T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/126 Esas - 2024/294
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/126 Esas
KARAR NO : 2024/294
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ....
...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2-...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 15/03/2024
KARAR TARİHİ : 26/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 15/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava konusu ... sayılı marka başvurusunun, müvekkili markası ile ayniyet
derecesinde benzer olduğunu,
dava konusu marka başvurusunda kelimeler yer değiştirilip
... kelimesinin ilk hecesi düşürülerek kelime oyunu yapılmış olduğunu, bu durumun markalar arasındaki benzerliği ortadan
kaldırmamış olduğunu, bilindiği üzere birden fazla kelimeden oluşan markalarda ihlaller
ya markayı oluşturan kelimeye bir başka kelime eklenmesi suretiyle ya
da ibarelerden birinin iktisabı suretiyle gerçekleşmekte olduğunu, bu durumda
markalar arasında iltibas ihtimalinin yüksek olduğunu, davalı şahsın “...” markasını yaratırken, müvekkiline ait markayı hiçbir değişiklik yapmadan bizzat kullanmış olduğunu, her ne kadar
... ve ... ibarelerinin yerlerini değiştirse de bu durumun oluşturulan
markaya ayırt edicilik katmamış olduğunu, bu bağlamda markalar arasında
benzerlik olduğunu ve iltibasa yol açma tehlikesi bulunduğunun aşikar olduğunu, davalı markası müvekkili markasıyla aynı/benzer emtialarda tescil
edilmek istenmekte olduğunu, gıda emtialarının hedef tüketici kitlesinin düşük dikkat düzeyine
sahip olduğunu, bu nedenle markaların tüketiciler nezdindeki karıştırılma ihtimalinin artmakta olduğunu belirterek, .... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun yargılama süresinde tescili durumunda tescili talep edilen tüm mal ve hizmetler yönünden
hükümsüzlüğüne, bu anlamda mevcut durumun muhafazası ile davanın etkinliğini temin etmek üzere karşı
yana tebligat ve duruşma yapılmaksızın davalı yanın marka tescil belgesinin olası devrinin dava
sonuna dek önlenmesi için sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 21/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Markalar benzer olmamakla birlikte, bu hususlarda yeterli bilgi ve
belgeler sunulmadığından, dava konusu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5
hükümlerinde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmamış olduğunu, her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde ayrı olarak incelenmesi
gerekliliğinin marka hukukunun temel prensiplerinden birisi olduğunu, marka örnekleri ve/veya mal/hizmet kapsamları iş bu başvurudan farklı olan başvurular için
verilmiş olan kararların iş bu başvuru için emsal karar teşkil etmesinin mümkün olmadığını belirterek;
... kararının iptali isteminin
reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 07/06/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "..." markasının benzersiz ve ayırt edici niteliğe sahip olup markanın vuruculuğunun bütününde toplanmakta olduğunu, müvekkiline ait "..." markasının, davacı şirketin markasından farklı ve özgün olduğundan kapsadıkları mal ve hizmet sınıfları bakımından iltibasa sebebiyet verilmeyeceğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın ... sayılı "...+..." ibareli markanın tescili amacıyla 17.02.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 14.03.2022 tarih ve 392 sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 10.05.2022 tarihinde SMK m.6/1 hükmü kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 01.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 23.12.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şahsın 10.01.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 29.02.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka kapsamında yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; ... ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." emtiaları ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka kapsamında yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. ... ve ... ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." emtiaları, aynı veya aynı türdür.
Dava konusu marka kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka kapsamında yer alan gıda emtiaları arasında benzerlik bulunmaktadır (...).
Dava konusu marka kapsamında yer alan 30.sınıftaki emtialar ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka kapsamında 29.sınıfta yer alan emtialar arasında "gıda" emtiaları olmalarından kaynaklı olarak çok düşükten orta düzeyde benzerliğe karşı değişen düzeyde benzerlik ilişkisi bulunmaktadır.
Dava konusu marka incelendiğinde; ..., renk ve kelime unsurlarından oluşan karma bir marka olduğu, çember platform içinde yeşil renkli kesikli şerit demetine yer verildiği, altında alevi yanan kazan formu üzerinde kaynatma işlemi yapan insan silüetinin bulunduğu özgün ... formunun altında yine yeşil renk ile "..." ibaresine yer verildiği, markanın genel görünümü dikkate alındığında, "..." ibaresinin davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz anlamsız bir sözcük olduğu, markada yer alan "..." unsurunun özgün olduğu ve markanın genel görünümü içinde vurgulu olacak şekilde mizanpajının yapıldığı, dolayısıyla bu "..." unsurunun da somut ayırt edici niteliği haiz olduğu kanaatine varılmıştır.
İtiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka incelendiğinde; "... ..." ibaresinden oluşan salt kelime markası olduğu, herhangi bir ... unsuru içermediği tespit edilmiştir.
Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markada bulunan "..." sözcüğü, bilindiği üzere, ülkemizin en yoğun nüfuslu ve en maruf şehri olup, geçmişi oldukça eskilere dayanan, tarihi, kültürel ve sosyal bağları oldukça güçlü, kozmopolit ve kadim bir şehir adıdır.
.... Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, ... . sayılı kararında, "... ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse ...,.... veya dava konusu olayda olduğu gibi ...'un maruf bir ilçesinin adı olan sadece "..." sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın "kök" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir. Bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi de bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu ilkeye göre, örneğin "..." ve "..." adları coğrafi işaretlerle karışmaya meydan vermeyecek şekilde, "..." gibi kullanılacağı mamul veya hizmetin nevi ile birlikte ancak işaret olarak kullanılabilecek ve bunun sonucu marka olarak tescili mümkün olabilecektir." denilmiştir. O halde coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulü gerekir. Nitekim ..... sayılı ilamında da, aynı ilkeler tekrar edilmiş ve kötü niyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markada "..." ibaresi bulunsa da, söz konusu maruf şehir adının davacıya tekel olarak verilemeyeceği, karşılaştırılan markaların yazım stili, içerdikleri renk ve ... unsurları ile ek sözcük unsurlarının birbirlerinden farklı olduğu, buna göre, umumi intiba olarak, dava konusu marka ile davacıya ait mesnet marka arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin aldığından ayrıca harç ikmaline yer olmadığına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 121,60 TL vekalet harcı, 310,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.286,80 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından yapılan 121,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır