T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/51 Esas - 2025/4
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/51
KARAR NO : 2025/4
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 05/02/2024
KARAR TARİHİ : 13/01/2025 Yazım Tarihi: 20/01/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: Müvekkilinin enerji, telekom, tekstil, ..., gayrimenkul, finans ve madencilik gibi pek çok sektörde faaliyet gösteren ... HOLDİNG A.Ş.’nin iştiraki olduğunu, markaların yazılış ve okunuş şekilleri nedeni ile benzerlik taşıdığını, müvekkilinin markasının esas unsurunun “...” olduğunu, 06/12/2006 tarih ve ... sayı ile 37. Sınıfta tescil ettirdiğini, davalı yana ait markanın "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinin hem ticaret alanında herkesçe kullanılan bir ibare olması hem de ilgili olduğu 37. Sınıf açısından ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tali unsur olmakla birlikte markanın esas unsurun "..." olduğunu, taraf markaların sınıflarının ve hizmetlerinin birebir aynı olduğunu, “...” markasının müvekkilinin markası ile iltibas yaratacağının kesin olduğunu, “...” altında verilen hizmetlerin de müvekkil markası ile bağlantılı olması nedeni haksız bir kazanç sağlayacağını, müvekkilinin ticaret unvanı ve tescilli alan adının da “...” ibaresi olduğundan 6/6 maddesi kapsamında red edilmesi gerektiğini, davalı başvurusunun 37. Sınıftaki ... hizmetleri, ... araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetlerin de olduğunu müvekkil Şirketin başlıca amaç ve konusunun ise Yurt içi ve yurt dışında ..., taahhüt ve dekorasyon işleri ile bu işlere ait araştırma etüd, planlama, fizibilite, projelendirme, şehircilik, imar planları, ve müşaviri ik yapmak, her türlü otel, motel, kamping, lokanta, kokteyl salonları, pansiyonlar, plaj, yat çekme yerleri ve 1imanları ve termal tesisleri gibi konaklama-ve dinlenme tesisleri ile bunlara. ait yan tesisleri kurmak, kurdurmak, satın almak, kiralamak, kiraya vermek, yenileme ve tevsi isleri yapmak, bu faaliyetlerle doğrudan doğruya ve/veya dolaylı iştigal eden yeri i ve yabancı özel ve/veya resmi kuruluşlarla ekonomik, teknik ve ticari işbirliği yapmak ,ortaklıklar kurmak. ... işleri ve ... malzemesi, toplu konut, sosyal konut, lojman, otel, motel, kamping, işyeri, depo, fabrika, tarım tesisleri ve her türlü sınai tesislerin inşaatları ile bunların kurulması, gayrimenkullerin, çeşitli ... malzemelerinin alım satımı, bu işlerin resmi ve özel sektör ile yurt içi ve yurt dışı ihalelerine katılmak, her çeşit ... malzemelerinin, sıhhi tesisat armatürlerinin, bina dahili ve harici aydınlatma malzemelerinin, izolasyon malzemelerinin, sese ve ışığa dayanıklı konutlarda kullanılmaya elverişi i camların Laboratuvar malzemeleri ve komple donanımlarının dahili ticaretini ithalat ve ihracatını yapmak, Şirket inşaatlarda ve hafriyatlarda kullanılan her turlu ... hafriyat ve iş makinaları ve bunların yedek parça ve aksamlarını satın alır, satar, kiralar, kiraya verir, ithalat ve ihracatını yapmak” olduğunu buradan hareketle müvekkilin ... ticaret unvanı altında tam da davalı yan markasının tescil almak istediği 37. Sınıf ile bağlantılı hizmet verdiğini, müvekkilinin ... alan adının sahibi olduğunu, söz konusu alan adının çekirdek unsurunun “...” ibaresinden oluştuğundan dava konusu markanın müvekkilinin alan adının da esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek ... ...’nın 9.11.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptali ile ... sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firmaya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, ticaret unvanı ve isim hakkı ile davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı (SMK 6/3-5-6-9 maddelerine göre) yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 04/12/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 05/02/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak 6769 sayılı SMK'nın 6/3 kapsamında yapılan gerçek hak sahipliği/eskiye dayalı kullanım iddiasının da reddi gerekmiştir.
Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
İtiraz sahibince ileri sürülen diğer fikri haklar ve başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiaları da yeterli delille ispatlanamadığından isabetli bulunmamıştır.
KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markası
... + ... ...
37. Sınıf 37. Sınıf
11.11.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda
ÖZETLE; "Davaya konu olan “...” başvuru markası ile davacının mesnet olan “...” markaları arasında görsel, işitsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu,
Davalının dava konusu edilen 37. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamının davacının mesnet gösterdiği markaların tescil kapsamındaki hizmetler ile birebir aynı olduğu dikkate alındığında markalar arasında iltibas tehlikesi oluşacağı,
Davacının markasının davaya mesnet olan markasının tanınmışlığına ilişkin dosya kapsamına sunduğu evrakların yeterli olmadığından TANINMIŞLIĞI ispat edilmediği ve bu nedenle SMK m. 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleşmediği
Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiası ispata elverişli delilin dosyada mevcut olmadığı, bununla birlikte bu hususun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu,
Davacı yanın ... alan adına ve ... A.Ş. unvanına dayalı olarak “... hizmetleri, ... araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” açısından üstün bir hakkı bulunduğu yorumunda bulunulsa dahi taraf markaları zaten karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldüğü, görüldüğü" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; diğer yönden taraf markaları arasında bilirkişi raporunda gösterilen tablo ile emtia benzerliği de oluştuğu;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"..." ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu "... " ibareli işaret ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;
Diğer yönden;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından bilirkişi heyet raporu da benimsenerek aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu ... sayılı marka karar tarihi itibari ile henüz tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 925,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 10.352,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.13/01/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır