T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/9 Esas - 2022/310
T.C. ''TÜRK MİLLETİ ADINA''
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO: 2022/9
KARAR NO: 2022/310
HAKİM: ....
KATİP:....
DAVACI :...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : 1-..
VEKİLİ: Av.......
VEKİLİ: Av...
DAVA:Marka 2021-M-9223 Sayılı YİDK Kararı İptali
DAVA TARİHİ: 10/01/2022
KARAR TARİHİ: 21/11/2022 Yazım Tarihi : 21/12/2022
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Müvekkilinin, 2010/83163
sayı ile “....” ibaresi için 19 ve 37.sınıflarda marka
başvurusunda bulunduğunu, başvurunun, davalının ...
markası gerekçe gösterilerek KHK’nın 7/1-b maddesi kapsamında reddedildiğini, anılan ret
kararının, .... Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini ve marka başvurusunun yayımına karar
verildiğini, davalı Kapıcıoğlu Maden, bu sefer markanın ilanına itiraz ettiğini ve bu itirazın 556
S. KHK’nın 8/1 (b) maddesi bakımından kabul edildiğini, bu karara karşı YİDK nezdinde yapılan
itirazın red edildiğini, müvekkil Kapıcıoğlu İnşaat’ın 19 ve 37. sınıflarda tescil talebinde
bulunduğunu, müvekkil şirket ile davalının markası arasında görsel herhangi bir benzerliğin
bulunmadığını, müvekkilin markasında şekil+kelime unsurundan oluştuğunu, şekil unsurunun
ayırt edici nitelikte olduğu gibi, kelime unsuru ile birlikte bir bütün oluşturduğunu, davalının
“kapicioğlu” olarak yazılan bir kelime markası olduğunu, müvekkilinin 07.01.1985 yılında
kurulduğunu, 30 seneye yakındır inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, ....
Grubu’ndaki hastane ve tıp merkezi binalarını, ....’deki bir çok iş
merkezinin yüklenicisi olduğunu, müvekkil şirketin sahibinin, ..... olduğunu,
uzun süredir faaliyet gösterdiği bir alanda soyadı ile şekil unsurunu içeren bir marka
başvurusunda bulunduğunu, başvuruda kullanılan “....” kelimesinin alelade bir seçim
olmayıp, bizzat şirket sahibinin soy ismi olduğunu, diğer tali unsurların ise ticari unvanının
devamı olduğunu, müvekkilinin, tescile konu işaretinin yoğun şekilde kullanımının olduğunu,
müvekkilinin markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak itiraza mesnet marka ile aynı ya da
benzer olmadığını, markanın hedef kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu ve bu noktada
da doğrudan ya da dolaylı karışma ihtimalinin bulunmayacağını, müvekkilinin marka
seçiminde bizzat kendi soyadına yer vermek istediğini, önceki markanın herhangi bir ayırt edici
gücü bulunmadığını belirterek Türk Patent YİDK’nın 11.11.2021 tarih ve...
sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin “....” markasının
asıl ve gerçek hak sahibi olduğunu, markanın ilk olarak müvekkil şirket tarafından tescil
edildiğini, davacının ise müvekkil şirketten sonra aynı marka için başvuruda bulunduğunu,
davacıya ait ... başvuru numaralı markasını ise 28.10.2010 tarihinde başvuru
yaptığını, davacının başvuru tarihinin müvekkil şirketin markasının başvuru tarihinden sonra
olduğunu, davacı ile müvekkilinin aynı sektör ve alanda faaliyet gösterdiğini, ...
ibaresinin müvekkil şirket yetkililerinin de soyadı olduğunu, davacının marka başvurusunda
bulunduğu markanın müvekkil şirkete ait marka ile BİREBİR aynı olduğunu, iki markanın da
asli unsurunun ...” ibaresi olduğunu, markaların aynı sınıflarda tescil ettirilmek
istendiğini, davacının marka başvurusunun devamında gelen ibareler ....” olup, söz konusu ibarelerin faaliyet konularını gösterdiğini, markaya ayırt
edici unsur katmadığını, markaların iltibas oluşturacak düzeyde olduğunu, markalardaki asıl
ve ayırt edici unsurun “.... ibaresi olduğunu, belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davalı firmanın ... sayılı markası arasında 556 sayılı KHK 'nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, Türk Patentin itiraz hakkında nihai olarak verdiği .... sayılı YİDK kararının yerinde ve doğru olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
YİDK kararının 10/11/2022 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı TürkPatent Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/01/2022 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
TÜRKPATENT YİDK'nun ..... sayılı kararında; ''....başvuru numaralı .....ibareli başvurunun .... sayılı ''kapicioğlu '' ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 556 s. KHK nın 8 inci maddesi uyarınca reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
.............
Kurul; "..." asli ayırt edici unsuruna sahip işbu başvuru ile ...
sayılı "kapicioğlu" ibareli ret gerekçesi markanın görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan
izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu görüşündedir. Buna ilaveten, başvuru ile 2009
36409 sayılı "kapicioğlu" ibareli ret gerekçesi markanın ret kararı gereğince reddedilen mal ve
hizmetler bakımından aynı / aynı tür ve benzer nitelikte mal ve hizmetleri kapsadıkları tespit
edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile ...." ibareli ret gerekçesi marka
arasında ret kararı gereğince reddedilen mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin
ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda Markalar Dairesi
Başkanlığı'nca verilen ret kararı yerinde görülmüştür. Diğer taraftan işbu marka başvurusuna
ilişkin itirazın konusunun 556 Sayılı KHK'nın 8/1(b) bendi olmasına rağmen, işbu marka
başvurusu hakkında alınmış mahkeme kararının konusunun ise aynı KHK'nın 7(1)/b bendi
olduğu tespit edilmiş olup, farklı bendler kapsamındaki değerlendirmenin işbu itirazı etkiler
mahiyeti bulunmadığından bu kapsamdaki iddia da kabul edilebilir mahiyette bulunmamıştır. Diğer iddialar da yerinde bulunmamış, sonuç itibariyle işbu itirazın reddi gerekmiştir.”
gerekçelerine dayanarak; İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.
" ifade edilmiştir.
10/01/2017 tarihli 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU;
Geçici Madde 1/1 de "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmü yer aldığından dava konusu markanın başvuru tarihinin 2010 olması nedeniyle somut olaydaki davaya 556 sayılı mevzuat hükümleri esas alınarak karar verilmiştir.
556 sayılı KHK.nın 8/1 maddesinde "Tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez:
a) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa,
b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa," şeklinde hüküm yer almaktadır.
556 s. KHK’nın 8/1 (b) anlamında tescili istenen marka ile tescilli markalar arasında “karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlikten” bahsedilmek için;
a) Markalar arasında ayniyet, ürünler arasında benzerlik bulunması,
b) Markaların benzer, ürünlerin aynı olması,
c) Markaların benzer ve ürünler arasında da benzerlik bulunması, şeklinde üç ayrı ihtimalden birinin varlığı (Karan/Kılıç, 556 sayılı KHK şerhi S.197) gerekmektedir.
556 sayılı KHK’nın 8/1 (b) m. anlamında markaların karıştırılmasından söz edebilmek için, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
... ...
.... 01,02,03,... 19, ..37, .....,45. Sınıf
19,37. Sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan 04.09.2022
tarihli raporda ÖZETLE: "Davaya konu ....sayılı... ibareli başvuru ile davaya ve redde mesnet olan davalının “K..” ibareli markası arasında görsel, işitsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu, bununla birlikte davaya konu olan markanın red edilen mal ve hizmetlerinin davalının redde mesnet olan markanın tescil kapsamında birebir yer alması nedeniyle markalar arasında iltibas tehlikesi oluşacağı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının .... " ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait " ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, Her iki taraf markasının davacının "...",davalının ise ... " şeklinde ön plana çıktıkları, diğer yönden emtia benzerliği de oluştuğu;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının ..... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmaya ait " .. " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı firmanın " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "...... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği;
Ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işaretsel yüksek benzerlik nedeniyle işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği, dolayısıyla taraf marka işaretleri benzediğinden 556 sayılı KHK 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;
Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek YİDK kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-AAÜT uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ....Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.21/11/2022
Katip ...
✍e-imzalıdır
Hakim ...
✍e-imzalıdır