T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/64 Esas - 2025/227
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/64 Esas
KARAR NO : 2025/227
...
...
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/01/2024
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 27/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yapılan ihale sonucunda 2011-2023 döneminde özel güvenlik hizmetleri muhatap firmalar tarafından yürütülmüş olduğunu, ... Havalimanında özel güvenlik hizmeti işinde muhatap firmanın işçisi olarak çalışan ...'a müvekkili idare tarafından ödenen toplam 272.683,48 TL kıdem tazminatı ödemesi ile 2.085,50 TL damga vergisinin davalı şirketlerden tahsili ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 220.000 TL (stopaj ödemesi mahsubu dikkate alınarak) 'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davadışı işçi ile ilgili olarak müvekkili şirket ile yapılan görüşme sonrasında davadışı işçi ile ilgili olarak taraflarına herhangi bir bilgi/belge gönderilmediğini, bu nedenle davadışı işçinin kurumlarında çalışıp çalışmadığı, çalışmış ise çalışma koşulları hakkında herhangi bir veri bulunmadığı, davadışı işçiye yapıldığı iddia edilen kıdem tazminatı ödemesinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında da ihtilaf bulunmadığını, davacı asıl işveren ile müvekkili şirketin alt işveren-asıl işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu, işçi baştan beri asıl işveren kurumun işçisi olarak kabul edilmemesi gerektiğğini, müvekkili alt işveren şirket ile yeni alt işveren arasında işyeri devrinin gerçekleştiğini, işyeri devrindeki sorumluluk esasları nedeniyle iki yıldan sonra devreden işverene sorumluluk yüklenemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava dışı işçinin kadroya geçip geçmediğinin araştırılmasının gerektiğini, davacı tarafın kendi takdiriyle yaptığı ödemeyi
rücu imkanı bulunmadığını, davacının rızasıyla ödeme yapmış olduğunu, kıdem tazminatından davacı kurumun sorumlu olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme ise müvekkili şirkete kıdem ve ihbar tazminatıyla ilgili bir sorumluluk yüklemediğini, sözleşme ile müvekkili şirkete sorumluluk yükletilmiş olsa dahi genel işlem koşullarına aykırılık dolayısıyla yazılmamış sayılması gerektiğini, dava dışı işçinin işyeri devri neticesinde davacı nezdinde çalışmaya başladığını, işçinin, iş akdinin davacı nezdinde çalışırken feshedilmiş olduğundan fesihle muaccel hale gelen alacak kalemlerinden davacının sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumluluğuna hükmedilecekse bile müvekkilinin bu tutarın en fazla yarısından sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkiline sorumluluk yükletilecekse bile bu miktar işçinin şirket nezdinde aldığı son ücret ve çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, birlikte ödeme yaptığı tarihte müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden bu tarih itibariyle faiz işletilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Dava; işçilik alacağı olarak ödenen kıdem tazminatı ve damga vergisinin rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Delillerden dava dışı işçinin hizmet döküm cetveli dosyaya kazandırılmış, bilirkişi kök ve ek raporu alınmıştır.
Dosya kapsamı nitelikle hesap uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş, 02/08/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; dava dışı işçinin davalılar nezdinde geçen hizmet süresi ile orantılı olarak hesaplama yapıldığında; davalı... (... )'nin 40.279,95 TL 'den sorumlu olduğu, ...1.828,14 TL'den sorumlu olduğu, ... 12.918,83 TL'den sorumlu olduğu, dosya kapsamında dava dışı işçiye yapılan ödemeye dair makbuz ve sair evrak bulunmadığı rapor edilmiştir.
Dosya kapsamı bilirkişi kök raporuna karşı itiraz ve beyanlar değerlendirilmek üzere kök raporu tanzim eden bilirkişiye tevdii edilmiş, 23/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; dava dışı işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı 279.579,93 TL olmasına rağmen davacı tarafından daha az olacak şekilde 274.768,98 TL ödediğinin tespit edildiği, kök rapordaki aynı kanaatlerinin devam ettiği değerlendirilerek davalı ... )'nin 40.279,95 TL 'den sorumlu olduğu, ... 12.918,83 TL'den sorumlu olduğu rapor edilmiştir.
Halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı yasanın 14. Maddesi 3. Fıkrasında “işçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi ve ya başka bir yere nakil halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. ... Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır...” hükmü amirdir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2. Maddesinde de aynen "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü amirdir.
Asıl işveren konumunda bulunan davacı dava dışı işçiye ödediği alacakların davalılardan
Tücuen tahsilini talep etmektedir.
Asıl işveren ve alt işverenin dava dışı işçiye karşı Kanundan doğan müteselsilen sorumluluğu söz konusu ise de taraflar arasındaki rücu ilişkisinde İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve Sözleşme Hukukuna göre tarafların sorumluluğunun tespiti gerekmektedir. Bu kapsamda taraflar arasında yapılacak sözleşme ile dava konusu işçilik alacağından sorumluluğun yükleniciye ait olabileceğinin kararlaştırılması mümkündür.
... Karar Sayılı İlamında aynen
“.. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ve genel tatil ücret alacağından hangi tarafın ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Davacı ile davalı ortak girişim arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesi ve ekleri olan şartnamelerin hükümleri incelendiğinde, sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak dava konusu alacaklardan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğı hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca tacir olan davalıların çalıştırdıkları işçilerin filli işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak, davacı Bakanlığın da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya Sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı ve davalıların bu ilkeler çerçevesinde sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, aksi düşüncelerle dava dışı işçiye ödenen miktarın tamamının davalılara rücu edilebileceği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...” denilmektedir.
...K sayılı ilamında da aynen;
“..taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen bu tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Mahkemece hizmet alım sözleşmesinde ve eki olan Genel Şartnamenin 6. Bölümünde davalı yüklenici şirketlerin işçilik hak ve alacaklarından hukuken sorumlu tutulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Sözleşme ve eki şartnamelerde sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmadığı hallerde tacir olan alt işverenlerin çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında bir sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak davacı kurumun da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi durumu nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu cümleden olarak, davacı ile davalı ...Şti. arasında düzenlenen sözleşmelerin 23. Maddesinde yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. Bölümünde düzenlenmiş olduğu, yüklenicinin bunlara aynen uymakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de Genel Şartnamenin 6. Bölümünde işçinin işten çıkartılması halinde işçilik alacaklarından kimin sorumlu olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dairemizce dosya içinde mevcut olmayan, istinaf başvurusunda bulunan davalı ile davacı arasında imzalanan 2005 ve 2006 yılı sözleşmelerinin eki niteliğindeki “Teknik Şartnameler” istenilmiş, şartnamelerin 6.3. maddesinde “Sosyal Sigortalar Mevzuatı her türlü işçi ve işveren hakkındaki yasalardan dolayı işçi alınması veya işçi ücretlerinin (haklarının) ödenmesi, işçi çıkartılması ve bu işçilerin sigorta primlerinin düzenli olarak yatırılması gibi tüm sorumluluklar müteahhit firmaya ait olup, idare bu konuların düzenli olarak yerine getirilip getirilmediğini kontrol eder.” hükümleri bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğinde olan Teknik Şartnamede, üst işveren olarak davacı kuruma yöneltilebilecek her türlü talep nedeniyle, dolayısıyla dava konusu işçilik alacakları nedeniyle de açıkça yüklenicinin sorumlu olacağı belirtilmiş olup, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri kendilerini bağlayacağından davacı kurumun, işçinin alt işveren nezdinde çalıştığı döneme isabet eden miktarın tamamını istinaf talebinde bulunan alt işverenden rücuen tahsilini talep edebileceğinin kabulü gerekir...” denmektedir.
... Karar sayılı ilamında aynen
“.. Dava, hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat talebine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.”
...Karar sayılı ilamında aynen,
"..Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı rücuen alacak davasıdır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen
sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında .../... imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer “ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından da son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin Fer'i mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir."denmektedir.
...karar nolu ilamında; "dava dışı işçinin davalı ve dava dışı diğer altverenler işçisi olarak çalıştığı süre olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının bu alt veren işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği......."hüküm altına alınmıştır.
... karar nolu ilamında ;" işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri ,faiz ve vekalet ücreti açısından da davalılar aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalılara bu alacağını da rücu edebileceği......" hükmü kararlaştırılmıştır.
Ayrıca ... Karar sayılı kararında “Davalıya Ait Borcu Ödemek Zorunda Kalan Davacının Zararı Ödeme Tarihinde Doğduğundan Ödeme Tarihinden İtibaren Faiz Talep Edebilmesi İçin Karşı Tarafı İhtar ile Temerrüde Düşürmesine Gerek Olmadığını” kabul etmiştir.
Söz konusu kararda “ Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin malvarlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır.
Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir.” denilmektedir. Buna göre İşçilik alacaklarının rücu edilmesine dair davalarda davacı alacaklının ödeme tarihi itibari ile borçlunun ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleşeceğinden ,davalı yanın dava tarihinden önceki faiz talebi için davadan önce ayrıca temmerrüde düşürülmesine gerek yoktur.
Tüm dosya kapsamına göre; , mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçi Taner Karabak'ın alt işveren olan davalı şirketler bünyesinde çalıştığı, işçinin hak kazandığı kıdem tazminatının ve damga vergisinin asıl işveren olan davacı ile mahkeme kararı olmaksızın ödendiği, bununla birlikte dava dışı işçinin hak kazandığı ve işçiye ödenen kıdem tazminatının vec damga vergisini asıl işveren ve alt işverenlerden talep hakkı bulunduğu, davacı asıl işverenin ise ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden işçi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla, dosyaya sunulan işçinin giydirilmiş ücretinin tespitine yarar evraklar ,hizmet dökümü nazara alınarak , davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarına yönelik davanın kabulü ile kıdem tazminatı ve damga vergisinden oluşan toplam 201.095,06 TL'nin ödeme tarihi olan 14/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bilirkişi ek raporunda belirtilen miktarlarda davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
2-40.279,95 TL'nin...'nden 14/09/2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-1.828,14 TL'nin ...'nden 14/09/2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-16.696,98 TL'nin ...'nden 14/09/2023ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
5-66.666,06 TL'nin ...den 14/09/2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
6-62.705,10 TL'nin ....'den 14/09/2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
7-12.918,83 TL'nin ...'den 14/09/2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
8-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.736,80 TL karar ve ilam harcının 3.757,05 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 9.979,75 TL karar ve ilam harcının 1.995,95 TL'sinin davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-Davacı tarafından yapılan 2.630,00 TL tebligat-müzekkere gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.630,00 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul ve red oranları dikkate alınarak takdiren, 1.526,00 TL'sinin davalı ...den tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ve 3.757,05 TL peşin harç toplamı olan 4.184,65 TL harcın 836,93 TL'sinin davalı ...den alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ,
12-Davacı vekille temsil olunduğundan kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 32.175,21 TL vekalet ücretinin davanın kısmen kabul ve red oranları dikkate alınarak takdiren, 6.434,44 TL'sinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
13-Davalı ...vekille temsil olunduğundan red edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 81,17 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... )'nden, 33,62 TL'sinin ...'den alınarak hazineye irat kaydına,
16-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı ...vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda davalı ...yönünden miktar itibariyle KESİN diğer davalılar bakımından kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/03/2025
...