T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/451 Esas - 2024/305
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/451 Esas
KARAR NO : 2024/305
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI :....
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 06/10/2023
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 06/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının uzun yıllardan beri nizasız ve fasılasız surette kullanmakla “...” esas unsurlu ve ibareli markalarına ayırt edicilik kazandırdığı, ... markasının özellikle “gazoz” emtiasına ilişkin her türlü ürün bakımından oldukça bilinir bir marka olduğu, davalının ... sayılı “...” ibareli markasının davacı markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olduğu, gazoz emtiası ile bira, maden suları, kaynak suları, enerji içecekleri, sporcu içecekleri vb. emtialarının ayniyet derecesinde ilgili emtialar olduğu, bira, enerji içeceği, soda, gazoz, maden suyu, meyve suyu, proteinli içecek vb. gibi tüm meşrubatların market, bakkal, fırın vb. her türlü perakende mağazalarında yan yana satışa sunulduğu, birbirini çoğu zaman tamamlayan yahut birbiri ile rekabet içinde olan ürünler olduğu, “...” ve “...” ibareli iki markayı içeren meşrubat ürünlerinin birbiri ile ilgili şirketler tarafından satışa sunulduğunun düşünüleceği ve karıştırılma ihtimalinin doğacağı, müvekkilinin gerçek hak sahipliğinini bulunduğu, davalı şahsın kötü niyetli olduğu, davalı kurumun emsal niteliğindeki 28.01.2021 tarih ve ... sayılı ... kararında “gazoz, meyve suyu” emtiaları ile “enerji içecekleri, proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtiaları benzer bulunarak başvurudan çıkarıldığı öne sürülerek; 13.09.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ile tescil edildiği takdirde 16.07.2021 tarih ve ... no ile usul ve yasaya aykırı surette tescil başvurusu yapılan “...” ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 19/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığını, markaların kapsadıkları ürünlerin farklı olduğunu, markalar arasında mal/hizmet ayniyeti ya da benzerliği bulunmadığı için SMK 6/1 hükmünde belirtilen çifte benzerlik şartının sağlanmamış olduğunu, markaların karıştırılması ya da ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, ilgili tüketici kesiminin, markaların kaynağının farklı olduğunu algılayacağını, davacının SMK 6/3 ve 6/5 kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin söz konusu iddiaları kanıtlamada yetersiz olduğunu, tüketicinin derhal ve hiç düşünmeden markaların ticari kaynağının farklı olduğunu anlayacağını, davacı tarafından ileri sürülen bu iddianın reddi gerektiğini, davacı vekilinin SMK m.6/9 hükmü bağlamında kötü niyete ilişkin iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtilerek; davanın reddine, karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz etmediğinden HMK m.128 hükmü gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın "...+..." ibareli 16.07.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 22.12.2021 tarihinde SMK’nın m.6/1, m.6.3, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusundan “SINIF KODU 32: Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.” in çıkarılmasına, tescil işlemlerinin kalan mallar için devam ettirilmesine karar verildiği, bu karara karşı davalı şahsın 07.10.2022 tarihinde karara itiraz dilekçesi sunduğu, yine bu karara karşı davacı tarafından 17.10.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, karara yapılan itirazı ve yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına karar verdiği, davacı tarafından yapılan yeniden itirazın ise reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 05.12.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu markanın tesciline karar verilen “32.SINIF: Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” malları, davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalarının kapsadığı “32. SINIF: Sade, meyvalı ve kolalı gazoz” malları ile aynı sektöre (gıda-içecek sektörüne) dahil olan, aynı ihtiyaç ve amacı (içecek ihtiyacını) gidermeye yönelik olan, fiziksel görünüm benzerliği de taşıyabilen, üreticisi, tedarikçisi, bu kişilerin vasıfları, üretim yer ve metotları, sunum metotları, dağıtım kanalları müşterek hale gelebilen, aynı satış noktalarında; market, bakkal, kafe, pastane, restorantlarda bir arada satışa sunulan, birbirini ikame edebilen, rekabet eden, aralarında hammadde-mamül-yarı mamül ilişkisi olabilen, aynı alıcı kitlesine/vasati nihai tüketiciye hitap eden, ekonomik değeri çok yüksek olmayan, bir anda satın alınabilen ve alışveriş anında yüksek dikkat gerektirmeyen ve karakteristik özellikleri itibariyle yüksek düzeyde benzer mal niteliğindedir.
Dava konusu marka incelendiğinde; "..." ibareli kelime unsuru ile beyaz ve yeşil renklerden oluşmuş "..." unsurundan oluştuğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca markanın genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliğini sağlayan esaslı unsurun "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar incelendiğinde; "..." ibarelerinden oluştukları, markalarda yer alan "..." unsurları ile "...." gibi ibarelerin markaların tali unsurlarını oluşturdukları, buna göre davacı markalarının esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan emtialar arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun "...", davacı markalarının esas unsurunun "..." sözcüğünden oluştukları, markaların ilk beş harfinin birebir aynı olduğu, "..." ibaresi Arapça kökenli bir isim olup "..." anlamına gelse de, davaya konu emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin Arapça diline aşina olmaması nedeniyle bu sözcüğü "..." olarak algılamayacağı, görsel ve işitsel olarak "..." ve "..." ibareli markalar arasında benzerlik bulunduğu, zira ortalama tüketici kesiminin markaların başlangıç kısımlarına, diğer kısımlarına nazaran daha çok dikkat ettiği, buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin daha sonra davaya konu markayı davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacı markaları ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (...)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacının, yayıma itiraz dilekçesinde ve dava aşamasındaki dilekçelerinde ... Ltd.Şti’nin en köklü meşrubat firmalarından biri olduğu, 1934’de ...’de “....” adı altında gazoz üretimine başladığı, 1992’den itibaren ... ...’deki yeni tesislerinde üretime devam ettiği ileri sürülmüş, hangi tarihte yayınlandığı bilinmeyen davacının kendi internet sitesi (....) ve instagram gibi sosyal medya sitelerindeki hiçbirisi tarih ihtiva etmeyen bilirkişi raporunda örneklendirilen ... markalı gazoz görselleri ve paylaşımlar sunulmuştur.
3l.12.2018 tarihli "..." isimli gazetede ve aynı içerikli tarihsiz gazetelerdeki ... ...’nı İşleten ...’in vefat ettiğine dair haberler, sadece, davacının işletmesinin 2018 yılında fiziki varlığını göstermektedir. Nihayetinde, davacı tarafından ne itiraz ne de dava aşamasında,
... ...’nın hangi tarihte açıldığını,
Hangi mallar için üretim izni, satış izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı alındığını,
Bu fabrikada hangi markayı taşıyan hangi malların hangi tarihlerde, hangi miktarlarda üretildiğini/üretimin yoğunluğunu,
Bu fabrikada ... markalı malların hangi tarihten itibaren üretildiğine ve üretimin halen devam ettiğine,
Türkiye’de ... markalı hangi malların hangi tarihlerde, hangi satış noktalarında, hangi miktarlarda satıldığını/satışların yoğunluğunu,
Satış noktalarının/Dağıtım kanallarının yeri, sayısı ve genişliğini/Markayı taşıyan maların piyasada yaygınlığını tarihi ile belgeleyecek ve birbirini destekleyecek olan; üretim izin belgesi, satış izin belgesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, kira sözleşmesi, vergi levhası, tek bir adet mal satış sözleşmesi, lisans veya distribütörlük sözleşmesi, tek bir adet satış faturası, gümrük beyannamesi veya taşıma belgesi vs. gibi vazgeçilmez nitelikte delil sunulmadığı görülmektedir.
Dosya münderecatında, ... markalı bir mala ilişkin tarih ihtiva eden fotoğraf, ekran görüntüsü, katalog, ... markasının tanıtımına ilişkin bir reklam çalışması veya reklam faturası da bulunmamaktadır. Sadece ... alışveriş sitesinde bilinmeyen bir tarihteki ... markalı gazozların satışa açık tanıtımının yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının tescilli markaları haricinde, dava konusu marka ile aynı veya benzer tescilsiz bir işareti, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, başvuru kapsamında yer alan emtialar ile aynı ya da benzer emtialar üzerinde ciddi surette kullandığını ispatlayamadığından gerçek hak sahipliği iddiası yerinde görülmemiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı tarafından, davalının başvuru tarihi 16.07.2021 itibariyle, “...” markalı markanın herhangi bir malın yoğun üretim ve satışına, bu sayede herhangi bir tarihte elde edilen yıllık satış/gelir miktarına, markanın pazar payına, "..." markasının parasal değerine, herhangi bir tarihte markanın tanıtım ve reklamı için çalışma yapıldığına veya reklam harcama tutarına, dağıtım kanallarının genişliğine, markanın herhangi bir ödül kazandığına, markanın tanınmışlık düzeyi veya pazar payının yüksek olduğuna dair kamuoyu yoklama, anket ve benzeri hiçbir delil sunulmadığından, davacı markasının davalının başvuru tarihi itibarıyla herhangi bir mal veya hizmet bakımından refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.178,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 9.256,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'in yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır