T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/532 Esas - 2025/838
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/532 Esas
KARAR NO : 2025/838
HAKİM : ....
KATİP :....
DAVACI : ... ... ...
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ....
DAVA : Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/07/2025
KARAR TARİHİ : 04/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili, ... ili, Çankaya ilçesi, Mustafa Kemal Mahallesi 28310 ada, 13 parselde bulunan arsa üzerine 6 katlı betonarme ofis ve iş yeri inşa edildiğini, taşınmazın maliki konumunda olan davalı şirket ile dava dışı.... ile taşınmazın satışına yönelik anlaşmaya varıldığını, taraflar arası yapılan anlaşmaya göre bağımsız bölümlerin satışı karşılığı 301.000.000,00 TL ödeme yapılması konusunda anlaşma sağlandığı, davacının ise anlaşma sürecinde taraflar arasında anlaşma yapılması için aracılık yaptığını, tarafların aracılık hizmetine karşılık olarak taşınmaz satış bedelinin % 2'sine karşılık olmak üzere davacıya ödeme yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin yaptığı araştırma sonucunda bağımsız bölümlerin satışının gerçekleştirildiğini fakat davacıya ödenmesi gereken ücretin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL asıl alacak ve temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak üzerinden uygulanacak ticari avans faizinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan ve 16 bağımsız bölümden oluşan bir taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye satışı sürecinde, müvekkiline verilen bir simsarlık hizmeti bulunmadığını müvekkili şirket ile davalı arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığını, davacının alıcı sendikanın alım satım işlerini takip eden bu konularda sendikaya yardımcı olan bir kişi olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir emlakçı (simsar) iş sahibi ilişkisi olmadığını, davanın şirketin ortağı tarafından açılamayacağını davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER:
1-Tapu Kayıtları
2-02/05/2025 tarihli e fatura
3-04/03/2025 tarihli anlaşma belgesi başlıklı sözleşme
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, simsarlık sözleşmesine dayalı aracılık komisyonu bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı taraf husumet itirazında bulunmuş olup davacının taraf sıfatını (aktif husumet) koruyup-korumadığının değerlendirilmesi yoluna gidilmiştir.
Bilindiği üzere; maddi hukuka ilişkin sıfat kavramına gelince; sıfat “bir şahıs veya şeyin hâli” şeklinde (Türk Hukuk Lûgatı, ... 2021, s. 977) tanımlanmıştır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi, usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadıklarıyla ilgili olup, dava konusu sübjektif hakka ilişkindir ...., İstanbul-2025, C. I., s. 909-910). Uygulamada; davada gerçek tarafın belirlenmesine ilişkin taraf sıfatı kavramı, husumet terimiyle de ifade edilmektedir. Belirtmek gerekir ki; sözlük anlamı "hasım olma durumu, düşmanlık" olan husumet terimine, gerek Hukuku Usulü Muhakemeleri Kanunu gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer verilmemiştir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de; mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Başka bir anlatımla, dava şartları işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karardır." (YHGK'nın 01/10/2025 tarih, 2024/2-298E., 2025/595K. sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf .... yüzölçümündeki bağımsız bölümler 1-16 olan 6 katlı betonarme, ofis, iş yeri ve arsasının satışı konusunda alıcı .... Ltd. Şti. Arasında yapılan satışa aracılık ettiğini, komisyon (simsarlık) ücreti alacağının doğduğunu, taşınmaz satış bedelinin % 2'sine karşılık olmak üzere 6.020.000,00 TL bedel yönünden alacaklı olduğunu ileri sürerek eldeki kısmi davayı açtığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yazılı açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlık ele alınmakla; davacının simsarlık alacağının bulunduğu iddiasıyla açtığı davada delil olarak sunduğu 02/05/2025 tarih GIP .... fatura nolu faturanın .... ... Limited Şirketi tarafından davalı adına düzenlendiği davacının dayandığı anlaşma belgesinde alıcı ve satıcının yanı sıra tanık ismine yer verildiği, tanık başlığı altında ... ...'ın emlakçı sıfatı da belirtilerek adı ve imzasının yer aldığı, anlaşma belgesi içeriğinde simsarlık bedeline dair herhangi bir açıklamanın yer almadığı tapu masraflarına yönelik olarak alıcı ve satıcı arasında sorumluluk ve yükümlülüklerin belirtildiği bu haliyle davacının eldeki dava bakımından ortağı olduğu şirket tarafından düzenlenen fatura da gözetildiğinde eldeki dava yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın aktif husumet ehliyet yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar kısa kararda yasa yoluna yönelik olarak kesin olmak üzere karar verildiği açıklanmış ise de gerekçeli kararın yazımı sırasında yapılan hatanın giderilerek kısmi açılan davada toplam uyuşmazlık miktarı gözetilerek istinaf yolu açık olmak üzere verilen tavzihen düzeltilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davanın husumet yönünden REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı maktu 615,40-TL olup davacı tarafından peşin yatırılmakla başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.m. Gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince maktu 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk aşamasında harcanan 4.500,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025
Katip ....
¸
Hakim ....
¸