T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/458 Esas - 2025/397
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/458 Esas
KARAR NO: 2025/397
HAKİM: ......
KATİP: ......
DAVACI : ......
VEKİLLERİ: Av. ......
Av. ......
Av. ......
DAVALILAR : 1- ... - ......
2- ......
VEKİLLERİ: Av. ......
Av. ......
DAVALILAR : 3- ... - ......
4- ... -......
VEKİLLERİ: Av. ......
Av. ......
DAVALILAR : 5- ... - ......
6-......
7- ... - ......
8-......
9-......
10- ......
11- ......
12- ... - ......
13- ......
14- ......
VEKİLLERİ: Av. ......
Av.......
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 30/11/2020
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı vekili 30/11/2020 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davalılar borçlular aleyhine başlatılan ...... E sayılı dosyasında davalı-borçlu tarafından haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz edildiğini ve icra takibinin durduğunu, ancak davalı borçlular tarafından yapılan itirazların iptalinin gerektiğini, 08/08/2017 günü ...... isimli iş yerleri önünde meydana gelen davalılar tarafından işlenen mala zarar verme suçu nedeniyle şirket tarafından sigortalı bulunan ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, meydana gelen hasar nedeniyle poliçe koşulları gereği 11/10/2017 tarihinde 24.083,62 TL hasar tazminatının sigortalıya ödendiğini, söz konusu haksız fiil nedeniyle hasar gören sigortalı araca ait hasar bedeline ilişkin irsaliye faturası ve ibranamenin ekte sunulduğunu, ...... tarafından hazırlanan olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi ve otomobil diyagram formu incelendiğinde sigortalı aracın söz konusu haksız fiil nedeniyle hasara uğradığı bu nedenle çekici marifeti ile olay yerinden kaldırıldığının anlaşıldığını, sigortalıya ödenen hasar tazminatı sonrası, davalılara ayrı ayrı meydana gelen 24.083,62 TL hasar bedeli zararından sorumlu olmaları nedeniyle ödeme yapmaları için ihtar çekildiğini, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi ve otomobil diyagram formu incelendiğinde haksız fiil nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen hasardan bahse konu davalıların sorumlu olduğunun görüleceğini, dosyaya sunmuş oldukları eksper raporu ve hasar fotoğrafları da dikkate alınarak davalı-borçlu aleyhine başlatılan ......E sayılı dosyasına, davalılar-borçlular tarafından yapılan itirazların kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiğini, takibin devamı ve rücu ilişkisine tabi alacağın tahsili için dava öncesi zorunlu olan arabuluculuk şartının yerine getirildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığından iş bu davayı açma zaruriyetinin doğduğunu ileri Sürerek davalılar tarafından ...... E sayılı dosyasına yapılan haksız itirazların iptaline, takip dosyasında belirtilen takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, haksız itiraz nedeniyle alacağın 9620'den az olmayacak inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: olayda sigortalı aracın zarar gördüğünün beyan edildiğini, bu zarardan da davalıların sorumlu olduğunun iddia edildiğini, ancak davalıların hangi eylemleri nedeniyle zarardan sorumlu olduklarının net bir biçimde ortaya konulamadığını, olayın oluşumu hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, dolayısıyla yasanın aradığı şekilde kimin ne şekilde sorumluluğuna gidileceğinin açıklanmadığını, hal böyle iken meydana gelen zarardan müvekkillerin sorumlu olduğunun iddia edilmesinin mümkün olmadığını, haksız fiilden kaynaklı zarar nedeniyle tazminat talebinde bulunabilmek için yasanın ön gördüğü şartların ortaya konulmasının zorunlu olduğunu, aksi halde bu yöndeki talebin kabulüne olanak bulunmadığını, işbu nedenle hiçbir açıklama yapılmadan, kimin hangi eylemi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunun hukuki olarak ortaya konulmadan tazminat talep edilmesi mümkün olmadığından müvekkiller yönünden haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava dilekçesinde bahsedilen olay 08/08/2017 tarihinde meydana geldiğini, bu olayın özetle; olay günü saat 19:00 sıralarında daha önceden müvekkili ...'ın çalışanlarından ... ve ...'ın trafikte araç kullanırken kırmızı ışıkta durdukları esnada daha önceden aralarında husumet bulunan ..., ......, ... ve ...'nın ağır hakaretlerine maruz kaldığını ve ardından ... isimli iş yerine gittiklerinde yine aynı kişiler tarafından darp edildiklerini, bunun üzerine ...'ın müvekkilini aradığını durumu haber ettiğini, müvekkili olay yerine gittiğinde darp edildiklerini görmesi üzerine birlikte müvekkilinin iş yeri olan ... Emlak isimli iş yerine gittiklerini, burada olay hakkında konuşulurken ..., ...”ı telefon ile arayarak hakaretlerde ve öldüreceğine dair tehditlerde bulunduğunu ve müvekkilinin de bunlara tanık olduğunu, müvekkilinin çalışanlarının hem günlük toplantı için hem de geçmiş olsun demek için müvekkilinin yanına geldiklerini, yaklaşık 1 saat oturulup konuşulduktan sonra hep birlikte yemeğe gitmek için 4-5 aracın iş yerinden ayrıldıklarını, müvekkillerinin bindikleri araçlarla seyir halinde iken öncelikle yakıt almak maksadıyla yakıt istasyonuna yöneldiklerini, müvekkilinin bu istikamette seyir halinde iken yol üzerinde bulunan ...'ın önünden mecburen geçtiği sırada ..., ... ve yanında bulunan kalabalık bir grubun ellerinde s lama diye tabir edilen bıçaklar ve pala, döner bıçağı diye tabir edilen kıl ve tabanca gibi silahlar ile birlikte sözlü ve fiziksel saldırılarda bulunduğunu, müvekkilinin bulunduğu aracın ...'ı yaklaşık 50-60 metre geçtikten sonra arkadan müvekkilinin bulunduğu aracı takip eden araçların önünün kesildiğinin ve saldırıya uğradıklarının fark edilmesi üzerine durduklarını, önü kesilen araçlardan birisi de davacının sigortaladığı ... plakalı araç olduğunu, karşı grupta bulunan kişilerin müvekkillerine ve araçlarına ellerinde bulunan taş, sopa ve tabancalarla saldırdıklarını, araçtaki zararın bu şekilde meydana geldiğini, müvekkillerinin ise saldırıyı defetmek için kendilerini korumaya çalıştıklarını, sigortalı aracın müvekkillerinden ...'ya ait olduğunu, müvekkilimi ... 'nın da saldırının mağdur tarafı olduğunu, olay günü kendi aracına zarar vermesi ve yine ... ile birlikte olayın mağdur tarafı olan diğer müvekkillerinin de arkadaşlarının aracına zarar vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ceza dava dosya incelendiğinde somut olayda meydana gelen zarardan müvekkillerin değil fakat diğer davalıların sorumlu olduğu ortaya çıkacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... beyan dilekçesinde özetle; meydana geldiği iddia olunan dava konusu araçla hiçbir ilgisinin olmadığının kamera kayıtları ile anlaşılacağını, Ağır Ceza Mahkemesindeki delil ve ifadeler incelendiğinde araçla ilgisinin olmadığı gibi bu yönde bir şikayette bulunmadığını, araç malikinin ilk duruşmada şikayetçi olmadığını açıkladığını beyan etmiştir.
Davalı ... beyan dilekçesinde özetle; meydana geldiği iddia olunan dava konusu araçla hiçbir ilgisinin olmadığının kamera kayıtları ile anlaşılacağını, Ağır Ceza Mahkemesindeki delil ve ifadeler incelendiğinde araçla ilgisinin olmadığı gibi bu yönde bir şikayette bulunmadığını, araç malikinin ilk duruşmada şikayetçi olmadığını açıkladığını beyan etmiştir.
Dava, Kasko Sigortacısının kendi akidine ve 3. kişilere karşı, trafik sigorta sözleşmesinden ve haksız fiilden kaynaklanan rücuen tazminat için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Görev hususu dava şartlarından ve kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı sigorta vekili, müvekkiline Kasko poliçesi ile sigortalı araca verilen zarar nedeniyle sigortalısına yapmış olduğu ödemenin tahsili için kendi sigortalısına ve 3. kişilere karşı icra takibi başlattığı, takibe yapılan itiraz üzerine itirazın iptali istemli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığı, Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Davacı ile 3. kişiler yönünden görev incelenmesinde, ...... 22.3.1944 tarih ve ...... sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Somut olayda; davacının sigortalısı ...'nın tacir olduğuna dair dosyada herhangi bir iddia ve kanıt bulunmadığı gibi sigortalı araç da hususi nitelikte otomobil olduğu, dava konusu olayın mala zarar verme nedeniyle haksız fiilden kaynaklandığından, davacının halefiyete dayalı olarak rücuan başlattığı ilamsız icra takibinden dolayı açılan itirazın iptali davasının, ticari dava olmadığı gözetilerek; genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ile sigortalısı ... yönünden görev incelemesinde ise; davacı sigorta şirketi, davalının aracında meydana gelen zarar nedeniyle poliçe kapsamında yaptığı ödemeleri Kasko poliçesi kapsamında davalıdan ve 3.kişilerden tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmektedir. Davacı ile davalı araç maliki arasında akdi bir ilişki bulunmaktadır. Sigorta sözleşmesinin akitleri arasında sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklara dair davalarda taraflardan bir tarafı sigorta şirketi olmakla birlikte, sigortalı diğer tarafın tüketici olması (sigortalı aracın hususi araç olarak kullanılıyor bulunması) halinde davaya bakma görevi, 6502 sayılı TKHK'nın 3., 73/1. ve 83/2. maddeleri uyarınca Tüketici Mahkemelerine; sigortalının tacir sıfatı taşıması yahut sigortalı aracın ticari olması/ticari amaçla kullanılması halinde ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir. Dosya kapsamından, davalı adına kayıtlı olan araca ilişkin Kasko poliçesinin düzenlendiği ve aracın hususi araç olduğunun belirtildiği, davalının tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa, söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usûl ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir.
O halde, davalıların sorumluluğu aynı maddî olaydan kaynaklanmış ve zarar tek olduğundan, davaların birlikte görülmesi zorunludur. Bu nedenle, bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren tarafların iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ...... NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbir, geçici ödeme ve adli yardım taleplerinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
4-Yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2025
Katip ......
e-imzalı
Hakim ......
e-imzalı