T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/519 Esas - 2024/265
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/519 Esas
KARAR NO : 2024/265
HAKİM :...
KATİP :...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI :....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/03/2020
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili mahkememizin .... Esas sayısına kaydedilen 17/03/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... esas unsurlu ve ibareli birçok seri markanın maliki olduğunu, markalarını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi suretle kullandığını, davalı tarafa ait "..." esas unsurlu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı yanın müvekkili markalarından haberdar olmasına rağmen ... esas unsurlu ve ibareli marka başvurusu yapmaya devam ettiğini, art arda başvurularla müvekkili şirketin ... esas unsurlu markasını taklit etmek istediğini, dolayısıyla bu durumdan haksız kazanç sağlamak istediğinin açıkça görüldüğünü, dolayısıyla da tüketicilerin markaların aynı firmalara ait olduğunu veya firmalar arasında ekonomik bir bağ olduğunu zannetmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu beyan ederek; müvekkili ... Şirketi'nin ayırt edicilik kazandırdığı ... esas unsurlu, ibareli markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan davalı adına ... nezdinde ... sayılı usul ve yasaya aykırı suretle tescil edilen ... esas unsurlu markaların hükümsüzlüğüne, markalar sicilinden terkinine, üçüncü kişilere devrinin engellenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememizin .....Esas sayısına kaydedilen 11/08/2020 tarihli replik dilekçesinde ise; Davalı adına hükümsüzlüğü istenen marka numaralarının dava dilekçesinde sehven hatalı olarak belirtildiğini ifade ederek; davalıya ait ..., ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
C E V A P :
Davalı vekili mahkememizin .... Esas sayısına kaydedilen 13/07/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı markaların tescil sürecinin tamamlanmadığını, davacı yanın müvekkili markalarının başvuru aşamasında olup olmadığını dahi kontrol etmeden alelacele ve hiçbir gerçek temele dayanmadan açtığı bu davada, daha sonra 19.06.2020 tarihli dilekçe ile marka davalarında bugüne kadar hiçbir şekilde görülmeyen şekilde dava dilekçesinin sonuç ve talep bölümü ve tüm içeriğinde yer alan .... sayılı markalarını dava dilekçesinde sehven yazdığını, aslında yazmak istediği markanın ... sayılı markası olduğu gibi mesnetsiz ve hiçbir şekilde kabulü mümkün olmayan bir gerekçe ile HMK m.183’teki “maddi hataların düzeltilmesi” talebinde bulunduğunu ve mahkemece bu talebin kabul edildiğini, usulsüz talep öncesi ilk dava dilekçesine konu edilen .... sayılı markaların tescil süreci tamamlanmamış olup anılan markalar açısından “davanın mevsimsiz açılmış olması” nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı yanın hangi markalarını davaya dayanak yaptığının belirsiz olduğunu, öncelikle bu iddiasının somutlaştırılmasının sağlanmasının gerektiğini, akabinde somutlaştırılacak markalar açısından SMK m.25/7 hükmü uyarınca kullanım ispatı talebinde bulunacaklarını, müvekkiline ait ... sayılı marka açısından davacı yan davasını 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığından, anılan marka yönünden hükümsüzlük talebinin evleviyetle reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacı yanın hak iddiasında bulunduğu “...” markaları üzerindeki gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının muhtelif sınıflarda zaten tescil sahibi olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu bu haklara dayalı olarak, tescilli olduğu sınıflar ve bu sınıflar ile doğrudan bağlantılı mal ve hizmet sınıflarında yeni başvurular yaparak, markasını ve alternatiflerini koruma çabasının asla kötü niyetli olarak değerlendirilebilir olmadığını beyan ederek; iş bu davanın tüm talepler bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıya ait önceki tarihli "..." ibareli markalarla davalıya ait ..., ... ve ... sayılı markalar arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalının kötüniyetli olup olmadığı, davalının önceki tescilli markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davalının gerçek hak sahipliği iddiasının hükümsüzlük istemini bertaraf etme niteliğinin bulunup bulunmadığı, davalının ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil belgeleri ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel veya teknik hususlar bakımından bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce verilen 16/12/2020 tarih ... sayılı karar, yapılan istinaf başvurusu üzerine .... Dairesi'nin 19/10/2023 tarih ... sayılı kararı ile kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü talep sonucunu değiştiremeyeceğini, dava dilekçesinde müvekkiline ait ... sayılı markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, oysaki bu markaların dava tarihinde tescilli olmadığını, mevsimsiz dava açıldığını, bu nedenle bu markalar bakımından davanın konusu içerisinde kaldığı kabulü ile yargılamanın yürütülmesini ve ret kararı verilmesini talep etmişse de; söz konusu savunmaya itibar edilmemiştir.
Şöyle ki; HMK m.141/1 hükmü gereği tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebileceği veya değiştirebileceğinin düzenlendiği, bu bağlamda davacının dilekçe teati aşamasında kalmak kaydıyla, replik dilekçesinde serbestçe yeni vakıalar, yeni talepler ileri sürüp önceki vakıalarını ve taleplerini serbestçe değiştirebileceği (...), bu bağlamda davacı vekilinin dava dilekçesini mahkememize ibrazını müteakip 18/06/2020 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçesinde hükümsüzlüğe konu ettiğini bildirdiği .... sayılı markalarını sehven yazdığını, bu nedenle HMK m.183 hükmü bağlamında, bu markaların yerine ... sayılı markanın davaya konu edildiğinin kabul edilmesini talep ettiği, mahkememizin 19/06/2020 tarihli ara kararı ile davacı talebinin HMK m.183 hükmü kapsamında değerlendirilmediği, ancak dilekçe teati aşamasında iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlamadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin talep sonucunu değiştirme talebinin kabul edildiği, nitekim davalı vekilinin 13/07/2020 tarihli cevap dilekçesinin davacı vekiline 19/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin yasal süresi içerisinde 11/08/2020 tarihinde replik dilekçesi ibraz ettiği, replik dilekçesinde hükümsüzlüğünü talep ettiği markaları; ..., ... ve ... sayılı markalar olarak belirttiği, replik dilekçesi ile birlikte davacı bakımından teksif ilkesinin sonucu olarak iddiasını değiştirip genişletemeyeceği yasağı başladığından, davalı vekilinin ... sayılı markanın davaya konu edilemeyeceği, ... sayılı markaların dava konusundan çıkarılamayacağına ilişkin talebinin reddine karar verilerek yargılama yürütülmüştür.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesine göre; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.”
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka tescil belgeleri, hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı şirket cevap dilekçesinde “kullanmama defi” ileri sürdüğünden, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce, “kullanmama def’i” yönünden inceleme yapılacaktır. Zira kullanımı ispatlanamayan markaların, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün değildir.
Somut olayda, dava tarihi 17.03.2020 olup, davacıya ait ... sayılı markalar, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescillidir. Dolayısıyla, davacıya ait .... sayılı markalar hakkında kullanmama def’i ileri sürülebilir.
Davacı taraf, dava tarihinden önceki 5 yıl içinde (17.03.2015-17.03.2020),.... sayılı markalarını kullandığını ispatlamalıdır. Ayrıca 6769 sayılı SMK madde 25/7 uyarınca, “Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” Davacı tarafa ait ... sayılı marka, dava konusu markaların başvuru tarihinde de 5 yıldan uzun süredir tescilli olup, davacı ayrıca ... sayılı markasını, dava konusu markaların başvuru tarihlerinden önceki 5 yılda da (04.02.2008-04.02.2013, 27.02.2008-27.02.2013, 17.07.2009-17.07.2014) kullandığını ispatlamalıdır.
Sonuç olarak, kullanım ispatına tabi olan ve kullanımın ispatlanması gereken tarih aralıkları bilirkişi raporunda yer verilen tabloda gösterilmiştir.
Davacı taraf delil dilekçesi ekinde, aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur:
• 2020 tarihli faturalar: Sadece 2 adedi, Mart 2020’den önceye ilişkin olup, bu faturalarda, davacıya ait markalar yer almamaktadır. Faturalara konu ürün “...” emtiasıdır.
• 19 sayfa ürün görseli: Sadece bir adet görselde tarih görünmekte olup, ilgili görselde üretim tarihi olarak 31.08.2020 tarihi yer almaktadır. Fotoğraflara konu ürün, “...” emtiasıdır.
Sunulan belgelerde, “...” markası yer almaktadır. Davacının kullanım ispatına konu markaları, sunulan belgelerde bulunmamaktadır.
Davacı taraf, 25.01.2024 tarihli dilekçesi ekinde;
• 13 Mayıs 2019 tarihli marka lisans sözleşmesi,
• 16.11.2022 tarihli fiş,
• Broşür,
• Ürün fotoğrafları (2023 tarihli),
• ... ... isimli dükkanın tarihsiz fotoğrafları,
• 378 sayfa 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait fatura, sunmuştur.
Sunulan belgelerde, “...” markası yer almaktadır. Davacının kullanım ispatına konu markaları, sunulan belgelerde bulunmamaktadır.
Davacının ticari defterlerinin bulunduğunu bildirdiği "..." adresinde yapılan incelemede, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda belirtilen markaların kullanımını gösterir belgeye rastlanmamıştır. Davacı taraf, “...” markasını “...” emtiasında kullanmaktadır. Davacının, kullanım ispatına tabi markaları ise “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacının ... sayılı “ ...” ibareli markası kapsamında ise “...” emtiası bulunmamaktadır.
Sınıfsal karşılaştırma yapılırken, kullanım ispatına tabi olan ve kullanımı ispatlanamayan markalar, bilirkişi raporunda üstü çizili olarak gösterilmiştir. Üstü çizili emtialar, SMK m.6/1 hükmü kapsamında değerlendirmeye alınmamıştır.
Davacının gerekçe olarak gösterdiği .... sayılı markalar, dava konusu edilen markalardan sonraki tarihte başvuruya konu edilmiştir. Bu nedenle, iş bu markalar incelemede dikkate alınmamıştır.
Davacının gerekçe olarak gösterdiği .... sayılı markalar; dava konusu edilen ..., ... sayılı markalardan sonra, fakat ... sayılı markadan önceki tarihlidir. Dolayısıyla bu markalar, sadece ... sayılı marka yönünden incelemeye alınmıştır.
Davalıya ait ..., ... sayılı markalar bakımından yapılan emtia karşılaştırmasında;
Dava konusu ... sayılı marka 35, 43. sınıf hizmetlerde, ... sayılı marka ise 30. Sınıfta “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri” emtialarında tescillidir. Davacının, bu markalar yönünden gerekçe gösterilen markaları ... sayılı markalardır. Davacının, iş bu markaları kullanım ispatına tabi olup, davacı taraf, markalarını kullandığını ispatlayamamıştır. Dolayısıyla ..., ... sayılı markalar yönünden, benzerlik/karıştırılma ihtimali değerlendirmesi yapılmamıştır.
Sonuç olarak, davalının, davacıya ait .... sayılı markaları hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait .... sayılı markaların, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli olduğu, iş bu markaların kullanımının ispatlanamaması nedeniyle ..., ... sayılı markalar bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ve iltibas ihtimali şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Davalıya ait ... sayılı marka bakımından yapılan emtia karşılaştırmasında;
Davalıya ait ... sayılı marka 21, 32 ve 35. sınıflarda tescillidir. Davacının, bu marka yönünden gerekçe gösterilen markaları ... sayılı markalardır. Bu markalardan, ... sayılı markalar kullanım ispatına tabi olmayıp, 29 ve 30. sınıfta tescillidir. Dava konusu ... sayılı marka kapsamında yer alan "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. ..., kakao; ... veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Tuz. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." hizmeti ile davacıya ait .... sayılı markalar kapsamındaki 29. ve 30. sınıf emtialar benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır.
Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Benzer mal ve hizmetler, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda kırmızı renk ile gösterilmiştir.
Dava konusu ... ve ... sayılı markalar; düz yazı şeklinde oluşturulmuş “... ...” markası ve renk unsuru da barındıran “... ...” markalarıdır. Dava konusu markalar da ön planda olan unsur “...” ibaresidir. Zira dava konusu markalarda yer alan renk unsurları ve “..., ..., ...” ibareleri, markaya ayırt edici nitelik katmamaktadır. “...” ibaresi yazıldığı gibi okunan bir ibare olup, birçok şehirde köy, ilçe, mahalle adı olarak kullanılan yerleşim yeri ismidir. Dava konusu .... sayılı markalar yönünden, davacı tarafın (kullanımı ispatlanan) önceki tarihli markası bulunmadığından, bu markalar yönünden somut olayda SMK madde 6/1 koşullarının bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Dava konusu ... sayılı marka ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Kullanım ispatına tabi olmayan ve öncelik şartını sağlayan davacı markaları, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda gösterilmiş olup, iş bu markalar “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacıya ait markaların bir kısmı “...” tarihini, bir kısmı ise ayırt edici nitelik taşımayan şekil unsuru içermektedir.
Davacıya ait markaların da esas unsuru “...” ibaresidir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu ... sayılı marka kapsamında yer alan ”35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. ..., kakao; ... veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Tuz. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmetinin, davacıya ait .... sayılı markalarda yer alan emtialar ile benzer olduğu, dava konusu ... sayılı markanın, davacıya ait .... sayılı markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, dava konusu ... sayılı markanın benzer sayılan hizmet bakımından, davacının ... sayılı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, tüketicinin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Davalı vekili önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hak iddiasında bulunduğundan, bu husus aşağıdaki şekilde irdelenmiştir:
.... .’nin 19.09.2008 tarih ve .... sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
... . Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar:
• müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
• markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
• dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (...)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, ... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; davalının, dava konusu markalardan önceki tarihli markalarına bilirkişi raporunda tablo halinde yer verilmiştir. Dava konusu ... sayılı "..." ibareli marka kapsamında yer alan "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. ..., kakao; ... veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Tuz. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." hizmeti bakımından hükümsüzlüğü koşulunun oluştuğu sonucuna varılmış olup, davalının iş bu hizmette tescilli markası "..." şeklindedir. Dava konusu markanın, davalının önceki tarihli "..." ibareli markanın asli unsuru korunarak oluşturulmadığı açıktır. Bunun haricinde, davalının sair markaları da, müktesep hak için gerekli koşulların tamamını karşılayamamaktadır.
Sonuç olarak, davalının, önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, 2013 ve 2014 yıllarından önce, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu markalardan biri ile hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Davalı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuşsa da, davalı yanın bu iddiası, hükümsüzlğe mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya hükümsüzlüğe mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu markaların hükümsüzlüğü bakımından davalı yanın gerçek hak sahipliği iddiasının hükümsüzlük istemini bertaraf edemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Dava konusu ... sayılı markanın "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. ..., kakao; ... veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Tuz. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
Dava konusu ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğü istemlerinin REDDİNE,
6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile alınması gereken 373,20 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım bakımından karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım bakımından karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kısmı üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 54,40 TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 7,80 TL vekalet harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 32,50 TL dosya gönderme masrafı, 9,00 TL dosya kapağı masrafı, 202,00 TL posta ve tebligat masrafı, 162,10 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 10.467,80 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 5.233,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 5.233,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından yapılan 68,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 34,30 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 34,30 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır