T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/288 Esas - 2025/91
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/288
KARAR NO : 2025/91
DAVA : Marka Tecavüzü, Men, Önlenmesi
DAVA TARİHİ : 30/12/2020
KARAR TARİHİ : 10/03/2025 Yazım Tarihi :10/04/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Davacının 1840 yılındaki kuruluşundan itibaren ülkemizin en tanınmış kurumlarından biri olduğunu, “...” markasının iki yüzyıla yakın süredir davacının ticari ve kurumsal varlığına ait olarak Türkiye ve dünya çapında tanındığını ve bilindiğini, bu ibarenin ... nezdinde davacı adına tescilli bir marka da olduğunu, ...’in davacının “...” markasının tanınmışlığına dair verilmiş bir kararının da bulunduğunu, bu duruma rağmen davalının “...” markasını derneğin adı olarak kullanarak davacının marka hakkını ihlal ettiğini, bu durumun tespiti üzerine davacı tarafından davalıya noter marifetiyle keşide edilen ihtarnameye davalının cevap vermediğini, davalının davacının tanımış markasının birebir aynısını ... adı içerisinde kullanmasının toplum nezdinde karışıklık yarattığını, davacının tanınmış markasının itibarını zedelediğini ve davalının davacının markasının tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlama sonucunu doğurduğunu, davalının bu kullanımlarını gören halkın davalı ile davacı arasında bir bağ olduğunu düşünmeleri ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının “...” markası tanınmış marka olduğundan, kullanımların gerçekleştiği sektörlerin aynı veya benzer olduğuna bakılmaksızın iltibasın varlığının kabul edilmesi gerektiğini, davalının “...” ibaresini kullanımının aynı zamanda davacı ile haksız rekabet yarattığını, bu kullanımın davalının davacının gözetim ve denetiminde olduğu yönünde yanlış bir algılamaya sebep verdiğini, bu nedenlerle davacının tescilli markasından doğan haklarının davalı tarafından ihlali fiillerinin ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, men’ini, davalının ... adından “...” ibaresinin kaldırılmasını ve bu ibarenin tüm tanıtım ürünlerinden, belgelerden, materyallerden, internet ortamından ve tüm sosyal medya hesaplarından kaldırılmasını ve bunların toplanmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... yetkilisi dilekçesinde : Davalı derneğin 2015 yılında sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak gibi sosyal amaçlarla kurulmuş olduğunu, derneğin yaptığı çalışmalarda ticari bir amaç güdülmediğini ve ticari menfaat sağlanmadığını, derneğin ... çalışanları tarafından kurulmuş olması nedeniyle isminde “...” ibaresinin geçtiğini, derneğin faaliyetlerine ... genel müdürünün davet edildiğini, bu yüzden davalı derneğin hiçbir zaman haksız yarar sağlama amacını gütmediğini ve haksız rekabet teşkil edecek hiçbir faaliyet gerçekleştirmediğini, ancak davalı tarafından “...” isminin kullanılmasının marka hakkı ihlaline yol açtığı yönündeki davacı iddialarının kabul edildiğini, ... isminden “...” ibaresinin kaldırılması için gerekli prosedürlerin gerçekleştirileceğini, ancak, ülke genelinde yaşanan salgın hastalık ve pandemi nedeniyle derneklerin genel kurullarının toplanamadığını, ... hakkında maddi ve manevi tazminat taleplerinden, hukuki ve cezai yollara başvurma hakkından vazgeçilmesini talep ettiğini belirtmiştir.
... iade kararından sonra ise marka ihlali ve haksız rekabet koşulları oluşmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
(Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.)
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ......" hükmü;
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.
"hükmü yer almaktadır.
ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın "..." ibareli tescilli marka hakkının davalı tarafça haksız rekabet oluşturulacak şekilde kullanılıp kullanılmadığı ve buna bağlı olarak tespit, men, önleme ve durdurma talebinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafa ait; " ... "ibareli muhtelif sınıfta ... sayılı tescilli markası ile tanınmış markası olduğu ... Kurumunda kayıtlı tescil belge örnekleri ile tespit edilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan 31.08.2021 tarihli raporda
ÖZETLE; " Tablodan görüleceği üzere, her iki tarafın da kullandığı işaret, sol başta basit birer kuş figürü ile onun sağına konuşlandırılmış “...” ve “...” ibarelerinden oluşan karma markalardır. Davalının kullandığı işaretin alt kısmına da, davalının ... adı konuşlandırılmıştır. Bu işaretlerin kuş figürlü kompozisyonları ve bilhassa da işaretlerde esas unsur olarak kullanılmış olan “...” ve “...-...” ibarelerinin çok yakın benzerliği, işaretleri ayırt edilemeyecek derecede benzer kılmaktadır. Davalının tanıtıcı işaretinde “...” ibaresiyle aynı puntolarda ve karakterlerde yazılmış “...” ibaresi, Türkçe’de yerleşik/bilinen anlamlı “...” ibaresinin yine Türkçe’ye yerleşmiş olan/bilinen bir kısaltmasıdır ve hemen hemen tüm dernekler tarafından kullanıldığı için ayırt edici nitelikten yoksundur. “...” ibaresi ise, davacı ile özdeşleşmiş “posta, telefon, telgraf” kelimelerinin bir kısaltmasıdır ancak böyle kullanılmasının teknik bir zorunluluğu bulunmaması nedeniyle, jenerik veya cins isim de değildir. Sonuçta; Davacının markasında geçen “...” ibaresinin, davalının gerek “...” şeklindeki tanıtıcı işaretinde, gerekse “... ” şeklindeki ... adının kılavuz unsuru olarak birebir aynı şekilde kullanılmış olması nedeniyle, somut olayda karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaştığı değerlendirilmiştir. Davacının markasının tanınmışlığı ve bu tanınmış markanın orta düzeyde bir tüketicinin hafızasında bıraktığı imaj ve etki de gözetildiğinde, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından, işaretlerdeki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları düşünülmektedir. Davalının ... adında geçen kılavuz unsurun ve tanıtıcı işaretinde geçen esas unsurun, davacının tanınmış markasıyla birebir aynı olması nedeniyle de, halkın davalının bu ... adı/tanıtıcı işaret altında yürüttüğü faaliyetlerinin, davacının uzun yıllara sarih, yaygın ve tanınmış faaliyetlerinin bir türevi/serisi olarak algılaması muhtemeldir. Bu halde halk, iki farklı marka ile karşı karşıya olduğunu anlasa bile, her ikisi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünebilecektir. Bu yüzden de; davalının dava konusu edilen ... adının kılavuz unsurunun ve tanıtıcı işaretinin esas unsurunun, davacının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu düşünülmektedir. Bu benzerlik nedeniyle; davacının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” kılavuz unsurlu ... adıyla veya “...” esas unsurlu tanıtıcı işaretiyle karşılaştığında bu işaretleri benzer bulmasının ve karıştırılmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının “...” markasının tanınmışlığı gözetildiğinde, tarafların karşılaştırılan işaretleri farklı faaliyetlerde/sektörlerde/alanlarda kullanıp kullanmadığının tespiti, somut olay açısından önemini yitirmektedir. Ayrıca; Raporumuzun bu bölümünün başlarında da yer verdiğimiz üzere, bir işaretin bir .../işletme adının kılavuz unsuru olarak kullanımı halinde, yürütülen faaliyetlerin kaynağı konusunda halk nezdinde bir yanılma söz konusu olmasa bile, markanın tanınmışlığından, reklam gücünden haksız yararlanma, marka sahibi ile müşteriler arasındaki iletişimde, başkasının araya girerek bu iletişime dahil olmaya çalışarak iletişim fonksiyonuna zarar vermesi hallerinde de, bu kullanımın “markasal” olduğu kabul edilmektedir. Sektör ayırımı olmaksızın, tüm toplum tarafından iyi bilinen ve tanınan bir markanın benzerinin, herhangi bir sektörde/faaliyette tanıtıcı işaret/... adının kılavuz unsuru olarak kullanılmasının, markanın reklam gücünden ve bilinirliğinden, iktisadi bir gayeyle yapılmış olsun ya da olmasın, iktisadi bir sonuç doğursun ya da doğurmasın, haksız bir şekilde yararlanılmasına yol açabileceği durumlarda, markanın sahibinin hakkının ihlal edildiği kabul edilecektir. Somut olayda da, davacının, özgün/orjinal bir kısaltma olan “...” işaretini 200 yıla yakın bir süredir iletişim/haberleşme sektöründe yaygın olarak kullanıyor olduğu ve bu ibarenin toplumun her kesiminde tanındığı/bilindiği/davacı ile özdeşleştirildiği uyuşmazlık kapsamında/tartışmalı olmadığından, bir ... faaliyetleri kapsamında aynı ibarenin tanıtıcı işaret olarak, iktisadi olsun olmasın başka bir teşebbüs, yani davalı tarafından kullanılmasının, davacının tescilli/sektöründe tanınmış markasından doğan haklarını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
Davalının “...” kılavuz unsurlu ... adı ve tanıtıcı işaret kullanıyor olmasının, davacının tescilli ve tanınmış “...”li markasından doğan haklarının ihlali fiiliyle örtüştüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Somut olayda, öncelikle, davalının " ... " şeklindeki tanıtıcı işaret kullanımının, kanunun lafzına uygun/kanun koyucu tarafından “haksız rekabetin ön koşulu” olarak belirlenmiş durumla örtüşen; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen....” bir kullanım olup olmadığının tespiti gerekir. Davalı bir ... olduğundan ve “...” ibaresini “rakipler veya tedarik edenlerle müşteriler” arasındaki ilişkileri etkileyen bir hüviyette kullanmadığından, bu kullanımın haksız rekabet müessesesi ile uyumlu/örtüşen bir biçimde yorumlanması mümkün görülmemektedir. Davalının bu tür tanıtıcı işaret kullanımları, iktisadi/ticari amaç gütmediğinden, kanunun gerek lafzı gerekse ruhu kapsamında haksız rekabetin ön koşulu ile uyumlu görülmemektedir. Davalının dava konusu edilen eylemlerinin davacılar ile haksız rekabet sayılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ; 1) Dava konusu edilen tanıtıcı işaretin ticari amaçla kullanılmıyor olmasının uyuşmazlığın çözümünde bir fark/önem arz etmediği ve “... adı”nın da mevzuatta bahsi geçen “işletme adı” hüviyetine/kapsamına giren bir tanıtıcı işaret sayılması gerektiği,
2) Davalının “...” kılavuz unsurlu ... adı ve “...” şeklinde tanıtıcı bir işaret kullanıyor olmasının, davacının tescilli ve tanınmış “...”li markasından doğan haklarının ihlali fiiliyle örtüştüğü,
3) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen bir kullanım kapsamına girmediğinden, davalının dava konusu edilen eylemlerinin davacı ile haksız rekabet sayılamayacağı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 25/10/2021 tarih ve ...r Sayı ile " davanın kabulüne, davalı taraf eyleminin davacıya ait "..." ibareli tescilli ve tanınmış markaya tecavüz oluşturduğunun ve haksız rekabette bulunulduğunun tespitine, durdurulmasına, men'ine, ihtiyati tedbir kararına konu ürünler hakkında imha talebinde bulunulmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede masrafı davalı tarafça karşılanmak üzere bir kez ilan edilmesine " şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... temsilcisi tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ....nin 03/05/2024 tarih ve ... sayı ile ".Davalı ... adına yönetim kurulu üyesi ... tarafından verilen cevap dilekçesinde davacının marka hakkına tecavüze ilişkin talepleri kabul edilmiş, davalı ... başkanı tarafından sunulan istinaf dilekçesinde ise bu kez davanın tümden reddi istenilmiştir. Davalı tarafça sunulan karar defteri örneğinden, yönetim kurulu üyesi ...'a 12.02.2021 tarihli karar ile hukuki işlemleri ... adına yapmak üzere temsil ve ilzam yetkisi verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 72/1. maddesi uyarınca, davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesinde, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümleri uygulanır. HMK'nın 74. maddesinde açıkça yetki verilmedikçe vekilin yapamayacağı, davanın kabulünü de kapsayan işler ayrıntılı bir şekilde belirtilmiş olup, bu düzenleme her ne kadar daha çok avukatlarla ilgili ise de düzenlemenin temsilciler ile dolaylı bir ilgisi bulunmaktadır. TBK'nın 41/1. maddesinde de temsilin hukuksal bir işlemden doğması halinde, temsil yetkisinin içeriği ve derecesinin o hukuksal işleme göre belirleneceği düzenlenmiş olup, davalı derneği temsil için yetkilendirilen yönetim kurulu üyesinin beyanı 6100 sayılı HMK'nın 74. maddesi kapsamına giren ve özel yetki gerektiren bir işlemdir. Ancak, ilk derece mahkemesince, davalı ... temsilcisinin bu konuda özel yetkisi bulunup bulunmadığı konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Oysa, bu husus, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bir delil niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince bu hususta bir inceleme yapılmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, davalının yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile ... Hukuk Mahkemesi 25/10/2021 gün ve.... sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
Yeniden DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
Taraflar duruşmaya davet edildikten sonra beyanları alınmış ve ... kararında " davalı derneği temsil için yetkilendirilen yönetim kurulu üyesinin beyanı 6100 sayılı HMK'nın 74. maddesi kapsamına giren ve özel yetki gerektiren bir işlemdir. Ancak, ilk derece mahkemesince, davalı ... temsilcisinin bu konuda özel yetkisi bulunup bulunmadığı konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Oysa, bu husus, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bir delil niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince bu hususta bir inceleme yapılmamıştır." şeklinde geçtiği üzere bu kez davalı derneğin merkezinin olduğu ... müzekkere yazılarak davalı derneğin kuruluşundan beri temsil ve ilzama yetkilisinin kim olduğu, adı geçen ...'ın ÖZEL bir yetkisinin olup olmadığı müzekkere ile sorulmuştur.
... gönderilen 27/12/2024 tarihli yazıda ÖZETLE;
"Konuyla ilgili yapılan araştırma neticesinde derneğin yönetim kurulunun örneği ekte sunulan 12/02/2021
tarih ve 2 sayılı yönetim kurulu kararı ile ... ünvanını kullanma, temsil ve ilzam yetkilisi olarak ...'a yetki verildiği; müteakip süreçteise 10/09/2022 tarih ve 3 sayılı yönetim kurulu kararı ile de derneğin
yönetim kurulu adına tüm adli ve idari işlemleri yürütmesi ve ... ünvanı adına hukuki işlemleri yürütmesi
İçin temsil ve ilzam yetkilisi olarak yönetim kurulu başkanı ...’ın yetkilendirildiği anlaşılmıştır.
Derneğin kuruluş tarihinin 18/11/2015 olduğu göz önüne alındığında, özel yetki verilen zaman
aralıkları dışında ise 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 33. maddesinin “Bu Kanunun 32 nci Maddesinde
geçen “... yöneticileri” ibareleri ... yönetim kurulu başkanını ifade eder.” hükmü gereğince temsil
ve ilzam yetkilisinin döneminin görevde olan yönetim kurulu başkanı olduğu anlaşılmıştır. " şeklinde yazı gönderildiği; buna göre gönderilen yazı ve ekli karar defteri tutanaklarında adı geçen davalı derneğin önceki temsilcisine ( ...'a) AÇIKÇA DAVAYI KABUL yetkisi verilmediği sonucuna varılarak davalı temsilcisinin daha önceki davayı kabul beyanı geçerli olmadığı değerlendirilmiştir.
... iade kararından sonra duruşmaya gelen davalı ... yetkilisi ...: dosyaya sunduğu 10/02/2025 tarihli yazılı dilekçesini tekrar ettiğini, ekli emsal karar sunduğunu , davada marka ihlali ve haksız rekabet koşulu oluşmadığını, Valilik izni ile kurulan kamu yararı ile çalışan ... olduklarını , taraf logolarının farklı olduğunu , davanın reddini talep etmiştir.
Bütün bunlardan sonra ;
Davacı taraf müvekkiline ait "..." ibareli tescilli ve tanınmış olan markasının davalı tarafca "... " olarak kullanıldığından dolayı marka tecavüzü oluştuğunu ileri sürmektedir.
Gerçekten de davacının şekil+... ibareli muhtelif sınıflarda tescilli markası (... no ) bulunduğu anılan markanın 19/03/2019 tarihinde tescil edildiği ... tescil belgesi ile tespit edilmiştir.
Davalı derneğin ise "..."adı altında 18/11/2015 tarihinde kurulduğu , anılan dava ise 30/12/2020 tarihli ihtarname gönderilerek aynı tarihte de açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu şekilde davalı derneğin kuruluşundan 5 yıl geçtikten sonra işbu dava açılmıştır. Buradan hareket edildiğinde davacı ... kurumu basiretli bir tacirin gerektirdiği ölçüde ve makul süre içinde davalı derneğin (idarenin izni ile kurulan ve idari kaydı bulunan) kuruluş anından itibaren derneğin adında yer alan "..." ibaresinin kullanılmasının engellenmesine yönelik herhangi bir ihtarname göndermediği gibi sonrasında da süresinde dava açmadığı; makul süre geçtikten sonra anılan davayı açarak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramıştır. Ayrıca davalı ... tarafından derneğin kötüniyetli kurulduğu da kanıtlanmadığından makul süre aşıldığından (hak düşürücü süre) davanın reddi gerekmektedir.
Diğer bir yönden ise ; davacının ... asli ibareli markası ve ... ŞİRKETİ ticaret ünvanı bulunduğu; davalı derneğin isminin ise... olup davalı kullanımı da "... " olduğu hususu gözetildiğinde hedef ortalama tüketici grubunda bu kullanımların ayrı ayrı kuruluşlara ait olduklarını düşünecekleri; diğer yönden davalının Dernekler kanunu ve Medeni Kanun kapsamında ... içerinde amaç ve faaliyette bulunabileceği, yani mal/hizmet üretme değil amacına uygun yerine göre idarenin denetiminde faaliyet göstereceği, amaca ve tüzüğe aykırılık eylemi halinde de Medeni Kanun 56 ve devamı maddeleri hükümleri kapsamında ( Madde 89- Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelirse; Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verir. Mahkeme, dava sırasında faaliyetten alıkoyma dahil gerekli bütün önlemleri alır. ) fesih dahil bazı yaptırımlar ile karşılaşabilecekleri; tüm bu sebeplerle ile davacının tescilli markası ile davalı ... arasında herhangi bir iltibas/karıştırılma riski olmadığı; davalının ticari ve ekonomik anlamda ... ibaresini markasal şekilde bir kullanımı olduğu da kanıtlanmadığından taraf kullanımlarına yönelik herhangi bir iltibas /karıştırılma ihtimali de oluşmadığı kanaatine varılarak somut olayda marka tecavüzü de gerçekleşmediği;
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Ayrıca davalı ... adı üzerinde " ... " ismine sahip olduğundan davacının iktisadi anlamda ticari faaliyetinden farklı davalının üyeleri arasında dayanışma olgusuna göre hareket eden Valilik izni ile kurulan yine faaliyetleri Valilik (idare) denetiminde bir ... olduğu, dolayısıyla taraf faaliyetleri arasında birbiri ile çakışan ya da kesişen şekilde TTK anlamında haksız rekabet eylemi de oluşmadığı; (nitekim yukarıda bilirkişi raporunun benimsenen kısmı ile bu husus " davalının "..." şeklindeki tanıtıcı işaret kullanımının, kanunun lafzına uygun/kanun koyucu tarafından “haksız rekabetin ön koşulu” olarak belirlenmiş durumla örtüşen; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen....” bir kullanım olup olmadığının tespiti gerekir. Davalı bir ... olduğundan ve “...” ibaresini “rakipler veya tedarik edenlerle müşteriler” arasındaki ilişkileri etkileyen bir hüviyette kullanmadığından, bu kullanımın haksız rekabet müessesesi ile uyumlu/örtüşen bir biçimde yorumlanması mümkün görülmemektedir. Davalının bu tür tanıtıcı işaret kullanımları, iktisadi/ticari amaç gütmediğinden, kanunun gerek lafzı gerekse ruhu kapsamında haksız rekabetin ön koşulu ile uyumlu görülmemektedir. Davalının dava konusu edilen eylemlerinin davacılar ile haksız rekabet sayılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde de izah edildiği;
Tüm bu sebeplerle (dosyaya sunulan ... sayılı davanın reddi ve bu konuda ....nin 18/01/2024 tarihli ... sayılı esastan red şeklinde emsal karar örneği de dikkate alınarak) davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye 561,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı derneğin yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davalı ... yetkilisinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.
10/03/2025
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza