T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/70 Esas - 2023/466
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/70 Esas
KARAR NO: 2023/466
HAKİM: ....
KATİP:.
DAVACI :....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 2- ....
DAVA: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ: 13/02/2023
KARAR TARİHİ: 08/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 13/02/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davaya konu marka başvurusunun “...” ibaresinden oluşmakta olup, “...” asli unsurundan oluşan müvekkiline ait “...” markasını doğrudan içermekte olduğu, davacı markasının tamamının, davalı yan markasının içinde bulunmakta olduğu, davalı tarafından markanın başına eklenen “...” ekinin marka başvurusuna hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığı gibi bu iki harf farklılığının iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığı, ayrıca, davaya konu başvurunun 29 ve 35. Sınıfta yer alan malları kapsadığı ve dolayısıyla davacı markaları ile bire bir aynı sınıf ve emtiaları kapsadığı dikkate alındığında markaya bir ayırt edicilik katmadığı, markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede fonetik ve görsel benzerlik bulunmakta olduğu, davaya konu marka içerisinde yer alan “...” ibaresinin yüksek ayırt edici marka statüsünde olduğu ve çok uzun sürelerden beri ilgili ibareler adı altında gıda ürünleri ve/veya hizmetleri üretilmesi sebebiyle ortalama gıda tüketicilerinin iş bu davaya konu markayı incelediğinde öncelikli algılayacağı unsurun “...” ibaresinin olacağı, davaya konu marka başvurusunda müvekkiline ait “...” markasının bire bir yer alması ve ayırt edici hiçbir kelime unsuru eklenmeden başvuruda bulunması nedeniyle markaların kulakta bıraktıkları seslerin de neredeyse aynı olacağı, müvekkili şirket markalarının ayırt ediciliğinin yüksek ve tanınırlığının bulunması sebebiyle “...” ibaresinin dikkat çeken ve tüketicinin zihninde yer edinen kısım olduğu, bu sebeple tüketicinin “...” ibaresini okuduğunda öncelikle “...” ibaresine dikkat kesilecek ve bu sebeple de davalının marka başvurusunu müvekkili şirket markalarından biri zannedebileceği, davaya konu marka başvurusunun müvekkili markası ile karıştırılması ve tüketicilerin müvekkili markasının yeni versiyonu/uzantısı/serisi zannetmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, davaya konu marka başvurusunun 29 ve 35. sınıfta yer alan emtialar üzerinde tescil ettirilmek istendiği, davacının “...” ibareli ve itiraz aşamasında redde mesnet gösterilen markalarının 29, 30, 32. Sınıf mallar üzerinde tescilli, marka serisinde yer alan diğer markaların ise 05, 29, 30, 32 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler üzerinde tescilli olduğu, bu kapsamda markalar arasında sınıfsal ayniyet mevcut olup iltibası artırmakta olduğu, davalının marka başvurusunun kapsamında 35.Sınıfta yer alan ve “Müşterilerin elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi” şeklindeki hizmet sınıfının müvekkili şirketin iştigal alanı olan ve markalarının tescilli olduğu 05, 29 ve 32. sınıflardaki emtiaları kapsamakta olduğu, redde mesnet gösterilen ... sayılı 29, 30, 32. sınıflarda tescilli “...” markasına ilişkin kullanımın ispatlanmadığı gerekçesiyle iş bu markanın, markalar arasında benzerlik karşılaştırılmasına alınmamış olduğu, sınıfsal ayniyete yönelik itiraz ve beyanlarına yönelik itiraza mesnet gösterilen iş bu markanın kullanım ispatının gerçekleşmediğine yönelik kanaatin öncelikle hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğu, müvekkili şirketin ... ibareli markalarını tescil ettirip piyasaya sürdüğü 2007 yılından bu yana markalarını aralıksız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanmakta olduğu, müvekkili tarafından redde mesnet gösterdiği ve benzerlik karşılaştırılmasında incelemeye alınan markalar her ne kadar 05, 29, 32. sınıfta tescilli olmasa da müvekkilinin davaya gerekçe “...” esas unsurlu markalarının iş bu sınıflarda da tescilli olduğu, dolayısıyla, hem ... kararının iptali hem de hükümsüzlük talepleri için bu kullanımların ve markaların da dikkate alınmasının gerekmekte olduğu, 05, 29, 30. ve 32. sınıfların bünyesinde yer alan emtialar hızlı tüketim mallarını içerisinde barındırmakta olup iş bu emtialar paralel rekabet koşullarına, aynı piyasa şartlarına, aynı dağıtım kanallarına, reklam stratejilerine sahip olup aynı tüketici kitlesine hitap etmekte oldukları, davalı şirket marka başvurusunun 35. sınıfın alt sınıflarında yer alan iş bu alt sınıfların müvekkili şirket markasının tescilli olduğu sınıf ve emtialarla doğrudan bağlantılı olduğu, davaya konu marka başvurusunun 35. Sınıf altında tescil edilmek istendiği; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için bir araya getirilmesi” hizmetlerinin müvekkiline ait çok tanınmış markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı ürünlerin müşterilerce elverişli bir şekilde görülüp satın alınması için bir araya getirilmesi, perakende veya toptan satışının yapılması; elektronik ortamda ya da katalog ve benzeri yöntemlerle tanıtım ve pazarlamasının yapılması ile ilgili olmaları nedeni ile müvekkili markalarında kapsanan 30. sınıf emtiaları ile aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı nitelikte olduğu, bir markanın üzerinde kullanılacağı ürünlerle ilgili olarak 35.sınıftaki hizmetler üzerinde kullanılmasının, ticaret hayatının olağan akışına da uygun olup, son derece beklenen ve aksi öngörülemeyecek bir olgu olduğu, marka başvurusunun kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında yer alan mallarla benzer ve ilintili olduğu, zira, söz konusu mal ve hizmetlerin aynı amaca yönelik olup, birbirini tamamlayıcı niteliği haiz olduğundan üretici, nihai tüketici ve dağıtım kanalları bakımından da ayniyet taşımakta olduğu, bu kapsamda, müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar ile davaya konu başvurunun tescilinin talep edildiği mal ve hizmetlerin birbirine geçmiş nitelikte olduğu ve aynı dağıtım kanalları ile tüketicilere ulaşıyor olmaları itibari ile başvurunun tescili halinde tüketici nezdinde iltibas yaratacağı, davalı şirketin, müvekkili şirketin yoğun kullanım neticesinde kendi işletmesiyle bütün haline getirdiği, tüketici kitlesinin müvekkil şirket markası olarak bildiği, tanıdığı ve güvendiği “...” ibaresini markasının esaslı unsuru olarak kullanarak müvekkili şirket markalarının bilinirliğinden, tanınırlığından haksız ve hukuka aykırı olarak faydalanmak istemekte olduğu, zira davalının marka olarak seçebileceği ve kullanabileceği milyonlarca seçenek varken müvekkiline ait “...” markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ibareyi kendi adına tescil ettirmeye çalışmasının tesadüf eseri olamayacağı, davaya konu markanın, başvuru sahibinin müvekkiline ait ... markalarının ve itibarından haberdar olduğu ve markaların çeşitli unsurları itibari ile ve genel anlamda marka konsepti bakımından çok benzer olduğu da göz önüne alındığında, bu olguyu bilen başvuru sahibi şirketin salt müvekkilinin tanınmış markalarının yarattığı güven, reklam ve tanıtım gücünden yararlanmak için böyle bir ibareyi tercih ettiğinin düşünülebileceği, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı şirketin, müvekkiline ait “...” markasıyla birebir aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olan bir markayı tescil ettirmek istemesi usulle/yasaya aykırı ve kötü niyetli bir davranış olup hukuk düzenimiz nezdinde korunmaması gerektiği, hususlarını beyan etmekte, emsal kararlara yer vermekte ve ...’nun 13.12.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının 29. sınıfın tamamı ile 35. sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut; 5. sınıfta yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” emtiaları ile 29 ve 32. sınıf yönünden iptaline, ... başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde bahsi geçen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine ve dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 25/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde, davacının “...” ibareli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, kararın daha önce verilen yargı kararları ile çeliştiği, davacı markasının tanınmış olduğu ve diğer davalının kötü niyetli olduğu iddia edilmekte ise de bu iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğu, başvuru konusu markanın “...” ibaresinden oluşmakta olduğu, “...” kelimesinin bu marka başvurusunda asıl unsur olarak yer almamakta “...” ibaresi asıl unsur olarak yer almakta olduğu, başvuru konusu markanın başlangıç kısmının da farklı olup tüketici tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, markalar işitsel olarak değerlendirildiğinde de markaların bütünüyle telaffuzları nedeniyle kulakta bıraktıkları seste bir benzerlik bulunmadığı, markalar arasında sessel bir benzerlik olduğu kabul edilse bile, markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim farklı olduğundan, söz konusu sessel benzerliğin karıştırma ihtimaline yol açmayacağı, markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, ... “zinde olmak” anlamına gelen bir sözcük olmakla birlikte, gerek gündelik hayatta gerekse birçok farklı marka ile birlikte ülkemizde gerek tescili istenen mal ve hizmet sınıfları bakımından, gerekse diğer mal ve hizmetler bakımından yaygın kullanıma sahip diyet amaçlı, zindeliği koruyan vb. gibi anlamlar kazanmış olan ayırt ediciliği oldukça zayıf bir ibare olduğu, markalardaki ortak olmayan unsurlar birbirlerine benzemediklerinden, markaların bütün olarak ortaya çıkardıkları izlenim aynı veya yüksek düzeyde benzer olmadığı gibi tamamen farklı olduğu, dava dilekçesinde belirtilen kararların her ne kadar aleyhe kararlar olsa dahi “...” ibareli markalara ilişkin lehe kararların da bulunmakta olduğu, zayıf, ayırt ediciliği düşük bir ibarenin tek başına kullanılmadığı, markada “...” ibaresi ile birlikte yer aldığı, genel izlenimin tamamen farklı olduğu markaların, davacının “...” esas unsurlu markaları nedeniyle tescil edilememelerinin marka hukukuna aykırı olduğu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmamakla birlikte davacının “...” ibareli markalarının tanınmış olduğuna dair iddiasının da yersiz olduğu, zira “...” ibareli markalarının tanınmış olduğunu ispat edebilmiş olmadığı, davacı markalarının tanınmış ve başvuru konusu marka ile benzer olduğu düşünülse dahi 6769 sayılı SMK 6/5. maddesinde başvuru markasının marka sahibinin itirazı üzerine reddedilebilmesi için haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi koşullarının oluşması gerekmekte olduğu, ...’ın da çeşitli kararlarında belirttiği üzere, ülkemizde kabul edilen prensip, bir markanın yalnızca tanınmış olması hususunun, o markanın farklı mal ve hizmetler yönünden otomatik tescil engeli oluşturacağı sonucunu doğurmadığı yönünde olduğu, davacının anılan şartların sağlandığını da somut verilerle ispat edebilmiş olmadığı, davaya konu markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılmamış olduğu, davacının, davalının başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edememiş olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ..., davaya cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının Kısmen İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "29.SINIF: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kuru yemişler. Yumurtalar, yumurta tozları. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında yukarıda yer verilen mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren .... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 26.08.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-ç hükmü gereği başvuru kapsamında yer alan bir kısım emtiaların re'sen başvurudan çıkarıldığı, kalan mal ve hizmetler bakımından başvurunun 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 21.12.2021 tarihinde ... sayılı markalarını mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, ...'nca ileri sürülen itirazın reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 20.07.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 14.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden, markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise; marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak, aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı şirkete ait .... sayılı markalar davalı kurum nezdinde yapılan itiraza mesnet gösterilmiştir. Ancak, ... sayılı itiraza gerekçe markanın kullanımına ilişkin başvuru sahibi davalı şirket tarafından kullanımın ispat edilmesi talebinde bulunulduğu fakat, ... tarafından itiraz sahibi tarafından kullanım ispatına ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle bu markanın SMK m.6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığı, ... tarafından da yapılan tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itiraz konusu ... kararının yerinde bulunduğu anlaşılmıştır. İtiraza mesnet ... sayılı markanın, dava konusu marka başvuru tarihinden önceki son 5 yıl içinde, tescilli olduğu emtialar bakımından ciddi surette kullanıldığına ilişkin marka işlem dosyasına evrak sunulmadığından, söz konusu marka SMK m.6/1 hükmü bağlamında aşağıda yapılacak değerlendirmede kapsam dışında tutulmuştur.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere;
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen “Bulyonlar” malları, davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 30. sınıfta yer alan “Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler” malları ile birbiri yerine ikame edilebilen veya tamamlayıcı mallar olması, rekabet halinde bulunmaları, hitap ettikleri tüketici kesiminin örtüşmesi, dağıtım kanallarının ve üreticilerinin aynı olmaları gibi sebeplerle benzer kabul edilmektedir. "Bulyonlar" malları ile aynı alt sınıfta yer alan “Hazır çorbalar” emtiaları bakımından da benzerliğin kabulü gerekmektedir. Zira; “Hazır çorbalar” emtiaları ile “Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler” emtialarının birlikte tüketilme alışkanlığı bulunan, aralarında birbirini tamamlayıcı ilişki bulunan, üreticilerinin ve dağıtım kanallarının ortak olabildiği emtialar olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen “Kuru yemişler.” malları, davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 30. sınıfta yer alan “Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri” malları ile birbiri yerine ikame edilebilen veya aralarında ham madde/mamül/yarı mamül ilişkisinin bulunması, rekabet halinde bulunmaları, hitap ettikleri tüketici kesiminin örtüşmesi, aynı işletmeler tarafından üretilebilmesi, dağıtım kanallarının aynı olması olmaları gibi sebeplerle benzer kabul edilmektedir.
Davaya konu sair emtialar arasında ilişki bulunmamış ve farklı olarak değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; "..." ibaresinden oluşan kelime markası mahiyetinde olduğu, "..." ve "..." sözcüklerinin baş harflerinin büyük olduğu, her ne kadar her iki sözcük birleşik yazılmışsa da, baş harflerinin büyük olması nedeniyle umumi intiba olarak "... ..." şeklinde algılanmaya müsait olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait itiraza mesnet markalar incelendiğinde; "...", "...." ibarelerinden oluştukları tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacı markalarının esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, bu sözcüğün "Zinde, uygun, yakışmak." gibi anlamlara geldiği, "..." ibaresinin ifade ettiği anlamı itibariyle davaya konu gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliği zayıf nitelikte bir ibare olduğunun güncel yüksek yargı kararlarında ifade edildiği (Bkz .... sayılı kararı ile onanan .... sayılı kararı), yine .... sayılı kararı uyarınca da "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun belirtildiği, yine ...'nin 26/09/2022 tarih .... sayılı kararı uyarınca; "..." unsurlu markalardaki bu ibarenin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde tutulduğu, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğine karar verildiği, ancak; "..." ibaresinin gıda emtiaları bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması olgusunun, her hal ve şartta ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesini bertaraf edecek bir etmen olarak yorumlanamayacağı, zira; karıştırılma ihtimali incelenirken önceden tescil edilmiş markaların geçerliliğinin sorgulanamayacağı ve tescilli ulusal markanın belirli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, nitekim ... “...” kararında da, bu markanın hükümsüz kılınmadığı sürece koruma altında olacağı ve “...” ibaresini içeren markaların benzer kabul edilmesi ve zayıf markalara da asgari bir koruma sağlanması gerektiğinin vurgulandığı, somut olayda da; davacının salt "..." ibaresinden oluşan tescilli markası bulunduğu gözetildiğinde, "..." ibaresi zayıf marka olsa bile asgari koruma kabiliyetinin bulunduğu hususunun tartışmasız olduğu, davaya konu markanın "..." ibaresinden oluştuğu, markanın genel görünümü içinde "..." sözcüğünün ayrı ve bağımsız bir unsur olarak algılanabildiği, "..." sözcüğünün ... olup "..." anlamına geldiği, "..." sözcüğünün "...'e ..." şeklinde kavramsal algı oluşturduğu, bu nedenle "..." sözcüğünün "..." kelimesini destekleyen ve vurgulayan bir konumda olduğu, dolayısıyla; davaya konu marka başvurusu bakımından esas unsurun "..." sözcüğü üzerinde toplandığı, buna göre; daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra "..." ibareli markayı, "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, gerek emtia benzerliği, gerekse işaret benzerliğinden kaynaklı olarak, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında, "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünün aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, ...'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı şirket tarafından dava dosyasına “...” ibareli markalı ürünlerin satışına ilişkin 2018-2022 yılları arasına ait faturalar, ürün görselleri, ürün ambalajları dışında markanın tanınmışlığını destekler yeterli delil sunulmadığı tespit edilmiştir. Sunulan deliller “...” ibareli markanın davacı şirket tarafından “bisküviler ve yulaf ezmesi” malları üzerinde kullanılmakta olduğunu kanıtlamakta ancak markanın tanınmışlık mertebesine ulaştığını kanıtlamamaktadır. Sunulan emsal kararlar incelenmiş, “...” ibareli markanın tanınmış olduğuna ilişkin yargı kararına da rastlanmamıştır. Dolayısıyla 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Marka işlem dosyasında davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasına yer verilmediği, ... kararının iptali istemi bakımından, marka işlem dosyasında itiraz sebebi yapılmayan olguların değerlendirmeye alınamayacağı anlaşıldığından, davalı şirketin kötü niyetli olduğuna ilişkin dava sebebi, ... kararının iptali istemi bakımından değerlendirme dışı tutulmuş olup, kötü niyet incelemesi yapılmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları bakımından ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler." emtiaları bakımından ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davanın kısmen reddolunması ve davalı ...'in kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
6-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
7-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 51,20 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 620,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.397,02 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 2.198,51 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 2.198,51 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2023
Katip ....
E-imza
Hakim ....
E-imza