T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
(YETKİSİZLİK)
ESAS NO : 2024/448
KARAR NO : 2025/96
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 30/10/2024
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE ; " Müvekkillerden “... ...”, ülkenin en önde gelen ... arasında yer alıp, geniş bir üne ve milyonlarca taraftar kitlesine sahiptir. Müvekkil şirkete ait marka ... kurulduğu günden bugüne kadar her eğitim ve ticari faaliyetinde kullanılan renkleri ve amblemi herkes tarafından görüldüğünde tanınabilecek bir etkiye sahip olduğu, Müvekkil şirket, eğitim sektöründe önde gelen markalardan biri olan “... ...”ve yine ... adı altındaki tüm markaları devralmıştır. ... İştigal konusu ile ilgili olarak ticari faaliyet icra etmektedir. 2024 yılında 50. Yılı kutlamaya hazırlanmakta olduğu, Müvekkil şirket, ... genelinde ve çeşitli firmalarla yapmış olduğu franchise sözleşmeleri ve yine kendi okul işletmeleri aracılığıyla, ilk kez kendisi tarafından ...'de ve yurtdışında maruf hale getirilen “... ” markası adı altında okul açmakta, binlerce veliyle bağlantı sağlamaktadır. Ayrıca bayilik ve ... yoluyla genişlemekte ...’un ve ...’nin pek çok yerinde okulu bulunduğu, Müvekkil, davalı adına kötü niyetli olarak tescil edildiğini öğrenmiş ve huzurda görülmekte olan davayı ikame etme durumunda kaldığı, Davalıya ait tescilli markanın müvekkilin daha önceki tarihte koruma altına alınmış ‘... ’ markasıyla iltibas yarattığı, bu durum markanın hükümsüzlüğünü düzenleyen Markaların Korunması Hakkında KHK md 8’de sayılan ‘b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa’’ maddesindeki şartların tamamını kapsadığını, Uzun yıllardır faaliyet gösteren sektörde ve tüketici nezdinde yerleşik ve itibarlı bir firma olan müvekkil firmanın hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde kullanarak tanıttığı “... ” markası müvekkil firma ile tamamen özdeşleştiğini, Müvekkil markasını hiç ara vermeden kullanmış ve yoğun bir reklamla (sektöre ait fuarlara katılmış, ilgili dergilerde ilanı yoluna gitmiş ayrıca bastırdığı kataloglar ve radyo ve televziyon reklamları gibi tanıtımlar ile yıllar içinde yer aldığı sektördeki ticari hayatı ile) markasını AYIRTEDİCİ VE SEKTÖRÜNDE TANINAN bir marka haline getirtiğini, davalının haksız kullanımı “... ” marka ile eğitim ve öğretim sektöründe, piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini, Müvekkilin markasının ayırtediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, Müvekkil şirket, “... ” ibareli markaları ve görselleri davalı yanın tescil tarihi olan 26.03.2007 tarihinin çok öncesinden, gerek ... genelindeki “... ” VE “... ”adı altında kurulan okullarda eğitim ve öğretim hizmeti sunduğunu, Müvekkil şirket, “... ” markasını, davalının tescil ettirmiş olduğu sınıflara giren hizmet alanlarında ...'de ilk kullanan ve dolayısı ile markanın gerçek ve hakiki hak sahibi konumunda olduğunu, müvekkil tarafından AYIRTEDİCİ VE SEKTÖRÜNDE TANINAN bir marka haline getirdiğini, davalının haksız kullanımı “... ... ” ünvanı ile eğitim ve öğretim sektöründe hizmet vermesi, piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini, Müvekkilin markasının ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, Ayrıca, müvekkil şirketin eğitim ve öğretim sektöründe yer aldığı ve binlerce öğrenci ve veliyi etkilediği düşünüldüğünde telafisi güç sonuçlar doğuracağını, yukarıda Yargıtay kararında da açıkça vurgulandığı üzere; markanın başvuru tarihinden önce fiilen kullanılması halinde; markayı ilk kez maruf hale getiren tarafın kullanım hakkının korunması gerektiğini, Müvekkil şirket, dava konusu markayı eğitim sektöründe 2007 tarihinden itibaren arz etmektedir. Bu bağlamda, “... ” ibareli marka, ilk kez müvekkil şirket tarafından maruf hale getirilip, dava konusu marka müvekkil şirkete ait olduğunu, Davalının markası müvekkilden sonra tescil edilmesinin yanında, tescil edildiği şeklin aksine, müvekkil markasıyla birebir aynı şekilde “... ” ifadesi öne çıkarılıp, büyütülüp, vurgulanarak kullanıldığını, Müvekkil şirket, gerek yurtiçinde gerek ise yurtdışında eğitim ve öğretim faaliyetinde gerekse eğitim ve öğretimde kullanılan tekstil, kitap vb. ürünleri üzerinde “... ” ibareli markayı kullandığını, bu bağlamda, “... ”,”... ” gibi birden fazla “... ” ibareli marka, müvekkil şirket tarafından gerek ...'de gerek ise yurtdışındaki bazı ülkelerde tanınmış bir marka haline getirildiğini, dava konusu markanın, tanınmış marka haline gelmesinin bir başka ispatı da, ... adresinden arama yapıldığında, binlerce sonuç çıkmakta ve bunların tamamı müvekkil şirket ile ilgili olduğunu, davalı yan "... ... ” markasını tescil ederken, ilk kez müvekkil şirket tarafından maruf hale getirilen işbu markadan haksız kazanç elde etmeyi amaçlandığını,
Davalı taraf adına ... tescil no.su ile tescilli bulunan markayı devrederek, HMK. 186 anlamında, davalı yanın değişikliği ve bu suretle muvazaa yoluyla davadan kurtulması mümkün olduğunu, davalı yan, kötü niyetli olarak tescil ettirdiği “... ... ” ibareli marka tescil belgesinden doğan haklarını kullanarak, müvekkil şirketi zor durumda bırakmaya çalışmaktadır. Müvekkil şirket, 2012 tarihinden bu yana “... ” ibaresinin marka unvanı olarak kullanıldığı aşikar bir şekilde ortadadır. Dosyaya ibraz edeceğiöiz belgeler, müvekkilimizin 2012 yılının başından bu güne kesintisiz olarak “... ” markası altında ticaret yapılan markayı devraldığı göstermektedir. Müvekkilimizin davanın devamı süresi içinde, herhangi bir haksız işlemle karşı karşıya kalmaması bakımından; Sayın Mahkeme'den davalı yanın marka tescil belgesinden doğan haksız rekabet davası ikame etme haklarının ve markayı kullanım haklarının sınırlandırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Yine davalı taraf, müvekkile ait markada yer alan “... ” markası ile eğitim öğretim faaliyetinde bulunmakta, okul açmaya yönelik eylemde bulunmaktadır. Bu durumda binlerce veli ve öğrencinin etkileneceği ve yine telafi güç sonuçlar doğuracağı çok açıktır. Bu nedenle, öncelikli olarak davalının markayı kullanmasının durdurulması gerekmektedir. Öncelikle, mevcut durumun muhafazası ile davanın etkinliğini temin etmek üzere, karşı yana tebligat ve duruşma yapılmaksızın, davalının 110.10.2022 tarih ve ... sayı ile tescilli “... ... ” ibareli markasının olası devrinin sicile kaydının dava sonuna dek önlenmesi için, KHK.'nın 76 vd. maddeleri gözetilerek SİCİL KAYDINA İHTİYATİ TEDBİR konmasına, ve davalı yanın marka hukukundan doğan haklarının dava sonuna kadar durdurulması ve yine markanın kullanılmasının tedbiren durdurulması yönünde karar verilmesine, Davalı adına 10.10.2022 tarih ve ... sayı ile tescilli “... ... ” markasının hükümsüzlüğüne karar verilerek MARKA SİCİLDEN TERKİNİNE, MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, MARKANIN KULLANIMININ MEN'İNE gideri davalıdan alınmak üzere, davanın kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra İLAMIN, ... ve ... Gazetelerinin bütün ... baskılarında birer hafta ara ile ikişer defa TTK.'nün 61. ve 556 sayılı KHK uyarınca ilanına," şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı firma vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; "Öncelikle belirtmek gerekir ki iş bu davada müvekkil şirketin taraf sıfatı bulunmamaktadır. Zira; davaya konu olan ''... ...'' markasının tüm hakları .... Noterliği ... yevmiye numarası ve 19.01.2024 tarihli marka devir sözleşmesi ile 19.01.2024 tarihinde dava dışı ... San ve Tic AŞ'ye satılmıştır. Söz konusu sözleşme dilekçemiz ekinde sunulmuştur. (Ek-1 Marka devir sözleşmesi) Dava konusu ... ... markasının müvekkil şirket tarafından 19.01.2024 tarihinde satılmış olması sebebiyle söz konusu marka üzerinde hiç bir hak ve sorumluluğu bulunmadığından davanın markayı satın alan ... San ve Tic AŞ'ye yöneltilmesi gerekmektedir. Bu sebeple öncelikle müvekkil şirket yönünden taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. Sayın mahkemeniz tarafından taraf sıfatı yokluğu nedeniyle müvekkil şirket yönünden davanın reddi kararı verilmeyecek ise de ekte sunulan marka devir sözleşmesinin 4. Maddesi gereğince sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren tüm hak ve sorumluluklar devir alan şirkete ait olduğundan ve söz konusu ... San ve Tic AŞ'nin davaya fer’i müdahil olarak katılımını teminen, kendisine davanın ihbar edilmesinde tarafımız açısından hukuki yarar bulunmaktadır. Zira, davada müvekkil yönünden aleyhe kararların verilmesi halinde dava dışı şirkete rücu etmemiz söz konusu olacaktır. Ayrıca dava yetkili olmayan yer mahkemesinde açılmıştır. Davanın davacının veya marka hakkının ihlal edildiği yer mahkemesinde açılması gerekmektedir. ... mahkemeleri yetkili mahkeme olmayıp yetkili mahkeme davalı müvekkilin yerleşim yeri olan ... mahkemeleri veya davacının yerleşim yeri olan ... mahkemeleri yetkilidir. Bu sebeple dava yetkili olmayan yer mahkemesinde açılmış olması sebebiyle davanın usulden reddine kararı verilmesi gerekmektedir. Müvekkil ... Şirketi ekte yer alan ticaret sicil gazetesinde görüleceği üzere 28.08.2019 tarihinde ... ilçesinde eğitim öğretim faaliyetleri göstermek amacıyla kurulmuştur. Müvekkil şirket kurulmuş olduğu yıldan itibaren '' ...'' bölgesinde faaliyet göstermiş olması sebebiyle '' ...'' ismini kullanarak kendi markasını oluşturmaya başlamıştır. Bu sebeple de bölgesel bir isim olan ''... ...'' markası için gerekli başvuruları yapmış ve marka tescil edilmiştir. Ancak '' ... ...'' markasının tüm hak ve yükümlülüklerini belirtmiş olduğumuz gibi ... San ve Tic AŞ'ye satmıştır. Müvekkil firma söz konusu markayı henüz kullanmaya başlamadan önce satmıştır. Ancak müvekkil firmanın faaliyet gösterdiği bölgede ''...'' markasına ait hiç bir kurum faaliyet göstermemekte dolayısıyla unvan olarak ikisi aynı firma olduğu izlenimi bir yana benzerlik dahi çağrıştırmamaktadır. Müvekkilin bulunmuş olduğu bölgede ''...'' markası öne çıkmamakta olup, '' ...'' markası öne çıkmaktadır. Bu sebeple de unvan olarak birbiriyle karıştırma imkanı yoktur. Aynı şekilde davacı şirket ile müvekkilin aynı firma olabileceğini yada olduğunu çağrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit bulunmamakta olup müvekkil firmanın bu ismi kullanmaktaki amacı '' ...'' markasının ön plana çıkarılarak bölgesel bir firma adıyla faaliyetlerine devam etme isteğidir. Ancak müvekkil firma tarafından iş bu marka tescil edildikten sonra markanın satış işlemi gerçekleştirilmiş ve müvekkil firma tarafından iş bu dava konusu marka hiç kullanılmadan dava dışı başka bir firma olan '' FİNAL'' markası ile franchise sözleşmesi yapılmıştır. Müvekkil firmanın söz konusu markanın satışı nedeniyle hiç bir sorumluluğu kalmamıştır. Markanın tescil aşamasında ise davacı firmanın markası olan ... markası ile karıştırma ihtimali bulunmaması, gerek unvan gerekse logo amblem benzerliğinin bulunmaması, davacı markanın sadece 41 Emtia sınıfında yer aldığı, müvekkil şirketin ise 35 ve 41 emtia kodlarıyla faaliyet gösterdiği hususları dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiği açık ve nettir. Bu nedenlerle öncelikle dava konusu markanın dava dışı 3. Kişiye satılmış olması sebebiyle müvekkil yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, aksi durumda iş bu haksız ve hukuka aykırı davanın REDDİNE karar verilmesini, " şeklinde yetki itirazında bulunmuştur.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU;
Madde 156" (3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.
(4) Davacının ...’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.
(5) Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin ...’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır. " hükmü,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu;
Madde 6/1 "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. " hükmü,
Madde 16 " Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir."
Madde 19/2 " Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. "hükmü,
Madde 20 " (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…) süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir." hükmü yer almaktadır.
GEREKÇE;
Davaya konu (hükümsüzlük konulu) ... sayılı markanın ... veri kayıtlarında sahibinin ... - ..." şeklinde; olduğu tespit edilmiştir.
Davalı vekili de cevap dilekçesi ile YETKİ itirazında bulunduğundan;
6769 sayılı SMK 156/5 maddesine göre marka hükümsüzlüğü davalarında yetki açısından ; "Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. " şeklinde düzenleme yer aldığı , davalı da cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğundan 6769 sayılı SMK 156/5 maddesi ile 6100 sayılı HMK 6/1 maddesine göre yetki itirazının kabul edilerek mahkememizin yetkisizliğine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde dava konusu markanın ".... Noterliği ... yevmiye numarası ve 19.01.2024 tarihli marka devir sözleşmesi ile 19.01.2024 tarihinde dava dışı ... San ve Tic A.Ş'ye satılmıştır." nedeniyle Husumet itirazına gelince ; Davaya konu (hükümsüzlük konulu) ... sayılı markanın sahibi ... veri kayıtlarında dava dışı firma değil davalı ... olduğu, devir kayıtları ... veri sistemine kaydedilmediğinden husumet itirazı dikkate alınamayacağı değerlendirilmekle ( Emsal karar ; Kullanmama nedeniyle İPTAL davasında HUSUMET marka tescil belgesindeki kişilere yöneltilmesi gerekli olup NOTER veya başka şekilde DEVİR belgesindeki kişiye husumet yöneltilemeyeceği; (...)) birlikte bu husus yetkili mahkemece karara bağlanması gerektiğine ,
Diğer yönden SMK 156/3 maddesi; marka tecavüzü davasında " Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer " ile SMK156/5 maddesi ise marka hükümsüzlüğü davasında ise "sınai mülkiyet hakkı sahibi olan davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer " şeklinde ayrı tanımlama yaparak yetki açısından bir davada sınai mülkiyet hak sahibinin birden fazla olması halinde HMK 110.ncu maddedeki ortak yetkili mahkeme olmadığı sürece taraflardan birinin sınai mülkiyet belgesine bağlı yetkili mahkeme hakkının diğerinin yetkili mahkeme hakkına üstünlük tanınacağı ayrımı da yapılmadığı; Aksi halde 2 ayrı sınai mülkiyet sahibinden birinin yok farzedileceği düşüncesini doğuracağı ve tarafın hukuki /savunma güvenliğinin sarsılacağı değerlendirildiği;
Bununla birlikte ; dava sonrası mahkememizce düzenlenen TENSİP zaptı 3 nolu ara kararda " Dava dilekçesinde hükümsüzlük talebi yanında geçen " kullanımın men'i " talepli istemden neyin kastedildiği ( yani hangi hak ihlaline bağlı istenildiği) konusunda HMK 31.nci maddedeki " Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir." hükmünden hareketle "yazılı açıklama" yapması için davacı vekiline tebliğden itibaren 1 hafta kesin süre verilmesine, aksi halde davacı tarafca dilekçesi ile ilgili açıklama /izahat yapmadığından bu dosyada sadece ( iltibas-Eskiye dayalı kullanım/gerçek hak sahipliği-tanınmışlık-kötüniyet iddialarına bağlı) ... sayılı marka hükümsüzlüğü davasına bakılacağına, " yönelik ihtara rağmen davacı vekilince bu konuda yazılı açıklama yapılmadığından bu dosyada sadece hükümsüzlük davasının var olduğu (marka tecavüzü davası olmadığı, nitekim aynı zabıt 14 nolu ara kararda da ; 14 -Dava dilekçesinde geçen " davanın devamı süresi içinde, herhangi bir haksız işlemle karşı karşıya kalmaması bakımından; Sayın Mahkeme'den davalı yanın marka tescil belgesinden doğan haksız rekabet davası ikame etme haklarının ve markayı kullanım haklarının sınırlandırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir...... Yine davalı taraf, müvekkile ait markada yer alan “... ” markası ile eğitim öğretim faaliyetinde bulunmakta, okul açmaya yönelik eylemde bulunmaktadır. Bu durumda binlerce veli ve öğrencinin etkileneceği ve yine telafi güç sonuçlar doğuracağı çok açıktır. Bu nedenle, öncelikli olarak davalının markayı kullanmasının durdurulması gerekmektedir. ...davalı yanın marka hukukundan doğan haklarının dava sonuna kadar durdurulması ve yine markanın kullanılmasının tedbiren durdurulması" şeklinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de bu şekildeki ihtiyati tedbir talebinin mevcut Hükümsüzlük davası ile alakası olmadığı , bu tür talebin ancak marka tecavüzü veya marka ihlaline bağlı haksız rekabetin men'i talepli bir davada talep edilebileceğinden bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine " şeklinde karar verildiği ) değerlendirilmiş;
Aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklandığı üzere;
1- HUSUMET İTİRAZININ yetkili Mahkemesince değerlendirilmesine;
2-Marka Hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada; Davaya konu (hükümsüzlük konulu) ... sayılı markanın ... veri kayıtlarında sahibinin ... - ..." şeklinde; görüldüğünden 6769 sayılı SMK 156/5 maddesi ile 6100 sayılı HMK 6/1 maddesine göre yetki itirazının kabulü ile MAHKEMEMİZİN YETKİSİZLİĞİNE,
3- Dava dosyasının FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ davalarına bakmakla görevli ve yetkili ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
4-HMK 20. Maddesine göre davacının kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Marka Hükümsüzlüğü istemli açtığı ve mahkememizce de yetkisizlik verilen dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde yukarıda belirtilen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
5- Bu dosyadaki yargılama masrafları ve vekalet ücretinin HMK 331 maddesi gereğince yetkili mahkemece karar altına alınmasına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda (tarafların yokluğunda) yetkisizlik kararına 6100 sayılı HMK 20.nci madde ve 341 ile 345. maddelerine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine karar verildi. 13/03/2025
Katip ... Hakim ...
E-imza E-imza