T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/368 Esas - 2025/16
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/368 Esas
KARAR NO : 2025/16
HAKİM : ......
KATİP : ......
DAVACI : ......
VEKİLLERİ : Av. ......
Av. ......
DAVALI : 1- ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : 2- ......
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 05/09/2024
KARAR TARİHİ : 10/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 05/09/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davaya konu “... ...” markasının açıkça tüketici algısını yanıltmak için
tasarlanmış olduğunu, müvekkili şirkete ait “... ” ve “...
...... ” markaları başta olmak üzere “...” çekirdek unsurlu tescilli markalar
ile davalının “... ...” ibareli markası birbirlerine ayniyet derecesinde benzer
olup, taraf markaları ile verilen mal ve hizmetler arasında da
birebir ayniyet bulunduğunu, davalı markasının, 6769 sayılı Kanun’un m.
5/1-ç ve 6/1 hükümleri kapsamında hükümsüz kılınması gerektiğini, davalıya ait marka başvurusu, gerek görsel gerek işitsel gerekse de tasarımsal bakımdan
müvekkil şirket markalarıyla bir bütün olarak ayniyet derecesinde benzerlik göstermekte olduğunu, markaların esaslı unsurları “...” ve “...” ibareleri olduğunu, müvekkili şirket markalarının esaslı
unsuru olan “...” ibaresinin ayniyet derecesinde benzeri olan “...” ibaresi sonraki markada
yer almış olup, söz konusu marka başvurusunun sonunda yer alan “...” ifadesi
ise sektörel bir belirteç anlamı taşıyor olması sebebiyle ilgili marka başvurusuna herhangi bir
ayırt edicilik kazandırmamış olduğunu, davalı, müvekkil şirketin belli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmış “... ” markaları başta olmak üzere
“...” çekirdek unsurlu tescilli markalarının yurt içinde ve yurt dışında sahip olduğu
itibarından haksız olarak faydalanmak istediğini, müvekkili şirkete ait
tescilli markalar; yapılan ciddi yatırımlar, müşteri memnuniyetine verilen yüksek değer
sonucu ve sektörde elde edilen önemli tecrübelerin bir yansıması olarak tüketiciler
nezdinde kaliteli hizmet algısına da sahip olup, davalı tarafından kullanılacak “... ” markasının bu algıya zarar verebileceğini, aynı zamanda, ayniyet derecesinde benzer
harfler/kelimeler kullanılarak oluşturulan marka adı müvekkil şirkete ait markaların
ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesini de doğurmakta olduğunu, davalı, müvekkil şirkete ait tescilli markalara ayniyet derecesinde benzer “...” markasını tescil ettirmek suretiyle tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açmış
aynı zamanda müvekkil şirketin turizm ve otelcilik sektöründeki tanınmışlığından
haksız bir şekilde yararlanmak suretiyle haksız rekabet fiilinde bulunmuş olduğunu beyanla; taraflarına 27.06.2024 tarihinde tebliğ olunan, ...... ’nun vermiş olduğu, müvekkil şirket tarafından yapılan itirazın
reddine dair, 26.06.2024 tarihli ve ... sayılı kararın iptaline,
diğer davalının 24.07.2023 tarihli, ... başvuru numaralı “... ...”
ibareli markasının hükümsüzlüğüne, marka başvurusu henüz tescil
edilmedi ise marka başvurusunun tüm tescil sınıfları
bakımından reddedilmesine, dava konusu 24.07.2023 tarihli, ... başvuru numaralı “... ...”
ibareli markanın (ve/veya marka başvurusunun) huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar
tescil edilmesi halinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir
kararı verilmesini talep etmiştir.
C E V A P :
Davalı ... vekili 12/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın süre aşımı yönünden reddinin
gerekmekte olduğunu, müvekkili kurum kayıtlarının tetkikinden dava konusu ... sayılı
... kararının, davacıya 27.06.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, bu durumun davacı vekili tarafından dava dilekçesinde de ikrar edilmiş olduğunu, taraflarına tebliğ edilen
tensip tutanağında ise dava açılış tarihinin 05.09.2024 olduğunu, buna karşın hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının dava
dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları usulen dinlenebilecek olsaydı dahi, huzurdaki davaya
konu dava dilekçesinde belirtilen ... kararı hukuka uygun olduğundan davacının
iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, davalı markasında kullanılan kelime, şekil, renk, figüratif unsurun bir bütün olarak
bıraktığı genel izlenim ve kompozisyon itibariyle davacı markalarından tamamen farklı
olduğunu ve davacı markası ile tek ortak unsur olan “...” harfleri nedeniyle
davacı markasına yakınlaştığının söylenmesinin mümkün olmadığını, davacıya ait markalar ile
dava konusu başvuru markasının yazım biçimi, kullanılan renk, şekil ve stilleri açısından
yeterince görsel farklılık içinde olduğu açıkken davacı tarafın “...” harflerinin
ortaklığından yola çıkarak taraflarına ait “...” ortak ibareli markaları ile karıştırılma
ihtimalinin doğacağını iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı
markalarında yer verilen herhangi bir unsurun (kelime, renk, şekil, logo) dava konusu
markada bulunmadığı, bu nedenle markaların birbirinden görsel olarak yeterince
farklılaştığını beyanla; öncelikle süresi
içerisinde açılmamış olan bu nedenle, aksi halde esas bakımından davanın reddine
karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davaya cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı " ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
GEREKÇE
Dava konusu ... sayılı ... kararının davacı marka vekiline 27.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki dava dilekçesinin 05.09.2024 tarihinde harçlandırılarak davanın açıldığı tespit edilmiştir.
5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 15/C hükmüne göre; ...... Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde ...... Mahkemesinde dava açılabilir. Söz konusu düzenlemede belirtilen iki aylık süre, hak düşürücü süredir. Hukuki niteliği itibariyle itiraz mahiyetinde olup, taraflarca ileri sürülmese bile re'sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; iptali istenen ... sayılı ... kararının davacı marka vekiline 27.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 05.09.2024 tarihinde harçlandırılarak davanın açıldığı tespit edilmiştir. Buna göre; iki aylık hak düşürücü sürenin son gününün 27.08.2024 tarihine tekabül ettiği, bu tarihin 6100 sayılı HMK m.102 hükmüne göre adli tatil gününe denk geldiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 104. maddesi “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” hükmünü içermektedir. HMK'nın 104. maddesine göre bitmesi adli tatile rastlayan sürelerin bir hafta daha uzatılmış sayılması, sadece, adli tatilde bakılamayacak olan iş ve davalara ilişkin olup, HMK'nın tayin ettiği süreler içindir. Başka kanunların, özellikle maddi hukuka ilişkin kanunların tayin ettikleri hak düşürücü süreler ile zamanaşımı sürelerinin bitmesi adli tatile rastlarsa, bunların adli tatilin bitmesinden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılmasına imkân yoktur.(...... .) Bu durumda davacının ... kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki aylık hak düşürücü süre içerisinde söz konusu kararın iptali davasını açması gerekirdi. Hak düşürücü süre bakımından dava açma süresinin son gününün adli tatile denk gelmesi, davanın açılması bakımından davacı tarafa adli tatilin sona ermesinden itibaren bir haftalık ek süre verilmesini gerektirmez. Davacı vekilinin 2 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 05/09/2024 tarihinde söz konusu davayı açtığı anlaşıldığından hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunması nedeni ile işin esasına geçilmeksizin ön inceleme duruşmasında ... kararının iptali istemi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, tescili halinde dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü de talep etmiştir. UYAP ortamında yapılan sorgulamada dava konusu markanın dava açılış tarihinde tescilli olmadığı tespit edilmiştir. ...... Dairesi'nin 04.05.2010 tarih ve ...... sayılı kararlarında belirtildiği üzere ... kararının iptali ile birlikte hükümsüzlük davası açılmasına bir engelin bulunmadığı, ancak davacı tarafın ikinci talebinin, ilk talebin kabulü halinde ve yargılama sırasında davalı markasının tescil edilmesi halinde kabul edilecek bir talep olup, davacının ilk istemi olan ... kararının iptali talebi hak düşürücü süre yönünden reddedildiğinden, dava tarihinde tescilli olmayan davalıya ait markanın hükümsüzlüğü istemi ile zamansız açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. ...... Dairesi'nin 17.02.2020 tarih ...... sayılı kararı da aynı yöndedir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle bir bütün olarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptali istemi bakımından; hak düşürücü süre noksanlığı nedeniyle DAVANIN REDDİNE,
2-Markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davanın USULDEN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile alınması gereken 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 148,30 TL vekalet harcı, 685,00 TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 1.688,50 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'ın yokluğunda, HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde...... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/01/2025
Katip ......
E imzalıdır
Hakim ......
E imzalıdır