T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/508 Esas - 2024/304
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/508 Esas
KARAR NO : 2024/304
HAKİM : ....
KATİP :...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1-....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 17/11/2023
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 17/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının 01.02.2022 tarih ve ... başvuru numaralı "...+..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin ... tescil numaralı markası ile iltibasa neden olacağı gerekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun amir hükümleri ve Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri çerçevesinde yapılan itirazın ... tarafından reddedildiğini, .... tarafından SMK m. 6/1 hükmü uyarınca gerçekleştirilen itirazın "Yapılan incelemede, iş bu başvurunun "..." şeklinde bir bütün oluşturması dikkate alındığında ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır." denilmek suretiyle reddine karar verildiğini, söz konusu kararın SMK’nın 6/1 ve 6/3 maddeleri uyarınca yerinde olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır bebek bezleri üzerine aktif marka kullanımı gerçekleştirmekte olup söz konusu ‘‘...’’ ibaresini piyasada faaliyet gösterdiği sektörde maruf hale getirmiş ve marka kullanımı ile de hatrı sayılır bir bilinirlik/tanınmışlık kazanmış olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin önceki tarihli tescilli markasına ayniyet derecesinde benzer olması nedeniyle dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı yan markası ile müvekkili yanca itiraza mesnet gösterilen markalar arasında; söyleniş ve görsel açıdan aynı kişiye ait konsept marka olduğu, markaların aynı işletmeye ait olduğu veya seri marka olduğu algısının oluştuğunu, davalı yan başvurusu ile müvekkili yanca itiraza mesnet gösterilen marka arasında mevcut olan benzerlik sebebiyle davalı yanın markasının müvekkilinin markasının seri markası olarak algılanacağını, benzer işareti gören ve duyan tüketicilerin daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünebileceğini, davalı yan markasının 35. sınıfta yer alan 5. nice sınıfına ait mal ve hizmet emtiaları yönünden de hükümsüz kılınması gerektiğini, iltibas ihtimalinin hedef kitle açısından değerlendirilmesi yapılırken orta seviyedeki tüketicilerin dikkate alınması gerektiğini, taraf markaları arasındaki karşılaştırmanın bir bütün olarak gerçekleştirilmediğini, davalı yanın markasını oluştururken müvekkili markalarına ayniyet derecesinde benzer bir marka kullanarak müvekkilin yıllardır süregelen hizmet kalitesinin tüketici nezdinde oluşturulduğu haklı güven duygusundan haksız ve kötü niyetli bir şekilde yararlanmayı amaçladığını beyanla; davalı ... (...)’nun 15.09.2023 tarihli ve ... karar numaralı ... kararının iptaline, diğer davalı adına ... nezdinde ... başvuru numaralı tescil başvurusu yapılan “...” ibareli markanın, 5. Nice sınıfında yer alan mal ve hizmetler ile 35. Sınıf içerisinde yer alan 5. Nice sınıfına ait mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, dava konusu ... sayılı markanın huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 04/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6/1 maddesi kapsamında markalar arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, anılan hüküm kapsamında markalar arasında iltibas ihtimalinin varlığından söz edebilmek için markalar arasında, markayı teşkil eden esas unsurlar yönünden ayniyet veya benzerliğin yanında, marka tescil kapsamındaki ürün türleri arasında da ayniyet veya benzerlik (çifte benzerlik) şartının sağlanmış olması gerektiğini, somut olayda başvuruya konu marka ile iddialara mesnet marka arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı gibi diğer davalının başvuru markası ile davacı markasının görsel, işitsel, anlamsal kısaca bütün itibariyle bıraktığı izlenim bakımdan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, davalının “...” ibareli marka başvurusunun kelime, ... ve renk unsurlarını içeren karma nitelikte bir marka olduğunu ve vurgunun ibarenin tamamına yapıldığını, davacının itiraza mesnet markasının da “... ...” kelime unsuru ile ... ve renk unsurlarına yer verilerek oluşturmuş karma nitelikte bir marka olduğunu ve davalının tek bir kelime şeklinde algılanması kaçınılmaz olan dava konusu “...” markasının davacı markası içerisinde yer almadığını, davalı markasında kullanılan yazı stili, renk ve ... unsurunun bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve kompozisyon itibariyle davacı markasından tamamen farklı olduğunu, davalı markasında tek başına ön plana çıkan ve davacı markasına bu surette yakınlaştığı söylenen ibarenin “...” kelimesi olmasının mümkün olmadığını, taraf markaları arasında görsel açıdan ortaya çıkan farklılığın, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında, daha da belirgin olduğunu, markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı yönündeki yerleşik ... içtihatları da göz önüne alındığında başvuru konusu markanın “...-” ibaresi ile başladığı ve tüketicilerin dikkatinin bu ibare üzerine yoğunlaşacağının açık olduğunu, dava konusu markalarda yer alan “...” ibaresinin Türkçede “gün” anlamına gelen herkesin kullanabileceği türden, tüketicilerin her sektörde maruz kaldıkları, ayrım gücü zayıf, basit bir ibare olduğunu, herkes tarafından bilinen/kullanılan, ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden oluşan markalarda iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceğini, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, iki markanın karıştırılma olasılıklarının olmadığını, davacı tarafın, başvuru kapsamında yer alan mal/hizmetler veya benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin iş bu başvurunun tarihinden önce marka olarak ciddi biçimde kullanılageldiğini ispatlayamaması nedeniyle marka üzerinde önceki kullanıma dayalı bir hak elde ettiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı vekilinin SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca dava konusu markanın reddedilmesi gerektiği iddiasının ... itiraz aşamasında itiraz konusu yapılmaması ve bu iddiayı kanıtlayacak bilgi ve belgelerin de Kuruma itiraz aşamasında sunulmamış olması nedeniyle dikkate alınmayacağını, savunarak iş bu davanın reddini talep ettiği görülmektedir.
Davalı ... ŞİRKETİ vekili 12/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket marka başvurusu ile davacının markasının tek ortak noktasının "..." ibaresi olduğunu ve bunun haricinde taraf markaları arasında görsel, işitsel veya kavramsal hiçbir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının tüketici zihninde bıraktıkları bütünsel izlenim dikkate alındığında markaların benzer olmadığının aşikar olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin başlı başına İngilizce bir sözcük olması nedeniyle önüne veya sonuna bir kelime eklenerek marka başvuruları gerçekleştirilebileceğini, davacının haksız iddia ve taleplerinin kabulü halinde her "..." ibaresi geçen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekeceğini, ayırt ediciliği düşük ve İngilizce'de gün anlamına gelen bir kelime olan "..." ibaresinin davacının tekeline verilmesinin mümkün olmadığını, Yerleşik ... İçtihatlarına göre; “Marka birden çok unsur ihtiva ediyorsa, asıl unsuru, markanın bütünü ile bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imaj” da aramak gerektiğini, davaya konu markalar karşılaştırıldığında hiçbir yönden benzer olduklarının ve karıştırılma ihtimalleri olduğunun söylenemeyeceğini, müvekkil şirketin marka başvurusunun yazım itibari ile “... ...” olarak iki ayrı kelime değil, “...” şeklinde birleşik ve tek bir kelime olduğunu, müvekkili markasında “...” ibaresinin varlığı sebebiyle markanın esaslı unsurunun ... ibaresiymiş gibi yansıtılarak her iki markanın benzer ve karıştırılma ihtimali olan markalarmış gibi yansıtılmasının hatalı olduğunu, markaların ilk hecelerinin yahut ilk harflerinin aynı olmasının karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirdiğini ancak her iki markanın ilk hecelerinin tamamen birbirinden farklı olduğunu, aynı tek bir harfi dahi içermediğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını ve bu hususun ... kararında da açıkça belirtildiğini, davacının dosyaya kötü niyet iddiasını ispatlayıcı nitelikte bir delil sunamadığını, davacının markalarının tanınmış olduğu yönündeki iddialarını Kuruma itiraz aşamasında sunmaması nedeniyle bu aşamada ileri sürmesinin mümkün olmadığını iddia ederek iş bu davanın reddini talep ettiği görülmektedir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... kararının iptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka arasında davaya konu "5.SINIF: Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." mal ve hizmetleri bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin 01.02.2022 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında SMK m.5/1-ç hükmü gereği kısmen reddine karar verildiği, kalan mal ve hizmetler bakımından 12.04.2022 tarih ve 394 sayılı Bülten’de başvurunun ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 13.06.2022 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/3 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 02.11.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, ...'nca itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 12.06.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 19.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının itiraza mesnet markasının kapsamındaki 05. Sınıf emtialar ile davalının marka başvurusu kapsamında kalan emtia ve hizmetler karşılaştırıldığında, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda belirtildiği gibi dava konusu marka başvurusunda yer alan 05. Sınıf “Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler” emtiaları ile 35/5. Sınıf içerisinde yer alan 05. Sınıf “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler.” emtialarının bir arada bulundurulması hizmetlerinin davacı markası kapsamında bulunan 05. sınıf emtialar ile aynı/benzer olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu "...+..." markası, mavi bir zemin üzerine beyaz küçük harflerle yazılmış “...” ibaresi ve bu ibarenin sağında yer alan kırmızı hatlı kalp şeklinden oluşmuş kelime ... markasıdır.
Davacının önceki tarihli davaya gerekçe "...+... ..." ibareli markanın ise yeşil bir zemin üzerine ilk harfleri büyük beyaz harflerle yazılmış “...” ve “...” ibarelerinin ve bebek görselinin bulunduğu karma nitelikte bir marka olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, markaların "..." unsurlarının birbirlerinden oldukça farklı olduğu, bu unsurlar bakımından markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin İngilizce kökenli bir sözcük olup Türkçe "..." anlamına geldiği, itiraza mesnet markada yer alan "... ..." ibaresinin İngilizce kökenli bir sözcük olup Türkçe "..." anlamına geldiği, kavramsal olarak markalar arasında benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceği, markalar arasında "..." ibaresinden kaynaklı ortaklık bulunsa da, bu ibarenin "Gün" anlamına geldiği, anlamı itibariyle ticari hayatta herkes tarafından kullanılabilen bir sözcük olup davaya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayrıca söz konusu ibarenin gerek dava konusu markada, gerekse itiraza mesnet markada bütünün bir parçası olduğu, söz konusu sözcüğün her iki markada da tek başına esas unsur olmadığı, buna göre, daha önce itiraza mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı itiraza mesnet markadan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (...)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; dava konusu marka başvuru tarihinden önce, dava konusu marka ile aynı veya benzer tescilsiz bir işaretin, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer emtialar üzerinde yoğun ve sıkı bir şekilde kullanıldığı hususu davacı tarafından ispatlanamadığından gerçek hak iddiası yerinde bulunmamıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 190,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.268,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... ŞİRKETİ tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ŞİRKETİ 'ne verilmesine,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır