T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/327 Esas
KARAR NO : 2024/298
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ... ...
VEKİLLERİ : Av. ... -...
Av. ... -...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 17/07/2023
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 17/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava konusu marka ile müvekkili şirketin itiraza mesnet markalarının benzer olduğu, potansiyel tüketicinin markanın kullanıldığı ürünü/hizmeti satın alacak, kullanacak ve/veya faydalanacak hayali kişi olduğu, bu kişi ya da “....”ın ortalama seviyedeki tüketici olduğunun doktrin ve uygulamada iyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan, makul derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve ihtiyatlı kişi olarak tanımlandığı, potansiyel tüketici kitlesi belirlenirken işaretlerin tescil edilmek istendiği emtialar göz önünde bulundurulmak suretiyle tüketicinin özen derecesinin belirlenmesi ve alım tercihlerini kullanırken harcadığı zaman ve dikkatin göz önünde bulundurulması gerektiği, bu açıklamalara göre dava konusu markanın 29, 30, 32, 35 ve 43. sınıflarda tescil edilmek istendiği, anılan sınıfların potansiyel tüketici kitlesinin asgari dikkat seviyesine sahip “....” olarak tanımlanabileceği, taraf markalarının aynı ürün ve hizmetler yönünden kullanılmakta olduğu, itiraza konu ... sayılı "..." ibareli marka için 29. 30. 32. 35. 43. sınıflardaki mal ve hizmetler açısından tescil talebinde bulunulduğu, müvekkili firmaya ait “...” ibareli markaların da 5, 29, 30, 31, 32, 35, 40, 43 ve 44. sınıfların kapsadığı mal ve hizmetlerde itiraza konu markadan çok daha önce tescil edilmiş olduğu, dolayısıyla tescil edilmek istenen markanın mal ve hizmet sınıflarının, müvekkili şirkete ait "..." ibareli markaların mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğu, söz konusu markaların tüketiciler nezdinde karıştırılacağı, görsel, işitsel, kavramsal benzerlik açısından, müvekkili şirkete ait itiraza mesnet markaların “...” ve “...+...” markaları, dava konusu markanın ise “...” markası olduğu, görsel olarak markalar değerlendirildiğinde taraf markalarında ortak olan ibarenin “...” ibaresi olduğu, müvekkili şirkete ait itiraza mesnet tüm markalarda esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu, dava konusu markanın esaslı ve tek unsurunun “...” ibaresi olduğu ve müvekkili şirkete ait markaların esaslı unsurunu aynen içerdiği, markaların görsel olarak benzer olduğu, sözel olarak markalar değerlendirildiğinde, müvekkili şirkete ait markaların ortak ve esas unsurunun “...” ibaresi olup 5 harften oluştuğu, dava konusu markanın ise 6 harften oluşan “...” ibaresi olduğu, her iki markanın da telaffuzunun Türkçe olduğu, markalar arasındaki tek farkın “E” harfi olduğu, markanın sonunda kullanılan “E” harfinin telaffuz olarak ve/veya kulakta bıraktığı izlenim olarak farklılık yaratmadığı, markaların sözel olarak benzer olduğu, kavramsal olarak markalar değerlendirildiğinde de markaların benzer olduğu, sonuç olarak, dava konusu ... numaralı marka ile müvekkili şirkete ait markaların benzer ve potansiyel tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu, aksi yöndeki ... ... kararının usul ve yasa ile uyarlı olmadığı, müvekkili şirkete ait “...” ibaresinin tanınmış marka olduğu, müvekkili şirketin uzun yıllar boyunca yatırım, tanıtım ve reklam neticesinde “...” ibaresini Türkiye özelinde tanıttığı ve tanınmış marka haline getirdiği, söz konusu hususun diğer davalılardan ... tarafından da kabul edildiği ve ... numarası ile sicile tescil edildiği, marka adının ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı tarafın müvekkili şirketin uzun yıllar emek ve çaba sarf ederek yarattığı tanınmış markasının esaslı unsurunu birebir kullanmak suretiyle “...” markasını tescil ettirmek istediği, müvekkili şirketin yoğun emek, mesai ve para harcayarak oluşturduğu markanın değerinden haksız faydalanmak ve iltibas yaratmak suretiyle müvekkili şirketin tanınmışlığından da faydalanmak istediği, potansiyel tüketicinin davalıya ait “...” ibareli markayı gördüğünde müvekkili şirketin aklına geleceği ve müvekkili şirkete ait “...” ibareli tanınmış markanın ürünü sanarak alım tercihini kullanacağı, davalı ...’in müvekkili şirketin tanınmış hale getirdiği markasından haksız faydalanacağı, “...” markası altında üretilen malların ve/veya verilen hizmetlerin kalitesinin düşük olması halinde müvekkili şirkete ait tanınmış markanın ayırt ediciliğinin zarar göreceği ve devamında markanın itibarının zedeleneceği, bu nedenlerle, 6769 sayılı SMK’nın 6/4-5 maddeleri kapsamında tanınmış markalara tanınan korumanın davaya konu marka başvurusu ile ihlal edildiği, müvekkili şirkete ait “...” esas unsuru markalar ile tanınmış marka olarak tescilli ... numaralı ve yine “...” ibareli markanın varlığında iptali talep edilen ...’ya konu ... numaralı “...” markasını gören potansiyel tüketicinin müvekkili şirketin yeni bir seri marka ile piyasaya çıktığını düşüneceği ve iltibas tehlikesi oluşacağı, davalı tarafa ait markanın tescili halinde potansiyel tüketici nezdinde seri marka algısı oluşacağı ve karıştırılma ihtimali ortaya çıkacağı, davalı Kurum ... tarafından verilen ... sayılı kararda “...” ibaresinin zayıf bir işaret olduğu belirtilerek itirazın kabulüne ve dava konusu markanın tesciline karar verildiği, ancak "..." ibaresinin çok güçlü hatta müvekkili şirkete ait tanınmış bir marka olduğu, bir an için “...” ibaresinin tanınmış olmadığının varsayımında dahi tescili talep edilen 29, 30, 32, 35 ve 43. Sınıftaki emtialar bakımından “...” ibaresinin güçlü olduğu, “...” ibaresinin ... Türkçe sözlükteki anlamının “... 'nın dağ, orman ve çalılıklarında yaşayan, 50-55 santimetre uzunluğunda yırtıcı bir kuş (...):” olduğu, bir hayvan ismi olan “...” ibaresinin 29, 30, 32, 35 ve 43. sınıflardaki emtialar bakımından ayırt ediciliğinin güçlü olduğu, davalı ...’in kötü niyetli olduğu, doktrin ve emsal kararlar ışığında 6769 sayılı SMK.’nın 6/9. maddesi anlamındaki kötü niyetli marka başvurusunu, “Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak tanınmış olsun ya da olmasın markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve haksız tesciller.” şeklinde tanımlamanın mümkün olduğu, bu açıklamalar sonucunda davalı ...’in kötü niyetli olarak marka tescil talebinde bulunduğu, müvekkili şirkete ait “...” ibareli markaya bilerek ve isteyerek yanaşmak, markanın tanınmışlığından haksız olarak yararlanmaya çalıştığı, mahkemece kurulacak hükmün infazının temini, işin aciliyeti, açılan davanın konusuz kalmasının önlenmesi ve davadan beklenen amacın gerçekleşmesi için 6100 sayılı HMK.’nun 389 ve devamı maddeleri ile 6769 sayılı SMK.’nın 159 maddesi gereğince, çekişmeli ... numaralı markanın eldeki davanın sonuçlanıp kesinleşmesine kadar 3. kişilere devredilmesinin ya da 3. kişiler yararına işlem tesis edilmesinin, tercihen teminat alınmaksızın ihtiyati tedbir olarak önlenmesine karar verilmesinin talep edildiği, hususlarını beyan etmekte, ..., ’nun 30.05.2023 tarih ve ... sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebi ile iptalini ve ... sayılı markanın tescil işlemlerinin tamamlanması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve çekişmeli ... sayılı markanın eldeki davanın sonuçlanıp kesinleşmesine kadar 3. kişilere devredilmesinin ya da 3. kişiler yararına işlem tesis edilmesinin ihtiyati tedbir olarak önlenmesine karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 10/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdiği, söz konusu ibarenin ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir isimden oluştuğu, bu nedenle “...” ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin düşük olan bir ibare olduğu, dava konusu başvuru markasında yer alan “...” ve “....” harfi ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markalarda bulunan “...” gibi yan unsurların da markaları farklılaştırdığı, dava konusu markaların, kapsadıkları mal ve hizmetler bakımından karşılaştırıldığında da; markaların kapsamlarında farklı mal ve hizmet gruplarının olduğu, bu durumlar birlikte dikkate alındığında dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı taraf vekilinin iddiaları aksine; markaları gören ortalama tüketicilerin, markaların ekonomik olarak bağlantılı aynı şirketten geldiğini düşünmediği, başvuru markasını itiraz gerekçesi markalarının seri markası olarak görme yanılgısına düşmediği, sonuç olarak; dava konusu markaların, görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından karıştırılabilecek derecede benzer markalar olmadığından, markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalleri ortaya çıkmadığı ve verilen kurul kararının hukuka uygun olduğu, Kurul kararının 6769 sayılı SMK’nun 6/5. maddesi yönünden de hukuka uygun olduğu, bir markanın tanınmış marka gerekçe gösterilerek yapılan itiraz üzerine reddedilebilmesinin ön koşulunun, başvurusu yapılan marka ile tanınmışlığı iddia edilen itiraz gerekçesi markanın aynı/benzer olması olduğu, başvuru konusu markanın, farklı mal ve hizmet grubunda olması nedeniyle, davacı markalarına benzer olmadığından tanınmışlığın huzurdaki dava dosyasında etkili olmadığı, bu bakımdan, itiraz gerekçesi markaların tanınmışlığı iddiasının, markaların benzer olmaması nedeniyle yerinde olmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik ve iltibas iddiasına dayandırıldığından ve markalar arasındaki benzerliğin, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki iddialarının da mesnetsiz olduğu, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesinde müvekkili kurum tarafından başka marka başvuruları için verilen kararlarla, mahkemelerce verilmiş olan bazı yargı kararlarını örnek göstererek işbu yargılamaya dayanak olması gerektiği iddiasının da haksız olduğu, her somut olayın, kendi özellikleri ve koşulları çerçevesinde “özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından” ayrı olarak değerlendirildiği, marka başvurularının bahsedilen yapısı nedeniyle bu bakımdan da davacı vekili iddialarının mesnetsiz olduğu davanın reddine karar verilmesi gerektiği, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ..., dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmesine rağmen, yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 19.01.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 14.02.2022 tarih ve 390 sayılı ... 'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 11.04.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında "..." ibareli markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 17.08.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmün uyarınca kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusunun reddedildiği, davalı şahsın bu karara karşı 13.02.2023 tarihli itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davacının bu itiraza karşı 24.03.2023 tarihli karşı görüş dilekçesi sunduğu, karara yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 31.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 07.08.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davaya konu markanın hükümsüzlük talebi bakımından yapılan incelemede davaya konu marka kapsamında;
29. Sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 29. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
30. Sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 30. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
32. Sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait ... sayılı marka tescili kapsamındaki 32. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
35. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait .... sayılı marka tescili kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
43. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait ... sayılı marka tescili kapsamındaki 43. sınıftaki hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.
... kararının iptali bakımından yapılan incelemede davaya konu marka başvurusu kapsamında yukarıda belirtilen markalar haricinde;
29. Sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 29. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
30. Sınıfta son alt grupta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı marka tescili kapsamındaki 30. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
32. Sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait ... sayılı marka tescili kapsamındaki 32. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
35. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait .... sayılı marka tescili kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.
Ek olarak davaya konu marka başvuru kapsamında 32. Sınıfta yer alan “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri..” davacı şirkete ait bir kısım markaların tescili kapsamında 30. Sınıfta yer alan “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, Çaylar, buzlu çaylar” malları ile BENZER/İLİŞKİLİ kabul edilmektedir. Şöyle ki; meşrubatlar genellikle soğuk tüketilen, hammaddesinin meyve olması beklenen alkolsüz içecekler olarak düşünülmektedir. Kahveli, kakaolu veya çikolatalı içecekler ile buzlu çaylar da tüketici tarafından meşrubat olarak algılanabilir. Ek olarak; söz konusu mallar aynı kullanım metodu ve kullanım amacına yönelik, genellikle susuzluğu gidermek için tüketilen, birbirleri yerine ikame edilebilen, aynı üretici tarafından üretilebilen, aynı tüketici kitlesine hitap edebilen, aynı dağıtım kanallarına sahip olabilen, marketlerde aynı raflarda satılabilen ve birbirleriyle rekabet halindeki ürünlerdir.
Davaya konu marka kapsamında 43. sınıfta 01. alt grupta yer alan hizmetler ayrıca davacı şirkete ait bir kısım markaların tescilleri kapsamında 29. ve 30. sınıfta yer alan gıda malları ile de BENZER'dir. 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” esas olarak restoran veya kafeterya ve snack bar gibi yerlerde verilen yemek hizmetlerini ya da benzer hizmetleri kapsar. Bu hizmetler, yiyecek ve içecekleri doğrudan tüketime sunmak için tasarlanmıştır. Yiyecek ve içeceklerin bir restoranda tüketiliyor olması, ticari mallar aralarında benzerlik bulmak için yeterli bir neden değildir (örneğin restorandaki tuz). Bununla birlikte, belirli durumlarda bu mal ve hizmetler tamamlayıcı olabilir. Özellikle, yiyecek ve içeceklerin tedarikinin ve bu tür malların imalatının aynı teşebbüs tarafından aynı ticari marka altında sunulması şeklindeyse, tüketiciler sorumluluğun aynı teşebbüste olduğunu düşünebilirler (örneğin; kahve dükkanlarında kendi ürettiği kahve ürünlerinin satışı-servisi, dondurma salonlarında kendi ürettiği dondurmanın satışı-servisi, barlarda bira). Bu gibi durumlarda, bir dereceye kadar benzerlik vardır. İlaveten, günümüzde pastanecilik sektörü başta olmak üzere yiyecek ve içecek sağlanması hizmeti veren işletmelerce verilen hizmetin bir parçası olarak kendi ürettikleri ürünlerin satışı da gerçekleştirilmekte ve bu işletmeler kendi hizmet markalarını taşıyan ambalajları, karton kutuları, karton bardakları kullanmak suretiyle tüketiciye al-götür servis şeklinde veya eve servis şeklinde sunum sağlayabilmektedir. Bir diğer durum ise, günümüzde marketlerde hazır yemeklerin (örneğin mezelerin, mantı, makarna, börek vb. ürünlerin) satışı için ayrı bir reyon bulunmakta, yine market raflarında hazır yemeklerin gün geçtikçe artan düzeyde ve daha geniş skalada satışa arz edildiği bilinmektedir (örnek olarak ambalajlanmış dondurulmuş hazır pastalar, hazır pideler, basit bir ısıtma işlemi ile yenilebilecek ambalajlı pilavlar, plakiler, döner, vd.). Dolayısıyla, bahsi geçen mal ve hizmetin rekabeti gün geçtikçe artış kaydetmektedir.
Dava konusu "..." ibareli marka beyaz zemin üzerine siyah renkte büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. Söz konusu marka bir kelime markasıdır.
Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar incelendiğinde; "..." vb gibi ibarelerden oluştukları, davacı yanın "..." kelimesi etrafında seri marka ailesi oluşturduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, "..." ibareli marka ile "..." esas unsurlu markalar arasında müşterek harf ortaklığı/benzerliğinden kaynaklı görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın davacıya ait markaların serisi mahiyetinde ilgili tüketici kesimince algılanabileceği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında davaya konu tüm mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun kısmen aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Dosya kapsamında yapılan incelemede ... nezdinde "...+..." ibareli markanın ... sayı ile “paketlenmiş gıda, et ve et ürünleri” kapsamında tanınmış marka olarak korunmakta olduğu tespit edilmişse de markanın tanınmış marka olarak kabulünden sonra geçen sürede marka sahibi tarafından markanın korunması ve tanıtımı için yapılan çalışmalar da inceleme yapılan tarihte markanın tanınmışlığının kabulü açısından önem arz etmektedir. Bilindiği üzere tanınmışlık yıllar içinde değişkenlik gösterebilen dinamik bir olgudur ve 2013 yılında verilmiş tanınmışlık kararının yıllar sonra yapılan incelemede tanınmışlığın tespiti bakımından tek başına yeterli olması mümkün değildir. Dosya kapsamında bahsi geçen markanın tanınmışlığını kanıtlar yeterli nitelik ve nicelikte güncel deliller bulunmadığından tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli/hükümsüzlük istemi yerinde bulunmamıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun, gerek ... kararının iptali, gerekse markanın hükümsüzlüğü istemleri bakımından oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu .... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 924,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.062,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, davacı vekili, davalı kurum vekili, davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır