T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/315 Esas - 2025/381
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/315 Esas
KARAR NO : 2025/381
HAKİM :.....
KATİP :.....
DAVACI :.....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : .....
VEKİLLERİ : Av. .....
Av. .....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/05/2023
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın müvekkili şirket bünyesindeki ... ihale edilmek suretiyle “İşyeri Hekimliği Hizmetleri İşi'ni yüklendiğini, ... firmalar bünyesinde çalışmaya başlayan davalı firmanın işçisi ...'in davalı ... firma bünyesinde 02.01.2017-31.12.2018 tarihleri arasında çalıştığını, dava dışı işçinin iş akdinin kıdem tazminatına hak kazanacağı şekilde davalı tarafından sona erdirildiğini, işçiye müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, yapılan ödemelerin ... firmalara rücu edilmesi için her bir ... bakımından hesap yapıldığını ve davalı bakımından yapılan hesabın kendilerinden talep edildiğini ancak davalının ödeme yapmadığını bunun üzerine ..... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz üzerine takibin durduğunu, işbu sebeple itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasından 02.01.2017-31.12.2018 tarihleri arasında bir sözleşme kurulduğunu, bu sözleşme sonucunda davalı bünyesinde çalışmaya başlayan dava dışı işçinin 02.01.2017-31.12.2018 arasında davacının işyerinde çalıştığını, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşme bitmesine rağmen dava dışı işçinin davacının bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, davacının dava dışı işçiye yaptığı ödemeyi müvekkili şirkete rücu edemeyeceğini, davacı ve davalı arasındaki sözleşmede rücuya ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığı davanın reddi gerektiğini savunmuştur. talep etmiştir.
Dava, dava dışı işçiye yapılan ödemenin rücuen tahsili istemi ile yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; dava dışı işçiye yapılan ödeme yönünden zamanaşımının dolup dolmadığı, rücuen tahsil şartlarının oluşup oluşmadığı ve alacağın miktarına ilişkindir.
Davanın sözleşmesel ilişkiden kaynaklanması ve 10 yıllık zaman aşımına tabi olması ve icra takibi ile ödeme tarihi arasında 10 yıllık zaman aşımı süresinin geçmemesi nedeniyle davalı yanın zaman aşımı itirazının reddine kara vermek gerekmiştir.
Delillerden; davaya konu icra takip dosyası, dava dışı işçiye yapılan ödemelere ilişkin davacı kayıtları, işyeri hekimliği hizmetleri sözleşmesi ile ilgili hizmet işleri genel şartname ve tüm teknik şartnameler dosyaya kazandırılmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
Dosya kapsamı bilirkişiye tevdii edilmiş, 02/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Hizmet Süresi: Dava dışı işçinin davalı bünyesinde ve davacıya ait işyerinde kıdem tazminatı hesabına ait 02.01.2027-31.12.2018 tarihleri arasındaki hizmet süresi, 1 Yıl 11 Ay 29 Gün olduğu, ücret: dosyada mübrez kıdem tazminatı hesap tablosunda dava dışı işçinin son ücretinin brüt 3.000,00TL olduğu, Kıdem Tazminatı: Dava dışı işçinin davalı firma bünyesindeki çalışma dönemine ilişkin kıdem tazminatı tutarı: 5.988,36 TL olduğu, davacının bu tutardan damga vergisini mahsup ile 5.942,90 TL olarak davalıya ait kıdem tazminatı tutarını tespit ettiği, bu tespitin mevcut verilerle örtüştüğü, harca esas değer dava dilekçesinde 5.942,90 TL işlemiş ve işleyecek avans faiz hariç denildiği görülmekle birlikte; davalının dönemine tekamül eden kıdem tazminatı tutarının davalıdan talep edildiğine, bir başka deyişle davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığından işlemiş faizin davalıdan talebinin mümkün olup olmadığı hususunda takdirin mahkememizde olduğu rapor edilmiştir.
“Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş ... işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin ... ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, ... tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; ... işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı ... tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.” (.....)
“ Hizmet alım ihaleleri aynı ... tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son ... olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son ... sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Ayrıca yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde son yüklenicinin ihbar tazminatının ve yıllık izin ücretinin tamamından, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere diğer işçilik alacaklarından ise tüm yüklenicilerin kendi dönemine isabet eden miktarlar üzerinden sorumlu olduğu kabul edilerek, bu hususta yeniden bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ödenen bedelin tamamından son işverenin sorumlu tutulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” (.....)
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçi ...'in alt işveren olan davalı şirket bünyesinde çalıştığı, işçinin hak kazandığı kıdem tazminatının asıl işveren olan davacının mahkeme kararı ve ara bulucuk olmaksızın ödendiği, her ne kadar hizmet sözleşmesinde ve teknik şartnamede ,işçilik alacaklarından dolayı yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir hüküm yok ise de ,' ..... Dairesi'nin, 21/12/2021 tarihli, .....; 06/12/2021 tarihli ..... sayılı kararları ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin aynı yöndeki kararlarında da belirtildiği üzere; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilmektedir. İş akdinin ... ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren ... tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin (yüklenicinin), İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. Gerçekten de Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden de açıkça anlaşılacağı üzere, (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de bu sonucu gerektirmektedir.' (..... nolu 30/04/2025 tarihli kararı) güncel konuya ilişkin ... kararı nazara alınarak dava dışı işçinin hak kazandığı ve işçiye ödenen kıdem tazminatının asıl işveren ve alt işverenden tamamını talep hakkı bulunduğu, davacı asıl işverenin ise ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenden işçi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla, alınan raporda davacının rücu edebileceği miktarın 5942,90 TL olduğu anlaşılmakla , davanın kabulüne ,talep ile bağlı kalınarak ,davalının icra takibindeki 5.942,90 TL asıl alacak miktarına yaptığı itirazın iptaline ,takibin bu miktar alacak üzerinden ve takip tarihinden sonra asıl alacak miktarına talep edilen avans faizi oranı uygulanmak üzere takibin aynen devamına, takibe konu alacağın likit olmadığı ,bilirkişi raporu ile hesaplandığı göz önüne alınarak , şartları oluşmadığından ,davacı yanın koşulları oluşmadığından icra inkar tazminat isteminin reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
2-Davalı borçlunun ..... Esas sayılı takip dosyasındaki 5.942,90 TL asıl alacak tutarına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin bu miktar alacak üzerinden ve takip tarihinden sonra asıl alacak miktarına talep edilen avans faizi oranı uygulanmak üzere takibin aynen devamına,
3-Davacı yanın koşulları oluşmadığından icra inkar tazminat isteminin reddine,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın , peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 435,5TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan kabul edilen miktar da nazara alınarak 5.942,90 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.500,00 TL bilirkişi masrafı, 422,25 TL posta masrafı, 179,90 TL başvurma harcı toplamı olan 2.102,15 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ..... bütçesinden karşılanacak olan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda kararın miktar yönünden Kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/05/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır