T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/66 Esas - 2025/56
T.C. " TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/66
KARAR NO : 2025/56
DAVA : Marka ... Sayılı ... kararı-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 14/02/2024
KARAR TARİHİ : 17/02/2025 Yazıldığı Tarih : 17/03/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Davacının davalı firma gibi tasarruf finansman yöntemini kullanarak gerçek ve tüzel kişilerin belirli gruplar oluşturmak suretiyle bir araya getirilmesini ve bu sayede konut, çatılı işyeri ve taşıt edindirme işlemlerinin yürütüldüğü tasarruf finansman sektöründe faaliyet gösteren ... lisansına sahip bir tasarruf finansman şirketi olduğunu, hal bu iken dava konusu edilen ... sayılı “...” ibareli markanın 35, 36 ve 37. sınıflara giren hizmetlerde tescili için davalı firmanın dosyaladığı başvuruya yaptığı itirazların davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, nitekim davalının ... sayılı “faizsiz ev alma sisteminin mucidi” ibareli markanın tescili için yapmış olduğu başvurunun davalı ... tarafından re’sen hareketle bütünüyle reddedildiğini, aynı şekilde davalının ...sayılı “faizsiz ev alma sisteminin mucidi ...” ibareli marka tesciline karşı davacının açmış olduğu hükümsüzlük davasının da ...Esas sayılı dosyası tahtında yapılan yargılama sonucunda kabul edilmiş olduğunu, nitekim davalı firmanın ... başvuru sayılı “...” ibareli markasının ... tarafından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olduğunu, davalının davacı ve diğer firmalarla aynı sektörde aynı usul ve esaslarla hizmet vermesine rağmen hiçbir resmi veriye dayanmadan dava konusu marka ile kendisini sektörün lideri olarak lanse etmekte olduğunu, bu durumun hukuka aykırı ve halkı yanıltıcı nitelikte olduğunu, dolayısıyla dava konusu markanın öncelikle SMK'nın 5/1-f maddesine göre hükümsüz kılınması gerektiğini, ayrıca böyle bir markanın tescilinin TTK kapsamında haksız rekabet olarak da nitelendirilebileceğini, ayrıca da dava konusu edilen markanın davacının tescilli ve tanımış markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, zira davacının birçok markalarında "tasarruf" ve "lider" ibarelerinin yan yana kullanıldığını, bu markaların davacı tarafından istikrarlı bir şekilde kullanılan ve kendi sektöründe davacı ile özdeş hale gelen markalar olduğunu, ayrıca taraf markalarının birebir aynı hizmetlerde kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davalının daha önceki tarihlerde dosyaladığı benzer başvuruların ... tarafından re’sen reddedilmesine ve açılan davalarda hükümsüz kılınmasına rağmen dava konusu edilen markayı tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... ...’nın 08.12.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın tescile bağlanması halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: davacının dava dilekçesinde bahsi geçen markaların “tasarruf” kelimesini başkaca kelime unsurları ile birleşik olarak veya birer isim tamlaması içerisinde ve renk ila ... unsurlarıyla birlikte ihtiva eden karma markalar olduğunu, yani taraf markalarının esas unsurlarının örtüşmediğini, zaten de taraf markalarında ortak olan “tasarruf” ve “lider” ibarelerinin yerleşik anlamları nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin düşük olduğunu, dolayısıyla bu ibarelerin markasal hüviyette kullanımının davacının tekeline verilemeyeceğini, dava konusu edilen markanın halkı yanıltıcı olduğundan da bahsedilemeyeceğini, zira davalının faaliyet gösterdiği finans sektöründeki tüketicilerin ortalama tüketici düzeyinden ahi yüksek bir algı ve dikkat seviyesine sahip olduklarını, yani finans sektöründeki tüketicilerin bilhassa markanın içerisinde ''lideri'' ibaresinin yer almasından hareketle davalıyı tercih etme eğilimi ve alışkanlığı göstermeyeceğini, tasarruf finansman şirketlerinin sayısının azımsanamayacak derecede olması nedeniyle bu şirketlerin yaptıkları reklam veya tanıtımlarda bir şekilde kendilerini ön planda tutmaya yönelik olarak somut uyuşmazlıkta taraf markalarında olduğu gibi “mucit, mimar, Türkiye, kolay, kahraman, elçi, lider” vb. sözcükleri kullandıklarını, yani davalının markasında geçen “lider” ibaresinin hizmetin kalitesini ve niteliğini vurgulamak amacıyla abartılı reklam mahiyetinde kullanılmış olduğunu, bu durumun davacı ile haksız rekabet sayılmasının mümkün olmadığını, bu ibarenin tüketici nezdinde yalnızca slogan olarak algılanacağını, davacının kötü niyete dayalı iddialarının da somut delillerle ispat edilemediğini, davacının davalının markalarının tescili hususunda açtığı davaların İhtisas Mahkemeleri tarafından haksız bulunarak reddedildiğini, bu kararların somut uyuşmazlık açısından da emsal nitelikte sayılması gerektiğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davalı başvurusunun SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli yapılıp yapılmadığı, davalı başvurusunun ayrıca SMK 5/1-f maddesine göre yanıltıcılık vasfı bulunup bulunmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 14/12/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 14/02/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... çözüm tasarrufumuzda", "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, yanıltıcılık, diğer gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 5 inci ve 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
....... Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvurunun marka algısı yaratan asli unsurunun "..." ibaresi olduğu hususu da dikkate alındığında başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından 6/1 gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir.
İtiraz sahibi başvuruda yer alan "..." ibaresi nedeniyle başvurunun yanıltıcı olacağını, ihtilafa konu hizmetlerin alıcılarının, bu ibarenin gerçekliğini denetlemelerinin mümkün olmadığını öne sürmektedir. İncelenen başvurunun sadece "..." ibaresinden değil markasal ayırtediciliği olan"..." ve slogan niteliğine haiz “..." ibaresinden oluştuğu öncelikle belirtilmelidir. bu nedenle ihtilaflı ibarenin "tekbaşına" başvuru sahibine münhasır haklar sağlaması mümkün değildir.
Sonuç olarak Kurul başvurunun 5/1-(f) bendi kapsamında yanıltıcı olmadığı, markanın tescli halinde haksız yarar oluşmayacağı görüşündedir. Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır.
Kötü niyet gerekçeli itiraz da yeterli bilgi/belge ile ispatlanamadığından kabul edilmemiş ve itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
5.nci maddede "f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler." ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez.
SMK 5/1-f yönünden ;
Buna göre ,başvuruya konu olan işaret kapsamı açısından Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltıyorsa yine marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir.
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...+ ...
...
20.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda
ÖZETLE;"1) Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı,
2)Dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği,
3)Dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük, orta ve yüksek olabileceği,
4)Yukarıda (1) nolu bentte yer alan sebepten dolayı, (2) ve (3) nolu bentlerdeki tespitlere rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5)Dava konusu edilen markanın 35. Sınıfa giren; “muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri” ve 36. Sınıfa giren; “finansal ve parasal hizmetler” yönünden halkı yanıltıcı niteliği haiz olduğu,
6)Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
7)Dava konusu edilen 08.12.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, (5) nolu bentte yer alan değerlendirme ile kısmen çeliştiği/uyumlu olmadığı,
8)Davacının hükümsüzlük talebinin, (5) nolu bentte yer verilen değerlendirme ile kısmen uyumlu olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin ek rapor , davalı firma vekilinin de yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , ilgili birimden gelen yazılar, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
Mutlak red sebepleri açısından ;
SMK 5/1-f yönünden değerlendirme;
Bilirkişi heyet raporunda da değinildiği üzere "Dava konusu edilen ... işaretinde kullanılmış olan “...” sloganının, bu sloganı “tasarruf finansı” ile ilintili hizmetlerde markasal hüviyette kullanan kişiyi/kuruluşu, “tasarruf finansını en iyi şekilde yapan veya tasarruf finansı ile ilgili yöntemlerde öncü olan kişi” olarak adreslediği/nitelendirdiği düşünülmektedir. Dava konusu edilen markanın, davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte böyle bir adreslemeyi ihtiva etmesi itibariyle, bu tamlamanın “reklamın abartılması” şeklinde algılanmasından ziyade “halkı yanıltması” ihtimalinin daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Davalının gerçek hayatta “lideri” olmadığı bir hizmetin “lideri/öncüsü” olarak adreslendiği/etiketlendiği bir işaretin, “tasarruf” ve “finans” terimleri ile doğrudan ilişkili olduğu düşünülen 35. Sınıfa giren; “muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri” ve 36. Sınıfa giren; “finansal ve parasal hizmetler”de markasal hüviyette kullanılmasının, söz konusu hizmetleri sağlayan kişi/kuruluşun, yani davalının önemli bir niteliği/sektörde öncü olması özelliği yönünden halkı yanıltabilecek bir durum yaratacağından, bu ibarenin söz konusu hizmetlerde markasal hüviyette kullanılmasının halkı yanıltıcı niteliği haiz olduğu kanaatine varılmıştır." şeklindeki tespit ve kanaate mahkemece aynı gerekçelerle iştirak edilerek başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki "muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri" ve 36. Sınıfta yer alan "finansal ve parasal hizmetler" emtialar yönünden bu ibarenin markasal şekilde yani bir markanın esas veya yan/tali bir unsuru olarak kullanılacak olmasından dolayı SMK 5/1-f maddesine göre Halkı yanıltabileceğinden bu emtialar açısından açılan dava haklı görülüp aksi yöndeki ... kararı hatalı ve yanlış olduğu sonucuna varılmıştır. ( Bu kısımlardan dava KABUL edilmiştir.)
Nisbi red sebepleri açısından;
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ..." ibareli tescilli markaları arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel , sesçil ve anlamsal benzerlik oluşmadığı ;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu emtialar yönünden ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...+ ..." ibareli Markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, iltibas olmadığından her iki markada yanılgı yaşamayacağı, taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmadığı , bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluşmadığı sonucuna varıldığı ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Neticeden açılan davada; Dava konusu başvuru markasının kapsamında yer alan 35. Sınıftaki "muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri" ve 36. Sınıfta yer alan "finansal ve parasal hizmetler" emtialar yönünden bu ibarenin markasal şekilde yani bir markanın esas veya yan/tali bir unsuru olarak kullanılacak olmasından dolayı SMK 5/1-f maddesine göre Halkı yanıltabileceğinden bu emtialar açısından açılan dava haklı görülüp kısmen dava kabul edilmiş; bunun dışındakiler ise yukarıda açıklanan gerekçe kapsamında reddedilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki "muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri" ve 36. Sınıfta yer alan "finansal ve parasal hizmetler" emtialar yönünden ... Kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına,
3-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Davacının yaptığı; 11.000 TL bilirkişi ücreti, 185,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.612,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 5.806,30 TL nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 17/02/2025
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza