T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/274 Esas
KARAR NO: 2023/540
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ... ....
Av. ... -....
DAVALI : ... -... ...
VEKİLİ: Av. ... -...
DAVA: Marka Hakkının İhlali ve Haksız Rekabet İddialarından Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 06/06/2023
KARAR TARİHİ: 15/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkının İhlali ve Haksız Rekabet İddialarından Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 06/06/2023 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...” markasını 2014 yılından itibaren kullanmakta olduğunu, iş bu markanın ilk defa müvekkili tarafından bu sektörde kullanılmış olduğunu ve tanıtılmış olduğunu, müvekkilinin sunduğu hizmetin “...” markasıyla bütünleşmiş olduğunu, bu markayla anılır hale gelmiş olduğunu ve tanınmış marka niteliği kazandığını, davalıya ... . Noterliği'nin ... no'lu 27.05.2022 tarihli ihtarnamesi gönderilerek müvekkilinin tescili markasına ve ticaret ünvanına vaki tecavüzüne ve haksız fiillerine son vermesinin talep edilmiş olduğunu, ancak davalının fiillerine son vermemiş olduğunu, ihtardan sonra davalının kullanımı sona erdireceğine dair bilgi edinen müvekkilinin, eski çalışanını mağdur etmemek adına sözde yapıldığı iddia edilen değişikliğe itibar etmiş olduğunu ve kendisine karşı şikâyet süresi dâhilinde bir dava ikame etmemiş olduğunu, ancak devam eden süreçte davalı markasının başına “...”ibaresini eklemiş olduğunu, halen daha markanın kullanılmaya devam edildiğinin müvekkili tarafından tekraren öğrenilmiş ve görülmüş olduğunu, hem müvekkiline ait “...” hem de davalıya ait “...” işletmesinin, .... yemek sipariş şirketleri kapsamında hizmet vermekte olup bu siteler üzerinden de karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının kullandığı marka ve ticaret ünvanı ile müvekkili marka ve ticaret ünvanı karşılaştırıldığında, marka ve ticaret ünvanlarının görsel, biçimsel, çağrışma, genel görünüm ölçütleri bakımından ve diğer tüm ölçütler bakımından aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı veya benzer olduğu, halk tarafından ve özellikle müvekkilin yanında çalıştığı sürede yakınlık kurduğu müşteriler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sabit olduğundan marka ve ticaret ünvanı hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme gereğinin hâsıl olduğunu, davalının; müvekkilinin markadan ve ticaret ünvanından doğan haklarına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, gerekirse uygun görülecek bir teminat mukabili ihtiyati tedbir hükmü olarak karar verilmesini, müvekkilinin markasına tecavüz eden markanın ve ticaret ünvanının yazılı olduğu; her türlü emtia, basılı ambalaj, kutu, broşür, sair yazılı evrak ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan vasıtalara, görüldüğü her yerde tedbiren el konulmasını, tecavüz oluşturan markayı taşıyan tabelaların tedbiren kaldırılmasını ve bunların açılacak dava sonuna kadar, masrafı davalıya ait olmak şartıyla mahkemenin uygun göreceği yerde muhafaza altına alınmasını, nihai karar olarak; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık olmak üzere 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, davalı işletmenin markayı kullanım tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 03/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın zorunlu arabuluculuk müracaatında bulunmadan eldeki davayı açtığını, dava şartı noksanlığı bulunduğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, eldeki davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkilinin kullanmış olduğu marka arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilinin ... ve ... gibi platformlarda markasını ... şeklinde kullandığını iddia etse de söz konusu beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin hali hazırda kullanmakta olduğu markanın ... olduğunu, davacının markasıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer bir marka olmadığının açık bir şekilde ortada olduğunu, ortalama bir tüketicinin söz konusu markaları gerek içerdiği sözcükler gerekse yazı rengi ve görünüşü açısından karıştırmasının beklenmediğini, müvekkilinin kullanmakta olduğu ... markası ne SMK'da düzenlenen marka tecavüzünü ne de TTK'da düzenlenen haksız rekabetin şartlarını sağlamadığını, yalnızca davacının, müvekkilinin kendi işini yapmasını engellemek amacında olduğunu beyanla; davacı tarafından açılmış olan haksız davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Eldeki davada; davacı yan, davalının marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemli olarak dava açmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 4-1-d bendi gereği, fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuattan doğan davalar ticari dava sayılır. Dava konusu alacak istemleri, bir sınai mülkiyet hak türü olarak marka mevzuatından kaynaklandığından, iş bu dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
06/12/2018 tarih ve 7155 sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A maddesi; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmündedir.
Somut olayda arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı sabittir. Davacı vekili 04/08/2023 tarihli replik dilekçesi ekinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağını mahkememize ibraz etmiş, mahkememizce yapılan araştırma sonucunda gerek arabuluculuk sürecinin başladığı tarih, gerekse arabuluculuk anlaşamama son tutanağı tarihinin dava tarihinden sonra olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihinden sonra arabuluculuğa müracaat, dava şartı noksanlığını gidermez. ....'nin 14/09/2023 tarih .... ve 15/09/2022 tarih .... sayılı kararları da aynı yöndedir.
Davacı yanın, iş bu davaya konu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olarak dava tarihinden önce arabulucuya müracaat etmeden dava açtığı anlaşıldığından dava şartının noksan olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK m.4/1-d bendi gereği fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuattan kaynaklı davalar mutlak ticari davadır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü alacak istemi, ticari dava ve dava şartı arabuluculuk kapsamında olup 01/01/2019 ve sonrasında dava açılabilmesi için öncelikle arabulucuya başvuru zorunludur. Bu durumda davanın niteliği gereği zorunlu arabulucu dava şartı olduğu halde arabulucuya başvurulmadan dava açıldığından dava şartı noksan olan davanın HMK 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
1-Dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın HMK m.115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 256,17 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 13,68 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 256,17 TL peşin harç, 64,00 TL vekalet harcı, 302,00 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 802,07 TL yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/12/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza