T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/489 Esas - 2024/278
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/489 Esas
KARAR NO : 2024/278
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 02/11/2023
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 02/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davaya konu “...” ibareli marka, müvekkilin itiraza gerekçe markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, bu markanın tüketici nezdinde itiraza gerekçe markalarla bağlantılı ve hatta müvekkiline ait yeni bir marka olarak algılanmasının tam anlamıyla kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin bazı markaları ile itiraza konu markanın başlangıç ve bitişlerinin tamamen aynı olduğunu, zira müvekkilinin itiraza dayanak markalarından “...” ve “...” markalarının “-...” ibaresi ile başlayıp, “...” rakamı ile bittiğini, müvekkilinin itiraza dayanak markalarıyla itiraza konu marka arasındaki tek sembolik farkın, müvekkilinin markalarında fazladan yer alan “-...” harfi olup, bu harfin ise markanın ortasında, yani tüketicilerin en az dikkat ettiği yerde yer aldığını, itiraza gerekçe markalardan “... ...” markasındaki ... ibaresinin ayırt edici niteliği haiz olmadığını, müvekkilinin itiraza dayanak diğer markaları olan .... gibi markaları ile de itiraza konu “...” markası arasında ciddi bir iltibas riskinin mevcut olduğunu, zira bu markaların tümünün sonunda “...” rakamı yer almakta olup, ortalama bir tüketicinin itiraza konu markanın müvekkili markalarının bir serisi, devamı ya da versiyonu olduğunu düşüneceğini, müvekkili markaları ile itiraza konu markanın tamamen aynı formülasyondan oluştuğunu, müvekkilinin birtakım markaları “...” ibaresi ile başlayıp sonuna rakam eklenerek, diğer markalarının ise belirli bir harfin sonuna “...” rakamı eklenerek oluşturulmuş olduğunu, bu durumda itiraza konu “...” markasının, müvekkilinin iki çeşit markasıyla seri marka izlenimi uyandırabileceğini, itiraza konu ... başvuru no’lu “...” markasının 13 ve 35. sınıflar için tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin itiraza dayanak markalarının ise birebir aynı sınıflar yönünden tescilli olduğunu, müvekkilinin hem “...” hem de ..., ..., .... markalarının dünya çapında ve ayrıca Türkiye özelinde tanınmış nitelikte olduğunu, nitekim müvekkilinin Türkiye’de sektörünün tartışmasız piyasa lideri konumunda olduğunu, herhangi bir sektörde piyasa lideri konumunda olan bir firmanın ticaret hayatında kullandığı markalarının da ilgili piyasa ne olursa olsun yüksek itibar sahibi ve tanınmış sayılmalarının gerektiğini, itiraza konu ve müvekkilinin bu markalarıyla neredeyse tamamen aynı olan itiraza konu “...” markasının tescili halinde, müvekkilinin markasının tanınmışlığının zarar göreceğini, itiraza konu “...” ibareli markanın tescili halinde müvekkili markasının sulandırılacağını, itiraza konu markanın tescilinin Türkiye’de çok yüksek bilinirliğe sahip olan müvekkili markasının ayırt ediciliğini zayıflatacağını ve markasının itibarına zarar vereceğini ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 21/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ait başvuru markası ile davacı şirket tarafından itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer markalar olmadığını, dava konusu markaları gören ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, başvuruya konu markayı gören ilgili tüketicilerin, başvuru markasını itiraz gerekçesi markaların seri markası olarak görme yanılgısına düşmeyeceklerini, ihtilaf konusu ibarenin itiraz sahibi tarafından, başvuruya konu markanın başvuru tarihinden önce ve tescili talep edilen mallar ve hizmetler için Türkiye'de süreklilik arz eder biçimde ve ticari etki oluşturacak şekilde ve başvurunun tescilini engelleyecek mahiyette bir markasal kullanımı ispatlanamadığından davacı vekilinin bu yöndeki iddialarının da mesnetsiz olduğunu, davacı tarafça ...’ya sunulan itirazda tanınmış markaya dayalı beyanlarını tevsik edici delilin sunulmamış olduğunu, ... sayılı başvuru markasının SMK 6/6 maddesinde sayılan durumlardan herhangi birini içermemesi nedeniyle davacı vekilinin bu yöndeki iddiasının da dinlenebilir nitelikte olmadığını ifade ederek, ... sayılı ... kararının iptali isteminin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ŞİRKETİ vekili 30/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmaya ait ... tescil numarası ile ... marka tescili alınmış olan ...-... markalı tam otomatik hafif makineli tüfeğin (....); yarı otomatiğe dönüştürülmesi ile oluşturulan ... markalı makineli tabancanın ...-... markası ile aynı seriden ürünler olduğunu, yarı otomatik makineli tabanca olarak adlandırabilecek ... markalı silah; tasarım tescil belgesini haiz bir ürün olduğunu, buluş içeren ... markası oluşturulurken de buluş sahibi ve aynı zamanda firma sahibi ...'ın baş harfleri kullanılarak markanın belirlenmiş olduğunu, markanın uzantısındaki "..." rakamının ise tüm dünyada silah modellerinde ortak olan ve marka olarak alınması, tescillenmesi mümkün olmayan "..." göstergesi olduğunu, müvekkili firmanın web sitesinden bakıldığı takdirde söz konusu ... markasına ait silahın kalibresinin .... mm olduğu, yine davacı tarafın ... rakamını kullandığı markaların kalibresinin ... mm olduğunun görüleceğini, bu kapsamda bir ölçü birimi olarak gösterilen "..." rakamının zaten halihazırda benzerliğe konu edilemeyeceğini, davacının müvekkilinin markasındaki ... rakamının kendilerinin markalarının bir devamı niteliğinde serisi olarak algı oluşturacağı iddiasının da bu kapsamda kabul edilebilir olmadığını, tüm dünyada silah markaları belirlenirken "..." rakamının kullanıldığını, küçük bir internet araştırması ile dahi bu durumun bilinen markaların model ve markalarında görüldüğünü (.... markası gibi), müvekkilinin markasına ait ürün ile davacının ... ve ... ... markalı ürünleri karşılaştırıldığında ortalama tüketicinin karıştırma ihtimalinin söz konusu olamayacağı gibi kaldı ki müvekkiline ait ... markalı silah modeli sivile satışı mümkün olmayan bir ürün olduğunu, bu kapsamda da davacının markaları ile iltibası, karıştırılması ve haksız rekabet oluşturacak şekilde, davacının markasını sulandırmasının mümkün olmadığını, müvekkili firmanın ... modeli Türkiye sınırlarında ortalama tüketiciye hitap eden bir ürün olmamakla, sivile satışının yasak bir silah olduğunu, bu kapsamda da Yargıtay kararlarında ve bilirkişi raporlarında özellikle üzerinde durulan ortalama tüketicinin karıştırma olgusunun söz konusu olayda bir kriter olmamakla, direkt davacının davasının konusuzluğu sonucunu doğurduğunu, aynı kulvarlarda olmayan ürünlerin; hiçbir marka benzerliği ve ürün benzerliği de söz konusu olmadığından açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir dava olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda oluşup oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 31.12.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı .... 'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 10.03.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/... hükümleri kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 23.03.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markaya ilişkin kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın 08.09.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 02.12.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 19.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 14.05.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İdari aşamada davacının ... sayılı markası bakımından davalı şirketçe kullanmama def'inde bulunulmuştur. Söz konusu markanın 05/05/2010 tarihinde tescil edildiği, eldeki davaya konu markanın tescil başvuru tarihinin 31/12/2021 olduğu, başvuru tarihi itibariyle davacıya ait belirtilen markanın 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, dolayısıyla ileri sürülen kullanmama def'i tahtında, davacının söz konusu markasını, tescili kapsamında yer alan emtialar bakımından, başvuru tarihinden önceki son 5 yıl içinde ciddi surette kullandığını ispat külfeti altında olduğu tespit edilmiştir. Marka işlem dosyasına kullanıma ilişkin sunulan belgelerin (fatura, katalog) incelenmesi neticesinde, söz konusu markanın ateşli silahlar bakımından, dava konusu marka başvurusundan önceki son 5 yıl içinde ciddi surette kullanımının ispatlandığı değerlendirilmektedir. ... kararının iptali istemi bakımından söz konusu markanın kullanımının ispatlandığı ve tescil belgesinde yer alan "Ateşli silahlar" nazara alınarak SMK m.6/1 hükmü değerlendirmesi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Belirtilmelidir ki; dava aşamasında kullanmama def'i ileri sürülmediğinden, hükümsüzlük istemi bakımından, söz konusu markanın tescil kapsamında yer alan tüm emtialar SMK m.6/1 hükmü incelemesinde değerlendirme kapsamına alınmıştır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan 13.sınıftaki emtialar ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan 13.sınıftaki emtialar aynı, aynı türdür. Zira bunlar aynı tür tüketici kesimine hitap ederler, aynı tür ihtiyaçları karşılarlar, aralarında rekabet veya birbiri yerine ikame imkânı bulunur, dağıtım kanalları ortaktır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan 13.sınıftaki emtiaların 35.sınıf altında satışı hizmetleri ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan 13.sınıftaki emtialar benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın satışı/pazarlanmasıdır. 35.sınıfta yer alan satış hizmetinden bahsedebilmek için satışa uygun olarak imal edilmiş bir emtianın bulunması zorunludur. Dolayısıyla belirtilen mal ve hizmetler arasında birbirini tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan emtialar arasında ise benzerlik ilişkisi bulunmamıştır. Zira karşılaştırılan bu mal ve hizmetlerin farklı ihtiyaçlara yönelik oldukları, doğası ve kullanım amaçlarının örtüşmediği, aralarında rekabet veya birbiri yerine ikame imkânı bulunmadığı, farklı yerlerde tüketiciye arz edildikleri müşahede edilmiştir.
Dava konusu marka incelendiğinde; "..." ibaresinden oluştuğu, markanın genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliğini sağlayan esaslı unsurunun "..." olduğu kanaatine varılmıştır. Zira bu ibare bir bütün olarak dava konusu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edicidir, dava konusu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamaz.
Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar incelendiğinde; "...." ibarelerinden oluştukları, markaları esaslı unsurlarının ibarelerin bütünü olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; itiraza/hükümsüzlüğe mesnet "..." ibareli markalar ile dava konusu "..." markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde benzerlik bulunmadığı, zira markaların kısa harf ve rakamlardan oluştukları, kısa harf ve rakamdan oluşan markalarda bir iki harf farklılığının ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesini bertaraf edebileceği, bununla birlikte karşılaştırılan markaların özellikle fonetik olarak birbirlerinden ayrıştıkları, bu nedenle belirtilen markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte; itiraza/hükümsüzlüğe mesnet "...", "...." ibareli markalar ile dava konusu "..." markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın "..." olarak telaffuz edildiği, davacı markalarının ise ".." olarak telaffuz edildiği, markaların ilk iki harfinin birebir aynı olduğu, ayrıca "..." sözcüğünün de müşterek olduğu, davacıya ait özellikle "..." ibareli marka ile "..." ibareli marka arasında iki harf ve bir rakamın aynı olduğu, salt davacı markasının kelime unsurunun son harfini oluşturan "..." harfinden kaynaklı olarak markalar arasındaki benzerliğin bertaraf edildiğinin söylenemeyeceği, marka işlem dosyası ve dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının silah imali ve satışı yapan, Düzce ilinde konuşlu 65 bin metrekarelik fabrikada faaliyet gösteren, başta ... olmak üzere 23 ülkenin kolluk kuvvetleri tarafından kullanılan silah üretiminde bulunduğu, 81 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğinin ulusal düzeyde yayın yapan gazete haberine konu olduğu, ..., .... gibi "..." markalı tabanca modellerinin piyasada yer aldığı, yine ... piyasasında ... ibaresi ile faaliyet gösterdiği, fuarlarda ürettiği silah modellerini sergilediği, google arama motoruna "..." yazıldığında, davacıya ait "..." ile ilgili yönlendirmeler çıktığı, dolayısıyla davacının kullanım yolu ile "..." markasının özellikle ateşli silahlar piyasasında bilinirliğinin artırıldığı, bu durumun ise ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi artıran bir unsur olarak dikkate alınması gerektiği, buna göre, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin dahi, daha sonra davaya konu "..." markasını "13.SINIF: Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, davacı markalarının oluşturduğu bilinirlik de dikkate alındığında, dava konusu markayı davacı markaları ile ilişkilendirebileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında, belirtilen mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacıya ait tescilli markalar haricinde, davacının tescilsiz bir işareti, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, dava konusu marka kapsamında yer alan ve yukarıda yapılan inceleme neticesine göre iltibas tehlikesi oluşturmadığı tespit edilen "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." ile aynı veya benzer mal ya da hizmetler üzerinde yoğun ve ciddi bir şekilde kullandığına yönelik delil ibraz edemediğinden SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; .... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde .... )
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacının silah imali ve satışı yapan, Düzce ilinde konuşlu 65 bin metrekarelik fabrikada faaliyet gösteren, başta ... olmak üzere 23 ülkenin kolluk kuvvetleri tarafından kullanılan silah üretiminde bulunduğu, 81 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğinin ulusal düzeyde yayın yapan gazete haberine konu olduğu, "...." markalı tabanca modellerinin piyasada yer aldığı, yine ... piyasasında ... ibaresi ile faaliyet gösterdiği, fuarlarda ürettiği silah modellerini sergilediği, google arama motoruna "..." yazıldığında, davacıya ait "..." ile ilgili yönlendirmeler çıktığı, dolayısıyla davacının kullanım yolu ile "..." markasının özellikle ateşli silahlar piyasasında bilinirliğinin artırıldığı söylenebilirse de, yukarıda yapılan inceleme neticesine göre iltibas tehlikesi oluşturmadığı tespit edilen "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." ile davacının bilinirliğini artırdığı ateşli silahlar sektörünün olumlu veya olumsuz imaj transfer riski doğurmayacak şekilde, birbirinden oldukça ilgisiz faaliyet alanlarına hitap ettikleri, bu nedenle tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. .... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında sunulan belgeler (faturalar, kataloglar) incelendiğinde, dava konusu markanın davacıya ait kişi ismi, ticaret ünvanı, fotoğraf, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içerdiğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının SMK 6/6 maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
SMK m.6/... hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet bir kısım markaların, bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda, davaya konu bir kısım mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "13.SINIF: Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın "13.SINIF: Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 269,85 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 360,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.168,25 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 4.084,13 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 4.084,12 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 49,60 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine, bakiye 49,60 TL yargılama giderinin davalı ... Şirketi üzerinde bırakılmasına,
11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır