T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/822 Esas
KARAR NO : 2025/401
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Şirket Müdürünün Azli - Kayyım Atanması
DAVA TARİHİ : 19/12/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 27/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirket Müdürünün Azli - Kayyım Atanması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. nin %50 ortağı olduğunu, bu şirketin makine imal etmekte ve bu makineleri yurt içine ve yurt dışına satışını yapmak, servis/bakım hizmeti vermek suretiyle faaliyet gösterdiğini, şirketin diğer %50 ortağı davalı ... olup ayrıca şirketin müdürü olarak atandığını, davacının teknik kısım ile ilgilenmesi nedeniyle güvenerek işlerin yürütülmesi ve bağlantıların yapılması kısmını davalı ...'ya verdiğini, tarafların ortaklıkları 2020 yılında başladığını, davacının uzun süredir yapmış olduğu makinaların satıldığını görmesine ve bilmesine rağmen şirket müdürlüğünü yapan diğer ortak davalı ... tarafından kendisine ne bir ödeme yapılmakta ne de şirket işleyişi hakkında bilgi verildiğini, davacının ortağı olduğu şirketten bi haber olduğunu, nitekim davacının şirket hesaplarına ulaşamamakta, muhasebe kayıtları hakkında bilgi alamadığını, davacının kullanmış olduğu telefon şirket üzerine olması nedeniyle davacının hesap sormaya başlayınca davacının telefonunu kapattırdığını, banka kayıtlarına ulaşımının engellendiğini, banka personellerine talimat vererek davacının hesaplara ulaşılmasının engellendiğini, hatta bu hususta davacı bankalara yazılı başvuruda bulunarak şirket hesap hareketlerini incelemek istediğine dair dilekçe vermiş ise de dilekçelerinin karşılıksız kaldığını ve "... hanımın talimatı var veremeyiz" şeklinde bir cevap ile karşılaştığını, bu hususta ayrıca ... Soruşturma dosyası ile şikayette bulunulmuş ve soruşturmanın devam ettiğini, davacının ortak olduğu şirketin, ...'ya 3 makina,...'a 2 makina, ...'a 1 makina, ...'e 3 makina, ...'e 2 makina, ...'a 2 makina, ...'a 1 makina, ...'ne 1 makina, ...'e 2 makina, ...'ya 1 makina, ...'a 2 makina, ...'ye 2 makina ve ...'ye 1 makina olmak üzere 23 makina sattıklarını, ancak bunların hiç bir şekilde ödemesini alamadığı gibi bu şirketler ile davalının, davacının bilgisi olmaksızın, davacı adına yazışmalar yaptığı ve resmi belgeleri imzaladığının tespit edildiğini, makinelerin ne kadara satıldığı hususunda da davacının hiç bir şekilde bilgisi olmadığını, davacının onayı olmadığı için resmi belgelere atılan imzaların geçersiz olduğunu, gelinen aşamada davacının, ortağı olduğu şirketin içinin boşaltıldığını düşündüğünü, bunun haricinde şirket aleyhine borçlandırıcı işlemler de yapıldığı kanaatinde olduklarını belirterek Müvekkilin %50 ortağı olduğu ... Mak. San ve Tic.Ltd. Şti.' ne müdür olarak atanan davalı ...'nın müdürlük görevinin sonlandırılarak yetkilerinin alınmasına ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut durumda davacı şirket banka hesaplarına ulaşamadığını, banka personeli tarafından şirket hesaplarının incelenmesi taleplerinin reddedildiğini, şirket işleyişi hakkında bilgi alamadığını, davalının yazışmalar yaptığını, resmi belgeler imzaladığını iddia ettiğini, bu iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dava dışı şirketi münferiden temsile ve ilzama yetkili müdürü olan davalı ...'nın şirket banka hesaplarında işlem yapmasının, şirket adına resmi işlemlerde bulunup, resmi belgeleri imzalamasının, davalının şirketi münferiden temsile yetkili olması sebebiyle, banka personeli tarafından şirket müdürü olmayan ve temsil yetkisi bulunmayan davacıya şirket hesapları ile ilgili bilgi verilmemesi hayatın olağan akışına uygun olup bu durumda herhangi bir hukuka aykırılığın oluşmayacağının açık olduğunu, dava dilekçesinde davalının müdürlük görevlerinin sona erdirilmesini sağlayacak haklı sebeplerin varlığını kanıtlayacak hiçbir somut delil sunulmadığını, davalı müdür olarak göreve geldiği 2021 yılından beri şirket menfaatlerine uygun olarak hareket etmekte, yükümlülüklerini özen göstererek yerine getirdiğini, şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesiyle de bu durumun açıklığa kavuşacağını, ispat yükü üzerinde olan davacının TTK'nin 630/2 maddesinde bahsedilen haklı sebebin varlığını ispat edemedığini, zira somut durumda davalı şirket müdürünün azlini gerektirecek haklı bir sebep de bulunmadığını, dava dışı şirketin kuruluşundan (06.04.2020- 10.03.2021) tarihine kadar şirket müdürünün davacı ... olup; 2021 yılından bu yana münferiden yetkili müdürün ise davalı ... olduğunu, dolayısıyla davacının bir dönem dava dışı şirketin müdürü olması nedeniyle davacının şirketin kurulduğundan beri yetkili müdürünün davalı ... olduğu, davacının teknik kısımla ilgilendiği için şirket işleyişi hakkında bilgi sahibi olmadığı yönündeki iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunun açıklığa kavuştuğunu, ayrıca davacının, şirkete 15.05.2023 tarihinden bu yana gelmemekte, ortaklık görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, davacının 15.05.2023 tarihinden beri şirkete gelmiyor olmasına rağmen davalının davacıya hak ettiği miktar yönünden ödeme yapmaya devam ettiğini, davacı ...'un dava dışı ... Şirketinde ortaklığı devam ederken bir başka şirkette çalışmaya başlayarak limited şirketlerde ortakların göstermesi gereken özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu durumda asıl mağdur olan tarafın davalı ... olduğunun izahtan vareste olduğunu, ... Soruşturma numaralı dosyasında davalı hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiğini ve ilgili kararın kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava, davacı ile davalının ortağı olduğu iki ortaklı limited şirketin müdürü olan davalının ... azli ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, tanıklar dinlenilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.
Dava dışı şirketin banka hesap kayıtları celbedilmiştir.
Mahkememizin 07.11.2024 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ...; "2019 ile 2021 yılları arasında davaya konu şirkette mühendis kadrosunda satış bölümünde çalıştım. 2019 yılında ben çalışmaya başladığımda şirkette taraflar tarafından yeni devralınmıştı ve davacı ile davalının % 50 ortaklığında kararlar ortak alınıyordu. Ancak ilk kurulduğu yerde fiziki şartlar yetersiz gelince şirket 2020 yılı bahar ayları gibi daha büyük bir yere taşındı. Bu taşınmadan sonra makine satışları da artınca davalı ve satıştan sorumlu olan benden bağımsız alımlar yapmaya başladı. İşe geldiğimde bizim bilgimiz haricinde makine ve otomobil gibi alımlar yapıldığını görüyordum. Otomobil alımlarında ticari olan iş ile ilgili olduğu için davacı ve benim bilgim dahilinde alındı, ancak davalının bir de kendisine hususi otomobil satın aldığını biliyorum. İlerleyen dönemde makine satışları daha da artınca davalı şirket üzerinde sadece kendisinin karar alım süreçlerini arttırmaya başladı. Normal şartlarda davacı ortak olmasına rağmen imalatta çalışıyordu, diğer çalışanlardan bir farkı yoktu, davalı diğer çalışanlara davranır gibi davacıya davranıyor ve emir veriyordu. Firmada yapılan alım satımları öğrenmek için davacı davalıdan talepte bulunduğu bir ortamda davalının, davacının anlamayacağını, böyle olması gerektiğini, kendisinin bu konularda daha bilgili olduğunu, kendisinin aldığı kararın daha doğru olduğunu söylediğine şahidim. Davacının firma işleyişinden bilgi almak için birkaç kez daha talepte bulunduğu ve tarafların benim bulunmadığım ortamda toplantı yaptıklarını biliyorum, ancak sonucu hakkında bilgi sahibi değilim, davacının bana anlattığı kadarıyla bilgi sahibiyim. Bir başka olayda şirket ilk kurulduğunda davacı makineleri ikinci el almak istemiş, davalı sıfır almak istemiş, davacının ısrarları davalı tarafından kabul edilmemiş ve davalı tarafından makineler sıfır olarak alınmıştı. Bu şirket devralınmadan önce ben, davacı ve davalı ... firmasında çalışıyorduk, bu firmada davacıdan daha işi iyi bilen ... usta da vardı. Benim işten ayrıldığım 2021 yılından sonra ... usta davaya konu şirkette çalışmaya başladı, benim değerlendirmeme göre ... usta davaya konu şirkette çalışmaya başladıktan sonra artık davalının, davacının çalışmalarına ihtiyacı kalmamıştır. Benim bilgim ve görgüm bu kadardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 07.11.2024 tarihli celsesinde dinlenen davalı tanığı ...; "2020 yılı ile 2021 yılları arasında şirket müdürü olarak çalıştım, çalışmama 1 yıl ara verdim, daha sonra 2022 yılı mart ayı ile 2024 yılı eylül ayları arasında davaya konu şirkette ön muhasebe elemanı olarak çalıştım, davalı şirkette eleman gibi çalışır, şirketi büyütmek için kendisini ortaya koyardı, davacı ise kağıt üstünde ortak olup, çalışma iradesi yoktu. Davacı 2023 yılı ocak ayından sonra iş üretmeyi bıraktı ve 2023 yılı mayıs ayından sonra şirkete gelmeyi de bıraktı, şirketle ilgilenmedi, ortak olarak üzerine düşen sorumlulukları 2020 yılından itibaren yerine getirmedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 07.11.2024 tarihli celsesinde dinlenen davalı tanığı ...; "Şirketin kurulduğu tarihten bu yana mali müşaviri olarak görev yapmaktayım ancak kendim bağımsız mali müşavirim. Şirket kayıtlarını şirket merkezinde bulunduruyordum, davacı, davalı aracılığıyla birkaç kez şirket kayıtlarını incelemek istediğini bana ilettiğinde defterlerin hali hazırda şirkette bulunduğunu, davacının odasında dahi şirket kayıtlarını incelemesini sağlayabileceğimi, gerekli açıklamaları yapabileceğimi ifade etmiştim, buna karşın davacının kayıtları bilfiil inceleme talebi hiç olmamıştı. Ne zaman ki davacı 2023 yılında şirkete fiilen gelmeyi bıraktı, o tarihten sonra bir kez benden kayıtları görmek için talepte bulundu, ben de yine aynı şekilde kayıtları görebileceğini benim de gerekli açıklamayı yapabileceğimi kendisine aktardım ancak bu kayıtları görmek için hazır bulunmadı, bana bir yer bildirmedi. Bu anlattığım hususlar haricinde bana sormuş olduğunuz dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde yer alan iddia ve savunmalar hakkında bilgi sahibi değilim. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 09.01.2025 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ...; "Tarafları ortak olmalarından önce müşterek arkadaşlığımız nedeniyle tanırım. Bunun haricinde yaklaşık 3 kez tarafların şirketinde ticari ilişkimiz nedeniyle bulundum. Şirkette bulunduğum sırada davalı ...'nın odası üst katta iken davacı ... alt katta üretimde çalışırdı, bir odası yoktu, yine ticari ilişkimiz kapsamında sipariş ve pazarlıkları hep davalı ... ile yaptım. Benim gözlemlediğim kadarıyla davacı ... şirkette bir çalışan gibi çalışıyordu. Davacı ... bana davalı ...'in anahtarı değiştirmesi nedeniyle şirkete giremediğini anlatmıştı. Fakat ben bunu bizzat görmedim. Davalıdan davacı hakkında bizzat bir beyan veya iddia duymadım. Bana sormuş olduğunuz taraf iddiları kapsamında görgüye dayalı bilgim bunlardan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce görevlendirilen mali müşavir ve şirketler hukuku alanında uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 04.02.2025 tarihli bilirkişi raporu ile; dava dışı ... Şirketi'nin ... adresinde TTK uygun olarak 02.04.2020 ... tescil edildiği, şirket kurucu ortakları ... %50 pay 150.000.00 TL sermaye payı ve ... %50 pay ve 150.000.00 TL sermaye payı ile 300.0000.00 TL sermaye ile kurulduğu; şirketi temsil yetkisi aksi karar alınıncaya kadar şirket müdürü olarak seçilen ... müdür olarak ... ile müşterek imza yetkilisi olarak şirketi temsile yetkili kılındığı, dava dışı ... Şirketi 09.03.2021 Genel kurul kararı ile şirket ortaklık yapısının ... %50 payı 150.000.00 TL sermaye payı ve ... %50 payı ve 150.000.00 TL sermaye payı ile 300.0000.00 TL yeni ortaklık yapısı belirlenmiş şirketi temsile yetkili şirket müdürü aksi karar alınıncaya kadar ...'nın şirket müdürü olarak seçildiği ve münferiden yetkili kılındığı, ...'un müdürlük görevi ve imza yetkisinin 09.03.021 tarihinde sona erdiği, davalı ...'nın 09.03.2021 tarihinden bu yana aksi karar alınıncaya kadar yetkili münferiden şirketi temsil ve ilzama müdür olarak atandığı, dava dışı ... Şirketi'nin 31.12.2023 yılı Bilanço ve Gelir tablosu incelenmesinde, şirketin borca batık olmadığı, satışlarının tahsil edildiği ödemelerini yaptığı bilanço ve mizan kayıtlarında tespit edildiği, sermaye yapısının kaybetmediği ve öz kaynak ve sermaye kaybının olmadığının tespit edildiği, ... Şirketler ile ilgili şirket müdürlerini görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması ilgili madde 630 da belirtilen "
(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. 2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. 3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." dendiği, ancak böyle bir işlemin vuku bulmadığı, Madde 633- "Esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır." denilmekte olduğu, ancak dava dışı ... Şirketi'nin 31.12.2023 yılı Bilanço ve Gelir tablosu incelenmesinde şirketin borca batık olmadığı, sermaye yapısının kaybetmediği ve öz kaynak ve sermaye kaybının olmadığının tespit edildiği, defter kayıt incelemelerinde; dava dışı ... Şirketi'nin 2023 yılı Bilanço ve Gelir tablosu incelenmesinde şirketin borca batık olmadığı, sermaye yapısının kaybetmediği ve öz kaynak ve sermaye kaybının olmadığı hususlarının tespit edildiği, 2023 yıllarında ticari defterlerin elektronik defter kapsamında tutulduğu, beratların zamanında verildiği, defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunun görüldüğü, şirket kayıtlarının ve yönetiminin ticari ve usul ve kanuni esaslara uygun olduğu rapor edilmiştir.
Taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçeleri üzerine mahkememizce görevlendirilen mali müşavir ve şirketler hukuku alanında uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 20.03.2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile; dosya eki sunulan Finansal Kiralama Sözleşmesi ödemesinin gecikmesinden kaynaklanan ihtarnamenin dava tarihinden sonra çekildiği, bilirkişi heyeti olarak 04.02.2025 tarihli kök raporda görüş ve kanaatlerinde farklı bir görüş olmadığı rapor edilmiştir.
TTK'nın 630. maddesinde; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı, düzenlemesi yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamından; dava dışı şirket iki ortaklı olup, ortaklarının davacı ile davalı olduğu, yine davalı ...'nın dava dışı şirketi münferiden temsile yetkili müdür olduğu, uyuşmazlığın, davalı ...'nın, dava dışı ... yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca davacının, öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı, davalı şirket müdürünün özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, şirketi zarara uğrattığı, kendisine menfaat temin ettiği, bilgi alma hakkının engellendiği, ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmadığı iddiasıyla davalıların ... azlini talep etmiştir. TTK'nun 617. maddesi uyarınca, şirketin hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde ve her yıl olağan genel kurul toplantısı yapması zorunludur. Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ise şirket müdüründedir. Şirket ortaklarının genel kurulu doğrudan toplantıya çağırma yetkisi bulunmamaktadır. Şirket ortakları ancak şirket müdürüne genel kurulu toplantıya çağrı için ihtarname göndererek, bu ihtarnameye rağmen müdürün genel kurulu toplantıya çağırmaması halinde mahkemeden bu hususta alacağı karar üzerine genel kurulu toplantıya çağırabilecektir. Taraf vekillerinin beyanlarından ve ticaret sicil gazetesi suretlerinden dava dışı şirketin kuruluşundan bu yana genel kurul toplantısının yapılmadığı anlaşılmış ise de %50 oranında hissesi bulunan davacının da genel kurulu toplantıya çağırma konusunda yasal hakları bulunmaktadır. Davacı tarafından bu hakların kullanıldığına ilişkin bir bilgi ve belge dosya içerisinde bulunmamaktadır. Öte yandan, yargılama alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, dava dışı şirketin şirket ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, tespit edilen mali verilere uygun kayıtların yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacı yanın şirket ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, şirketin iyi yönetilmediği iddiası somut delillerle ispatlanamamıştır. Yine dava dışı şirketin mali müşaviri olan tanık ... de davacının isteği üzerine şirket merkezinde kayıtları incelemesini sağlayabileceğini söylediğini ancak davacının bilfiil kayıtları inceleme talebinin hiç olmadığını beyan ettiği, bu haliyle davacının bilgi edinme hakkının kısıtlandığı iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar karşısında bilirkişi raporuna ve dinlenen taraf tanıklarının bilgi ve görgüye dayalı anlatımlarına göre davalının kendisine ve yakınlarına menfaat temin ettiğine dair delil bulunmadığı ve TTK 630. maddede öngörülen şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği yolunda haklı nedenlerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/05/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza