T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/72 Esas - 2025/57
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/72 (Asıl ve Birleşen davada)
KARAR NO : 2025/57
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 27/02/2024
KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Yazım Tarihi: 17/03/2025
(ASIL DOSYADA)
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Müvekkilinin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet göstermekte olduğunu, “...” ibareli markaları ilk kez 2007 yılında piyasa sunduğunu, “...” ibareli çok sayıda tescili bulunduğunu, müvekkilinin ... başvuru numaralı “...” marka başvurusuna süresi içerisinde itirazda bulunduğunu, önce ..., sonrasında ... tarafından itirazın reddedildiğini, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkil markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, belirterek, ... ... ... ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Davacı şirketin “...” ibaresinin aksine “...” ibareli olduğunu ve bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, “...” ibaresinin ayırt edici özelliği düşük bir ibare olduğunu ve müvekkilin markasında “...” ibaresinin yanına getirilen “...” ibaresi iltibas tehlikesini ortadan kaldırdığını, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağını, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
(ASIL DOSYADA)
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Müvekkilinin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet göstermekte olduğunu, “...” ibareli markaları ilk kez 2007 yılında piyasa sunduğunu, “...” ibareli çok sayıda tescili bulunduğunu, müvekkilinin ... başvuru numaralı “...” marka başvurusuna süresi içerisinde itirazda bulunduğunu, önce ..., sonrasında ... tarafından itirazın reddedildiğini, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkil markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, belirterek, ... ... ... ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Davacı şirketin “...” ibaresinin aksine “...” ibareli olduğunu ve bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, “...” ibaresinin ayırt edici özelliği düşük bir ibare olduğunu ve müvekkilin markasında “...” ibaresinin yanına getirilen “...” ibaresi iltibas tehlikesini ortadan kaldırdığını, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağını, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
(BİRLEŞEN DAVADA )
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkilinin kurulduğu 1967 yılından bugüne kadar özellikle; salça, ketçap, mayonez, domates ürünleri, sebze konservesi vb. gıda ürünleri alanında faaliyet göstermekte olduğunu, “...” ibareli çok sayıda tescili bulunduğunu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, • Müvekkil markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, belirterek, ... ... ... ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı şirketin “...” ibaresinin aksine “...” ibareli olduğunu ve bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, “...” ibaresinin ayırt edici özelliği düşük bir ibare olduğunu ve müvekkilin markasında yer alan “...” ibaresinin önüne getirilen “...” ibaresinin iltibas tehlikesini ortadan kaldırdığını, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağını, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı ... firmasının itiraz mesnedi ... ibareli tescilli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının bu davanın tarafları açısından iptalinin gerekip gerekmediği; kısmi hükümsüzlük talebi açısından kurum itiraz sürecinde ileri sürülmeyen ancak dava dilekçesinde belirtilen SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki davacı taraf iddiasının yukarıda belirtilen iltibas ve tanınmışlık iddialarına ilaveten yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının tescili halinde 29 ve 30.sınıftaki emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; davanın davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TPMK tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN; ... kararının 06/01/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 16/02/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; ... kararının 28/12/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27/02/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "
2- ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itiraz;
... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ...kararına karşı, başvurunun ...sayılı "...", "...", "... " ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından iş bu itirazın da reddi gerekmiştir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
3- ... GIDA SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ tarafından yapılan itiraz; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ...kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "... ", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından iş bu itirazın da reddi gerekmiştir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Başvurunun tescili durumunda muterize ait herhangi bir hak ihlali bulunmadığı görüldüğünden 6769 s. SMK Md. 6/6 gerekçeli itiraz reddedilmiştir.
İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından haklı bulunmamıştır.
KARAR .... 2- ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın reddine, 3- ... GIDA SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın reddine" şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markası
...
Asıl dosyada 13/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda
ÖZETLE; "
1.Dava konusu ... sayılı “...” markasının davacı markaları ile sınıfsal ve markasal benzerlik ilişkisinin bulunduğu ve karıştırılma tehlikesinin var olduğu,
2.Davacının kötü niyet iddialarının SMK’ nın m. 6/9 bendi anlamında ispatlanamadığı,
3.SMK’ nın m. 6/5 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği,
4.Değerlendirmelerimizin dava konusu ... sayılı ... kararı ile paralel olmadığı,
5.Tescilli ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiği,
ancak ... ... kararının yerinde olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı kanaatine varılmıştır." şeklinde ;
Birleşen dosyada 13/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda
ÖZETLE; "
1.Dava konusu ... sayılı “...” markasının davacı markaları ile sınıfsal ve markasal benzerlik ilişkisinin bulunduğu ve karıştırılma tehlikesinin var olduğu,
2.Davacının kötü niyet iddialarının SMK’ nın m. 6/9 bendi anlamında ispatlanamadığı,
3.SMK’ nın m. 6/5 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği,
4.Değerlendirmelerimizin dava konusu ... sayılı ... kararı ile paralel olmadığı,
5.Tescilli ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiği,
ancak ... ... kararının yerinde olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Asıl ve birleşen dosyada davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
(ASIL DAVADA)
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle bütünsellik açısından görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(BİRLEŞEN DAVADA)
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle bütünsellik açısından görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ...sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Birleşen davanın REDDİNE,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
7-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 17/02/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır