T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/322 Esas - 2022/339
T.C."TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO: 2021/322
KARAR NO: 2022/339
HAKİM..
KATİP: ..
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI :...
VEKİLİ: Av....
: 2- ...
3-...
DAVA: FSEK'e dayalı Tespit, Men, Ref, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 15/11/2021
KARAR TARİHİ: 05/12/2022Yazım Tarihi: 02/01/2023
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin .... yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda akademik bir kariyere sahip olan saygın bir iş adamı olduğunu, hayvan yetiştiriciliği ve ticaretiyle ilgilendiğini, dünyanın en büyük kaz entegresini kurmak için çalışmalar yaptığını, projelerini tamamladığını, entegre tesislerini kurmak amacıyla taşınmazlar satın aldığını, bu proje kapsamında son teknoloji makineler hakkında bilgi sahibi olmak ve destekçileriyle beraber topladığı parayla bu makinelerden almak için Çin'e bir seyahat ettiğini, bu seyahatini sosyal medya platformu olan "YouTube" üzerinden paylaştığını, videoda takipçilerine ve kamuoyuna bilgiler veren müvekkilinin, planlarından ve gelişmelerden bahsettiğini, akabinde haber ajanslarının olayları çarptırarak, sanki müvekkilinin insanları dolandırıp, onların paralarıyla yurt dışına kaçtığından bahisle asılsız haberler yayınladıklarını, müvekkilini bir "dolandırıcı" olarak göstermeye çalıştıklarını, müvekkiline karşı dolandırıcılık iddialarıyla başlatılan haksız ve mesnetsiz soruşturmada; ..... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin "YouTube" ve “Instagram” isimli sosyal medya platformları üzerinden binlerce takipçisine çektiği videoların bir telif değeri olduğunu, kendi kamerasıyla çektiği, kendi bilgisayarıyla montajladığı, kendi imkân ve donanımıyla oluşturduğu videoların üzerinde eser sahibi sıfatıyla hak sahibi olduğunu, ....haberde 27.10.2019 tarihinde .... başlığı altında müvekkili hakkında asılsız haberler ortaya atıldığını, bahse konu videoların izinsiz ve kişilik hakları ihlal edilecek şekilde haber ajansında kullanılması sonucu yayınlama hakkı ve kişilik hakkının ihlal edildiğini, haberin öznel ifadeler kullanılmak suretiyle topluma sunulmasının müvekkilinin haklarını ihlal niteliğinde olduğunu, bu haberler karşısında müvekkilinin ticari ve akademik itibarının çok ağır bir şekilde zedelendiğini, müvekkilinin ailesinin yapılan asılsız haberler sonucunda manevi olarak zarar gördüğünü, hukuki menfaatlere zarar verir nitelikte haber yapılamayacağını ifade ederek Youtube kanalında ve Instagram hesabında yayınladığı eser niteliğinde videoların yazılı izin alınmaksızın haksız ve hukuka aykırı olarak kullanımı sebebiyle, fazlaya ilişkin ve savcılık şikayetine ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle FSEK m. 66, 67, 69 kapsamında tecavüzün menine, devamla tecavüzün refi ile FSEK m. 68 kapsamında 3 katı ile saptanacak tutara, FSEK m. 70 kapsamında mali haklar, elde edilen kar alacağı olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacakları belirlenebilir hale geldiğinde artırılmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın ilk yayınlanma tarihi olan 27/10/2019 tarihinden itibaren işlemiş ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı .... vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı hakkında hem yerel basında hem ulusal basında binlerce haber yapıldığını, müvekkilinin haber metninin aynı gün, aynı konuda, davacının ismi ve kaz çiftliğine ilişkin haber yapan .... Gazetesi'nden kaynak olarak alınmasına karşın haberin 'iddia' olarak verdiğini, telif hakkı ihlali ve kişilik hakkına saldırının nasıl gerçekleştiğinin belli olmadığını, mesnetsiz bir davanın kabulüyle, manevi tazminata hükmedilmesinin basın özgürlüğüne aykırı olacağını, yayınlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin özle biçim arasındaki denge korunarak verilmesi halinde hukuka aykırılığın ortadan kalkması nedeniyle basının sorumlu tutulamayacağını, davacının manevi zarara uğradığı iddiasına dayanak gösteremediğini ifade ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıslara usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
5846 sayılı FİKİR ve SANAT ESERLERİ KANUNU :
Madde 1/B-a) Eser: "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini,
b) Eser sahibi : Eseri meydana getiren kişi,
Madde 5 " Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir. "
Eser sahiplerinin FSEK 14-17 .nci maddelerde manevi hakları (umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men etmek, zilyet ve malik karşı eserden yararlanma, eseri isteme), 21-25.nci maddelerde de mali hakları (işlemek, çoğaltmak, yaymak, temsil, umuma iletim) bulunduğu,
Madde 66 " Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir.
Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir.
Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir.
Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir.
Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir. " ,
Madde 68/1 " Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan,çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." ,
Madde 69 (Tecavüzün men'i) " Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Vakı olan tecavüzün devam veya tekrarı muhtemel görülen hallerde de aynı hüküm caridir.
66 ncı maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının hükümleri burada da uygulanır.",
Madde 70 "Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir.
Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir.
Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir." hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın kendi kamerası ile çektiğini, kendi imkan ve donanımları ile oluşturduğunu ve FSEK kapsamına göre de eser olduğunu iddia ettiği video görüntülerinin yazılı izin alınmaksızın kullanılarak davalı tarafça ihlal edilip edilmediği, ihlal söz konusu olduğu takdirde tecavüzün ref ve men, FSEK 68 nci maddesine göre 3 kat telif tazminatı, FSEK 70 nci maddesine göre mali hak ve elde edilen kar alacak talebi ile manevi tazminat talebinin yerinde ve doğru olup olmadığı, iddia edilen görüntülerin yayımının FSEK 30 ve devamında sayılan istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu olan video görüntülerinin yer aldığı (link) hususla ilgili bilgi ve gerekli belgeler temin edilip iddia, savunma, sunulan deliller ve dosya içeriği hakkında teknik yönü de dikkate alınıp bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Buna göre;
Bilirkişi heyetinin sunduğu 05.07.2022 tarihli raporda ise ÖZETLE"
Görüntülerin 5846 Sayılı FSEK Kapsamında Sinema Eseri Niteliğinde Olup Olmadığı:
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1/B-a maddesi “eseri”, “sahibinin hususiyetlerini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlamıştır. Yasaya göre, bir fikir veya sanat ürününün “eser” sayılabilmesi için aranması gereken birinci unsur “sahibinin özelliklerini” taşımasıdır. Böylece yasa, uluslararası sözleşmelerde olduğu gibi bireysel özelliği yani orijinalliği ön planda tutmuştur. Öğretide, bu unsur, bireysel üslup, yaratıcı gücün yansıması, var olanlardan farklı olanı ortaya koymak, herkes tarafından meydana getirilemeyeni yaratmak, yeni bir özelliğe sahip olmak gibi değişik terim ve nitelemelerle anılmaktadır.
Her türlü edim, eylem eser korumasına sahip olmaz. “Eser”den söz edebilmek için, söz konusu edimin öncelikle sahibinin hususiyetini taşıması gerekir. Sahibinin hususiyetini taşımakla birlikte aynı zamanda FSEK kapsamında sayılan eser türleri içinde de yer almalıdır. 5846 sayılı Kanunda eser türleri; ilim ve edebiyat eserler, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri olarak sayılmıştır.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, bir fikri çabayı diğerlerinden ayıran ve eser olarak korunur hale getiren en önemli unsur, sahibinin hususiyetini yansıtacak düzeyde şekillenmiş olmasıdır. Şüphesiz, "hususiyetin" daraltıcı anlamda yorumu suretiyle, mutlaka üst düzeyde yaratıcılık ve orijinallik içermesi gerektiği düşüncesi benimsenemez. Ancak öte yandan, "hususiyetin" geniş anlaşılması da eser olmayan ürünlere bu niteliğin tanınması aracı yapılmamalıdır( ....
)
FSEK’in “Sinema Eserleri” başlıklı 5. maddesi “Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.” hükmünü amirdir.
Dava konusu videolarda yer alan görüntüler bu açıklamalar dikkate alınarak değerlendirildiğinde, videolarda davacının kaz yetiştirilmesi, ticareti sonucu elde edilecek kazanç vb. konularla ilgili görüntülerine yer verildiği; bu görüntülerin çekimi, bir araya getiriliş şeklinin FSEK bağlamında hususiyet göstermediği, dolayısıyla dava konusu görüntülerin (videoların) FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Söz konusu görüntülerin FSEK’in “Sinema eserleri” başlıklı 5.maddesi kapsamında eser niteliğine haiz olmadığı gibi “İlim ve edebiyat eserleri” başlıklı 2.maddesi, “Musiki eserleri” başlıklı 3.maddesi, “Güzel sanat eserleri” başlıklı 4.maddesi ve “İşlenmeler ve Derlemeler” başlıklı 6.maddesi kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu değerlendirmeye bağlı olarak, davaya konu görüntülerin FSEK’te eserler için öngörülen korumadan yararlanamayacağı, bir başka ifade ile, davalının eyleminin FSEK kapsamında bir hak ihlali oluşturmadığı kanaatine varılmaktadır. Davaya konu görüntülerin eser niteliğinde olmaması sebebiyle, davalı kullanımının FSEK md.37’de yer alan haber istisnası kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olamayacağı kanaatine varılmıştır.
FSEK’ten Kaynaklı İhlal ile Tazminat Taleplerine İlişkin Değerlendirme:
Heyetimize verilen “FSEK kapsamında esere tecavüzün men'i, ref'i ile 68. Madde kapsamında telif tazminatı ve 70. Madde kapsamında manevi tazminat istemi”nin değerlendirilmesi doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucunda; öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu görüntülerin (videoların) FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı, dolayısıyla davacının FSEK kapsamında ihlal edilen bir hakkının bulunmadığı kanaatine varılması sebebiyle,
- Esere tecavüzün men'i koşullarının oluşmadığı,
- FSEK. md.68 kapsamında telif tazminatı talep edilemeyeceği,
- FSEK. md.70 kapsamında manevi tazminat talep edilemeyeceği değerlendirilmekle birlikte manevi tazminat hususundaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Kanaatine varılmıştır.
SONUÇ VE KANAAT
a- Dava konusu görüntülerin (videoların) FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı,
b- Esere tecavüzün men'i koşullarının oluşmadığı,
c- FSEK. md.68 kapsamında telif tazminatı talep edilemeyeceği,
d- FSEK. md.70 kapsamında manevi tazminat talep edilemeyeceği değerlendirilmekle birlikte manevi tazminat hususunda nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması yönündeki talebi HMK 30 uncu maddesi kapsamında değerlendirilerek sunulan rapor ve itiraz üzerine alınan ek rapor denetlenebilir ve içeriği de olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve getirtilen deliller, bilirkişi raporu ve dosya bütünü ile birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı taraf kendi kamerası ile çektiğini, kendi imkan ve donanımları ile oluşturduğunu ve FSEK kapsamına göre de eser olduğunu iddia ettiği video görüntülerinin yazılı izin alınmaksızın davalı tarafça kullanılarak ihlal edildiği iddiasında bulunmaktadır.
Teknik yönü nedeniyle sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyeti raporunda "Dava konusu videolarda yer alan görüntüler davacının kaz yetiştirilmesi, ticareti sonucu elde edilecek kazanç vb. konularla ilgili görüntülerine yer verildiği; bu görüntülerin çekimi, bir araya getiriliş şeklinin FSEK bağlamında hususiyet göstermediği, dolayısıyla dava konusu görüntülerin (videoların) FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı " şeklinde özetlenebilen görüşe aynı gerekçelerle iştirak edilerek;Davacı tarafın kendi kamerası ile çektiğini, kendi imkan ve donanımları ile oluşturduğunu ve FSEK kapsamına göre de eser olduğunu iddia ettiği video görüntülerinin ESER olmadığı sonucuna varıldığı, ve davacı talebi de eser hakkı ihlali iddiası olduğundan taleple bağlı kalınarak dava ispat edilemediğinden açılan davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar harcından peşin alınan 358,63 TL'nin düşümü ile bakiye 277,93 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücreti Tarifesi m. 7/3 hükmü uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca tazminat dışındaki istemler yönünden 15.000,00 TL vekalet ücreti, Maddi tazminat yönünden 1.000,00 TL vekalet ücreti, Manevi tazminat yönünden 15.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 31.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ....'ye verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davalı ..... vekili yüzüne karşı, davacı vekili ile diğer davalıların yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.05/12/2022
Katip ....Hakim ....
E-İmzalıdırE-İmzalıdır