T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO: 2022/5 Esas
KARAR NO: 2022/349
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ... ..
DAVALI : 1- ... -..
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... -... ...
DAVA: Marka 2021-M-10594 Sayılı YİDK Kararı İptali
DAVA TARİHİ: 06/01/2022
KARAR TARİHİ: 07/12/2022 Yazım Tarihi:03/01/2023
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: 2015 yılında kurulan müvekkili şirketin .... dergisi gibi piyasanın prestijli dergilerini bünyesinde bulundurduğunu ve yıllar içerisinde çıkarttığı çok satan dergileriyle yayıncılık sektörüne damga vurduğunu, sürekli güncellenen içerikleri, okurların ihtiyaçlarını ve isteklerini göz önünde bulundurarak dergiler yayınladığını; kuruluşundan sonra müvekkil şirket tarafından yayımlanan ve tüm Türkiye'de bulunabilen ulusal bir yayın olan .... dergisinin ülkenin en çok satan edebiyat dergisi olduğunu; müvekkilinin tüketici tarafından yoğun ilgi gören, ülke çapında bilinen ve tanınan yayınları bulunduğunu, basın-yayın sektöründeki faaliyetlerinin yanı sıra, radyo ve televizyon yayın sektöründe de tüketicinin yoğun ilgisiyle faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiğini, müvekkili adına “kafa” ibareli tescilli birçok markasının olduğunu; bu markaların aynı zamanda TÜRKPATENT tarafından belirtilen kriterleri sağlayan tanınmış markalar olduğunu; dava konusu .... sayılı ... ibareli marka başvurusunun 43. Sınıfta yer alan hizmetlerde başvurusunun yapıldığını, bu başvurunun ilanına yapılan itirazın MDB ve YİDK tarafından red edildiğini, davalının markası ile müvekkilinin “....” ibareli markalarının asli unsurunun aynı olduğunu, aynı hizmetleri kapsadığını, davaya konu olan markanın başvuruda bulunduğu 43. Sınıfta faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin .... isimli bir restoranı bulunduğunu, tüketicinin dava konusu işareti müvekkilinin markası olarak algılanacağını, sunulacak hizmetlerin kaynağının müvekkil veya müvekkili ile ilişikli kişiler olduğunun sanılacağını, 6/3 maddesine atıfta bulunarak dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin menfaatlerinin doğrudan zarar göreceğini, ...ibareli markanın ilk kez ortaya koyan biyasada maruf hale getiren ve gerçek hak sahibin müvekkili olduğunu, ihtilafa konu işaretin müvekkilin tescilli markasının kapsadığı hizmetlerde tescili halinde, davalı hiç çaba sarf etmeksizin müvekkile ait tanınmış markanın tüketici kitlesini kendisine çekerek haksız yarar sağlayacağını, haklarını sekteye uğratacağını belirterek Türk Patent YİDK'nın .... sayılı kararı ile dava konusu .... ibareli marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahsa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma tebligatı yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmaya da gelmediği tespit edilmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın kurum nezdinde ileri sürdüğü mesnet markalar arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, davalı başvurusuna ve alınan YİDK kararına etki edip etmeyeceği, Türk Patent'in ... sayılı YİDK kararının yerinde ve doğru olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
YİDK kararının 07/12/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı TürkPatent Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06/01/2022 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
Türkpatent YİDK'nun ... sayılı kararında; "…Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, baskın şekil unsurunun varlığı, "tatlı kafa" ibaresinin bir bütün olarak bıraktığı anlamsal bütünlük dikkate alındığında işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların benzer olmadığı, bu bağlamda markalar arasında karıştırılma veya tanımışlık nedeniyle ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İtirazın red edilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. "şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...
43.Sınıf38.Sınıf
P..
16,35,38,41.Sınıf.
....
43.Sınıf
(ve diğerleri.....)
Bilirkişi heyetinden alınan 28/11/2022 tarihli raporda ÖZETLE; "Davalının davaya konu olan ... başvuru sayılı ".... markası ile davacı firmanın mesnet gösterilen sadece ...." ibareli markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerlik bulunduğu bununla birlikte çekişme konusu olan 43. Sınıftaki hizmetlerin de aynı olması nedeniyle bağlantı kurulması ihtimali dâhil iltibasa yol açabileceği,
Uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, " şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ".... ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; Her iki markanın asli ayırt edici unsurunun " ...." ibaresi olduğu görüleceği; aynı zamanda emtia benzerliği de oluştuğu;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ".... ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının ..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında benzerlik nedeniyle işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğundan aksi yöndeki YİDK kararı hatalı olduğu;
Diğer yönden davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan iltibası ortadan kaldırmadığından sonuca da etkili bulunmadığından davanın kabulü gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-AAÜT uyarınca 15.000.00 TL. vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 2.400.00 bilirkişi ücreti, 231,5 TL tebligat ücreti, 80,70 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 2.712,2 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ....Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 07/12/2022
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza