T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2022/134 Esas (Birleşen 2 FSHHM nin 2022/138 esas dahil)
KARAR NO :2022/333
HAKİM :... ...
KATİP : ... ...
( ASIL ve BİRLEŞEN DOSYADA )
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. .....
DAVALI: ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ..
ASIL DAVA : Marka Tecavüzü,Tespit,Men, Ticaret Ünvanı Terkini, Maddi Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 25/12/2021
BİRLEŞEN DAVA: Marka Tecavüzü,Tespit,Men, Ticaret Ünvanı Terkini, Maddi- Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 12/04/2022
KARAR TARİHİ : 30/11/2022 Yazım Tarihi:01/12/2022
( ASIL DAVADA)
Ankara 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/12/2021 tarih ve .... karar sayı ile GÖREVSİZLİK kararı ile mahkememize gönderilen dava dosyasında;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE ; müvekkilinin 28.01.2019 tarihinde....başvurarak 13.02.2019 tarihinde 28.01.2019 tarihinden geçerli olmak üzere... danışmanlık ... ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkil bu marka ile gerek .... de gerekse yurt dışında bir çok iş yapmakta olup bu marka ile kendisini tanıttığını, 15.05.2019 tarihinde ise davalı ... ... Ticaret Siciline tescil olarak müvekkille aynı alanda faaliyete başladığını, müvekkilin 2016 yılından bu yana ... markası ile piyasada oluşturduğu güvenden yararlanmakta ve ... ibaresini bilerek müvekkilin izni olmaksızın mal ve hizmetlerinde, ticari ve hukuki işlemlerinde kullanıldığını, durum müvekkilin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu ve haksız rekabete yol açtığını, özellikle müvekkil şirketin aynı ünvanını kullanarak ".... ibaresini ekleyen kötüniyetli davalı, bu şekilde müvekkil şirketin ortağı izlenimi vererek müvekkilin ... markası ile oluşturmuş olduğu güvenden yararlandığını, marka hakkı ve ticaret ünvanı ile ilgili kanun maddeleri açık olduğunu, marka tescili ve TTK'nın koruma hükümleri tam da markasını tescil ettirip o marka ile ticaret ünvanı kullanan hak sahiplerini korumak için düzenlendiğini, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek olduğunu belirterek davalı şirketin kullandığı "..." ibaresi müvekkilin tescilli markasına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilin markasına tecavüz oluşturduğundan öncelikle tecavüzün tespiti ile menine, davalının ticaret ünvanının terkinine, müvekkilin markasını kullandığı ürün ve hizmetlerin toplatılması yahut ivedilikle olarak son verilmesini, 400.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile tahsiline ve 200.000,00 manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile tahsiline, hükmün tirajı en yüksek ulusal gazetelerden en az birinde yayınlatılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE "
I.USULE İLİŞKİN SAVUNMALARIMIZ
1.Derdestlik itirazında bulunuyoruz. Davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir.
Öncelikle huzurdaki dosya için DERDESTLİK itirazında bulunuyoruz.
Davacı, işbu dava ile tamamen aynı talep ve konuda ve tarafları da aynı olan iki dava daha açmıştır. Bunlardan biri .... .... E. sayılı dosya kapsamında açılmış, ancak görevsizlik kararı ile reddedilmiştir. Fakat, diğer dava, bu davadan yalnızca bir gün önce ... Esas sayılı dosya üzerinden açılmıştır ve halen derdesttir. Müzekkere yazılması talep edilmektedir.
....Esas sayılı dava ile işbu davadaki taraflar, konu ve nihai talep sonucu bir arada değerlendirildiğinde, iki davanın tamamen aynı olduğu görülecektir.
Bu nedenle, aynı konuda iki dava yürütülmesinin mümkün olmadığı ve HMK md. 104/1-(ı)da düzenlenen "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" şartının sağlanmadığı tespit edilerek, işbu dava her şeyden önce usul yönünden derhal reddedilmelidir.
2.Ayrıca, davacının işbu davada taraf sıfatı yoktur. Bu yönüyle de davanın usulden reddi gerekmektedir.
Dava dilekçesinde, davacı taraf olarak ....... gösterilmiştir. Ne var ki, .... kayıtlarına göre, davaya konu markanın dava dışı üçüncü kişi "...." adına tescilli olduğu görülmektedir (EK1).
Esasa ilişkin savunmalarımız saklı kalmak kaydıyla, davacı ... Strateji Danışmanlığı ve Eğitim Ltd. Şti.nin, ilgili markaya dayanarak bu davayı açmakta, hukuki hakkı, yetkisi ve yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verilmelidir.
3.Belirsiz alacak davası şeklinde açılan işbu dava, davacının zararlarını net bir şekilde belirtmiş olması sebebiyle usule aykırılık teşkil etmektedir.
Dava dilekçesinin 5. sayfasının "Hukuki Nedenler" başlığının bir üstündeki paragrafta, davacı, sözde zararlarını şu şekilde belirtmiştir;
"Yukarıda açıklamaya çalıştığımız üzere davalı şirketin kullandığı "..." ibaresi müvekkilin tescilli markasına aynen benzediğinden … 400.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile tahsiline ve 200.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile tahsiline, hükmün tirajı en yüksek ulusal gazetelerden birinde yayınlatılmasına karar verilmesi için mahkemenize başvurma zarureti hasıl olmuştur."
Bu durumda, davacı, aslında zararlarını bilmektedir veya en azından zararlarının asgari tutarını maddi olarak 400.000 TL ve manevi olarak 200.000 TL tutarında belirleyebilmiştir. Ancak, her nasılsa, bu davada davacı zararını tespit edememiş ve bu davayı belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır.
Aynı şekilde, ....Mahkemesinde açılan (ve görevsizlikten reddedilen) davada da, davacı 400.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davacının bu şekilde belirsiz alacak davası açması hukuka aykırıdır. Şöyle ki, HMK 107de açıkça belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." Maddenin ilk fıkrasındaki "alacağın miktarının belirlenemediği hal" durumu, işbu dava bakımından geçerli değildir.
Ayrıca, davacı eğer belirsiz alacak davası açmak istiyorsa da, bu durumda talep sonucunu, dava tarihi itibariyle asgari olarak belirleyebildiği tutarda belirtmek zorundadır. Aksi durum, belirsiz alacak davası kurumunun gerek TMK 2deki dürüstlük kuralına gerek HMK 29/1 "Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar" hükmüne aykırılık teşkil edecek şekilde kullanılması anlamına gelir.
Nitekim, doktrinde, bu savunmamızı çok net ve tereddütsüz bir şekilde teyit eden görüşler hakimdir:
"Davacının dava dilekçesinde belirtmesi gereken asgari miktar istenildiği kadar gösterilebilecek bir miktar değildir. Her şeyden önce asgari miktar davacının dava açtığı sırada asgari olarak belirleyebildiği bir miktar olmalıdır. … Aslında asgari miktar davacının talep ettiği en az miktar olmayıp, dava açtığı sırada belirleyebildiği miktardır. … Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır (HMK m. 29,1). Dava dosyasından açıkça, sırf eksik harç ödemek için çok düşük bir asgari talep sonucunun belirtildiği ve bu nedenle dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı anlaşılabiliyorsa, hakim talep sonucunun belirlenebilir olan kısmını eksiksiz olarak gösterilerek eksik olan harcın tamamlanmasını davacıdan istemeli ve bu eksiklik giderildikten sonra davaya devam etmelidir" (Pekcanıtez, H.: Belirsiz Alacak Davası, ....
Dolayısıyla, usul ve esasa açıkça aykırılık teşkil eden bu dava tarafımızca kabul edilemez nitelikte olup usulden reddi gerekmektedir.
4.Manevi tazminat davasının, belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir.
Davacı, bahsi geçen iki davada manevi zararını 200.000-TL olarak ifade etmişken, bu davada her nasılsa 1.000-TL talep etmiştir. Halbuki, manevi tazminat istemi manevi tazminatın bölünmezliği kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamaz ve manevi zararın HMK' nun 107. maddesine göre dava yoluyla tespiti de istenemez. Nitekim .... E. numaralı kararı da bu durumu destekler niteliktedir ve manevi tazminatın belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini açıkça belirtir niteliktedir.
II. ESASA İLİŞKİN SAVUNMALARIMIZ
1.Müvekkilimizin davaya konu ticaret unvanının ....Siciline tescil tarihi davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği (mesnet) markasının tescil edildiği tarihten öncedir.
Bu davada, davacı, dava dışı .... tescil numarası ile tescilli "... .... Danışmanlık" markasına dayanarak, müvekkil şirketin ticaret unvanının terkinini talep etmektedir.
Halbuki, müvekkilin ticaret unvanı, davacının mesnet markasından çok daha önceki bir tarihte tescil ve ilan olmuştur. Gerçekten de, ekli ....Gazetesi suretinden de görüleceği üzere müvekkil şirket 12.04.2019 tarihinde tescil ve ilan edilmiş iken (EK 2), davacının bahsettiği marka 08.07.2019 tarihinde tescil edilmiştir.
Açıkça görüldüğü üzere, davacının mesnet markasının TPMKya tescil tarihi, davalı müvekkilin ticaret unvanının TSG'ye tescil ettirilmesinden daha sonraki bir tarihtir. Eğer unvan tescili, marka tescilinden daha eski ise, bu halde marka sahibinin, unvanın terkini talebinde bulunması hukuken isabetli değildir ....
Kaldı ki, ticaret unvanının markasal olmayan bir şekilde kullanımı, kural olarak marka hakkına tecavüz oluşturmamakta, markanın ve ticaret unvanının tescilleri ile elde edilen her iki koruma da bir arada devam edebilmekte ve birbirlerine üstünlük taşımamaktadır (Çolak, s. 386).
Davacı, müvekkilimizin ticaret unvanının "markasal" bir şekilde kullanıldığını ispatlayabilecek tek bir cümle dahi zikretmemiştir.
2.Müvekkilimizin ticaret unvanı ile davacının mesnet markası arasında benzerlik kurduğu iddia edilen "..." ifadesi, ilgili sektörde ticaret hayatında herkes tarafından kullanılabilecek, tek bir kişinin kullanımına bırakılamayacak "tanımlayıcı" bir ifadedir.
... ibaresinin açılımı ....) olup, tüm dünyanın gündeminde olan sürdürülebilirlik fenomeninin şirketlerin kurumsal yönetimine yansıtılmasını; sürdürülebilirlik yatırımları yapan şirketlerin faaliyetlerine yönelik standartları ifade eder. ... uygulaması, geleneksel finansal analizin yanı sıra finansal olmayan potansiyel risk ve fırsatları da inceleyerek yatırımcılara daha kapsamlı bir analiz yapma imkânı sunan bir uygulamadır.
Basit bir Google arama motoru taraması ile dahi bu konuda onlarca bilgi edinilebilecektir. ... kısaltmasının tanımlayıcı yönünün ve ilgili sektörde ifade ettiği anlamın Sayın Mahkemenizin dikkatine sunulması adına, aşağıda birtakım örnekler verilmektedir:
Görüldüğü üzere, ..., "tanımlayıcı" bir ibaredir. Tanımlayıcı ibareler, bir malın veya hizmetin cinsini, çeşidini, miktarını, karakteristik özelliğini gösteren, bunlara doğrudan gönderme yapan sözcükler ve şekiller olup, bu tür ibareler, yapılan hizmetin karakteristik özelliklerini belirleyen kelime grupları da olabilecektir. Üstelik, tanımlayıcı sözcüğün yabancı dilde olması da durumu değiştirmez (....
Durum böyle olunca ... ibaresi tanımlayıcı bir ifadenin kısaltması olup kimsenin tekeline bırakılabilecek bir ibare değildir. Herkesin kullanımına açık bir terimdir.
Nitekim ....kararında da ilgili markanın İngilizce bir sözcük olmasına rağmen "iş idaresi ve hizmetleri" bakımından tanımlayıcı olduğuna karar vermiştir ...
Benzer bir kararda da, İngilizce sözcükler gibi, İngilizce sloganların dahi Türkiyedeki anlamının bilindiği varsayımı ile tanımlayıcı olduğuna karar verilmiştir. ".... biçimindeki bir marka tescil başvurusunun, Türkçe karşılığının "Teknoloji değişir, aslolan insandır" olduğu, bunun teknoloji ile doğrudan ilgili mal ve hizmetler bakımından cins, vasıf, çeşit bildiren bir marka olduğu, bu sloganın, herkesin kullanımına açık bırakılması gerektiği kabul edilerek, İngilizce slogan markalarının da Türk toplumu nezdinde tanımlayıcı olabileceği kabul edilmiştir (....
Söz konusu kararlarda, tıpkı "..." ... ibaresi gibi, bir tanımlayıcı ifadenin marka tecavüzüne konu edilemeyeceği Yargıtayca karara bağlanmıştır. Bu sebeple davacının marka haklarının tecavüze uğradığı iddiası yersiz ve asılsızdır.
3.Davacının belirttiğinin aksine, davaya konu ettiği marka tanınmış bir marka değildir. Davacı, 2019/08257 tescil numaralı markanın tanınmış olduğunu beyan etmiş, ancak herhangi bir ispat aracı sunmamıştır. Davacının bu beyanı sadece bir "iddia" olarak kalmıştır. Şöyle ki, Türk Patent ve Marka Kurumunun web sitesinde yer alan "Marka Araştırma" sekmesi nezdinde tanınmış markalar da marka araştırmasına tabidir. Ancak, uyuşmazlık konusu olan "... Turkey Danışmanlık" markası, bu arama yapıldığında tanınmış markalar kapsamında bir sonuç vermemektedir. Bu husus bile, davacının işbu davada haksız olduğunu gösterir niteliktedir. Ayrıca, davacının neye dayanarak markasını tanınmış olarak ilan ettiği, izaha ve ispata muhtaçtır.
Söz konusu marka, TPMK kapsamında tanınmış bir marka olarak değerlendirilemeyeceği gibi, olsa olsa zayıf marka tanımı kapsamındadır. Nitekim, konuya ilişkin doktrinde yer alan görüşler şu yöndedir: "Zayıf marka kavramı, ayırt edicilik derecesi düşük olan veya tescili istendiği mal veya hizmete yakın duran, ait olduğu işletmenin mal ve hizmetlerini, diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme kapasitesi göreceli olarak az olan markadır."
Davacının, davaya konu ettiği marka da, yukarıda açıkladığımız üzere, verilen hizmetin niteliğine referans veren dolayısıyla ayırt ediciliği oldukça düşük olan bir markadır (Çolak, s. 249).
4.Müvekkilimizin, davacının davaya konu ettiği markanın tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamaktadır.
Davacının iddialarına dayanak gösterdiği marka TPMKda 35. sınıfta tescillidir. Bu sınıf, "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil), Büro hizmetleri, Alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri" gibi mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Ancak müvekkilimizin bu hizmet sektörüne yönelik herhangi bir çalışması veya işi yoktur, böyle bir hedefi dahi bulunmamaktadır. Şirket Esas Sözleşmesi de bu hususu teyit etmektedir (bkz. EK2).
5.Müvekkilimizin ticaret unvanı aynı zamanda TPMKda kendisi adına .... no. ile tescilli markasına dayanmaktadır ve ticari faaliyetlerini bu markanın tescilli olduğu hizmet grubunda yürütmektedir.
Müvekkilimizin TPMKda kendisi adına... sınıflarda tescilli markası bulunmaktadır. Tüm ticari faaliyetlerini de bu markanın tescilli olduğu sınıflarda yürütmektedir.
6.İki marka arasında dahi, marka hakkına tecavüz yaratabilecek herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır.
Her şeyden önce, davacı, müvekkilimizin ticaret unvanı ile (kendisi adına tescilli olmayan) bir marka hakkına tecavüz edildiğinin tespiti ile ticaret unvanının terkinini talep etmektedir. Ancak, müvekkilimizin bu ticaret unvanını kullanma hakkı, yalnızca TSGdeki tescile değil, aynı zamanda .... no. ile tescilli marka hakkına da dayanmaktadır.
Görüldüğü üzere, markalar arasında görsel açıdan veya genel intiba olarak hiçbir şekilde benzerlik bulunmamaktadır. Markalar arasında benzerlik söz konusu olmadığı için, marka hakkına tecavüz yaratabilecek bir iltibas tehlikesi de hiçbir şekilde söz konusu değildir.
7.Müvekkilimizin ticaret unvanının tescilinden bu yana uzun bir süre geçmiş olduğu da değerlendirildiğinde, tecavüz iddiasında bulunan davacının kötü niyetli olduğu açıktır.
Kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacının iddiasında haklı olduğu düşünülse bile, unvan terkini talebinin belli bir süre içinde yapılması gerekir, uzunca bir süre sessiz kalınması halinde, sessiz kalma yolu ile hak kaybından dolayı terkin talebinde bulunulamayacaktır ...
Davacı, müvekkil şirket kuruluştaki zorlukları atlatıp ticari hayatını belli bir düzene oturtmuş iken, şimdi bu talepte bulunan davalı kötüniyetlidir.
Davalı, bu durumdan haberdar olmadığını da söyleyemez. Zira, müvekkilimiz ticaret unvanını belli bir görsellik ile TPMKda marka olarak da tescil ettirmiş ve bu tescil başvurusunun değerlendirildiği dönemde yapılan ilanlara rağmen, davacı tarafından herhangi bir şekilde itirazda bulunulmamıştır.
Ayrıca, ...da ... ibaresi ile ve hatta davacının davaya konu ettiği marka ile aynı sınıfta (35. Sınıf) başkaca tescilli markalar da bulunmaktadır. Ancak, davacı bunlara karşı herhangi bir işlem tesis etmemiş, itiraz veya hükümsüzlük talebinde bulunmamışken müvekkilimize karşı kötüniyetle bu davayı açmıştır.
8.Davacı, zararlarını ispat edememiş ve hatta zararı oluştuğuna dair herhangi bir delil dahi ortaya koyamamıştır.
Davacı, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerinde, kendi markasının tanınmışlığından ve ticari itibarından yararlandığını iddia etmekte, ancak bunu ispat eden hiçbir delil veya herhangi bir açıklama dahi sunmamaktadır.
Müvekkil şirket, Kurucusu ve Genel Müdürü Sn. ....2001 yılından bu yana çevre yönetimi, iklim değişikliği, karbon ayakizi, sürdürülebilirlik yönetimi ve raporlaması gibi alanlarda yaptığı çalışmalarla edindiği bilgi ve tecrübelerini kaynak alarak 2019 yılında kurulmuştur.
Özge....ise, 2001-2019 yılları arasında bu alanda çalışmış, ....lk ve önde gelen kapsamlı sürdürülebilirlik çalışmalarından birini yönetmiş; ... başkan yardımcılığı yapmış; konuyla ilgili bir çok ulusal/uluslararası konferansa panelist/moderatör olarak katılmış onlarca şirketin bağlı olduğu sürdürülebilirlik izleme ve raporlama sisteminin oluşturulması, yaklaşık 200 ... göstergesi ile izleme yapılması gibi pek çok çalışmaya imza atmış ve pek çok yayın yapmıştır (EK6- Yayın Listesi).
Bu anlamda, müvekkil şirket tüm ticari faaliyetlerini, Kurucusu ve Genel Müdürü .... yıllara dayanan tecrübesi ile kurduğu çevre ve iş ilişkileri sayesinde yürütmektedir.
Müvekkil şirketin ticaret unvanında, "... Partner" ibaresinin kullanılmasının nedeni ise şöyledir:
"Sürdürülebilirlik" ifadesinin uzun ve söylemesinin zor olması, bunun yerine "..." ibaresinin verilen hizmetleri anlatan ve uluslararası mecralarda bu kısaltma ile anılan bir kavramın (.... tanımlayıcısı olması,
"Partner" ifadesi ile ise müşterilere yönelik "Sizin ... Partneriniz", "... konusunda size hizmet verecek çözüm ortağınız" gibi anlamların çağrıştırılmak istenmesi.
Üstelik, müvekkilin ticaret unvanında, davacının iddia ettiğinin aksine .. ifadesi geçmektedir. Yani ilgili ibare ile sanki davacı şirketin bir iştirakiymiş gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldığı iddiası, davacının hayal dünyasının bir ürünüdür.
Kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için öyle olsa bile, davacının maddi tazminat talep edebilmesi için zararlarını somutlaştırması, zarara sebebiyet veren maddi olguları açıklaması, zararın hesaplanabilmesini sağlayacak delilleri göstermesi gerekir. Neticede, zararın varlığını ve miktarını ispat yükü davacı üzerindedir. Ancak, davacı bu ispat yükünü hiçbir şekilde yerine getirememiş, sadece soyut bir zarar iddiası ileri sürmekle yetinmiştir.
9.Davacının manevi tazminat talebi tamamen yersizdir. Davacı manevi zararı doğmasına neden olan herhangi bir maddi vakıa veya delil ileri sürememiştir.
Manevi tazminat talebinde bulunan davacı, şirket bünyesinde manevi zararın doğmasına neden olmuş herhangi bir somut olay göstermemiş, sadece manevi zararın ortaya çıktığını iddia etmiştir. Bu açıdan ispat yükü üzerinde olan davacı bu yükümlülüğü yerine getirmemiştir. Herhangi bir vakıa veya delil gösterilmeksizin davacı tarafından iddia edilen soyut manevi zarar iddiasını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.
-Öncelikle, davanın yukarıda açıkladığımız nedenlerle dava şartı yokluğundan usulden reddine,
-Usulden red kararı verilmeyecekse bile, davacının iddia ve taleplerinin açıkça haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunun tespiti ile davanın reddine, "şeklinde talepte bulunmuştur.
(BİRLEŞEN DAVADA)
İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE ; müvekkilinin 28.01.2019 tarihinde .... Kurumuna başvurarak 13.02.2019 tarihinde 28.01.2019 tarihinden geçerli olmak üzere "... turkey danışmanlık ...." ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilin bu marka ile gerek T.. de gerekse yurt dışında bir çok iş yapmakta olduğunu, bu marka ile kendisini tanıttığını, 15.05.2019 tarihinde ise davalı ..... tescil olarak müvekkilli ile aynı alanda faaliyete başladığını, müvekkilin 2016 yılından bu yana ...markası ile piyasada oluşturduğu güvenden yararlanmakta ve ... ibaresini bilerek müvekkilinin izni olmaksızın mal ve hizmetlerinde, ticari ve hukuki işlemlerinde kullandığını, durumun müvekkilinin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu ve haksız rekabete yol açtığını, özellikle müvekkili şirketin aynı ünvanını kullanarak "...." ibaresini ekleyen kötü niyetli davalının, bu şekilde müvekkili şirketin ortağı izlenimi vererek müvekkilinin ... markası ile oluşturmuş olduğu güvenden yararlandığını, marka hakkı ve ticaret ünvanı ile ilgili kanun maddelerinin açık olduğunu, marka tescili ve TTK'nın koruma hükümleri tam da markasını tescil ettirip o marka ile ticaret ünvanı kullanan hak sahiplerini korumak için düzenlendiğini, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek olduğunu ifade ederek, davalı şirketin kullandığı "....baresi müvekkilin tescilli markasına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilin markasına tecavüz oluşturduğundan Markaya Tecavüzün Tespiti ve Men'ine, İbarenin Ticaret Sicil Unvanın Terkinine, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile şimdilik 1.000,-TL Maddi ve 10.000,-TL Manevi Tazminatın tahsiline, hükmün tirajı en yüksek ulusal gazetelerden en az birinde yayınlatılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE " davacının işbu dava ile tamamen aynı talep ve konuda ve tarafları da aynı olan iki dava daha açtığını, bunlardan birinin ...E. sayılı dosya kapsamında açıldığını, ancak görevsizlik kararı ile reddedildiğini, bu davadan yalnızca bir gün sonra ..... Esas sayılı dosya üzerinden açıldığını ve halen derdest olduğunu, iki davanın tamamen aynı olduğunu, davacının işbu davada taraf sıfatının bulunmadığını, davacı taraf olarak E.... kayıtlarına göre, davaya konu markanın dava dışı üçüncü kişi "...." adına tescilli olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, belirsiz alacak davası şeklinde açılan işbu davanın, davacının diğer iki davada zararlarını net bir şekilde belirtmiş olması sebebiyle usule aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin davaya konu ticaret unvanının Ticaret Siciline tescil tarihinin davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği (mesnet) markasının tescil edildiği tarihten önce olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanı ile davacının mesnet markası arasında benzerlik kurduğu iddia edilen "..." ifadesi, ilgili sektörde ticaret hayatında herkes tarafından kullanılabilecek, tek bir kişinin kullanımına bırakılamayacak "tanımlayıcı" bir ifade olduğunu, ... ibaresi tanımlayıcı bir ifadenin kısaltması olup kimsenin tekeline bırakılabilecek bir ibare olmadığını, herkesin kullanımına açık bir terim olduğunu ifade ederek, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine, usulden red kararı verilmeyecekse, davacının iddia ve taleplerinin açıkça haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunun tespiti ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
....tarafından 31/05/2022 tarih ve Esas No.... sayı ile " Aralarındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle mahkememizin .... esas sayılı dosyası ile .... Mahkemesinin.... esas sayılı dosyalarının BİRLEŞTİRİLMESİNE, " şeklinde karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.
HUKUKİ MEVZUAT;
5235 sayılı ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ Hk.K.
Madde 8 " Hukuk mahkemeleri, sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemeleridir."hükmü,
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
Madde 1" Mahkemelerin görevleri ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. "
Madde 114/1-c " Mahkemenin görevli olması" dava şartlarındandır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU;( 10/01/2017 yürürlük )
Madde 1/2 "Bu Kanun; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımları kapsar." hükmü,
Madde 7/1 " Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir." hükmü,
Madde 156 /1 " Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, .... Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde .... lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir." hükmü,
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir ." ,
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." ,
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; ",
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.
"hükmü yer almaktadır.
.... 30/05/2018 tarih ve 839 sayılı kararında "... ceza mahkemesinin kurulu bulunduğu yerlerde belirlenen yargı çevrelerini kapsayacak şekilde fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve smai haklar ceza mahkemelerinin faaliyetlerini devam ettirdiği, (Örneğin .... Hukuk Mahkemesinin yargı çevresinin kurulduğu yerin mülki hudutlarını kapsayacak şekilde belirlenmesi nedeniyle, Ankara ilçelerindeki (.... dâhil) bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, Ankara’nın ilçelerindeki asliye hukuk mahkemelerinin değil, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin bakacağı ve bu şekilde faaliyetini devam ettireceği)," şeklindeki düzenlemeler yer almaktadır.
GEREKÇE;
Mahkememizin bu dosyasında 30/11/2022 tarihinde yapılan ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA" Asıl ve birleşen dosya açısından davacı taraf vekilinden "hangi tescil no'lu" markaya dayalı talepte bulunduğu hususu HMK 31.maddesine göre açıklaması istenildi.
Asıl ve birleşen dosyanın davacı vekili: Müvekkil ... tarafından tescilli markasına yönelik marka numarasını ve belgesini dosyaya ibraz etmiştik, müvekkil ... diğer müvekkil ...nin sahibi ve yetkilisidir.
Asıl ve birleşen dosyanın davacı vekili tarafından beyanında geçen dosyaya sunulduğu ifade edilen 2019/08257 tescil no'lu marka davacı taraf vekiline gösterildi.
Bahse konu olan markanın son durumunu gösterir kayıt Türk Patent Kurumu internet sitesinden alınıp dosyaya yansıtıldı. Markanın 08/07/2019 tarihinde tescil edildiği, sahibi olarak ....'in gösterildiği görüldü.
Davacı vekili:Dayanak marka tescil belgemiz bana gösterdiğiniz marka tescil belgesidir dedi." şeklinde tespitler yapılmıştır.
Mahkememizin görev alanı "5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunundaki " marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına "ilişkin ihtilaflardan kaynaklanan hukuk davaları için ihtisas mahkemeleri olarak belirlendiğinden , 6769 sayılı SMK anlamında da marka koruması Türk Patente tesçil yoluyla sağlandığından hareketle ;
Asıl ve birleşen dosyada davacı taraf tüzel kişi şirketin kendisinin değil ortağı ve sahibi olduğunu ileri sürdüğü (DAVA DIŞI gerçek kişi ...in sahibi olduğu 08/07/2019 tarihinde tescil edilen) ....sayılı markayı bu davada dayanak yapmış olup şirket kendi tüzel kişiliğine ait başkaca herhangi bir tescil sayılı markayı dayanak olarak ileri sürmemiştir. Bir şirketin ortağı veya yetkilisi olan kişinin kendi şahsına ait markasının da o şirkete ait olduğu, ve o şirketle ilgili 3.ncü kişiler nezdinde bu markayı kullanabileceği söz konusu olamaz. Zira marka bizzat sahibine SMK 7.nci maddeye göre münhasır hak sağlamış olup sahibinin dışında (lisans hariç) bu markanın başkasına koruma zırhı getirmesi mümkün görülmemektedir.
Bu açıdan , davacı şirketin bu davada ileri sürdüğü hakkının tescilli markaya değil tescilli ticaret ünvanına bağlı olduğu sonucu ortaya çıktığından bu şekilde davacının iddia ettiği davalı eyleminin kendi tescilli ticaret ünvanına bağlı haksız rekabete dayalı Tespit,Men, Ticaret Ünvanı Terkini, Maddi Manevi Tazminat talebi olarak ileri sürdüğü davada ( uyuşmazlıkta) 6769 sayılı SMK hükümleri değil , 6102 sayılı Türk Ticaret kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde Ankara .... Mahkemesinde ele alınıp sonuçlandırılması gerektiğinden HMK 20.nci maddesine göre GÖREV yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. ( Benzer içtihat Y.... sayılı kararında " Taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu tescilli bir sınai mülkiyet hakkı bulunmadığına ve bu hakka dayanılmadığına göre, davada anılan mevzuat hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacaktır. Bu durumda davaya bakma görevinin genel mahkemenin görevi dahilinde olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklindedir.)
Bu dosyada daha önce ....Mahkemesinin 29/12/2021 tarih ve .... karar sayı ile görevsizlik kararı verildiği için ... ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından görev uyuşmazlığının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi tarafından giderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Diğer yönden davalı , birleşen dosya açısından derdestlik itirazı ileri sürmüş ise de bu itiraz görevli mahkemede değerlendirilmelidir.
Her ne kadar....Mahkemesi tarafından gönderilen görevsizlik kararından sonra davalı cevap dilekçesi ile kendi tescilli markasını ileri sürmüş ise de uyuşmazlıkta ispat külfeti davacıya ait olup davacı iddiaları açısından TTK hükümleri uygulanacağından bu durum Ticaret mahkemesince verilen görevsizliği ortadan kaldıran bir sebep olarak değerlendirilmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Asıl ve birleşen dosyada Davanın GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,
2-Asıl ve birleşen dosya açısından ... ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından görev uyuşmazlığının ...ilgili hukuk dairesi tarafından GİDERİLMESİNE,
3-Görevsizlik kararı kesinleştiğinde dosyanın .... GÖNDERİLMESİNE,
4-HMK 20.maddesine göre görevsizlik kararı kesinleşmesinde itibaren asıl ve birleşen dosyanın davacı tarafınca dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına mahkememizce karar verileceğine,
5-Birleşen dosya açısından derdestlik itirazının görevli mahkemede DEĞERLENDİRİLMESİNE,
6-Yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemede nazara alınmasına,
Dair verilen karar asıl ve birleşen dosyanın davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyanın davalı firma vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ...Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.30/11/2022
Katip ... Hakim ...
¸e-imza ¸e-imza