T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/271 Esas
KARAR NO : 2025/100
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ....
VEKİLİ : Av. ... ....
DAVALI : 1- ... - ....
VEKİLİ : Av. ...
....
DAVALI : 2- ... - ....
VEKİLLERİ : Av. ... - ....
Av. ... -....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali)
DAVA TARİHİ : 26/07/2022
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
YAZIM TARİHİ : 21/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 26/07/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kendisi tarafından oluşturulmuş bulunan "..." ibaresi üzerinde hak sahibi olmak amacıyla davaya konu markanın tescili amacıyla başvuruda bulunmuş olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili yan marka başvurusuna haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz edilmiş olduğunu, ... tarafından müvekkili yan marka başvurusunun haksız ve hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiş olduğunu, itiraza mesnet markalar ile müvekkili yan markası arasında iltibas veya iltibas tehlikesi dahi bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketicilerin dikkate alınacağını, davaya konu ... kararında müvekkili yanın kötü niyetli olduğundan bahisle marka başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını belirterek; ... ...'nun 20.05.2022 tarih ve ... sayılı ... Kararının iptaline, müvekkili marka işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 16/08/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 6769 sayılı SMK 6/9 hükmü kapsamında başvurunun reddi kararının hukuka uygun olduğunu, muterize ait markalarda esas unsur olan “...” ibaresinin özgün yazım şekli ile tertip edilmiş olduğunu, sonraki tarihli davaya konu başvurusunda da esas unsur olarak yer verilen “...” ibaresinin yazım
şeklinin ayniyet derecesinde benzer olduğunu, bununla birlikte muterizin itiraz formunda ve kullanım ispatı
için sunulan belgelerde yer alan “...” ibareli markalarında yer alan “...” ibaresinin de
davaya konu başvuruda yer almasının tesadüf ile açıklanamayacağını, davacının, diğer davalının markalarından
haberdar olduğunu, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 01/07/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, davacının, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve tanınmış olan markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini, müvekkili tarafından kullanılan ürün ve emtialar için kendi adına tescil ettirmek istemekte olduğunu, müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer bir markanın aynı ve benzer ürünler için tescil edilmesinin markaların karıştırılmasına ve ilişkilendirmelerine neden olacağını, bu durumun davacıya açıkça haksız yarar sağlayacağını, davacının kötü niyetli olduğunu, Yargıtay'ın huzurdaki dava gibi davalarda verdiği kararların son derece açık olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davacının 09.10.2020 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca başvurunun 12.01.2021 tarih 364 sayılı ....'nde yayınlandığı, davalı şirketin 11.03.2021 tarihli yayına itiraz dilekçesi sunduğu, davacı yanın 05.05.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde ....sayılı markaya ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı şirketin 16.07.2021 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, ...'nca yayına itirazın reddine karar verildiği, davalı şirketin 07.03.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi sunduğu, davacı yanın 21.04.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verdiği, redde mesnet olarak SMK m.6/9 hükmünü gösterdiği, bu kararın davacı ... vekiline 26.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı tespit edilmiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; ....'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, ....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (...) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 20.05.2022 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...., 12.06.2019, ....)
...." (....) kararında; marka tescil başvuru sahibinin adil rekabete girme amacı taşımaksızın, dürüst ticari uygulamalarla aykırılık oluşturacak şekilde başkalarının menfaatlerini baltalama ya da belirli bir başkasını hedef almaksızın markanın köken göstermeye ilişkin temel fonksiyonundan ziyade başka amaçlar için marka tescilinin sağladığı tekelci yetkileri elde etme amacı taşımasının ilgili ve tutarlı göstergelerden bariz bir şekilde anlaşılması halinde, markanın kötü niyet gerekçesi ile hükümsüz kılınabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, marka tescil başvurusu yapan kimsenin niyetinin sübjektif bir olgu olduğunu, ancak buna rağmen, bu olgunun yetkili idari makamlar veya yargı mercilerince nesnel bir şekilde belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kötü niyet iddiası, somut olaydaki tüm ilgili nesnel olguların dikkate alınması suretiyle genel bir değerlendirme yapılmasını gerektirir.
...'nun 16.07.2008 tarih ....sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hali, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görülmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup, olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan ... ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; davalı şirkete ait ...sayılı "..." markasının 02/10/2024 tarihinde ... nezdinde tescil başvurusuna konu edildiği, "Mineralli sular, maden suları ve diğer alkolsüz içecekler; meyveli içecekler; meyve suları ve meyve konsantreleri; gazlı meyve suları; alkolsüz meyve özleri; meyve meşrubatları; limonatalar, sodalar, şuruplar ve içecek yapımında kullanılan diğer preparatlar." emtiaları bakımından 15/09/2015 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin .... merkezli olduğu, "...'n ..." ve "..." ibareli markaları 32.sınıfta yer alan emtialar bakımından çok sayıda ülkede marka olarak tescil ettirdiği, "..." markalı 32.sınıfta yer alan meyveli içeceklerin imali ve satışı ile iştigal ettiği, "..." ibaresini fiili faaliyetlerinde markasal olarak kullandığı, buna ilişkin ürün ve stant görsellerinin marka işlem dosyasına ibraz edildiği, .... dava numaralı dilekçesi ile davalı şirket idari müdürü tarafından, içinde dosyamız davacısının da bulunduğu dört kişiye karşı "..." markasının taklit edilerek Irak pazarına girişi yapıldığı iddiasından hareketle dava açıldığı, buna ilişkin dava belgesinin marka işlem dosyasına sunulduğu, davalı şirketin markasal olarak ürün ambalajları, ürün kutuları üzerinde kullandığı "..." ibaresinin tertip tarzı ile dava konusu marka başvurusunda yer alan "..." ibaresinin tertip tarzının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, "..." harflerinin birbirlerine karşı konumu, renkleri, asimetrik yapısının dava konusu marka başvurusunda da aynen yer aldığı, bu kadar detay benzerliklerin dava konusu marka başvurusunda yer almasının ticari hayatın olağan akışı içinde açıklanamayacağı, "...'n ..." markasında yer alan "..." sözcüğünün tertip tarzı ile dava konusu marka başvurusunda yer alan aynı sözcüğün tertip tarzının yüksek derecede benzer olduğu, ticari dürüstlük kuralları dikkate alındığında, davacı yanın, davalı şirketin "..." markalı ürünlerinden habersiz bir şekilde ve tamamen tesadüfi olarak iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğunun söylenemeyeceği, zira, detayda dahi neredeyse birebir aynı unsurların dava konusu marka başvurusunda kullanılmış olmasının bilmeyerek vuku bulmuş olmasının mümkün olmadığı, nitekim .... Dairesi'nin 20/05/2024 tarih .... sayılı kararına konu başka bir uyuşmazlıkta; hayatın olağan akışına göre, yüzlerce seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken başvuru sahibi tarafından, markasının şekil unsuru olarak, muterizin özgün ve orijinal nitelikteki şekil markasının seçilmesinin ve markanın benzer mallarda tescil ettirilmek istenmesinin tesadüfi olamayacağı, başvuru sahibinin de bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle başvuru sahibinin marka tescil başvurusu sırasında markanın muterize ait olduğunu bildiği, bu itibarla başvuru sahibinin hukuki anlamda kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı yönünde hukuki yaklaşım sergilendiği, somut olayda da benzer bir durumun vuku bulduğu, davacının, davalı şirkete ait olup 32.sınıfta piyasada fiili olarak kullanılan "..." markasını, içerdiği "..." harflerinin birbirlerine karşı konumu, renkleri, asimetrik yapısı ile birlikte dava konusu marka başvurusuna konu ettiği ve davalı şirkete ait emtiaları da içine alacak şekilde mal ve hizmet kapsamını belirlediği, bununla birlikte, davacının bu markayı seçmiş olmasını ticari hayatın olağan akışı içinde makul olarak değerlendirebilecek şekilde tatmin edici bir açıklamada bulunmadığı, bu nedenle davacının iş bu davaya konu marka tescil başvurusu sırasında markanın davalı şirkete ait olduğunu bildiği, bu itibarla davacının kötü niyetli olduğu, kötü niyetli başvuru mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötü niyetin tescilin tamamını kapsayacağı, bölünemeyeceği, bu nedenle davalı kurum tarafından yapılan davacı yanın kötü niyetli olduğu ve buna bağlı olarak dava konusu marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler bakımından reddedilmesini içeren kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile alınması gereken 537,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 4.920,00 TL mütercim bilirkişi ücreti, 317,00 TL yurt dışı tebligat harcı, 786,00 TL posta-tebligat-müzekkere masrafı olmak üzere toplam 6.241,32 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından yapılan 148,30 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin, davalı kurum vekilinin ve davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/03/2025
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır