T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/280 Esas - 2022/244
T.C. ''TÜRK MİLLETİ ADINA''
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO: 2021/280
KARAR NO: 2022/244
HAKİM: ...
KATİP:...
DAVACI :...
VEKİLİ: Av. ..
DAVALI : 1-....
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : 2-....
VEKİLİ: Av....
DAVA: Marka 2021-M-5316 Sayılı YİDK Kararı İptali -Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ: 04/10/2021
KARAR TARİHİ: 26/09/2022 Yazım Tarihi: 24/10/2022
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının 1876 yılından beri boza ve sirke üreten
Türkiye’nin ilk şirketi olduğunu ve faaliyetlerini “...” markası altında kesintisiz olarak
günümüze kadar sürdürdüğünü, davalı firmaya ait ... sayılı “... ...” ibareli
markanın 33. Sınıfa giren bir takım emtialar için tescil edilmek üzere ilanına davacının tescilli
markalarına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazın ... tarafından nihai olarak
reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının yüz yılı aşkın
kesintisiz çalışma ve çabalarının sonucunda “...” markasının tanınmış marka haline
geldiğini, nitekim bu tanınmışlığın... ve Mahkeme kararlarında da kabul edilmiş
olduğunu, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer
olduğunu, zira karşılaştırılan markalarda geçen kelimeler arasında markasal hüviyette ayırt
ediciliği en yüksek olan ibarenin “...” olduğunu, yani taraf markalarında “...” ibaresinin
esas unsur olarak kullanıldığını, taraf markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, ayrıca davacının markasının tanınmış olduğunu, bu yüzden farklı emtia sınıflarına giren
emtialar açısından da korunması gerektiğini, nitekim ....sayılı kararında davacının “...” markasının tanınmışlığına hükmedildiğini, bu
kararın kesinleştiğini, davalı firmanın davacının tanınmış markasının ününden haksız bir
biçimde faydalanmak amacıyla “...” esas unsurlu markayı tescil ettirmek istemesinin
davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek,....nın dava
konusu edilen 16.07.2021 tarihli ve.... sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescili
talep edilen... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden
terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: karşılaştırılan markaların içerdikleri farklı unsurlar göz önüne alındığında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanacaklarını, markaların tescil kapsamına giren/alınmak istenilen emtiaların da aynı/türdeş/benzer olmadığını, zaten de davacının yasal süresi içerisinde itirazlarına mesnet aldığı markaları kullandığına dair yeterli nitelikte ve nicelikte delili ... marka işlem dosyasına sunamadığını, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta tescilli markalarına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir hak iddia edemeyeceğini, somut olayda SMK m. 6/5 hükmünde belirtilen koşulların sağlandığının davacı tarafından ispat edilemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE:
Taraf markalarında ortak olarak geçen “...” ibaresinin tasviri/tanımlayıcı bir kelime olması nedeniyle markasal
hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve kimsenin tekeline verilebilecek nitelikte bir ibare
olmadığını, yani davacının “...” markasını seçmiş olmakla, bu ibarenin aynısının diğer
firmalarca kullanılmasına karışmamayı açıkça kabul etmiş olduğunu, davacının dava
dilekçesinde davasına mesnet aldığı markalarını saymadığını,... aşamasında ileri sürülen
markalarına bakıldığında, bu markaların daha ziyade 30. Sınıfa giren emtialarda tescilli
olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleşmemiş
olduğunu, nitekim bir tüketicinin “... rakısı”nı almak isterken “... bozası”nı almasının
mümkün olmadığını, davacının davasına mesnet aldığı markalarının tanınmış olmadığını, davalı
firmanın da hiçbir marka üzerinden kısa yoldan haksız kazanç elde etme ihtiyacında olmayan saygın ve büyük bir şirket olduğunu, davalının huzurdaki davada da davacının markalarının kullanıldığının ispatı talebinin bulunduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine....
nezdinde tescilli “...”lı bir çok markanın bulunduğunu, nitekim davalının 2019/50504,
... sayılı “...”lı markalarının tescile bağlanmış
olduğunu, davacının davalının bu markalarının yayınına itiraz etmemiş olduğunu, asıl davacının
kullanmadığı markalarına dayalı olarak huzurdaki davayı ikame etmekte kötü niyetli olduğunu,
davacının ticaret unvanına ve gerçek hak sahipliğine dayalı iddialarının da haksız ve mesnetsiz
olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın kurum nezdinde ileri sürdüğü mesnet markaları açısından SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, kurumun "Kullanım ispatına ilişkin delil sunulmadığı" yönündeki tespitinin yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından SMK 6/3 maddesine göre önceye göre kullanım ve gerçek hak sahibi iddiası SMK 6/5 maddesine göre markasının tanınmışlığı iddiası, SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sinai hak iddiası ile SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetle başvuru yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, .... itiraz hakkında nihai olarak verdiği 2021-... kararının iptalinin davalı markasının da tescili halinde hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 04/08/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı .... 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/10/2021 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... sayılı kararında; '.... başvuru numaralı ''... rakısı'' ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun ..., Sayılı ''...'', '' vefadan'', ''...'' ''... 1876'', ''... bozacısı'' ''... bozacısı 1876'' ... bozacısı 1876 şekil'', ''... bozacısı 1876 şekil'', ''... bozacısı 1876'' ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK 'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
.................
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların tescil kapsamında aynı veya benzer mal/hizmetlerin bulunmaması ve markalarda ortak unsur konumundaki ‘...’ ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olmaması hususlarını birlikte dikkate alan Kurul, markalar arasında karıştırılma ihtimali ortaya çıkmayacağı kanaatine varmıştır.
.Muterize ait markaların Paris Sözleşmesinin 1. Mükerrer 6. Maddesi kapsamında tanınmışlığına ilişkin olarak yeterli bilgi ve belgenin sunulmadığı, bu nedenle muteriz markalarının tanınmışlığına yönelik herhangi bir tespitte bulunulamadığından, itiraza konu başvurunun 6769 s. SMK’nın 6/4 maddesi kapsamında reddi de mümkün görülmemiştir....Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 s. SMK’nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle iş bu itirazın da reddi gerekmiştir.
Karar: İtirazı reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ....’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
19/2 maddesi "6/1 fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde ....’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." hükmü ;
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
Paris sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ( Bu konuda örneğin; “Marka sahibinin, markasını tescil ettirirken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir” (Karasu, Rauf; Spekülasyon ve Engelleme Markaları,....
....sayılı ... Kararı”nda da “Marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır.
...11/06/2009 tarihli .... sayılı kararında “önceki markanın varlığı hakkındaki mevcut veya muhtemel bilginin, başvurunun kötü niyetle yapıldığını tek başına göstermeyeceği ve tüm faktörlerin dikkate alınması gerektiği” hükmü verilmiştir. .... sayılı Kararında da “Kötüniyetin varlığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiği, markaların iltibasa yolaçması ve davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin başlı başına kötüniyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı” vurgulanmıştır.)
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
YİDK davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... RAKISI.... ... BOZACISI 1876+şekil...
33. Sınıf 29,30,32,43. Sınıf
(Rakı coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar.)
... BOZACISI 1876+şeki...
05,29,30,32,35,43. Sınıf
...'DAN DAMLA ...
30. Sınıf
(ve YİDK Kararında geçen diğer markalar)
Bilirkişi heyetinden alınan 27.05.2022 tarihli raporda ÖZETLE; "1) Hem .... iptali talepli hem de hükümsüzlük talepli davalar açısından, davacının kullanmama def’ine muhatap .... sayılı markalarında dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan, sadece, kullanımı ispat edilebilen “boza” emtiaları açısından yararlanabileceği,
2) Davacının.... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markalar arasında, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu,
3) Davacının markalarının kapsamına giren/korunduğu emtialar ile davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtianın aynı/benzer/türdeş emtia sayılamayacağı,
4) (3) nolu bentteki değerlendirme nedeniyle, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
(... tablodan görüleceği üzere; taraf markaları farklı sınıflara giren emtiaları kapsamaktadır. Davacının markaları 05, 29, 30, 31, 32, 39 ve 43. Sınıflara giren bir kısım mal ve hizmetler, davalının markası ise, sadece, 33. Sınıfa giren bir alkollü içecek türü olan “rakı” için tescillidir. Her ne kadar “rakı” emtiası da bir içecek türü olsa da, davacının markalarının korunduğu içeceklerden farklı olarak “alkollü” bir içecektir ve bu özelliği itibariyle, davacının markalarının korunduğu içecekler başta olmak üzere gıda ile ilintili emtialar gözetildiğinde, onlarla benzer alıcı çevresine hitap etmez, benzer ihtiyaçları gidermez, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri farklıdır, dağıtım kanalları/satış sunuldukları yerler alakasızdır, birbirleri yerine ikame imkânları yoktur.Bu yüzden de; davalının markasının kapsamında kalan emtia açısından, somut olayda emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının gerçekleşmediği değerlendirilmiştir.
Davacının ....sayılı görselli markaları özelinde, davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalar ile dava konusu edilen markada geçen işaret arasında, birebir aynı olan esas unsurları ve sırf kelime markaları olmaları nedeniyle, görsel/fonetik/kavramsal açılardan benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. ANCAK; davacının markalarının tescilli olduğu/kullanmama def’i sonrasında koruma kapsamlarında kalan emtialar ile davalının markasının kapsamında kalan “rakı” emtiasının aynı/benzer/türdeş emtia olarak nitelendirilemeyeceği, bu yüzden de söz konusu emtialarda “...”lı işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin/ alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları ve her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünme ihtimallerinin olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle de, somut olayda, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış bulunan emtia açısından, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. )
5) Davacının “...” markasının “boza” ürünü açısından tanınmış bir marka olduğu, bu tanınmışlığın, davalının konusu edilen markasının, kapsamına alınmak istenilen “rakı” emtiası açısından tesciline engeli/hükmüne etkisi olabileceği,
(“...” ibaresinin/markasının/tanıtma vasıtasının “boza” içeceğinde davacının yüzyılı aşan uzun yıllara sarih yoğun kullanımı ile istikrarlı bir şekilde Türkiye genelinde tanıtıldığı, bu markanın “boza” açısından piyasada tanınmış bir marka olduğu, davacı ve onun köklü faaliyetleri ile özdeşleştiği, davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgelerden53 anlaşılmaktadır. Davacının markasının tanınmışlığı, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu .... ve Mahkeme kararlarında da ifade edilmektedir54. Bu nedenlerle, dava konusu edilen markada bu ibarenin birebir aynısının esas unsur olarak geçmesi ve davalının söz konusu ibareyi, davacının markasının tanınmış olduğu sektörde kullanması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karekterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği ihtimalinin söz konusu olabileceği, bu nedenle davalının bu markasal kullanımının “davacının yeni bir ürünü/davacının alkollü içecek sektörüne girdiği” şeklinde algılanabileceği göz önüne alındığında, davalının davaya konu markasının, davacının “...” markasının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşabileceği düşünülmüştür. Her ne kadar davalı firma, tarafların “boza” ve “rakı” ürünlerinin çok farklı tüketici kesimlerine ve ihtiyaçlara hitap ettiğini ileri sürmüş ise de, “boza” tüketicisinin “rakı” tüketmeyeceği şeklinde bir çıkarıma varmak mümkün değildir. Ayrıca, davacının “boza” dışında, “limonata, şıra, şerbet” gibi içecekleri de tüketicilere sunduğu, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu haber örneklerinden anlaşılmaktadır. Yani davacı, “...” markası altında sadece “boza” değil, başkaca özelliklli içecekler de piyasaya arz etmektedir. Davacının bu ürünleri açısından “...” markasının tanınmışlığından söz edilemese dahi, davacının başkaca ürünleri de piyasaya arz ettiğini bilen müşterilerinin, “...” markalı “rakı” ürününü gördüklerinde, “...” markasının itibarından ve ayırt ediciliğinden hareketle, “...” markalı “rakı” ürününe de meyledebileceği, bu markalı ürünleri diğer markalı ürünlerden öncelikli olarak tercih edebilecekleri düşünülmüştür.
Bütün bu nedenlerle, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın, kapsamına alınmak istenilen 33. Sınıfa giren “rakı coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar” yönünden, tesciline/hükmüne engel olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.)
6) Davacının “önceki kullanıma dayalı gerçek hak” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
(SMK’da “piyasada maruf hale getirme” şartından söz edilmese de bu şartın “zımnen” 6/3 maddesi hükmünde yer aldığını kabul etmek gerekir. Buna göre tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete kullanım yoluyla hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin “asgari bilinirlik düzeyi”ne ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti “ilk” kullanan kişiye korunma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu “SMK hükümleri uyarınca sağlanan korunmanın tescil ile elde edileceği” ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz. Bütün bunlara göre;
Davacı taraf; dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına alınmak istenilen “rakı” emtiasında, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde... genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu yeterli derecede tevsik edebilecek herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir42. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. )
(...bir işaretin ticaret unvanı altında SMK m.6/6 hükmüne göre korunabilmesi için, bu işaretlerin, mutad kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir.... sayılı kararı.). Bütün bunlara göre; Somut olayımızda; davacının SMK m. 6/6 hükmü kapsamında dayandığı ticaret unvanının kılavuz unsuruna dayanabilmesi için, herşeyden önce, ticaret unvanında geçen “...” ibaresini dava konusu edilen markanın tescili kapsamında yer alan 33. Sınıfa giren “rakı” emtiasında kullanıyor olduğunu ispat edebilmesi gerekir. Ancak; davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden davacının faaliyet alanının “boza” başta olmak üzere, “sirke, limon ve nar ekşisi sosları, limonata, şıra, şerbet”gibi içeceklerin üretimi ve satışı olduğu netlikle görülebildiğinden, davacının ticaret unvanının kılavuz unsurunun himayesinin, sadece ticari faaliyet gösterdiği emtialar açısından yapılması gerektiğinden, davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddiasının da dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. )
7) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, (davalının dava konusu edilen işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla hareket ettiği veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir somut delil sunulmamış olduğundan, davalının kötü niyetinin ispat edilemediği düşünülmekle birlikte, )
8) Dava konusu edilen 16.07.2021 tarihli ve .... sayılı ... kararının, yukarıda (5) nolu bentte yer verilen değerlendirme ile uyumlu olmadığı,
9) Davacının hükümsüzlük talebinin, yukarıda (5) nolu bentte yer verilen değerlendirme ile uyumlu olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin ek rapor, davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ....." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli ... tarzı itibariyle işaretsel açıdan görsel ,sesçil ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunmakla beraber (benimsenen bilirkişi raporunda da bu husus özetle " Davacının ..... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markalar arasında, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu,"şeklinde de izah edildiği) taraf markaları arasında MAL/HİZMET BENZERLİĞİ OLMADIĞINDAN ( nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus özetle " ... tablodan görüleceği üzere; taraf markaları farklı sınıflara giren emtiaları kapsamaktadır. Davacının markaları 05, 29, 30, 31, 32, 39 ve 43. Sınıflara giren bir kısım mal ve hizmetler, davalının markası ise, sadece, 33. Sınıfa giren bir alkollü içecek türü olan “rakı” için tescillidir. Her ne kadar “rakı” emtiası da bir içecek türü olsa da, davacının markalarının korunduğu içeceklerden farklı olarak “alkollü” bir içecektir ve bu özelliği itibariyle, davacının markalarının korunduğu içecekler başta olmak üzere gıda ile ilintili emtialar gözetildiğinde, onlarla benzer alıcı çevresine hitap etmez, benzer ihtiyaçları gidermez, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri farklıdır, dağıtım kanalları/satış sunuldukları yerler alakasızdır, birbirleri yerine ikame imkânları yoktur.Bu yüzden de; davalının markasının kapsamında kalan emtia açısından, somut olayda emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının gerçekleşmediği ;
davacının markalarının tescilli olduğu/kullanmama def’i sonrasında koruma kapsamlarında kalan emtialar ile davalının markasının kapsamında kalan “rakı” emtiasının aynı/benzer/türdeş emtia olarak nitelendirilemeyeceği, bu yüzden de söz konusu emtialarda “...”lı işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin/ alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları ve her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünme ihtimallerinin olmadığı değerlendirilmiştir. "şeklinde de izah edilmiştir.) SMK 6/1 maddesindeki İLTİBAS/KARIŞTIRILMA/BENZERLİK koşulu oluşmadığı;
Davacı tarafın "....... ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
( nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus özetle "... Davacı taraf; dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına alınmak istenilen “rakı” emtiasında, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde,... genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu yeterli derecede tevsik edebilecek herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı "şeklinde de izah edilmiştir.)
ANCAK; Davacının markalarının tanınmışlığı açısından bakıldığında; benimsenen bilirkişi heyet raporunda özetle " ......” ibaresinin/markasının/tanıtma vasıtasının “boza” içeceğinde davacının yüzyılı aşan uzun yıllara sarih yoğun kullanımı ile istikrarlı bir şekilde Türkiye genelinde tanıtıldığı, bu markanın “boza” açısından piyasada tanınmış bir marka olduğu, davacı ve onun köklü faaliyetleri ile özdeşleştiği, davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgelerden53 anlaşılmaktadır. Davacının markasının tanınmışlığı, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu.... ve Mahkeme kararlarında da ifade edilmektedir54. Bu nedenlerle, dava konusu edilen markada bu ibarenin birebir aynısının esas unsur olarak geçmesi ve davalının söz konusu ibareyi, davacının markasının tanınmış olduğu sektörde kullanması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karekterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği ihtimalinin söz konusu olabileceği, bu nedenle davalının bu markasal kullanımının “davacının yeni bir ürünü/davacının alkollü içecek sektörüne girdiği” şeklinde algılanabileceği göz önüne alındığında, davalının davaya konu markasının, davacının “...” markasının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşabileceği düşünülmüştür. Her ne kadar davalı firma, tarafların “boza” ve “rakı” ürünlerinin çok farklı tüketici kesimlerine ve ihtiyaçlara hitap ettiğini ileri sürmüş ise de, “boza” tüketicisinin “rakı” tüketmeyeceği şeklinde bir çıkarıma varmak mümkün değildir. Ayrıca, davacının “boza” dışında, “limonata, şıra, şerbet” gibi içecekleri de tüketicilere sunduğu, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu haber örneklerinden anlaşılmaktadır. Yani davacı, “...” markası altında sadece “boza” değil, başkaca özelliklli içecekler de piyasaya arz etmektedir. Davacının bu ürünleri açısından “...” markasının tanınmışlığından söz edilemese dahi, davacının başkaca ürünleri de piyasaya arz ettiğini bilen müşterilerinin, “...” markalı “rakı” ürününü gördüklerinde, “...” markasının itibarından ve ayırt ediciliğinden hareketle, “...” markalı “rakı” ürününe de meyledebileceği, bu markalı ürünleri diğer markalı ürünlerden öncelikli olarak tercih edebilecekleri düşünülmüştür.
Bütün bu nedenlerle, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın, kapsamına alınmak istenilen 33. Sınıfa giren “rakı coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar” yönünden, tesciline/hükmüne engel olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde de ifade edildiği üzere ;Davacının tescilli “...” markasının “boza” ürünü açısından tanınmış bir marka olduğu ve bu tanınmışlığın ise davalının" rakı " emtiası için "......" ibareli marka başvurusuna SMK 6/5 maddesi anlamında engel oluşturacağı sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafın "... RAKISI" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı hakkı açısından; yine benimsenen bilirkişi heyet raporunda " ticaret unvanında geçen “...” ibaresini dava konusu edilen markanın tescili kapsamında yer alan 33. Sınıfa giren “rakı” emtiasında kullanıyor olduğunu ispat edebilmesi gerekir. Ancak; davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden davacının faaliyet alanının “boza” başta olmak üzere, “sirke, limon ve nar ekşisi sosları, limonata, şıra, şerbet”gibi içeceklerin üretimi ve satışı olduğu netlikle görülebildiğinden, davacının ticaret unvanının kılavuz unsurunun himayesinin, sadece ticari faaliyet gösterdiği emtialar açısından yapılması gerektiğinden, davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddiasının da dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı "şeklinde de ifade edildiği üzere SMK 6/6 maddesindeki koşul da oluşmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus özetle "davalının dava konusu edilen işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla hareket ettiği veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir somut delil sunulmamış olduğundan, davalının kötü niyetinin ispat edilemediği düşünülmekle birlikte " şeklinde de ifade edildiği üzere SMK 6/9 maddesindeki koşul da oluşmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı sadece SMK 6/5 maddesi açısından hatalı olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ..... Sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu ... sayılı marka tescil edildiğinden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin düşümü ile bakiye 21,4 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 2.350,00 TL bilirkişi ücreti, 129,00 tebligat ücreti, 59,30 ilk harç masrafı olmak üzere toplam 2.538,3 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 26/09/2022
Katip ...
✍e-imzalıdır
Hakim....
✍e-imzalıdır