T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/130 Esas - 2025/62
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/130
KARAR NO : 2025/62
DAVA : Marka Tecavüzü, Tespit, Men, Terkin
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ: 17/02/2025 Yazım Tarihi: 17/03/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Müvekkili şirketin 1978 yılından bugüne iş makinaları yedek parça ithalatı, ihracatı ve üretimi alanında uzmanlaşmış, Türkiye genelinde sektörün önde gelen ve tercih edilen firmalarından birisi olduğu, Türkiye’nin pek çok ilinde faaliyet gösterdiği, “...” isminin müvekkili ile bağdaşmış olan, sektöründe bilinirliğinden dolayı direkt müvekkilini çağrıştıran bir isim olduğu, ... tescil numaralı “...” markasının müvekkili adına tescilli olduğu, bu markanın müvekkilinin işyerlerinde, reklam panolarında, internet sitelerinde, tabela ve reklam vasıtalarında kullanıldığı, bu marka ile hem üretim hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiği, piyasada iyi bir pazar payı olduğu, müşteri portföyünün ağırlığının inşaat ve müteahhitlik firmalarından oluştuğu, bu firmalarca davalı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir bağ olup olmadığının sıkça sorulduğu, bu hususun piyasada karışıklığa sebebiyet verdiği, davalı şirketin müvekkilinin izni olmadan “...” ve “...” ibarelerini ticaret unvanında ve faaliyetlerinde kullandığı, davalı şirketin internet sitesi adresinin "..." olduğu ve müvekkili şirkete ait markanın da davalı internet sitelerinde kullanıldığı, davalı şirketin ... numaralı marka başvurusu hakkında da ... “tescil geçersiz” kararı verildiği, davalı şirketin “...” ve “...” ibaresini kullanma hakkı bulunmadığı, gerçeğe aykırı olarak davalı şirketin müvekkili şirket ile bağlantılı olduğunun lanse edildiği, müvekkil şirketin bilgisi ve izni dışında müvekkiline ait markanın davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı ve piyasanın yanıltıldığı, müvekkil şirkete ait marka ve unvanın davalı tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekilde kullanımının hukuka aykırı olduğu, marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabete neden olduğu, davalının bu eylem ve işlemleri nedeniyle müvekkili şirket müşterilerinin zarar görmesine ve finansal ve ticari kayba uğramasına neden olduğu belirtilerek, davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkilinin marka hakkını ihlal eden fiillerin durdurulmasına, davalının, müvekkili şirketin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, davalı şirketin unvanında bulunan “...” ve “...” ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine, “...” ve “...” ibaresini içeren ve bu ibarenin kullanıldığı internet ortamı dahil her türlü basılı ve görsel kullanımına son verilmesine, müvekkili şirkete ait marka ile benzerlik gösteren hususlara ilişkin tüm yanıltıcı reklam ve beyanların kaldırılmasına, mahkeme kararının ilgililere tebliği ve kamuya ilanına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkil şirketin 2009 yılında “... ...” unvanı ile şahıs firması olarak ...'da kurulduğu, bilahare, "..." sonunda “... A.Ş.” unvanını alan bir anonim şirkete dönüştüğü, gerek şahsen gerekse de 3. kişiler ile kurduğu "..." ile özellikle kamu kurum ve kuruluşları tarafından açılan ihalelere katılmakta olduğu, kazandığı ihaleler sonunda ilgili idareler ile imzalanan sözleşmeler uyarınca "taahhüt işleri" gerçekleştirmekte olduğu, özellikle kamu ihale kanunu kapsamında alınan işler sonunda, karayolu, demiryolu, kavşak, tünel, alt ve üst geçit, köprü, bina inşaatı, atık su, baraj vb. gibi projeler gerçekleştirdiği, kamu tarafından açılan hemen tüm ihalelere katılma yeterliliğinin bulunduğu, ülkemizde pek az şirketin bu denli büyük iş bitirme belgesine sahip olduğu, yüklendiği işleri, eksiksiz, hatasız ve süresinde tamamlaması ve kamuya olan bu büyük hizmetleri sonucunda devlet katında da karşılığı olan seçkin şirketlerden olduğu, müvekkili şirkete ait ticaret unvanının ... nezdinde tescilli olduğu, ... sayı ile tescilli markanın sahibi olduğu, müvekkiline ait ticaret unvanı ve markanın tescilli olması ve müvekkili şirket ile davacı şirketin tescil sınıfları ve faaliyet alanlarının birbirlerinden farklı olması karşısında müvekkil şirket tarafından davacının unvanına tecavüz edildiğinden bahsedilemeyeceği, iki firmanın unvanları ya da amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit gibi tanıtma vasıtaları arasında benzerlik bulunmadığı, tarafların adreslerinin de farklı olduğu, bu nedenle iki firma arasında karışıklıktan söz edilemeyeceği, davalı şirket tanınmış bir ticari unvanına ve markaya sahip iken davacı şirketin taahhüt piyasasında ya da yedek parça piyasasında herhangi bir tanınırlığının bulunmadığı, bu durumda unvanına ve markasına tecavüz edilen ve tanınmışlığından faydalanılanın esasen davalı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.)
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer aldığı;
Hukuka uygunluk sebepleri
Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.....)
Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.....)
Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 ....)
Marka Hakkının Tüketilmesi (152.....)
Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 ....)
Müktesep hak (6/6 ....)
Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (....K. 2.....) sayılabilecektir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 45 " (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır."
Madde 50 " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir."
Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir."
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... ve ... tescil sayılı marka hakkını kapsamında yer alan emtialar dolayısıyla davalı firmanın eylemleri dolayısıyla marka ihlali oluşup oluşmadığı, (emtiaların benzer olup olmadığı) savunma dilekçesinde geçen davalı tarafın kuruluş tarihi itibariyle tescilli ticaret ünvanı , ... tescil sayılı markasının davacı iddialarını çürütüp çürütemeyeceği , buna bağlı olarak davacı taleplerinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın ;
20.10.2010 başvuru, 22.11.2011 tescil tarihli 7.nci sınıfta "...+..." ibareli ... nolu ; 13.04.2017 başvuru, 05.09.2017 tescil tarihli 35.nci sınıfta "...+ ..." ibareli ... nolu
Tescilli markaları olduğu; ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Davacı şirketin “... LTD. ŞTİ.” unvanı altında 4 Ocak 1990 tarihinde tescil edildiği ve bu hususun 8 Ocak 1990 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı, 10 Eylül 2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, müdür seçiminin ilanı için yayınlanan davacı şirketin ticaret unvanının “... ... LTD. ŞTİ.” olduğu tespit edilmiştir.
Davalı şirketin ise 30 Temmuz 2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre, davalı şirketin eski unvanı “ ...” iken 26.07.2010 tarihinde “... ...” olarak değiştiği, 16 Ocak 2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre, davalı şirketin eski ticaret unvanı “... ...” iken 12.01.2015 tarihinde “... A.Ş.” olarak değiştiği, şirketin iştigal konusunun “yurt içinde ve yurt dışından her türlü resmi ve özel inşaat tesisat ve taahhüt işleri yapmak, teknik müşavirlik yapmak…” olduğu tespit edilmiştir.
Davalı şirketin sahibi (yetkilisi) ... adlı şahıs adına ise 07.07.2014 başvuru, 08.07.2015 tescil tarihli 37.nci sınıfta (inşaat hizmetleri v.s.) "...+ ..." ibareli ... sayılı tescilli markası olduğu; ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Dosyaya sunulan ve celbedilen deliller açısından tahkikat aşamasında bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.
05/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; "Davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkiline ait markanın davalıya ait ... internet web sitesinde de kullanıldığı ve bu kullanımların da davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmektedir. Davalıya ait ... internet sitesinde 05.01.2025 tarihinde yapılan incelemede:
- Web sitesinin ana sayfası ve tüm alt sayfalarının başlıklarında, aşağıda örneği sunulan “...” unvanı ile logonun birlikte kullanıldığı,
-Web sitesinin “Kurumsal” bölümünde; firmanın ... tarafından 2009 yılından beri ... iNŞAAT adı altında inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği, inşaat sektöründe güven duyulan bir marka olduğu, yol, kavşak, tünel, alt ve üst geçit, köprü, bina inşaatı, atık su, baraj vb. gibi projeler gerçekleştirdiği belirtilmektedir.
- Web sitesinde, Faaliyet Alanları ve Projeler başlıkları altında paylaşılan bilgilerden, firmanın çeşitli yol, kavşak, tünel, alt ve üst geçit, köprü, baraj vb. projeler gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
- Netice itibariyle, davalı firma tarafından, "...+ ..." şeklindeki “...” unvanı ve “...” logosunun inşaat sektöründe marka olarak kullanıldığı, sunulan bilgilere göre bu kullanımların 2009 yılından beri devam ettiği anlaşılmaktadır.
Raporun önceki bölümlerinde açıklandığı üzere, 07.07.2014 tarih ve ... sayılı "...+ ..." markası, inşaat ve taahhüt işlerini de kapsayacak şekilde, 37. sınıfta davalı adına tescillidir. Ayrıca, “...” ibarelerinin 2010 yılından beri davalı şirket unvanında kullanıldığı tespit edilmiştir.
Davalıya ait internet sitesinde markasal nitelikte kullanılan "...+ ..." şeklindeki “...” unvanı ve “...” logosu, davacı adına tescilli bulunan ... sayılı "...+..." ve ... sayılı "...+ ..." markaları ile karşılaştırıldığında, davacı markalarında “...” ibaresinin, davalı kullanımında ise “...” ibarelerinin asli ayırt edici unsurlar olarak yer aldığı, bu nedenle aynı ya da benzer mal ve hizmetler için kullanılmaları halinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkması için markaların/ işaretlerin benzer olması yeterli değildir. Ek olarak, işaretin üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetlerin de markaların kapsamında bulunan mal ve/veya hizmetlerle aynı ya da benzer olması gerekir. İhtilaf konusu kullanımlar bu yönden incelendiğinde, davalı kullanımları esas olarak yol, kavşak, tünel, alt ve üst geçit, köprü, baraj vb. türden inşaat hizmetleri üzerinde gerçekleşirken davalı markaları 7. sınıfta bulunan her nevi makineler ile 35. Sınıfta bulunan reklam, pazarlama ve Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri için tescillidir.
Mal/hizmet benzerliği incelenirken karşılaştırma konusu mallara ve hizmetlere ilişkin ilgili tüm faktörlerin dikkate alınması gereklidir. Bu faktörler, malların veya hizmetlerin doğası (niteliği), kullanım amaçları, kullanım şekilleri/yöntemleri ile birbirlerinin ikamesi ya da tamamlayıcısı niteliğinde olup olmadıklarıdır. Ayrıca karşılaştırmada malların/hizmetlerin dağıtım kanalları, hitap ettikleri tüketici kesimi ve ticari kaynakları da göz önünde bulundurulabilecek faktörlerdendir.
Davalı markasının kullanıldığı “inşaat hizmetleri” ile davacıya ait markaların tescilli olduğu 7. sınıftaki “makineler” malları ve 35. sınıftaki yukarıda belirtilen hizmetler karşılaştırıldığında, doğalarının, amaçlarının, karşıladıkları ihtiyaçların tamamen farklı olduğu, birbirilerinin ikamesi ya da tamamlayıcısı durumun olmadıkları, bu çerçevede aynı tür ya da benzer olarak nitelendirilebilecek türde mal ve/veya hizmetlerden olmadıkları tespit edilmiştir.
Açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, "...+ ..." markasının davalı tarafından kullanımlarının davacı adına 7 ve 35. Sınıflarda tescilli bulunan ... sayılı "...+..." ve ... sayılı "...+ ..." markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Dava dilekçesinde, “...” isminin davacı ile bağdaşmış olan, sektöründe bilinirliğinden dolayı direkt davacıyı çağrıştıran bir isim olduğu ileri sürülmüşse de, davacının bu iddiasını ve özellikle davacı markasının tanınmış marka niteliğine sahip olduğunu ispatlayacak türde yeterli bilgi ve delil sunulmamıştır.
Diğer taraftan, 08.07.2014 tarih ve ... sayılı "...+ ..." markasının da, davalı markasının kullanıldığı inşaat hizmetlerinin yer aldığı 37. sınıfta, davalı şirketin sahibi olan ... adına tescilli olduğu ve bu marka ve unvanın davalı tarafından 26.07.2010 tarihinden beri kullanıldığı tespit edilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeniden bilirkişi ek raporu alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirildiğinde dosyaya sunulan rapor denetlenebilir olduğu, içeriğinin de olumlu veya olumsuz değerlendirilebileceğinden yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE ;
Davacı taraf iddiası, davalı savunması , karşılıklı sunulan ve yansıtılan delil ve belgeler, ticaret sicil kayıtları, Marka tecil belgeları , bilirkişi raporu ve dosya bütünü ile incelendiğinde;
Davacı taraf ; 7.nci sınıfta "...+..." ibareli ... nolu ve 35.nci sınıfta "...+ ..." ibareli ... nolu tescilli markalarına ve ... LTD. ŞTİ. adlı ticaret ünvanına dayalı davalı tarafın internet ortamı dahil kullanımlarının marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Davalı şirket ise kuruluşlarının 2009 yılına dayandığı , ... sayı ile tescilli markanın sahibi olduğu, kendi şirketleri ile davacı şirketin tescil sınıfları ve faaliyet alanlarının birbirlerinden farklı olduğu , iki firmanın unvanları ya da amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit gibi tanıtma vasıtaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürmektedir.
Tahkikat aşamasında alınan ve benimsenen 29.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; "
- Web sitesinin ana sayfası ve tüm alt sayfalarının başlıklarında, aşağıda örneği sunulan “...” unvanı ile logonun birlikte kullanıldığı,
- Web sitesinde, Faaliyet Alanları ve Projeler başlıkları altında paylaşılan bilgilerden, firmanın çeşitli yol, kavşak, tünel, alt ve üst geçit, köprü, baraj vb. projeler gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
- Netice itibariyle, davalı firma tarafından, "...+ ..." şeklindeki “...” unvanı ve “...” logosunun inşaat sektöründe marka olarak kullanıldığı, sunulan bilgilere göre bu kullanımların 2009 yılından beri devam ettiği anlaşılmaktadır.
07.07.2014 tarih ve ... sayılı "...+ ..." markası, inşaat ve taahhüt işlerini de kapsayacak şekilde, 37. sınıfta davalı adına tescillidir. Ayrıca, “...” ibarelerinin 2010 yılından beri davalı şirket unvanında kullanıldığı tespit edilmiştir.
Davalıya ait internet sitesinde markasal nitelikte kullanılan "...+ ..." şeklindeki “...” unvanı ve “...” logosu, davacı adına tescilli bulunan ... sayılı "...+..." ve ... sayılı "...+ ..." markaları ile karşılaştırıldığında, davacı markalarında “...” ibaresinin, davalı kullanımında ise “...” ibarelerinin asli ayırt edici unsurlar olarak yer aldığı, bu nedenle aynı ya da benzer mal ve hizmetler için kullanılmaları halinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkması için markaların/ işaretlerin benzer olması yeterli değildir. Ek olarak, işaretin üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetlerin de markaların kapsamında bulunan mal ve/veya hizmetlerle aynı ya da benzer olması gerekir. İhtilaf konusu kullanımlar bu yönden incelendiğinde, davalı kullanımları esas olarak yol, kavşak, tünel, alt ve üst geçit, köprü, baraj vb. türden inşaat hizmetleri üzerinde gerçekleşirken davalı markaları 7. sınıfta bulunan her nevi makineler ile 35. Sınıfta bulunan reklam, pazarlama ve Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri için tescillidir.
Mal/hizmet benzerliği incelenirken karşılaştırma konusu mallara ve hizmetlere ilişkin ilgili tüm faktörlerin dikkate alınması gereklidir. Bu faktörler, malların veya hizmetlerin doğası (niteliği), kullanım amaçları, kullanım şekilleri/yöntemleri ile birbirlerinin ikamesi ya da tamamlayıcısı niteliğinde olup olmadıklarıdır. Ayrıca karşılaştırmada malların/hizmetlerin dağıtım kanalları, hitap ettikleri tüketici kesimi ve ticari kaynakları da göz önünde bulundurulabilecek faktörlerdendir.
Davalı markasının kullanıldığı “inşaat hizmetleri” ile davacıya ait markaların tescilli olduğu 7. sınıftaki “makineler” malları ve 35. sınıftaki yukarıda belirtilen hizmetler karşılaştırıldığında, doğalarının, amaçlarının, karşıladıkları ihtiyaçların tamamen farklı olduğu, birbirilerinin ikamesi ya da tamamlayıcısı durumun olmadıkları, bu çerçevede aynı tür ya da benzer olarak nitelendirilebilecek türde mal ve/veya hizmetlerden olmadıkları tespit edilmiştir.
Açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, "..." markasının davalı tarafından kullanımlarının davacı adına 7 ve 35. Sınıflarda tescilli bulunan ... sayılı "...+..." ve ... sayılı "...+ ..." markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Dava dilekçesinde, “...” isminin davacı ile bağdaşmış olan, sektöründe bilinirliğinden dolayı direkt davacıyı çağrıştıran bir isim olduğu ileri sürülmüşse de, davacının bu iddiasını ve özellikle davacı markasının tanınmış marka niteliğine sahip olduğunu ispatlayacak türde yeterli bilgi ve delil sunulmamıştır.
Diğer taraftan, 08.07.2014 tarih ve ... sayılı "...+ ..." markasının da, davalı markasının kullanıldığı inşaat hizmetlerinin yer aldığı 37. sınıfta, davalı şirketin sahibi olan ... adına tescilli olduğu ve bu marka ve unvanın davalı tarafından 26.07.2010 tarihinden beri kullanıldığı tespit edilmiştir." şeklindeki tespit ve değerlendirmelere mahkemece aynen iştirak edilerek;
Davalı tarafın "...+ ..." şeklindeki kullanımlarının (ticaret ünvanı dahil ) davacının ... sayılı "...+..." ibareli markasının başvurusundan önce ve ... sayılı "...+ ..." markasının başvurusundan çok daha önce 2009 yıllarına ait kullanımlar olması; o tarihten beri süregelen kullanımlar olması; ayrıca davalının "...+ ..." şeklindeki markasal kullanımları olan “inşaat hizmetleri” ile davacıya ait ... sayılı "...+..." ve ... sayılı "...+ ..." sayılı markaların tescilli olduğu 7. sınıftaki “makineler” malları ve 35. sınıftaki yukarıda belirtilen hizmetler karşılaştırıldığında, doğalarının, amaçlarının, karşıladıkları ihtiyaçların tamamen farklı olduğu, birbirilerinin ikamesi ya da tamamlayıcısı durumun olmadıkları, bu çerçevede aynı tür ya da benzer olarak nitelendirilebilecek türde mal ve/veya hizmetlerden olmadıkları tespit edildiğinden taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ; davalı eyleminin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturmadığı;
Diğer yönden davacı taraf 1990 tarihli önceki tescilli ... klavuz unsurlu ticaret ünvanına dayanmış ise de davalının ticaret ünvanının ilk tescil edildiği 2009 tarihinden beri süregelen inşaat hizmetleri alanındaki "...+ ..." şeklindeki ... klavuz unsurlu markasal kullanımları karşısında dava tarihine kadar sessiz kalındığı ;
Sonuç ve kanaatine varılarak açılan davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü ... : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.17/02/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır