T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/350 Esas
KARAR NO : 2025/53
...
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 13/07/2015
KARAR TARİHİ : 17/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı temlik eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ...arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalıların murisi ...'ün anılan sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme uyarınca borçlunun taahhütlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeni ile kredinin kat edilerek kat ihtarnamesi gönderildiğini, davalıların ihtarnameye rağmen ödeme yapmaması üzerine... sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı temlik eden bankanın davalıların murisi ...'e farklı tarihlerde kefil sıfatı ile genel kredi sözlşmeleri imzalattığını, icra takibinde talep edilen tutarın kefalet limitini aştığını, kredi szölşmelerindeki kefalet miktarı ve müteselsil kefil olduğu ivralerinin murisin el yazısı ile yazılmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, alacak rehinle temin edilmişse rehinin paraya çevrilmesinde önce kefile başvurulamayacağını, kefalet süresi 10 yıl olup, bu sürenin geçtiğini, kefilin kefalet sözleşmesinden sonra doğan borçlardan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
07.07.2003 tarihli Sözleşme Maddelerinin İncelenmesi; ... akdedilmiş olup, davalılar murisi ...'ün bu sözleşmeye limit artışları ile birlikte 26.000,00 TL ile; yanısıra, 26.09.2003 tarihinde akdedilen sözleşmeye limit artışları ile birlikte 70.000,00 TL ve 26.09.2005 tarihinde akdedilen sözleşmeye limit artışları ile birlikte 70.000,00 TL limitle müteselsil kefalet verdiği, adı geçen Müteveffanın tüm sözleşmelere verdiği kefalet limitleri toplamının 156.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Sözleşmenin:
-Bankanın Nakit Depo Edilmesini ve Ek Teminat Verilmesini İsteme Hakkı" başlıklı 60. Maddesinde;
Banka, dileğidi her zaman, kullandırılan kredi karşılığında Müşterinin borçlarından gerekli gördüğü kısmına teminat olmak üzere, tayin edeceği tutarda nakdin depo edilmesini isteyebilir. Ayrıca, Bankanın vadeli olarakverdiği ve vereceği teminat mektuplarını, kontgarantileri, kefaletleri, diğer garantileri, kabul ve aval şerhini taşıyan ticari senetleri, vade bitiminde Bankaya geri vereceğini Müşteri beyan ve taahhüt eder. şeklinde;
-Kefalet” başlıklı 70. Maddesinde;
Bu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefilikefiller, Bankanın merkez ve şubelerinden herhangi birine Müşterinin bu sözleşmeden veya başka sözleşmelerden veya senetlerin iskonto ve iştirasından veya çek veya senetlerin bedellerinin Müşterinin veya başkabirmüşterinin kredilerinin teminatına alınmasından, yahut Bankanın verdiği ve/veya vereceği teminat mektuplarından, kontgarantilerden, kefaletlerden, diğer garantilerden, kabul ve avallerden ve/veya herhangi bir sebepten ötürü gerek yalnız olarak, gerek diğer kişilerle birlikte Bankaya karşı borçlandığı ve borçlanacağı futarlanaşağıda imza bölümünde herhangi bir tutar belirtimediği takdirde 1. Maddedeki limite kadar müteselsilkefi olarak yükümlenir."
-Kefil, teminatlarla ilgili 59. Ve 60. Maddeleri ve Banka alacağınıntakip ve tahsili ile ilgili 76-86 maddeleri ( bu Maddelerle sınırlı olmamakla birlikte) arasındaki hükümleri dahil, Banka ile Müşteri arasındaki işbu Sözleşmenin taamamının kendisi hakkında da aynen uygulanmasını; Maddelerdeki, borçluyu borç altına sokan tüm husushları aynen garanti ve taahhüt ettiğini beyan ve kabul eder..." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının davalılar aleyhine 197.702,03 TL asıl alacak ,19.491,95 TL işlemiş faiz, 974,59 TL BSMV , 1.073,62 TL masraf olmak üzere toplam 219.242,19 TL alacağın davalı borluların 150.000 TL kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla tahsili ve 4.200 TL çek bedelinin deposunun temini için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların süresinde borca itiraz ettiği, eldeki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
... maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde 95.000 TL bedelle davacı banka banka lehine ipotek tesis edildiği, resmi senedin incelenmesinde ipoteğin davalıların murisi kefil ...'ün kefalet borcunu teminat altına almadığı tespit edilmiştir.Dosyaya sunulan kredi sözleşmelerinin incelenmesinde; 07/07/2003 tarihli 10.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinin en son 18/08/2005 tarihinde yapılan limit arttırımı ile limitinin 26.000 TL'ye yükseltildiği, anılan kredi sözleşmesinde 26.000 TL kefalet limit ile davalıların murisi ...'ün müteselsil kefil olarak yer aldığı, 26/09/2005 tarihli 40.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinin en son 31/08/2006 tarihinde yapılan limit arttırımı ile limitinin 70.000 TL'ye yükseltildiği, anılan kredi sözleşmesinde 70.000 TL kefalet limit ile davalıların murisi ...'ün müteselsil kefil olarak yer aldığı, 13/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; 07/07/2003 ve 26/09/2005 tarihli sözleşmelerinin toplam limitinin 16.000 TL arttırılarak 86.000 TL'ye çıkarıldığı, 24.03.2010 tarihlinde limit arttırımı yapılarak sözleşme limitinin 156.000,00 TL'ye çıkarıldığı ve davalıların murisi ...'ün anılan sözleşmede 156.000 TL bedelle mütesesil kefil olarak yer aldığı, dosyaya sunulan diğer sözleşmelerde davalıların murisi ...'ün imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının davalılar aleyhine 197.702,03 TL asıl alacak ,19.491,95 TL işlemiş faiz, 974,59 TL BSMV , 1.073,62 TL masraf olmak üzere toplam 219.242,19 TL alacağın davalı borluların 150.000 TL kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla tahsili ve 4.200 TL çek bedelinin deposunun temini için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların süresinde borca itiraz ettiği, eldeki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
...'ün maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde 95.000 TL bedelle davacı banka banka lehine ipotek tesis edildiği, resmi senedin incelenmesinde ipoteğin davalıların murisi kefil ...'ün kefalet borcunu teminat altına almadığı tespit edilmiştir.
Tüm deliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmıştır.
Davalıların yukarıda bahsi geçen genel kredi sözleşmelerinde murisin el yazısının olmadığı yönündeki savunması bakımında grafolog bilirkişiden alınan raporda ,genel kredi sözleşmelerinde yer alan yazı ve rakamların murisin elinden çıkıp çıkmadığı yönünde tespit yapılamadığı bildirilmiştir.
13/06/2017 tarihli bankacı bilirkişi raporunda özetle; davacı temlik eden bankanın, davalı ... Mirasçıları sıfatı ile; ..., ... ve ...'den, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile dava tarihi itibari ile 169.172.94 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.
13/06/2017 tarihli bilirkişi raporu; dosyaya sunulan sözleşmelerin incelenmesinde bir kısmında davalıların murisinin imzasının bulunmaması, davalıların murisinin vefat tarihinden 4 yıl sonra, hesabın kat edilmesi, raporda hesaplanan alacağın hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının açık olmaması karşında hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığından mahkememizce yeni bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olup, bu kapsamda alınan 11/02/2019 tarihli bankacı bilirkişi raporunda özetle; kredi sözleşmesinde kefil sıfatı bulunan davalılar murisinin 20.04.2011 tarihinde vefat ettiği ancak kredi hesaplarının 4 yıl sonra kat edildiği, kural olarak varislerin ölüm tarihine kadar kullandırılan krediden kaynaklanan borçlarından sorumlu tutulabileceği ve ayrıca müteveffa ...'ün vefat tarihinden sonra 2013 yılında yeni kefil teminat ile ayrı kredi sözleşmesi düzenlendiği hususları birlike değerlendirildiğinde murisi kefil olan davalıların icra takip tarihi itibari ile davacı bankaya olan borcunu tespit edilebilmesi için; asıl borçlu... kullandırılan ve takibe konu olan kredilerin açılış tarihlerinin açıklanması, depo talebine konu çek riskine ilişkin çek statü raporunun ibraz edilmesi, ...'ün vefat tarihi olan 20.04.2011 itibari ile asıl borçlu ...'nin kredilerin açılış tarihlerinin açıklanarak ,davacı bankada mevcut toplam riskinin (borcu oluşturan birden fazla kredi olup her bir kredi hesabının 20.04.2011 tarihli bakiye borcunu gösterir şekilde) dosyaya kazandırılması gerektiği, takip konusu borcun davalılar murisinin kefaletinin bulunmadığı sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde davalıların takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı bildirilmiş, bilirkişi raporunda belirtilen eksiklerin ikmali için temlik eden bankaya müzekkere yazılmış, gelen cevaplar ile birlikte dosya önceki bilirkişiye tevdi olunarak ek rapor alınmıştır.
09/12/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kredi sözleşmesinde kefil sıfatı bulunan davalılar murisinin 20.04.2011 tarihinde vefat ettiği ancak kredi hesaplarının 4 yıl sonra kat edilerek takip başlatıldığı, kefil ...'ün vefat tarihinden sonra Bankaca 2013 yılında yeni kefil ile ayrı bir kredi sözleşmesi düzenlenerek yeni krediler kullandırıldığı, takip konusu borcun davalılar murisinin kefaletinin bulunmadığı sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davalı murisinin vefat ettiği tarihte asıl borçlu şirketin borç kaydı bulunmadığı, takibe konu borcun davalılar murisi kefilin kefaletinin bulunmadığı sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarından kaynaklandığı için sorumlu tutulamayacağı, davalı murisinin kefaletinin bulunduğu döneme ilişkin ise alacağı temlik eden davacı bankaca dosyaya sunulan hesap ekstresine göre borç kaydı bulunmadığı, tespit edildiğinden davalı varislerin borçlu bulunmadığı bildirilmiştir.
İddia, savunma , toplanan deliller, hüküm kurmaya ve denetime elverişli 09/12/2019 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların murisi ...'ün yukarıda ayrıntısına yer verilen sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı sözleşme tarihi itibariyle somut olaya 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle davalıların müteselsil kefalet ibaresinin ve kefalet limitinin murisin el yazısıyla yazılmadığından kefaletin geçersiz olduğu savunmasının yerinde olmadığı, davalıların murisi 20/04/2011 tarihinde vefat ettiği ; davalı mirasçıların muris kefilin kefil olarak imzasının bulunduğu sözleşmeler kapsamında, ölüm tarihiden önce kullandırılan kredilerin ölüm tarihine kadar doğmuş faiz ve ferilerinden sorumlu oldukları, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davaya konu icra takibinde talep edilen akacakların ve deposu talep gayri nakdi alacakların davalıların murisinin kefaletinin bulunmadığı sözleşmelerden kaynaklandığı, vefat tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin borç kaydının bulunmadığı, davacı icra takibi yapmakta haksız olsa da kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın ve davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
Kararın istinaf edilmesi üzerine ," İstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, davalılar murisinin ölüm tarihi olan 20/04/2011 tarihinde davacının dava dışı asıl borçlu şirketten, murisin kefalet imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise, takip tarihi itibarıyla miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Temlik alan davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, kefalet ölüm ile son bulur. Bir başka anlatımla kefilin ölüm tarihinden sonra kullandırılan kredilerden kefilin sorumlu olduğu ileri sürülemeyecektir.
Somut olayda, yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi raporu ekinde yer alan BCH kredi ekstresinden davalılar murisinin vefat ettiği 20/04/2011 tarihinde davacı banka alacağının sıfır olduğu görülmüştür. Alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporunda da murisin vefat ettiği tarihte asıl borçlu şirketin herhangi bir borç kaydı bulunmadığı tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporu ile davalılar murisi olan kefilin vefat ettiği tarihte davacı bankanın dava dışı asıl borçludan herhangi bir alacağı bulunmadığı, kefil olan murisin vefat tarihinden sonra doğacak borçlardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davalıların icra takibine itirazlarının haklı olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile mahkememizin red kararı esasdan red edilmiştir.
Mahkememizin ...Esas sayılı dosyası davacı vekilince istinaf edilmiş,...nolu bozma ilamı ile karar "Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İtirazın iptali istemli davada takip talebinde, bankayla imzalanan sözleşmelerden doğan kredi alacakları yanında 4.200,00 TL çek riski bulunduğundan bahisle, bu bedelin de alacaklı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba depo edilmesinin istendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davalılar murisinin vefat ettiği tarih itibariyle asıl borçlu şirketin takibe konu kredilerden doğan bir borç kaydının olmadığı, takip dayanağı borçların murisin vefatından sonra imzalanan sözleşmelerden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen ... başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Dosyada yer alan temlik veren bankanın 17.09.2019 tarih ve ... sayılı yazısında, takip dayanağı kredilerin 26.09.2003 ve 13.11.2009 tarihli sözleşmelerden kaynaklandığı, söz konusu sözleşmelere istinaden 1152T01 numaralı "Borçlu Cari Hesap Kredisi"nin 25.02.2011 tarihinde, 1151T02 numaralı "Borçlu Cari Hesap Kredisi"nin 22.01.2013 tarihinde kullandırılmaya başlandığı; gayrinakdi çek kredisinin ise 07.07.2003 tarihinde açıldığı, davalılar murisi ...'ün vefat tarihi olan 20.04.2011 itibariyle asıl borçlu şirketin gayrinakdi çek riski bulunduğu belirtilmiş, alınan ilk bilirkişi raporunda da asıl borçlu şirkete teslim edilip henüz ibraz edilmemiş 6 adet çek yaprağı olduğu belirtilmişse de, son bilirkişi raporunda bankanın yukarıda anılan yazısında çek riski olmadığını belirttiği yanılgısıyla rapor tanzim edilmiş ve Mahkemece de bu rapor hükme esas alınmıştır.
Temlik veren bankanın anılan yazısında, davalılar murisinin vefat tarihi itibariyle çek riski olduğu belirtildiğine ve itiraz üzerinde duran takipte de bankanın çeklere ilişkin karşılıksız çıkması halinde ödeyeceği bedelin depo edilmesi talep edildiğine göre, davalıların murisi müteselsil kefil ...'ün bu bedelden de sorumlu olduğundan bahsedebilmek için 07.07.2003 tarihli sözleşmede bu konuda bir hüküm olmalıdır.
07.07.2003 tarihli "Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi" sözleşmesi ve tüm limit artırımları, davalılar murisi ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin 13 üncü maddesininde bankanın bu krediyi kısmen veya tamamen Türk Lirası veya döviz çeki keşidesi suretiyle kullandırmaya yetkili olduğu, bankanın çek keşidesine muvafakat etmesi halinde kredinin aksi kararlaştırılmadıkça banka tarafından bastırılıp verilecek çek karneleriyle kullanılacağı, müşterinin kendisine verilen her çek yaprağı için 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un (3167 sayılı Kanun) veya yerine gelecek mevzuatın öngördüğü bedelin hesabından alınarak bloke edilmesini kabul ettiği, çek karnelerinin muhafazasından ve çeklerin kaybından ötürü her türlü sorumluluğun müşteriye ait olduğu düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin 60 ıncı maddesinde, bankanın kullandırılan kredi karşılığında, dilediği zaman müşterinin borçlarından gerekli gördüğü kısmına teminat olmak üzere, tayin edeceği nakdin depo edilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Tüm bunlarla birlikte, sözleşmenin 70 inci maddesinde ise kefilin, müşterinin bankayla sözleşme kapsamında yapacağı işlemlerden doğacak borçlarından kefalet limiti kadar müteselsilen sorumlu olduğuna, bankayla müşteri arasındaki kredi sözleşmesinin tamamının kefil hakkında da aynen uygulanmasına, kefilin bu maddeler ile sözleşmenin 60 ıncı maddesinde düzenlenen nakit depo edilmesi dahil olmak üzere borçluyu borç altına sokan tüm hususları garanti ve taahhüt ettiğine yer verilmiştir.
Şu halde Mahkemece davalılar murisinin vefat tarihi itibariyle çek riski olarak talep edilen depo bedelinden de sorumluluğu anılan maddeler kapsamında tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3. Kabulüne göre de 5411 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereği alacağı ....'nin yaptığı işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar 492 sayılı Harçlar Kanunu'na (492 sayılı Kanun) göre ödenecek harçlardan istisna tutulmasına rağmen temlik alan aleyhine yargılama harcına hükedilmesi de doğru olmamıştır." gerekçesi ile istinafın esasdan red kararı kaldırılarak ,dosya mahkememize gönderilerek mahkememizin 2024/350 esas numarasını almıştır.
Dosya kapsamı ... ... nolu bozma ilamı doğrultusunda bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş, 25/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Temlik eden Banka 6 adet çek için depo talebinde bulunduğu,
5941 Sayılı Çek Kanunu 20.12.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu Kanun'un 1. Geçici Maddesi 2. fıkrasında bankalara 01.07.2010 tarihine kadar müşterilerin elindeki çekleri yeni tip çeklerle değiştirme mükellefiyeti yüklenmiş; 3. Fıkrasında ise, bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı belirtildiği,
5941 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bankaların çek yaprakları için sorumlu oldukları yasal garanti tutarları 3167 sayılı Kanun hükümlerine göre bastırılmış çekler için ayrı, 5941 sayılı Kanun hükümlerine göre bastırılmış çekler için ayrı olarak belirlenip kamuoyuna ilan edilmeye başlandığı,
Buna göre, 3167 Sayılı Kanuna İlişkin Tebliğler uyarınca bastırılan çekler için garanti tutarı; 21.01.2015 tarih 29243 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/1 sayılı TCMB Tebliğ'i ile 700,00 TL; 23.01.2016 tarih 29602 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2016/1 sayılı ...Tebliği ile 740,00 TL, 20.01.2017 tarih 29954 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/1 sayılı ... Tebligi ile 815,00 TL, olarak belirlenmiş olduğu,
Temlik eden Bankanın 2015 yılında 6 adet çek için 4.200,00 TL garanti tutarının depo edilmesini talep ettiği dikkate alındığında, her bir çek için talep edilen garanti tutarının 700,00 TL olduğu anlaşılmakta olup, garanti tutarının 2017 yılında her bir çek için 815,00 TL'den 4.890,00 TL'ye isabet ettiği anlaşılmakta; bu tespite göre, depo talebine konu edilen çeklerin 3167 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak bastırılmış, eski tip çeklerden ibaret olduğu ortaya çıkmakta olduğu,
- 03.02.2012 tarih 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. Maddesinde; 5941 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklendiğini,
Geçici Madde 3-(1) Bankalar, ... bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde 2'nci maddeye göre yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.
(2) Bankalar, 31/12/2012 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.
(3) Bu Kanunun bu maddenin yayımı tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümleri ile mülga 3167 sayılı Kanun hükümleri gereğince düzenlenmiş olan eski çeklerin hukuki geçerliliği devam eder.
(4) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer. "şeklinde düzenleme yapılmıştır.
5941 sayılı Çek Kanunu'na 6273 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 3'ün 4. Fıkrasında yer alan Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer.” düzenlemesi ile, 3167 sayılı Çek Kanunu'na uygun olarak bastırılmış olan eski tip çekler için Bankaların yasal garanti tutarı ödeme yükümlülüğü 30.06.2018 itibariyle sona ereceği hükme bağlanmıştır.
Depo talebine konu edilen çekler 5941 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihinden önce yürürlükte bulunan mülga- 3167 sayılı Çek Kanunu hükümlerine uygun olarak bastırılmış olup söz konusu çeklerin müteveffanın ölümünden önce verilmiş olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 60. Ve 70. Maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca davalılar murisi ...'ün depo talebine konu çeklerden sorumluluğunun bulunduğu, buna göre, 05.06.2015 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde temlik eden Bankanın 6 adet eski tip çek için ( 6 * 700,00) 4.200,00 TL'nin depo edilmesini muris....'ten, dolayısıyla mirasçıları davalılardan talep edebileceği,
Bununla birlikte, 6273 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 |/ f.4. düzenlemesi gereği, 3167 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak bastırılmış olan eski tip 6 adet çek için temlik eden Bankanın garanti tutarı ödeme mükellefiyetinin 30.06.2018 tarihinde sona erdiği, dolayısıyla temlik eden Bankanın halihazırda davalılardan depo talebine konu edebileceği çek riski bulunmadığı rapor edilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlık, davalılar murisinin ölüm tarihi olan 20/04/2011 tarihinde davacının dava dışı asıl borçlu şirketten, murisin kefalet imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise, takip tarihi itibarıyla miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Temlik alan davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, kefalet ölüm ile son bulur. Bir başka anlatımla kefilin ölüm tarihinden sonra kullandırılan kredilerden kefilin sorumlu olduğu ileri sürülemeyecektir. Somut olayda, yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi raporu ekinde yer alan BCH kredi ekstresinden davalılar murisinin vefat ettiği 20/04/2011 tarihinde davacı banka alacağının sıfır olduğu görülmüştür. Alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporunda da murisin vefat ettiği tarihte asıl borçlu şirketin herhangi bir borç kaydı bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce yargılama aşamasında bozma öncesi alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporu ile davalılar murisi olan kefilin vefat ettiği tarihte davacı bankanın dava dışı asıl borçludan herhangi bir alacağı bulunmadığı, kefil olan murisin vefat tarihinden sonra doğacak borçlardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılarak davalı yanın icra takibine yaptıkları itirazında haklı oldukları anlaşılarak davanın reddine , davacı yanını kötü niyet ile takibe giriştikleri hususu ispatlamadığı ve şartları oluşmadığından davalı yanını kötü niyet tazminat taleplerinin reddine ,bununla birlikte, 6273 sayılı Kanunun 6. Maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 / f.4. düzenlemesi gereği, 3167 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak bastırılmış olan eski tip 6 adet çek için temlik eden Bankanın garanti tutarı ödeme mükellefiyetinin 30.06.2018 tarihinde yargılama esnasında sona erdiği, dolayısıyla temlik eden Bankanın halihazırda davalılardan depo talebine konu edebileceği çek riski bulunmadığı anlaşıldığından ,davacı yanın çek riski olarak talep ettiği depo bedeli hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalıların kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
3-Davacı yanın çek riski olarak talep ettiği depo bedeli hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4- Davacı yan , 5411 sayılı Kanun'un 143 .maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına , dava açılırken alınan 1.567,88 TL harcın ve 89,60 TL tehiri icra karar harcının , kararın kesinleşmesine müteakip davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan (davacı lehine bozma öncesi usuli kazanılmış hak oluştuğu nazara alınarak) 18.770,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
7-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan gider/delil avansından artan kısmın karar kesinleştiğinden yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde ... nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır