T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/308 Esas - 2023/515
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/308 Esas
KARAR NO: 2023/515
HAKİM:....
KATİP: ....
DAVACI - BİRLEŞEN DAVACI: ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ: Av. ...
BİRLEŞEN DAVALI : 2- ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ: 22/08/2022
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 31/10/2022
KARAR TARİHİ: 24/11/2023
YAZIM TARİHİ: 27/11/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı-b.davacı vekili 22/08/2022 tarihli dava dilekçesinde ve 31/10/2022 tarihli birleşen dava dilekçelerinde ve sair beyanlarında özetle; Davacının medikal sektörünün öncü firmalarından biri olduğunu, bütün ticari faaliyetlerini adına usulünce tescilli bulunan markaları vasıtasıyla sürdürmekte olduğunu, davacının “...” ibaresinin marka olarak tescili için davalı ... nezdinde dosyaladığı ... sayılı başvurunun tesciline diğer davalı firmanın SMK m.6/1 hükmüne dayalı olarak dosyaladığı itirazlarının ... ... tarafından kısmen kabul edilerek davacının markasının kısmen reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının “...” markası için anlaşmalı olarak Kore menşeli bir firma ile çalıştığını ve markanın Kore’de dava dışı bu firma adına tescilli olduğunu, ayrıca da davalı firmanın “...” ibareli markası ile davacının kısmen reddedilen markasının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan çok farklı olduğunu, aralarında hiçbir kök ve bütünsel benzerlik olmadığı gibi, bu markaların halk tarafından karıştırılmalarının da mümkün olmadığını, davacının “...” ibareli markasının tamamen özgün ve orijinal nitelikte olduğunu, taraf markalarının tertip tarzlarının ve figüratif özelliklerinin farklı olduğunu, ayrıca da taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat, bilinç ve özen seviyesinin yüksek olduğunu, davalılardan ... A.Ş.’nin, kısmi ret kararına mesnet alınan markanın sahibi olan diğer davalı firma ...’ın iştiraki ve ...’deki distribütörü olduğunu, davalı ... Tic. A.Ş.’nin dava dosyası kapsamında kendisine yapılan tebligatı sehven değil, taraf sıfatıyla tebliğ aldığını, söz konusu firmalar arasındaki hukuki ilişkinin varlığının inkar edilmesinin kötü niyetli olduğunu, zaten her iki firmanın vekili olan aynı kişilerin davacıya daha önce de ihtarname keşide ettiklerini, hal böyleyken davalının huzurdaki davada bu kez husumet itirazında bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 28.06.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 06/09/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, bu nedenle davacının markasının kısmen reddedildiği emtiaların hitap ettiği ortalama tüketiciler açısından markaların aynı şirkete ait olduğu izleniminin uyanma ihtimalinin yüksek olduğunu, anılan markalarda özellikle “...” ibaresinin ön planda yer aldığını, bu nedenle anılan markaları yan yana gören ortalama tüketicilerin, anılan markaları kullananların aynı olduğu yanılgısına düşebileceklerini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Birleşen davalı .... vekili 16/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “...” markalarının hak sahibinin ... şirketi olması ve ... nezdinde dava konusu edilen markaya karşı itiraz edenin bu firma olması nedeniyle ... Ticaret A.Ş. aleyhine açılan asıl davanın husumetten reddinin gerektiğini, birleşen davanın da iki aylık yasal süresi içerisinde açılmamış olduğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, birleşen davanın davalısı olan ...’nin çeşitli uzmanlık alanlarına özgü ilaçlar, biyolojik ürünler, tıbbi cihazlar ve reçetesiz satılan ürünler (...) geliştirme ve ticarileştirmeye odaklanmış küresel bir ilaç şirketi olup, ürünlerini dünya çapında 100’den fazla ülkeye pazarlamakta olduğunu, tanınmış “...” markası altında kırışıklıklar da dahil olmak üzere yüzün görünümünü iyileştirme amacıyla kullanılan hiyalüronik asit içeren enjekte edilebilir cilt dolgularını dünya çapında, tüketicilerine sunduğunu, davacının tescil ettirmek istediği “...” markasının müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” markası ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, davacının markasında geçen İngilizce “...” ibaresinin Türkçe’de “görünüş, görüntü” anlamına gelmesi nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinden bahsedilemeyeceğini, yani dava konusu edilen markada esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin “...” markasının da aynı ibare ile başladığını, her iki markanın da baş kısımlarında yer alan “...” kelimesinin genel olarak “gençlik/gençleşme” anlamına gelen ve etimolojik olarak Latince “...” kelimesinden türetildiğini, müvekkili markasında geçen ve genel olarak “cilt” anlamına gelen “...” kelimesi de gözetildiğinde taraf markalarının “genç/gençleşen cilt/görüntü” anlamlarına geldiğini, dolayısıyla markaları oluşturan ibarelerin arasındaki yoğun benzerlik sebebiyle de dava konusu markanın müvekkili ile bağlantılı olduğu yönünde anlamsal bir çağrışım yaratacağını, ayrıca da davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar ile müvekkili markasının tescili kapsamına giren emtiaların aynı/benzer emtialar olduğunu, ayrıca “...” markasının dünya çapında olduğu gibi ülkemizde de sektörün iyi bilinen markalarından olduğu gözetildiğinde karşılaştırılan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin daha kolay ortaya çıkacağını, müvekkilinin “...” markasını ...’de ve dünyada kullanımlarının 2001 yılına kadar uzandığını ileri sürerek, davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK:
.... 'nin 01/11/2022 tarih ... sayılı kararı ile söz konusu dava dosyası, mahkememize ait yukarıda yazılı esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiğinden, birleşen dava dosyası, dosyamız arasına alınarak yargılama birlikte yürütülmüştür.
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Birleşen dava bakımından hak düşürücü süre noksanlığı bulunup bulunmadığı, davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacı-birleşen davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile birleşen davalıya ait 2016/57929 sayılı "...+..." ibareli marka arasında "5.SINIF: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. 10.SINIF: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar.Yapay organlar ve protezler." emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren.... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacı-b.davacı şirketin 22.01.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 01.03.2021 tarih ve 367 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı birleşen davalı yanın 03.05.2021 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/9 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü gereği kısmen kabul edildiği, "5.SINIF: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. 10.SINIF: Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar.Yapay organlar ve protezler." emtialarının başvurudan çıkartıldığı, redde mesnet olarak ... sayılı markanın gösterildiği, bu karara karşı davacı-b.davacı şirket tarafından 01.02.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı-b.davacı marka vekiline 29/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava dilekçesinde, ... A.Ş'ye yöneltilen dava, iş bu davadan tefrik edilerek mahkememizin .... Esas sayısına kaydedilmiş, mahkememizin 01/09/2023 tarih .... sayılı kararı ile ... A.Ş'ye yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta her ne kadar birleşen dava 31/10/2022 tarihinde açılmışsa da, birleşen davalı ile davalı ... arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, davacı-birleşen davacının, zorunlu dava arkadaşlarından ...'e yönelttiği davanın 22/08/2022 tarihli olduğu, her ne kadar birleşen dava tarihi ile ... kararının davacı-birleşen davacı marka vekiline tebliğ edildiği tarih arasında iki ayı aşkın süre bulunsa da, dava tarihi ile ... kararının davacı-birleşen davacı marka vekiline tebliğ edildiği tarih arasında iki aylık hak düşürücü sürenin dolmadığı, zorunlu dava arkadaşlarından birine yöneltilen davanın hak düşürücü süre içinde olduğu olgusunun, diğer zorunlu dava arkadaşı bakımından da hüküm ve sonuçlarını doğuracağı, dolayısıyla eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, birleşen davalı vekilinin ileri sürdüğü hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Nitekim .... 'nin 07/05/2018 tarih .... sayılı kararı da aynı yöndedir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacı-birleşen davacının markasının kısmen reddedildiği “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar” ile birleşen davalının markasının tescilli olduğu “ispençiyari müstahzarlar”, farklı kelimelerle ifade edilmiş birebir aynı emtialardır. Ayrıca “ispençiyari müstahzar” teriminin aslında “her türlü ilaç”ı kapsadığı fiili gerçeği gözetildiğinde, diğer bir ifadeyle “hayvanlar için tıbbi müstahzar” diye bir ayırım bulunmadığından, bu terimin “hayvan sağlığı için ilaçlar”ı da kapsadığı değerlendirilmektedir. Davacı-birleşen davacının markasının kısmen reddedildiği “tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” de, “ilaçlar”ın yapımında kullanılan kimyasal ürün ve maddeleri ve “ilaçlar”dan yapılmış kozmetikleri ifade ettiğinden, bu emtiaların da aynı amaca hizmet ettiği, birbirlerini tamamladığı ve aralarında ham madde/mamul ilişkisi olduğu değerlendirildiğinden, bu emtiaların da benzer/türdeş olduğu söylenebilecektir. Davacı-birleşen davacının markasının kısmen reddedildiği; “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler” yönünden bir değerlendirme yapıldığında da; kısmi redde mesnet alınan markanın kapsamına giren, “ciltle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılan cihazlar, biyolojik dermal implantlar ve protezler” şeklinde özetlenebilecek emtiaların bunlarla benzer olduğu, zira benzer ihtiyaçları giderdiği, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunduğu ve çoğunlukla da piyasaya aynı firmalar tarafından arz edildikleri değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, dava konusu marka kapsamından çıkartılan ve iş bu davaya konu olan emtialar ile redde mesnet marka kapsamında yer alan emtiaların aynı veya benzer olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu marka; ... unsurundan yoksun, kelime markası hüviyeti ağır basan bir markadır. İşarette “...” ibaresi, lacivert renkli düz yazım karakterindeki harflerle, “...” ibaresi de mavi renkli el yazısı karakterindeki harflerle, sadece baş harfleri büyük olacak ve bir kavis oluşturacak şekilde birleşik olarak yazılmıştır.
Redde mesnet marka; basit bir ... unsurunu da ihtiva eden karma bir markadır. İşaretin sol baş kısmına, zemininde beyaz renkli dalgalı kısımlar bulunan siyah renkli basit bir dairesel figür konuşlandırılmış, bu figürün yanına da, siyah renkli karakteristik harflerle birleşik olarak ve sadece baş harfi büyük olacak şekilde “...” kelimesi yazılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan kelimelerin başlangıç kısımlarındaki, yerleşik bir anlamı haiz olmayan “...” ibaresinin aynı olmasının ve bu ibarenin yakın anlamı haiz “... (dış görünüş anlamına gelir)” ve “... (deri, cilt anlamına gelir)” ibareleriyle bütünleşik şekilde kullanılmış ve dahi işaretlerde bu kelimelerden başkaca markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz unsurların kullanılmamış olmasının, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Harflerin yazım karakterindeki ve renklerindeki farklılıkların, markalarda esas unsur olan kelimelerin benzerliğinin ve aynı olan kurgularının yaratmış olduğu yakınlaşmayı ortadan kaldıracak, yani karşılaştırılan markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Gerek başvuru markasının, gerekse redde mesnet markanın; ilaç etken maddesi, jenerik unsur veya tasviri ibare içermediği tespit edilmiştir. Ayrıca; davacı-birleşen davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar ile birleşen davalı tarafın markasının tescilli olduğu emtianın aynı veya benzer oldukları tespit edilmiştir. Her ne kadar söz konusu emtiaların hitap ettiği tüketicilerin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyesi, en azından bu emtiaları satın alırken düşük değil ise de, bu emtialarda “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/kişiler tarafından kullanılması halinde ilgili alıcıların söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin karıştırma ihtimalini yarattığı, ilgili tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacı-birleşen davacı markasının, birleşen davalı tarafın markasının tescili kapsamına giren emtialar açısından birleşen davalının hedef pazarındaki müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından asıl ve birleşen davada peşin alınan 161,40 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 108,45 TL'nin davacı-birleşen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı ve birleşen davalı kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacı-birleşen davacıdan alınarak davalı ve birleşen davalıya verilmesine,
4-Davacı-birleşen davacı tarafından yapılan 161,40 TL başvurma harcı, 161,40 TL peşin harç, 48,60 TL vekalet harcı, 4.410,00 TL mütercim bilirkişi ücreti, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 117,00 TL yurt dışı tebligat harcı, 48,75 Euro yurt dışı tebligat masrafı, 52,92 TL dosya kapağı masrafı, 569,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 9.021,07 TL ve 48,75 Euro yargılama giderinin davacı-birleşen davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Birleşen davalının yapmış olduğu 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacı-birleşen davacıdan alınarak birleşen davalıya verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü uyarınca karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı-b davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Birleşen Davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/11/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza