T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/172 Esas - 2025/103
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/172
KARAR NO : 2025/103
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 16/04/2024
KARAR TARİHİ : 24/03/2025 Yazım Tarihi: 14/04/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Müvekkili şirketin, "...", "..." ve benzeri ibareli markaların sahibi olup, Türkiye genelinde 600'ü aşkın "..." markası adı altında mağaza işletmekte olduğunu, 2001 yılında kurulan "..."nun Türkiye'de, ... öncülüğünü de yapan bir mağazalar zinciri olduğunu, "..." mağazalarında; "..." markası adı altında ayakkabı, bot, çizme terlikler, patikler, kemer, çanta ve benzeri birçok ürünün satıldığını, müvekkilinin; Türkiye Genelinde "..." markası ile tanınmış olduğu gibi dünya çapında 33 ülkeye de ihracat yapmakta olduğunu, Davalının, 17.10.2022 tarihinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunmak sureti ile "..." markasını 25. ve 35. Sınıflarda tescil ettirmek istediğini, müvekkili şirketin "...", "... " ibareli markalarının ... nezdinde tescil edilmiş olduğunu; marka tescilinin sağladığı korumadan yararlandığını, müvekkili firmanın, çok uzun bir süredir istikrarlı bir şekilde yüksek bütçeli reklam, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetlerinde bulunduğu ve bu faaliyetlerine de her sene artan bütçeler ile devam ettiğini, milyonlarca doları aşan reklam yatırımlarıyla "..." markasını, tüm iş dallarında ve iştigal alanlarında bilinen, meşhur bir marka haline getirdiğini, müvekkilinin çok uzun bir süredir istikrarlı bir şekilde yüksek bütçeli reklam, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetlerinde bulunduğu ve bu faaliyetlerine de her sene artan bütçeler ile devam ettiğini, reklam harcamaları ve kamuoyu araştırmaları yaptığını, müvekkili şirkete ait markalardan biri olan "..." markasının, ... nezdinde 03, 09, 14, 03 ,04, 05,06, 07, 08,09,10,11, 12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,29,30,31,32,33,34 ,35...Sınıflarda tescilli olup, aynı zamanda ... nezdinde "tanınmış marka" (maruf marka) olarak tespit edildiğini, davalının, söz konusu markasını müvekkili şirketle aynı ürün gamında yani 25. ve 35. Sınıfta tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının tescil talebinin; müvekkili firmanın tanınmışlığından yararlanmak amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili firmaya ait "...", "..." ibareli ve başkaca tescilli markalarından habersiz olmasının mümkün olmadığı gibi tescil ettirmek istediği "..." markasını da iltibas sureti ile oluşturmuş olmasının davalının, müvekkili davacı şirkete ait tescilli markalarının tanınırlığından faydalanma kastını göstermekte olduğunu, Davalı markasının, davacı müvekkiline ait “...” esas unsurlu seri markasını aynen içerir şekilde başladığı, sonuna herhangi bir anlam ifade etmeyecek şekilde "..." ibaresinin eklendiğini, yapılan bu eklemenin, markalar arasındaki iltibası kaldırır nitelikte olmadığını, dava konusu marka ile benzer nitelikteki bir çok marka ile ilgili emsal nitelikte Yargıtay kararlarının da mevcut olduğu ve ekte sunulduğunu, Davalının kötü niyetle davacı firmanın tanınırlığından yararlanmaya çalıştığı, müvekkiline ait ve maruf marka olarak da tescil edilmiş olan "..." markasını davalının esas alarak ve yanına "..." ekleyerek oluşturduğu marka ile orta bilinç düzeyindeki son tüketiciyi üst düzey ilgi ve bilinç seviyesindeki tüketici nezdinde dahi müvekkili firmanın "..." isimli tanınmış markasının bir alt veyahut üst çizgisi, yeni bir görünümü veya çizgisi olarak algılanacağını, ... ve ... markalarının davacı ve davalı tarafından aynı ürün gamında kullanılması halinde; halkın markayı kullanan işletmelerin aynı olduğu yanılgısına düşmesi veya düşürülmesi durumunun söz konusu olacağını, tüm bu nedenlerle; ... sayılı ... Kararının kaldırılarak iptaline, ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği ancak 13/09/2024 tarihli dilekçe ile dosyaya vekaletname sunulduğu davalı şahıs vekili tarafından 24/02/2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulduğu, yeni bir heyetten rapor alınmasını talep ettiği veya aynı heyetten ek rapor alınmasını talep ettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi ... ibareli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı isim ve diğer fikri hak , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 11/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 16/04/2024. tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ..... "...", ... " ...",...... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
......Bu çerçevede yapılan incelemede başvurunun herhangi bir unsur öne çıkarılmadan bütünleşik olarak "..." ibaresinden oluştuğu görülmüş, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı kanaatine varıldığından işbu itirazın reddi gerekmiştir.
Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazların da reddi gerekmiştir.
Somut olayda, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmediğinden, başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmış ve tanınmışlık gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır.
6769 s. SMK 6/6 maddesi ....itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir.
Öte yandan başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın somut delillerle ispatlanamadığı tespit edilmiş, ayrıca markalar arasındaki benzerlik iddiası, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli görülmediğinden kötü niyet gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir.
Sayılan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
Paris sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... (...) ...
02/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli ibareli davalı markasının mal ve hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli “...” markalarının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, SMK 6/1 kapsamında; ... sayılı “...” ibareli başvuru markasının, Davacının “...” esas unsurlu tescilli markaları ile arasındaki farklılıkların/benzerlik düzeyinin, karıştırılma ihtimalini bertaraf edemediği; ve görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütünsel genel izlenim itibarıyla, başvurunun kapsadığı dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu,
SMK md. 6/3 kapsamında; davacının, davaya konu başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden daha önce kendisinin herhangi bir mal veya hizmet bakımından kullanıldığına dair bir iddia veya deliline rastlanmamakla birlikte; davacının dava konusu ... sayılı “...” ibareli davalı markasının gerçek hak sahibi olduğunun varsayılamayacağı,
SMK md. 6/5 kapsamında; davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 17.10.2022 itibarıyla Davacının “...” markalarının “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka olduğu/tanınmışlık düzeyinin korunduğu”na dair Kurul üyelerinin kişisel deneyimlerinin yeterli görülmesi halinde, “...” markasının tesciline karar verilen 35. sınıfa konu hizmetlerden “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” bakımından SMK 6/5’de düzenlenen durum/sonuçlarının ortaya çıkabileceği,
Dava konusu marka, davacı tarafa ait ticaret unvanını içermediğinden, SMK md. 6/6 hükmü dolayısıyla davacının ticaret ünvanından kaynaklı başkasına ait fikri mülkiyet haklarından kaynaklı bir tescil engelinden somut olayda bahsedilemeyeceği,
... ... sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu,
... sayılı başvuru markasının, Davacının “...” esas unsurlu tescilli markalarıyla benzerlik düzeyi itibarıyla, birebir ayniyet taşıyan 25. sınıfa konu malların tamamı ve 35. Sınıftaki hizmetlerin tamamı bakımından ... Karar iptal ve hükümsüzlük şartlarının bulunduğu,
Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu" şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden bilirkişi heyeti raporunda sayfa 4 ila 36 arasında gösterilen karşılaştırma tablosu açısından bakıldığında taraf markaları arasından aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davalının"... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait " ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının bu markalarına ait mallarından /hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının"... " ibareli başvuru markalı mallarını/hizmetini satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının ... ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği , dolayısıyla SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan var olan iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... Kurumuna müzekkere yazılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 450,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.877,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.24/03/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır