T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/34 Esas - 2024/275
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/34 Esas
KARAR NO : 2024/275
HAKİM :....
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 24/01/2024
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 24/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... esas unsurlu markalarına yaptığı yatırım, harcadığı emek ve sermaye ile
markalarına ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, ... nezdinde ... esas unsurlu
birçok markası bulunmakta olduğunu, müvekkili üniversitenin kuruluşuna dair Resmi Gazete'den
de görüleceği üzere, ... ...'nin kanunla kurulmuş olduğunu, dolayısıyla üniversitenin ismi olan ... ..., ... müracaatı neticesinde, 27 Şubat 2014 tarih
29826 sayılı resmi gazetede yayımlanan ...'nde kabul edilen 6525
sayılı kanunla belirlenmiş olup, müvekkili üniversitenin ... içerisinde, kamu tüzel kişiliğine sahip bir vakıf ... olarak yerini almış olduğunu, müvekkil üniversitenin kurulmasına dair hüküm 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu karşısında
özel hüküm niteliğinde olup söz konusu markanın bu nedenle de tesciline karar verilmesi
gerekirken aksi yönde karar verilmesinin bütünüyle haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, karşı yanın itirazının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin dava konusu marka ibaresinde yer alan “... ...” ibaresi üzerinden kullanım ile meydana gelmiş bir kazanılmış
hakkının da mevcut olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana kanunen tanınan hakka dayalı olarak markasını kullanmakta olup bu kullanımın 2014 yılından bu yana
sürmekte olduğunu ve davalının da bu kullanıma sessiz kaldığını, müvekkilinin bu haklı kullanımlarını bir marka olarak koruma
kapsamına almak istemesinde bir sakınca olmadığını, müvekkili üniversitenin
ismi de olan bu ibarenin müvekkili adına korunması gerektiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, bu
nedenle müvekkili adına ... nezdinde 02.07.2021 tarih ve
... nolu mal ve hizmetlerin sınıflandırmasına ilişkin uluslararası 41, 44. sınıfta yer
alan hizmetler için usul ve yasaya uygun surette tescil başvurusu yapılan "... ...
... ..." markasının kısmi reddine dair ...
kararına itirazlarının reddine ilişkin 13.12.2023 tarih ve ... sayılı .... kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 26/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının başvuru markası "... ... ... ..." ibaresinden, başvurunun kısmen reddine mesnet markalar ise "... ... ...",
"... ... ...", "..." ibaresinden oluşmakta olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında yer alan harfler hemen hemen birbirinin aynısı olup, genel
görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında karıştırma ihtimaline neden olacak şekilde
benzerliğe sahip olduklarını, gerek başvuru markasında, gerekse kısmi redde mesnet
marka/markalarda asıl, marka algılaması yaratan baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, başvuru markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurların mevcut olmadığını, duyulduğunda kulakta kalan sesin, redde mesnet markayı hatırlatmakta olduğunu, davacı başvurusunun
konusu olan işareti gören ve duyan tüketicilerin zihninde belirecek olan izin, hemen redde
mesnet işaretlerin bıraktığını hatırlatacağını, bu hatırlatmanın, anılan markanın, redde mesnet
işaretin bir başka biçimi veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet
vereceğini, aynı tür mallar üzerinde ortalama dikkate sahip tüketiciler nezdinde iki markayı
birbirinden yeterince ayırt etme niteliğinin bulunmadığını ve başvuru ile itiraza dayanak
markalar arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil, karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde
benzerlik bulunduğunu, diğer taraftan ibarelerin benzerliği ile birlikte, başvuru markasının kapsamından
çıkarılan bir kısım mal/hizmetler kısmi redde mesnet markanın kapsamında 44. sınıf
kapsamında bulunan (ve kullanımı ispatlanan) bulunan mal/hizmetlerle
aynı/benzer nitelikte olduğunu, “markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması”
koşulu da mezkur markalar açısından kısmen gerçekleştiğinden, söz konusu markalar
bakımından SMK md. 6/1 deki karıştırma ihtimaline ilişkin koşulların gerçekleşmiş olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Şirketi vekili 29/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 4 Temmuz 1983 tarihinde kurulmuş olan ve
kurulduğu günden bu yana ... markaları altında sağlık sektöründe faaliyet gösteren müvekkili ... ...'nın ... markalarının tescilli ve
öncelikli hak sahibi olduğunu, bu kapsamda, davacının ... esas unsurlu markaları üzerinde
öncelik ve üstün hak sahibi olmadığı açık olup; aksine müvekkilinin,
35 yılı aşkın süredir kullandığını ve 25 yılı aşkın süredir de tescilli bulunan
... markaları üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu,
davacının ... markası üzerinde herhangi bir üstün hakkı bulunmadığını, ayrıca HGK kararı ile sabit olduğu üzere davacının kanunla kurulmuş bir üniversite olması davacıya kanuna aykırı davranma ve marka tecavüzü yaratma hakkı da tanımadığını, davacının iddialarının aksine iş bu davaya konu marka başvurusu ile müvekkilinin tescilli “...” markaları arasında halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki süregelen ihtilaflar da dikkate alındığında iş bu davaya konu edilen başvurunun açıkça kötü niyetle gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğunu, davacının müvekkili markalarının kullanılmadığına dair iddiaları gerçeği yansıtmamakla beraber, iş bu dosya bakımından da ilgisiz olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ...Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ...kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "...+... ... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markalar arasında "Tıbbi hizmetler.Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler.Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri.İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının önceki tarihli markalarından kaynaklı olarak müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının 02.07.2021 tarihinde ... sayılı "...+... ... ... ..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, ...'nca 12.10.2021 tarih 382 sayılı Bülten'de başvurunun ilan edildiği, davalı şirketin 13.12.2021 tarihinde .... sayılı markalarını mesnet göstererek SMK m.6/1 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yayına itiraz dilekçesi sunduğu, davacının 05.05.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde ... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı şirketin 06.07.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen kabul edilerek marka tescil başvurusundan "Sınıf Kodu 44:Tıbbi hizmetler.Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler.Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri.İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." hizmetlerinin çıkarıldığı, davacının 01.12.2022 tarihinde karara itiraz dilekçesi sunduğu, davalı şirketin 09.01.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ...kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 14.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... Dairesi'nin ve .... 'nun yerleşmiş uygulamasına göre (...) ...kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ...kararının iptali istemini barındırdığından ...karar tarihi olan 13.12.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Kullanmama def’ine muhatap olan ve huzurda dava konusu edilen kısmi ret kararına mesnet alınmış olan davalı şirketin ... sayılı markasının tescile bağlandığı 07.05.2010 tarihi ile dava konusu edilen markanın tescil başvuru tarihi olan 02.07.2021 tarihi arasında beş yıl geçmiş olduğundan, davalının bu markası özelinde somut uyuşmazlıkta ileri sürülen kullanım ispatı talebinin dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Davalı şirketin ... marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde; davalının “... ...” ibareli markasının “tıbbi tahlil ... hizmetleri”nde davalı firma tarafından 2016-2021 tarihleri aralığında yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispatlanabildiği tespit edilmiştir. Bu yüzden, davalının huzurdaki davaya konu edilen ...kararında redde mesnet alınan markalarından ... sayılı markasına dayalı olarak SMK m.6/1 hükmü kapsamındaki korumadan sadece 44. sınıfa giren “tıbbi hizmetler” açısından yararlanabileceği kanaatine varılmıştır.
Davalı şirketin kısmi redde mesnet alınan markaları, davacının markasının kısmen reddedildiği 44.sınıftaki hizmetlerin tamamı yönünden tescillidir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın söylenebilecektir.
Davacının kısmen reddedilen markası, düz yazım karakterindeki mavi renkli büyük harflerle, “... ...”, bu söz dizisinin altında yer alan daha küçük punto ile "..." ibaresinden oluşmakta, ayrıca markanın üst kısmında logo unsuru ihtiva etmektedir. "..." ve "..." ibarelerinin tasviri/tanımlayıcı olmaları nedeniyle işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının çok düşük olduğu değerlendirilmektedir. Marka başvurusunda yer alan "Logo" unsuru da söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi uyarınca markanın genel görümü dikkate alındığında sözcük unsurlarına göre arka planda kalmaktadır. Dolayısıyla; davacının markasında esas unsurun, “i” harfleri özel bir tasarımı haiz, büyük puntolarla ve işaretin üst kısmında yazılmış olan “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar ise; “... ..., ... ..., ...” markalarıdır. Davalı şirket markalarında yer alan “...” ve “...” ibareleri, hem tanımlayıcı ibareler olmaları, hem de “...” ibaresine nazaran daha küçük punto ile yazılmaları nedeniyle, tali unsur niteliği taşımaktadır. Davalı şirket markalarının kelime unsurları siyah renk ile yazılmış, davalı şirketin iki adet markasında kelime unsurlarının sol tarafına renkli ... unsurlarına yer verilmiştir. Davalı şirket markalarının da esas unsuru “...” ibaresidir.
Davanın konusunu oluşturan hizmetler bakımından, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği bulunmaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin tamamının, davalı şirket markalarında yer alan hizmetler ile ayniyet taşıdığı, 44. sınıf hizmetler bakımından ortalama tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu, ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyi yüksek olsa da gerek dava konusu markanın gerekse davalı şirkete ait redde mesnet markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, bir diğer ifade ile karşılaştırılan markaların esas unsurlarının ayniyet taşıdığı, “...” ibaresini ortak olarak içermeleri karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, dava konusu markada yer alan sair unsurların, işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu redde mesnet markalardan ayırt etmeye yetmediği, zira ilgili tüketicinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve redde mesnet markalarda “...” ibaresi olarak ortaya çıktığı, var olan farklılıkların ilgili tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, taraf markalarında yer alan hizmetlerin bilinçli tüketiciye hizmet ettiği düşünülmekte ise de, taraf markalarını gören ilgili tüketicinin, markaların kaynağını araştırma zahmetine girişmeyecek derecede markalar arasında yüksek görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markaların sınıfsal olarak da aynı hizmetlerden oluştuğu, tüketicinin taraf markalarını aynı hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
... .’nin 19.09.2008 tarih ve ... . sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve ... . Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar:
• müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
• markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
• dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (...)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... Dairesi'nin 06/01/2020 tarih ... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; davacının sadece ... sayılı markası 44. Sınıfta “İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri”, ... sayılı markası ise 44. Sınıfta “Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri”nde tescillidir. 44. Sınıfta kısmi olarak tescilli olan ... ve ... sayılı markaların tescil tarihleri sırasıyla, 19.09.2019 ve 26.03.2020 olup, ilgili markalar hakkında iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle henüz 5 yıllık hükümsüzlük davası açma süresi dolmamıştır. Hükümsüzlük tehdidi altında olan iş bu markalar yönünden, davacı lehine kazanılmış hak koşulları oluşmadığı, davacının önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürse de, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususu değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı .. sayılı Yükseköğretim Kanununun 56. maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, davacının başlangıçta yatırdığı 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç ve 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 916,00 TL harcın talebi halinde davacı üniversiteye iade edilmesine,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 825,00 TL posta-tebligat giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır