sayılı Kanun'la Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrasında 107. maddenin 2. fıkrası; “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Belirsiz alacak davası açan davacı, talep artırım yahut ıslah suretiyle neticei talebini artırabilir. Ayrıca belirsiz alacak davası türünde dava açılması durumunda alacağın tamamı dava konusu edildiğinden aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması halinde derdestlik dava şartı söz konusu olur.
Mahkemece, belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu yapıldığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alınarak birleşen ek davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir." gerekçelerine dayanılmak suretiyle kaldırılmış ve dava dosyası eldeki esas numarasını almıştır.
Dava konusu kazanın tek taraflı olması ve Davacının desteği müteveffanın yolcu konumunda bulunması sebebiyle ayrıca bir kusur raporu alınmamıştır.
Hatır taşımasına ilişkin itirazın değerlendirilmesi bakımından aile nüfus kayıt örnekleri dosyaya alınmış ve araç sürücüsü ile müteveffanın hala- dayı çocukları olduğu, kuzen oldukları tespit edilmiş ve akrabalar arasındaki ücretsiz taşımanın ahlaki bir ödev niteliğinde olduğu gözetilerek hatır taşımasına yönelik olarak, belirlenen tazminat miktarında bir indirim yapılmamıştır.
Destekten yoksun kalma talepleri bakımından ; asıl dava dosyasıyla ilgili olarak; ilk kaldırma kararında işaret olunan hususlar nazara alınarak aktüer hesabı yapılmış, dosya özellikle Anayasa Mahkemesi tarafından konuyla ilgili verilen iptal kararı da nazara alınarak mahkememizce değerlendirilmiştir. Buna göre;
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010”adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas – 2020/8874 Karar sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 Esas – 2021/34 Karar sayılı ilamı)
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas - 2020/40 sayılı Kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Anılan nedenlerle tazminat hesaplamasında bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Tablosu’na göre belirlenmesi, ve özellikle Yargıtay görüş değişikliği gereğince hesaplamada progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması yoluna gidilmiştir. (Konuyla ilgili emsal kabul edilen ve alıntılanan karar: ... BAM 26. Hukuk Dairesinin 24/06/2021 tarih, 2019/590 Esas, 2021/1242 K. sayılı kararı)
Bu doğrultuda; Dosyamızda aktüer hesap bilirkişisinden rapor temin edilmiş, asıl ve ek bilirkişi raporlarında özetle; ...'nın dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucu; davacılar lehine toplam 2.038.062,14 TL destekten yoksun kalma maddi zararı hesaplandığı, Toplam zararın 360.000,00 TL olan poliçe limitini aşması sonrasında, ZMMS poliçesi teminat limitinin garameten dağıtma yapıldığında, yüzde 20 müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra davacıların tazminatlarının poliçe limitine garameten dağıtılması sonrasında, davalı sigorta şirketinden davacı Satı ...'nın 227.064,31 TL, davacı Erkan ...'nın 18.913,64 TL, davacı Simge ...'nın 18.015,89 TL, davacı Aleyna ...'nın 22.666,20 TL, davacı Sehure ...'nın 48.639,71 TL ve davacı Ahmet ...'nın 48.639,71 TL olmak üzere toplam 360.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı,. ... 24. İcra Müdürlüğü 2020-6004 esas dosyasının incelenmesi sonrasında davacılara toplam 215.999,23 TL ödeme yapıldığı, Davacılara ödenen tazminatların mahsubu sonrasında, bakiye tazminat miktarları hesaplanmış olup, bu durumda; davacı Satı ...'ın 116.316,85 TL, davacı Erkan ...'nın 1.108,05 TL, davacı Simge ...'nın 226,21 TL, davacı Aleyna ...'nın 1.581,80 TL, davacı Sehure ...'nın 20.319,57 TL ve davacı Ahmet ...'nın 4.448,28 TL olmak üzere toplam 144.000,77 TL BAKİYE destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı mütalaa edilmiştir.
Öte yandan emniyet kemeri takmayan murisin kazanın etkisi ile araçtan fırlayarak yola savruldukları dikkate alındığında ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatları doğrultusunda %20 oranında müterafik kusurunun bulunduğu görülmüş ve davacılar lehine hesaplanan toplam 2.038.062,14 TL üzeriden hesaplanan tazminattan bu oranda indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmış ancak poliçe limitinin 360.000,00 TL olması sebebiyle bu indirimin de sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; açılan asıl davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkin olduğu, birleşen davanın da bakiye destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkin olduğu, birleşen dava yönünden , kaldırma kararında da işaret olunduğu üzere, belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu yapıldığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alınarak birleşen ek davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddi gerektiği, asıl dava bakımından davacıların müteveffanın ölümü sebebiyle destekten yoksun kaldığı sabit olmakla destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, bu bağlamda yukarıda anılan ilkeler gözetilerek dosyamıza sunulan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda haklılığı sabit olan destekten yoksun kalma talebine yönelik olarak, poliçe limiti ve davacıların destek payları da dikkate alınarak, poliçe limiti de buna göre garameten dağıtılarak, asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın ise derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddi gerektiği kanaatine varılmış ve ayrıca kaldırma kararından önce yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, asıl davada reddedilen kısım yönünden, reddin dayanağının ilk kararda müterafik kusur ve hatır taşıma indirimine dayalı olarak verilmesi ve mahkememizce resen takdir edilmesi nedeni ile bu indirimden dolayı kısmi ret nedeni ile TBK 51. Madde hükmü gereğince davacıların yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği kanaatine varılmış, asıl davada temerrüdün 31/10/2018 tarihinde gerçekleştiği görüldüğünden anılan tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Asıl dava dosyası bakımından;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
Davacılardan,
Satı ... için 184.579,11 TL,
Simge ... için 18.015,89 TL,
Aleyna ... için 22.666,20 TL,
Erkan ... için 18.913,64 TL,
Sehure ... için 47.200,24 TL,
Ahmet ... için 24.700,24 TL, destekten yoksun kalma tazminatının 31/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
... 24. İcra Müdürlüğünün 2020/6004 E., sayılı takip dosyasına yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına,
2-Alınması gerekli 21.591,10 TL harçtan peşin ve ıslahla yatırılan 1.229,59 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.361,51 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacıların yatırdığı 35,90 TL başvurma harcı, 597,72 TL peşin harç, 5,20 vekalet harcı ve 631,87 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.270,69 TL harcın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
4- Davacıların bozmadan önce dosya gideri, posta-davetiye gideri, bilirkişi ücreti olarak sarf ettiği toplam 1.796,00 TL yargılama gideri ile bozmadan sonra sarf edilen 2.079,00 TL yargılama giderinin ve 203,00 TL istinaf başvuru ve harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
6-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T. Uyarınca davacı Satı için hesaplanan 30.000,00 TL, davacı Simge için hesaplanan 18.015,89 TL davacı Aleyna için hesaplanan 22.666,20 TL, davacı Erkan için hesaplanan 18.913,64 TL, davacı Sehure için hesaplanan 30.000,00 TL, davacı Ahmet için hesaplanan 24.700,24 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile ayrı ayrı davacılara verilmesine
Birleşen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/377 E., sayılı dava dosyası bakımından;
6100 HMK'nın 114/1-ı maddesi uyarınca derdestlik dava şartı sebebiyle açılan davanın usulden reddine,
2-Yeterince harç alındığından harç ikmaline yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davacıya iadesine,
4- Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.200,00 TL giderin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6- 8.021,80 TL istinaf başvuru ve harç giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/03/2025