T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/420 Esas - 2025/73
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2023/420
KARAR NO : 2025/73
DAVA : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabete Bağlı, Tespit, Durdurma, Ortadan Kaldırma, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 08/09/2023
KARAR TARİHİ : 24/02/2025 Yazım Tarihi: 24/03/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin 2008 yılında kurulduğundan bu yana, özelikle ... ...’da süt ve süt ürünleri, bakliyat, erişte ve yöresel tatlılar olarak bilinen pestil, köme, sarma ve nuska üretimi, depolaması ve ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davalının müvekkili firmanın yetkilisinin yakın akrabası olduğunu, uzun süre firmada çalıştığını, 2015 yılında tamamen kötü niyetli olarak ... markasını aldığını, ... numarası ile tescil ettirdiğini, davalının haksız rekabet ettiğini, davalının markasında ... ibaresini kullanarak iltibas yarattığını ve açık bir şekilde 2008 yılından bu yana büyük bir emekle kurulan ve büyütülen davacı müvekkil şirketin ulaşmış olduğu tanınırlık ve güvenilirlik düzeyini zedelediğini, ... Esas sayılı dosyası ile markanın hükümsüzlüğü davası açıldığını, davanın kabul edildiğini ve davalı ...'ın markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve Yargıtay’dan onanarak 08.08.2023 tarihinde kesinleştiğini, bu karara rağmen davalının marka tecavüzüne devam ettiğini, davalı ...'ın ürünlerin korunması ve müşteriye ulaştırılmasında kullanılan ambalaj ve paketlerde "..." ibaresini kullanması tecavüz fiilini sürekli olarak devam ettirmesi halini oluşturduğunu, bu ambalaj ve paketlerin toplatılması gerektiğini, davacının uğramış olduğu manevi zararın yanında ayrıca davalı ...'ın, müvekkili şirketine ait markanın ayırt edici "..." ibaresini iltibas etmek suretiyle kullanarak ticari itibarının zedelenmesinin yanı sıra ulaşmış olduğu geniş müşteri kitlesini de kötü üretim ve kullanımla birlikte müvekkilinin tarzına uygun olamayan bir şekilde piyasaya sunarak yanılgıya uğrattığını, bu nedenle davalı ...'ın yaratmış olduğu bu zarar için 50.000,00 TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak suretiyle şimdilik 100,00 TL maddi ve 100,00 TL itibar tazminatı talep ettiklerini, müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi tazminatın hesaplanırken bilirkişi incelemesinde SMK 151/2-a ve b bendindeki metodların kullanılarak hesaplama yapılmasını, davada hem davacının hem de davalı ...'ın markalarına ait internet siteleri bulunduğunu, özellikle davacının internet sitesi satışı sayesinde Türkiye'nin büyük şehirleri başta olmak üzere birçok il ve ilçesine markasına ait ürünleri pazarladığını, davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilen dosyanın gerekçesinde de hükme esas alınan kolluk tutanağında “ ... Mahkemesinin 21/03/2019 tarihli ... Esas sayılı yazısına istinaden yapılan araştırmalarda ... ... GIDA İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. ile davalı ... isimli işyeri arasındaki mesafenin 120 metre olduğu, ... ... isimli şahıs ... ... isimli şahsın üvey anne tarafından kardeşi ... ...'nin oğlu olduğu, işletmelerin isimlerinin halk arasında ... olarak bilindiği, ... yerleşik halkına sorulduğunda birçoğunun bu iki işyerinin de ayrı kişiler tarafından işletildiğini bildikleri ancak ilçemizde ikamet eden memur ve öğrencilerin bir kısmına sorulduğunda ... isimli işyerinin ... ... isimli şahsın bir şubesi olduğunu ve onun şubesi olarak bilip alışveriş yaptıkları bilgisine ulaşılmış..." Davalının kapatılmasını talep ettikleri internet sitesi üzerinden müvekkili şirketin zararına olacak şekilde ulusal çapta satış yaptığını, bu haliyle de müvekkili şirketin markasına tecavüzüne devam ettiğini, bu nedenle tecavüz fiilinin etkileri ülkenin her yerinde görüldüğünden hareketle işbu davayı yetkili ve görevli ... Mahkemesi'nde açmak gereği hasıl olduğunu iddia ederek davanın esası yönünden tecavüzü oluşturan ve suç unsuru olan bu ambalaj ve paketlerin toplatılması hususunda ara karar kurulmasını, Manevi tazminat olarak 50.000,00 TL ve şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi ( SMK 151/2-b maddesine göre davalının " net kazanç seçeneği" ) ve itibar tazminatı olarak ayrı ayrı 100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini, talep edilen tazminat bedeline tecavüz tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının ihlali öğrenme tarihinin en geç marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın da açıldığı tarih olan 26/04/2018 olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu, öğrenme tarihinden itibaren iki yıl geçtiğini, zamanaşımının olduğunu, Davacı taraf marka kullanıldığı süreç boyunca ihlalin devam ettiği iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin ilgili dava sırasında 14.05.2018 tarihinde yeni bir marka başvurusunda bulunmuş ve 09.09.2019 tarihli tescil ile ... pestil- köme "en tatlı keyifler bizimle başlar" marka isminin tescilini kazandığını, mevcut durumda hükümsüzlüğüne karar verilen ... tescil numaralı markaya ilişkin herhangi bir kullanımın mevcut olmadığını, mevcut durumda hükümsüzlüğüne karar verilen ... tescil numaralı markaya ilişkin herhangi bir kullanımın mevcut olmadığını, henüz mahkeme kararı kesinleşmemiş ve süreç devam ederken kullanmayı bırakmış, 14.05.2018 tarihinde yeni bir marka başvurusunda bulunmuş ve 09.09.2019 tarihli ... tescil numaralı "... " marka ismini kullanmaya başladığını ve mevcut durumda da kullanmaya devam ettiğini, davacıya ait marka "... ... gıda inş.taah.san.tic.ltd.şti." olduğunu, Müvekkilin ise geçmişte "..." markasını kullandığını, hali hazırda ise ... isimli markayı kullandığını, ..." ibaresine ailesinden gelen şekliyle "..." olarak yer verdiğini, Davacı şirketin... gibi büyük şehirlerde olmak üzere 20'ye yakın bayiliği olması karşısında müvekkil ticari bir kişiliği dahi olmaksızın kendi sınırlı imalatını ve satışını gerçekleştirdiğini, İnternet adresine ilişkin ise kullanım şartları gereğince marka adının tamamının kullanılarak bir alan adı alınmasının mümkün olmadığını, Davacı şirketin internet alan adı "..." olduğunu, Müvekkilinin alan adı ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ... bir anlatımla, kötü üretim gibi kabaca bir isnatla itibar ve kar kaybına uğradığından bahsetmektedir. İtibar tazminatı davasının açılması halinde tazminat talebinde bulunan hak sahibinin markanın olumlu bir imaja sahip olduğunu ve markanın sonraki kullanımının ilgili kesim nezdinde olumsuz bağlantılar yarattığını ispat etmesi gerektiğini, davanın ispata elverişli delil sunmadığını, kaybın ne şekilde gerçekleştiği ve bu kaybın nasıl telafi edilebileceği hususlarının da ortaya konulması gerektiğini, şikayet kapsamında ... sayılı soruşturma dosyasında kolluk araştırması yapıldığını, Kolluk kuvvetlerince yapılan araştırma sırasında müvekkilinin iş yerine gidildiğini, Ambalaj, tabela, kartvizit gibi tüm dokümanlar kayıt altına alınmak suretiyle rapor oluşturulduğunu, raporda “duvarda ... sayılı tescil belgesi olduğu görülmüştür. Yine araştırma raporunda yer alan afiş, tabela, ambalaj ve paketleme dahil tüm görsellerde ... markaya ilişkin marka isminin olduğu görülmektir” açıklamasının yer aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.)
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer aldığı;
Hukuka uygunluk sebepleri
Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.)
Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.)
Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.)
Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.)
Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.)
Müktesep hak (6/6 m.)
Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 45 " (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır."
Madde 50 " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir."
Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir."
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın tescilli ticaret unvanı ve ... tescil sayılı marka hakkının davalı tarafça marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturacak şekilde ihlal olup olmadığı, buna bağlı tespit, durdurma, ortadan kaldırma, diğer taleplerin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacıya ait 20/06/2013 başvuru, 18/06/2014 tescil tarihi olan 29 / 30 / sınıfta "... ... Gıda İnş.Taah.San.Tic.Ltd.Şti. " adı altında ... sayılı markası olduğu ;
Yine davacının ... ... Gıda İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adı altında 18/06/2008 tarihinde ticaret sicil kaydı bulunduğu;
Celbedilen kayıtlar ile tespit edilmiştir.
Davalıya ait ... sayılı "... " ibareli markanın mahkeme kararı ile (...) hükümsüz kılındığı ve kararın 02/05/2023 tarihinde kesinleştiği ilam örneği ile anlaşılmıştır.
Karşılıklı sunulan delil ve belgeler karşısında Tahkikat aşamasında bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyetinin sunduğu 12.07.2024 tarihli KÖK raporda "...Yukarıdaki görselde de görüleceği üzere davalı ile davacının siteleri sırasıyla alt alta çıkmaktadır.(raporda)
Buna göre; davalı ve davacı markalarının her ikisinin de 29 ve 30. Sınıfta tescilli olduğu görülmektedir. Davalı markasında yer alan şahin görseli kelimenin önüne geçerek markada baskınlık yaratmamıştır. Marka yer alan pestil -köme ibareleri ise ürün/emtiaya işaret ettiğinden ayırt ediciliği bulunmayan ek unsurlardır. Dolayısıyla davalı tescilli markasının baskın unsuru “...” ibaresidir. Davacının markası karşısında davalının kullanımlarında baskın ve esas unsur olarak yer alan ... ibaresinde ortak ... kelimesine bağlı düşük düzeyde görsel benzerlik bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Davacının markası ise “... ... gıda inş.taah.san.tic.ltd.şti.” olup esasen ticaret unvanıdır. Dolayısıyla markada yer alan “gıda inş.taah.san.tic.ltd.şti.” ibarelerinin ayırt ediciliği bulunmamaktadır. Markada bulunan “... ...” ibaresi markanın esas unsurudur. Markada yer alan “...” ibaresi ise Türkçe’de erkek ismi olarak sık kullanılan bir isim olup yüksek ayırt ediciliğe haiz bir kelime değildir.
Her iki markada da bulunan ortak ibare “...” ibaresi olup işbu ibare Türkçe’de “... vb. keyif veren maddelere alışmış olan (kimse), Bir şeye çok alışmış, kendine huy edinmiş” anlamına gelmektedir. Bununla birlikte tarafların soyadları olduğu da görülmektedir.
Somut olayda davalının kullanımına konu ... kelimesinin anlam olarak davacının markasındaki ... kelimesi İLE BİREBİR AYNIDIR. Öte yandan ... kelimesinin dava konusu markaların tescilli olduğu 29. Ve 30. Sınıf emtiaları bakımından ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğunu söylemek de mümkündür. Zira ... kök kelimesinin anlamı ile söz konusu mallar arasında ortalama tüketicinin doğrudan, hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın bir bağ kurabileceği düşünülmemektedir. Davalı markası yazıldığı şekilde “...” şeklinde hecelenerek telaffuz edilirken davacının tecavüze dayanak markası da “...” olarak hecelenerek telaffuz edilecektir. Davacı markasındaki vurgu “...” ibaresindedir. Taraf markaları arasında ... kelimesine bağlı kulakta bıraktıkları ses, tını itibariyle düşük düzeyde işitsel benzerlikten söz edilebilecektir.
Taraf markalarının hitap ettiği kesim ise ortalama dikkat ve özene sahip kimseler olacaktır. Bahse konu ürünler paketli satışa sunulan ürünler olup her yaştan, her kesim ve her meslekten tüketiciye hitap eden, insanların günlük tüketeceği, anlık üzerine düşünülmeden satın alınabilen ürünlerdir. Bahse konu ürünler aynı tür marketlerdeki genellikle kuruyemiş, baharat ve benzeri ürünlerin satışa sunulduğu yerlerde yan yana, alt alta aynı reyonlarda sunulmaktadır.
Neticeten davacının ... numaralı “... ... gıda inş. taah. san. tic. ltd. şti” markasının gıda emtialarında davalının kullanımına konu marka ile karşılaştırıldığında markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan bütünsel benzerliğin olduğu, markalar arasında görsellik tespitinde markaların karşılaştırmasının yanyana konularak yapılamayacağı, bu nedenle davalı markasındaki görsel farklılığın davacının markasından uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, davalı tarafından kullanılan marka ile davacı markasında yer alan malların niteliği, işbu malların aynı, aynı tür olması, yerleşik ve devamlılık göstereceği düşünülen dağıtım ve satış kanalların benzerliği, tüketici kitlesinin benzerliği de dikkate alındığında taraf markalarının benzer olduğu, Söz konusu mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği göz önüne alındığında bu mal ve hizmetlerin orta düzeyde tüketiciye hitap eden mal ve hizmetler olduğu, sonraki tarihli davalı markasının söz konusu markayı 29 ve 30. sınıftaki mallarda kullanılması halinde orta düzeyde tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.
....davaya konu markanın kullanımında esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin davacının tescilli makasında yer alan ve ayırt edici konumda bulunan “...” ibaresi ile birebir aynı olduğu, kullanıma konu markada yer alan “pestil, köme” ve benzeri slogan ve şekil unsurlarının davalı kullanımını davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığı, pestil, köme gibi ibarelerin sunulan ürünü tanımladığı ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının hükümsüzlük davası devam ederken hükümsüzlüğe konu markasına slogan ve şekil unsuru ekleyerek tekrar marka tescili elde ederek kullanımlarına 120 metre ilerideki bir işyerinde devam etmesi, diğer dosyalarda alınan tutanakta bir kısım tüketicinin davalı işyerinin davacının şubesi sanması, yani tüketici zihninde davacı markası ile bağlantılı olduğu algısının uyanması dolayısıyla davalının alan adı, ürün ambalajları, kartvizit, işyeri tabelasında kullandığı “...” biçimindeki marka ve logo kullanımının davacının ... numaralı “... ... gıda inş. taah. san. tic. ltd. şti” şeklindeki tescilli markası ile iltibasa neden olması hususları birlikte dikkate alındığında, davalının gıda sektörü hizmetleri üzerindeki fiili kullanımlarının, davacının hizmetleri ile karıştırılmaya yol açacak önlem ve uygulamalar kapsamında değerlendirilmek gerektiği, bu nedenle haksız rekabete neden olacağı sonuç ve kanaatine ulaşmıştır.
SONUÇ;
Marka Tecavüzü Açısından;
Davalının 29 ve 30. Sınıfta tescilli markasına dayalı kullanımların SMK 155. maddesi de göz önüne alınarak davacının ... tescil numaralı markası kapsamındaki 29 ve 30. Sınıf malları yönünden karıştırılma ihtimali yarattığı,
Haksız Rekabet Açısından;
Davalının “...” şeklindeki kullanımları ile davacının ... tescil numaralı markası iltibas yaratacak derecede benzer olduğu ve bu nedenle davalı kullanımlarının, davacıya ait tescilli bu marka ile karıştırılmaya yol açtığı
Maddi tazminat hesabı Açısından;
Davacının 151/2 maddesinde belirtilen seçimlik usullerden hangi bent kapsamında tazminat talep ettiğine açıklık getirilmesi, buna göre tecavüz tarihi itibariyle hem davacı hem de davalı tarafça dosyaya gerekli fatura ve bilgiler sunulduğu takdirde hesaplanacağı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalıya ait kayıt ve belgelerin celbedilip incelenmesinden sonra ise sunulan 21.01.2025 tarihli EK raporda " 1. Tecavüz eyleminin varlığı Sayın Mahkemece sabitlendiği takdirde tazminat talebinin yerinde olduğu,
2. Davacının tercihi olan 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesine göre, davacının davalıdan talep edeceği yoksun kalınan kazanç tutarının 1.983,00 TL tutarında olacağı,
3. Manevi tazminatın ve miktarının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor ve ek rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE;
Marka tecavüzü açısından;
SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir.
Davacı taraf ... sayılı tescilli marka ve tescilli ticaret unvanına bağlı haklarının davalı tarafın iş yerinde ve internet ortamında kullanımları dolayısıyla marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Davacıya ait 20/06/2013 başvuru, 18/06/2014 tescil tarihi olan 29 / 30 / sınıfta "... ... Gıda İnş.Taah.San.Tic.Ltd.Şti. " adı altında ... sayılı markası olduğu ;
Yine davacının ... ... Gıda İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adı altında 18/06/2008 tarihinde ticaret sicil kaydı bulunduğu;
Celbedilen kayıtlar ile tespit edilmiştir.
Tahkikat aşamasında alınan 12.07.2024 tarihli KÖK raporda "Somut olayda davalının kullanımına konu ... kelimesinin anlam olarak davacının markasındaki ... kelimesi İLE BİREBİR AYNIDIR. Öte yandan ... kelimesinin dava konusu markaların tescilli olduğu 29. Ve 30. Sınıf emtiaları bakımından ayırt edici niteliği yüksek bir ibare olduğunu söylemek de mümkündür. Zira ... kök kelimesinin anlamı ile söz konusu mallar arasında ortalama tüketicinin doğrudan, hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın bir bağ kurabileceği düşünülmemektedir. Davalı markası yazıldığı şekilde “...” şeklinde hecelenerek telaffuz edilirken davacının tecavüze dayanak markası da “...” olarak hecelenerek telaffuz edilecektir. Davacı markasındaki vurgu “...” ibaresindedir. Taraf markaları arasında ... kelimesine bağlı kulakta bıraktıkları ses, tını itibariyle düşük düzeyde işitsel benzerlikten söz edilebilecektir.
Taraf markalarının hitap ettiği kesim ise ortalama dikkat ve özene sahip kimseler olacaktır. Bahse konu ürünler paketli satışa sunulan ürünler olup her yaştan, her kesim ve her meslekten tüketiciye hitap eden, insanların günlük tüketeceği, anlık üzerine düşünülmeden satın alınabilen ürünlerdir. Bahse konu ürünler aynı tür marketlerdeki genellikle kuruyemiş, baharat ve benzeri ürünlerin satışa sunulduğu yerlerde yan yana, alt alta aynı reyonlarda sunulmaktadır.
Neticeten davacının ... numaralı “... ... gıda inş. taah. san. tic. ltd. şti” markasının gıda emtialarında davalının kullanımına konu marka ile karşılaştırıldığında markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan bütünsel benzerliğin olduğu, markalar arasında görsellik tespitinde markaların karşılaştırmasının yanyana konularak yapılamayacağı, bu nedenle davalı markasındaki görsel farklılığın davacının markasından uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, davalı tarafından kullanılan marka ile davacı markasında yer alan malların niteliği, işbu malların aynı, aynı tür olması, yerleşik ve devamlılık göstereceği düşünülen dağıtım ve satış kanalların benzerliği, tüketici kitlesinin benzerliği de dikkate alındığında taraf markalarının benzer olduğu, Söz konusu mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği göz önüne alındığında bu mal ve hizmetlerin orta düzeyde tüketiciye hitap eden mal ve hizmetler olduğu, sonraki tarihli davalı markasının söz konusu markayı 29 ve 30. sınıftaki mallarda kullanılması halinde orta düzeyde tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. " şeklindeki tespit ve kanaate mahkemece de aynen iştirak edilerek davalının yukarıda sayılna kullanımlarının davacıya ait ... sayılı tescilli marka kapsamında ve o marka ile iltibas düzeyinde benzeri kullanımlar olduğundan davalı eyleminin 6769 sayılı SMK 29.ncu maddesindeki marka tecavüzü oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Haksız rekabet açısından ise;
TTK Madde 54 " (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." haksız rekabet sayılmıştır.
Yukarıda belirtilen Bilirkişi heyet raporunda geçen " ....davaya konu markanın kullanımında esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin davacının tescilli makasında yer alan ve ayırt edici konumda bulunan “...” ibaresi ile birebir aynı olduğu, kullanıma konu markada yer alan “pestil, köme” ve benzeri slogan ve şekil unsurlarının davalı kullanımını davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığı, pestil, köme gibi ibarelerin sunulan ürünü tanımladığı ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının hükümsüzlük davası devam ederken hükümsüzlüğe konu markasına slogan ve şekil unsuru ekleyerek tekrar marka tescili elde ederek kullanımlarına 120 metre ilerideki bir işyerinde devam etmesi, diğer dosyalarda alınan tutanakta bir kısım tüketicinin davalı işyerinin davacının şubesi sanması, yani tüketici zihninde davacı markası ile bağlantılı olduğu algısının uyanması dolayısıyla davalının alan adı, ürün ambalajları, kartvizit, işyeri tabelasında kullandığı “...” biçimindeki marka ve logo kullanımının davacının ... numaralı “... ... gıda inş. taah. san. tic. ltd. şti” şeklindeki tescilli markası ile iltibasa neden olması hususları birlikte dikkate alındığında, davalının gıda sektörü hizmetleri üzerindeki fiili kullanımlarının, davacının hizmetleri ile karıştırılmaya yol açacak önlem ve uygulamalar kapsamında değerlendirilmek gerektiği, bu nedenle haksız rekabete neden olacağı sonuç ve kanaatine ulaşmıştır." şeklinde tespit ve kanaate mahkemece de iştirak edilerek davalının işyerinde, internet ortamında kullanımları davacının tescilli markası ile tescilli ticaret ünvanında yer alan ... ibaresi ile iltibas düzeyinde benzeri kullanımlar olduğundan aynı zamanda davalı eylemi TTK 54 ve devamı maddesindeki haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Maddi Tazminat talebi ; Davacı taraf 151. maddenin (b) fıkrasında belirtilen “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” yöntemine göre hesaplanacak şekilde " fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 100,00 TL maddi ve 100,00 TL itibar tazminatı talep ettiklerini ileri sürmesi karşısında; marka ihlali ve haksız rekabet oluştuğundan bilirkişi heyetinin ek raporunda " Davacının tercihi olan 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesine göre, davacının davalıdan talep edeceği yoksun kalınan kazanç tutarının 1.983,00 TL tutarında olacağı, " şeklinde tespiti üzerine taleple bağlı kalınarak 100 TL tazminatın dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden davalıdan alınıp davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiştir.
İtibar tazminatı; Davacı tarafça talep edilen itibar tazminatı talebinde davacının herhangi bir itibar kaybı olduğu kanıtlanmadığından reddine karar verilmiştir.
Manevi Tazminat talebi ; Davacı taraf dava dilekçesinde " 50.000,00 TL manevi tazminat" şeklindeki talebi incelendiğinde marka ihlali ve haksız rekabet oluştuğundan " takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın ( bu oran belirlenirken davalı taraf eylemleri nedeniyle davacının tesçilli markalarının müşteri potansiyelinde yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz etki / zarar dikkate alınıp takdiren tayin edilmiştir ) dava tarihinden itibaren yürütülecek mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
Karar ilanı; Davalı eylemi marka ihlali ve haksız rekabet oluştuğundan Kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı taraftan alınmak üzere Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı 100.000 adetin üzerinde olan bir gazetede bir kez ilanına, ayrıca karar verilmiştir.
Davacının tüm taleplere göre haklılık oranı 5/6 (altıda beş) oranında davacı lehine (yargılama gideri için) olduğu değerlendirilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, bu eylemin ortadan kaldırılmasına,
3-Davacı tarafça talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak maddi tazminat talebi ile ilgili olarak dava dilekçesinde belirtilen miktara bağlı kalınarak 100 TL tazminatın dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça talep edilen itibar tazminatının reddine
5-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebi ile ilgili olarak takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,
6-Kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı taraftan alınmak üzere Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı 100.000 adetin üzerinde olan bir gazetede bir kez ilanına,
7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.714,581 TL karar ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye 1.444,731 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
8-AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden 100,00 TL vekalet ücreti, manevi tazminat yönünden 25.000,00 TL vekalet ücreti, tazminat dışındaki istemler yönünden 40.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 65.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
9-AAÜT uyarınca reddedilen itibar tazminatı yönünden 100,00 TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat yönünden 25.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 25.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
10-Davacının yaptığı 12.500,00 TL bilirkişi ücreti, 978,50 TL tebligat gideri, 269,85 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 13.748,35 TL nin haklılık oranına göre 5/6'sı olan 11.456,95 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
11-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.24/02/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır