T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/325 Esas - 2023/503
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/325 Esas
KARAR NO: 2023/503
HAKİM:....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ: 15/07/2023
KARAR TARİHİ: 22/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 15/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili markanın gerçek hak sahibi olup öncelik hakkına sahip olduğunu, önceki tarihli ... sayılı tescilli markasının bulunduğunu, bu markanın yenileme süresinin kaçırılması nedeniyle hükümden düştüğünü, ancak müvekkilinin söz konusu markayı öteden bu yana kullandığını, müvekkilinin dava konusu markaya ticari nitelik kazandırmış olduğunu, müvekkili işletmesinin faaliyetleri sonrası ... kelimesinin duyulması ile artık müvekkilinin ...'deki eğlence mekanı akla gelen ilk şey olmaya başlamış olduğunu, taraflarınca, davalı adına 27/06/2021 gün ve ... sayılı no ile tescil edilmiş bulunan “... ...” markasının hükümsüzlüğü talepli .... E. sayılı dosyasında dava açılmış olup bu davanın derdest olduğunu, iş bu dava için bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyanla; .... sayılı “....” marka başvurusuna karşı yapılan müvekkili itirazlarının reddine ilişkin 16.05.2023 tarih ...sayılı kararının iptaline, marka tescil başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 26/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı markasının tanınmış marka olmadığını, iş bu davada davacı tarafından önceki
kullanım ve marka tesciline dayanılamaz olduğunu, redde mesnet markanın halen koruma altında olması
karşısında, önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının sonuca etkisinin olmadığını, SMK 6/3 ve 6/5 marka sahibine, mevcut bir markayı göz ardı
ederek tescil yapma imkânı değil, bir marka başvurusuna itiraz etme veya tescilli bir markayı
hükümsüz kıldırma hakkı vermekte olduğunu, somut olayda bu maddelerin uygulanma imkânın olmadığını, bu kapsamda verilmiş olan Kurum kararının hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın, itiraza mesnet marka için hükümsüzlük davası açtıklarını, bu davanın bekletici
mesele yapılmasını talep ettiklerini ifade etmiş olduğunu, söz konusu hükümsüzlük davasının bekletici mesele
yapılmasının iş bu dava bakımından yerinde olmayacağını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ŞİRKETİ vekili 01/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu tescil başvurusu reddedilen markanın; müvekkili tarafından tescil edilmiş marka ile karıştırılmaya neden olacak şekilde benzer olduğunun sabit olduğunu, davacının reddedilen tescil başvurusuna konu markası ve müvekkili markasının aynı hizmet türünde olduğunu, davacı taraf, müvekkili marka değerinin artması sebebi ile haksız kazanç sağlama amacıyla iş bu davayı kötü niyetli olarak ikame etmiş olup reddi gerekmekte olduğunu, her ne kadar davacı tarafından "..." ibaresini müvekkilden daha eski tarihlerde kullanıldığından bahisle öncelik hakkına sahip olduğu iddia edilmişse de bu iddianın gerçek dışı olduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla markanın daha önce kullanılıyor oluşunun, müvekkili marka ile karıştırılma ihtimalini ve tescil engelini ortadan kaldırmayacağından davanın reddi gerekmekte olduğunu beyanla; ... sayılı ... kararının iptali isteminin reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ...sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet ... sayılı "...+... ..." ibareli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren .... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının "...+... ..." ibareli 09.02.2022 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.02.2022 tarih ve 391 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı şirketin 27.04.2022 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca incelenmesi sonucunda marka tescil başvurusunun reddine karar verildiği, davacının 17.11.2022 tarihinde karara itirazda bulunduğu, davalı şirketin 07.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet marka ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; ... 'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 16.05.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle; .... Esas sayılı dosyasında görülen ve iş bu davada redde mesnet gösterilen markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, söz konusu yargılamanın sonucu bekletici mesele yapılmaksızın yargılama yürütülmüştür. Zira; iş bu davaya konu ... karar tarihi itibariyle redde mesnet marka geçerliliğini sürdürmektedir.
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.", redde mesnet ... sayılı marka kapsamında birebir yer almaktadır. Bu nedenle karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan hizmetler aynıdır.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; renk, ... ve kelime unsurlarından oluştuğu, içi mavi renk ile dolu dikdörtgen bir zemin üzerinde açık mavi ve sarı renkler kullanılarak stilize "..." ibaresine yer verildiği, bu ibarenin hemen yanında yine açık mavi ve sarı renkler kullanılarak ... unsuruna yer verildiği, "..." ibaresinin altında beyaz renkler ile "..." ibaresine yer verildiği, markanın genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliği sağlayan esaslı unsurun, anlamsız bir kelime olan "..." sözcüğü olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca, ... unsurunun, "..." sözcüğüne göre arka planda kaldığı, "..." ibaresinin "..." anlamına gelen İngilizce bir sözcük olup markanın tali unsuru konumunda bulunduğu, sonuç olarak; marka başvurusunun esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir.
Redde mesnet marka incelendiğinde; renk, ... ve kelime unsurlarından oluştuğu, içi siyah renk ile dolu dikdörtgen bir zemin üzerinde sarı renkler ile "logo" figürü ile bu figürün altında "..." ibaresine yer verildiği, bu ibarenin hemen altında da küçük punto ile "..." ibaresine yer verildiği, redde mesnet markanın genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliği sağlayan esaslı unsurun, anlamsız bir kelime olan "..." sözcüğü olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca, logo unsurunun, "..." sözcüğüne göre arka planda kaldığı, "..." ibaresinin "Salon" anlamına gelen İngilizce bir sözcük olup markanın tali unsuru konumunda bulunduğu, sonuç olarak; redde mesnet markanın esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı oldukları, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (.....), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki hizmetlerin aynı olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasında farklılık derecesinin artması gerektiği, ancak gerek redde mesnet markanın, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun müşterek "..." olarak görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer oldukları, buna göre; gerek karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan hizmetler arasındaki yüksek benzerlik düzeyi, gerekse markaların esaslı unsurlarının yüksek düzeyde benzer oluşları nazara alındığında, daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markası ile karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, redde mesnet marka ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenlere işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacakları, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuşsa da, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markanın hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurusunun tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markayı baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususları değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Davacı vekili her ne kadar önceki tarihli ... sayılı tescilli markasının bulunduğunu, bu markanın yenileme süresinin kaçırılması nedeniyle hükümden düştüğünü, ancak müvekkilinin söz konusu markayı öteden bu yana kullandığını ileri sürerek, iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından ileri sürülen nispi tescil engelinin bertaraf edilmesini talep etmişse de, davacı vekilinin belirttiği üzere, iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle davacı yanın önceki tarihli ... sayılı markası yenilenmediğinden hükümden düşmüştür. Hükümden düşmüş olan markanın, iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından, davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca yaptığı nispi tescil engeli değerlendirmesini bertaraf edecek kabiliyeti bulunmamaktadır. Davacı vekilinin ileri sürdüğü söz konusu argüman, olsa olsa, somut olayda "birlikte var olma" yolu ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilip edilmediği muvacehesinden dikkate alınabilir.
İlk kullanılmaya başlandıkları noktada karıştırılma tehlikesi yaratabilecek nitelikteki markaların, uzun yıllar piyasada kullanılması ve hukuki bir çatışmanın gündeme gelmemesi halinde, tüketicilerin de ilgili markaları ayırt edebildiği ve bu noktada karıştırılma tehlikesi yaratmayacağı kabul edilmektedir. (....)
Barışçıl şekilde birlikte var olmanın söz konusu olabilmesi için gereken ilk unsur; tarafların uzun bir dönem boyunca piyasada çatışma yaşamaksızın birlikte var olmasıdır. Tarafların hali hazırda karşı tarafın kullanımını bilmesi ya da bilmemesi, iş bu doktrin bağlamında önem arz etmez. Esas olan, çatışma yaşanmaksızın, uzun bir döneme yayılmış aktif bir kullanımın gerçekleştirilmiş olmasıdır. Piyasada uzun süre barış içinde var olunduktan sonra ortaya çıkan ihtilaflar, durumun barışçıl şekilde var olma olarak nitelendirilmesine engel olmaz.
Barışçıl şekilde birlikte var olmanın söz konusu olabilmesi için gereken ikincil unsur; gerçekleştirilen uzun süreli yoğun kullanım neticesinde, markaların piyasada ayırt edilebilmesidir. İlgili kullanımın belli bir yoğunluğa ulaşması ve markaların farklılığını ortaya koyması gerekir (....).
.... sayılı kararında da;"Dairemizin daha önceki bir çok kararına konu olan ve Öğretide “birlikte var olma” olarak tanımlanan ilke (....) uyarınca, itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceğinin kabulü gerekir. Önceki markanın sahibince kullanılmaması halinde, markanın kullanım sonucu ayırt edici kılınmasının daha kolay olacağının da kabulü gerekir." şeklinde değerlendirmede bulunularak, birlikte var olma ilkesinin uygulama alanı açıklanmıştır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede; marka işlem dosyasına davacı yanın sunduğu evraka göre, davacının 2007 yılında "..." isimli "pavyon" niteliğini haiz eğlence yerine ait işyeri açma ve çalışma ruhsatı aldığı, yine 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin vergi levhası kaydının bulunduğu, 2012 yılına ait sanal ortam ve gazete haberlerine konu müzikli eğlence etkinliği konulu haber ve duyuruların bulunduğu, tarihsiz bir kısım gazete haberlerinde "..." isimli eğlence mekanının canlı müzik faaliyetinde bulunduğuna ilişkin bilgilendirici yazıların bulunduğu, buna göre; marka işlem dosyasına ibraz edilen davacı evrakı bütüncül olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın "..." esas unsurlu markasal kullanımlarının iş bu davaya konu olan 43.sınıftaki hizmetlere ilişkin olmadığı, 41.sınıfta yer alan "Eğlence hizmetleri." ne ilişkin olduğu, dolayısıyla, davaya konu marka başvurusu ile redde mesnet marka arasında "birlikte var olma" koşulunun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta ayrıca harç ikmaline yer olmadığına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 120,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 736,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... ŞİRKETİ tarafından sarf edilen 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ŞİRKETİ'ne verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü uyarınca karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/11/2023
Katip .....
E-imza
Hakim ....
E-imza