T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/91 Esas - 2025/67
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/91
KARAR NO : 2025/67
DAVA : Marka Tecavüzü, Tespit, Durdurma, El Koyma
DAVA TARİHİ : 28/02/2024
KARAR TARİHİ : 19/02/2025 Yazım Tarihi: 17/03/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Davalıya ait işletmede vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin tarafımıza ulaşması akabinde; bu hususu delillendirmek amacıyla davalıya ait işletmeden taraflarınca 1 adet “...” marka ve logolu forma takımı satın alındığını, davalı tarafın satışa sunmuş olduğu ve ticari amaçlı elde bulundurduğu ürünler vekil edenin marka haklarına tecavüz edildiğini ,davalının eyleminin SMK’nın 29. Maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edilmesini talep ettiklerini, SMK’nın 149. Maddesinin “1-c” hükmünde düzenlendiği üzere Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin tecavüz fiillerinin durdurulmasını isteme hakkına sahip olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın marka hakkı ihlalinin durdurulmasına karar verilmesini ve SMK m.149/1-d hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit niteliğindeki ürünlere el konulmasını talep ettiklerini, bu kapsamda bilirkişi tarafından yapılacak ilk incelemede dahi davalı tarafça satışa sunulan ve ticari amaçla elde bulundurulan ürünlere el konulmasını talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği, ancak 18/11/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında " Tespit sırasında ben hazır bulundum, işyerimde tespit edilen ürünler 1 şort, 2 adet forma ve 1 adet şapka ürününden ibarettir. Bahse konu olan işyerini 12 senedir işletiyorum, yukarıda beyan ettiğim tespit konusu ürünler dükkanını kapatan bir şahıstan aldım, dükkanıma teşhir için koydum, bunların forma olduğunu ve marka olarak tescil edildiğini bilmiyordum, aldığım ürünlere ilişkin herhangi bir fatura almadım, bu ürünlerin taklit olduğunu bilmiyordum, davanın reddini talep ederim" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük )
Madde 7 " (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. "
Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; delil tespitine bağlı olarak davalı tarafın işyerinde 11/03/2024 tarihinde yapılan tespit işlemine konu ürünlere bağlı davacının tescilli marka hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın; ...sayılı, ... sayılı " ... " ibareli ve diğer tescilli markaları olduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Mahkememizce tensiple birlikte verilen delil tespiti kararı çerçevesinde kendisine görev verilen marka uzmanı bilirkişi tarafından 11/03/2024 tarihinde davacı vekili Av. ... ile “ ... ” adresinde yer alan “ ... - ...” ticaret unvanlı ve “..." tabelalı işletmede markasal kullanımın bulunduğu 1 adet şort, 2 adet üst forma, 1 adet çocuk alt üst takım forma, 3 adet bere, 2 adet beyaz ve 2 adet siyah olmak üzere spor şapka tespit edilmiştir.
Tespit sonrasında aynı bilirkişi tarafından sunulan 12/03/2024 tarihli raporda
ÖZETLE " Davacıya ait ... tescil numaralı markasının birebir aynısının davalıdan satın alınan ürün ve yerinde incelemede tespit edilen ürünler üzerinde de aynı renk, aynı yazı stiliyle ve aynı logoyla kullandığı, işaretlerin özdeş, farksız, tıpatıp taklidi, birebir kopya oldukları, karşılaştırılan markalar yönünden ortalama tüketicide bıraktıkları izlenimin tamamen aynı olacağı, dolayısıyla davalının satışını yaptığı ürünlerin taklit olduğu ve bu sebeple davacıya ait marka hakkına iktibas suretiyle tecavüz oluşturduğu,
Davacının ... tescil numaralı ibareli markalarının 25. Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, şapkalar, bereler” emtiasında tescilli olduğu; satın alınan ve tespit edilen ürünlerin de bu sınıf kapsamında yer aldığı, dolayısıyla aynı, aynı tür emtiaları içerdiği" şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE
SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir.
Davacı taraf iddiasında ... ve diğer tescilli marka hakkının davalı tarafça iş yerinde satılan ürünlerde marka tecavüzü oluşturacak şekilde kullanıldığını ileri sürmektedir.
Tensiple birlikte verilen delil tespiti kararı çerçevesinde kendisine görev verilen marka uzmanı bilirkişi tarafından 11/03/2024 tarihinde davacı vekili ile “ ... ” adresinde yer alan “ ... - ...” ticaret unvanlı ve “..." tabelalı işletmede markasal kullanımın bulunduğu 1 adet şort, 2 adet üst forma, 1 adet çocuk alt üst takım forma, 3 adet bere, 2 adet beyaz ve 2 adet siyah olmak üzere spor şapka tespit işlemi yapıldığı;
Tespit sonrasında aynı bilirkişi tarafından sunulan 12/03/2024 tarihli raporda
ÖZETLE " Davacıya ait ... tescil numaralı markasının birebir aynısının davalıdan satın alınan ürün ve yerinde incelemede tespit edilen ürünler üzerinde de aynı renk, aynı yazı stiliyle ve aynı logoyla kullandığı, işaretlerin özdeş, farksız, tıpatıp taklidi, birebir kopya oldukları, karşılaştırılan markalar yönünden ortalama tüketicide bıraktıkları izlenimin tamamen aynı olacağı, dolayısıyla davalının satışını yaptığı ürünlerin taklit olduğu ve bu sebeple davacıya ait marka hakkına iktibas suretiyle tecavüz oluşturduğu,
Davacının ... tescil numaralı ibareli markalarının 25. Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, şapkalar, bereler” emtiasında tescilli olduğu; satın alınan ve tespit edilen ürünlerin de bu sınıf kapsamında yer aldığı, dolayısıyla aynı, aynı tür emtiaları içerdiği" şeklindeki tespit ve kanaate mahkemece de iştirak edilerek davalının bu tür eyleminin SMK 29.ncu maddesindeki marka tecavüzü oluşturduğu sonucuna varılarak ve dava kabul edilerek " Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ettiğinin TESPİTİNE, davalının bu tür eylemlerinin DURDURULMASINA, " şeklinde karar verilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde ürünlere el koyma yönünde bir talepte bulunmuş ise de dava açılması ve sonrasında açıkça ihtiyati tedbir talebinde bulunmadığı gibi el konulacak ürünlerin sonrasında imhası şeklinde bir talebi de olmadığından, taklit olduğu belirtilen ürünlerin belirsiz bir zaman diliminde EL KOYMA şeklinde Yediemin veya emanet birimlerinde muhafazası mümkün görülmediği, hiç olmazsa yargılama bitimi veya karar kesinleştiğinde imhası şeklinde bir talepte de bulunulmadığından bu açıdan ürünlere el koyma talebinde davacının hukuki yararı olmadığı değerlendirilerek bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu tür eyleminin durdurulmasına,
3-İmha talebi olmadığından, taklit ürünlere el koyma konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 535,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 4.462,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı şahsın yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.19/02/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır