T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/466 Esas
KARAR NO : 2024/276
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ....
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 16/10/2023
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
YAZIM TARİHİ : 08/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava ve replik dilekçelerinde özetle; Davalı tarafından .... sayılı “... ... ... ...” ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, bu başvuruya karşı müvekkili tarafından yapılan itirazın reddedildiğini, iş bu davada, “...” ibareli markaların yanı sıra .... sayılı markaların da mesnet markalar arasında yer aldığını, zira dava konusu marka başvurusunun, müvekkiline ait sadece “...” ibareli markaları değil, “...” ibareli markalar ile de iltibas yarattığını, davalı şahsın, iş bu davaya konu markadan önce, 18.12.2020 tarihinde 09 / 16 / 25 / 35 / 38 / 41 / 43. sınıflarda tescil edilmek amacıyla ... sayılı “... ... ...” ibareli marka başvurusunu yaptığını, ilgili başvuru ile iş bu davaya konu marka başvurusunun görselinin aynı olduğunu, anılan başvurunun ... tarafından reddedildiğini, bunun üzerinden 3,5 ay geçtikten sonra yeniden başvuruda bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın başvuru sınıfı olan 16. sınıfın müvekkili markalarında da bulunduğunu, müvekkili kapsamında yer alan “... ” markaları ile kullanılan logolar olduğu da gözetildiğinde, 16. sınıf emtiaların, müvekkiline ait üniversite ve okullar nezdinde aktif olarak da kullanılan bir emtia sınıfı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun, “...” ibaresini içermesinin yanı sıra, markada yer alan “...” unsuru nedeniyle de müvekkili markaları ile benzer olduğunu, müvekkiline ait ... sayılı marka haricinde, “...” şeklinin her bir versiyonunun, müvekkili şirkete ait birer tescilli marka olduğunu, markada yer alan “...” ibaresinin markaları farklılaştırmadığını, davalının amacının müvekkiline ait markalara yakınlaşmak olduğunu, evvelce “...” ibaresini içeren markalara karşı yürütülen davalarda markaların hükümsüz kılındığını, davaya konu marka ile müvekkili markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkiline ait markaların tanınmışlığının iltibası artırdığını, müvekkiline ait “...” ibareli markaların, tanınmış marka olarak ... sicilinde .... sayı ile kayıtlı olduğunu, “... ...” ibaresinin, özellikle müvekkilinin tanınmış olduğu “...” sektörü ile yakından ilişkili 16. sınıf emtialarda kullanılması halinde, müvekkile ait markanın tanınmışlığından haksız olarak yararlanılacağını ve tanınmış markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, ... tarafından kullanılan ve müvekkiline ait marka olarak da tescilli olan logosunun, müvekkili şirkete özel olarak tasarlanmış bir eser olduğunu, bu sebeple davaya konu markanın SMK’nın 6/6. madde uyarınca da reddedilmesi gerektiğini, davalı internet sitesinde “...” ve “...” ibarelerinin ayrı yazıldığını, “...” ibaresinin herkesin kullanımına açık olan, genel anlam ifade eden veya ayırt edici niteliği olmayan bir ibare olmadığını, aynı sektörde yer alan kişi ve kuruluşlar için bu kelimenin kullanımının teknik bir zorunluluk da olmadığını, davalı tarafça dava konusu markada yer alan şeklin “... sarmalı” olduğu ifade edilmişse de, dava konusu markada kullanılan şeklin “...” sembolü olmadığını, aksine, müvekkiline ait “...” markası ile ayniyet taşıdığını, şayet “... ...”den esinle “...” ibaresi kullanılmakta ise markada neden “...” ibaresinin yer aldığının izahının bulunmadığını, davalı şahsın kötü niyetli olduğunu beyan ederek; ... sayılı ... kararının iptaline ve ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... kararının yerinde olduğunu, itiraza mesnet davacı markası ile başvuru markasının karşılaştırılması halinde markaların anlam, ..., fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olmadığını, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı ..., renk ve kelime unsurlarının, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmakta olduğunu, markaların bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadığını, davacı tarafça müvekkili kurum nezdinde yapılan itirazda, itiraza gerekçe olarak .... sayılı markaların gösterildiğini, .... sayılı markaların SMK 6/1. madde kapsamında yapılan değerlendirmede esas alınmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda yapılan incelemede ... sayılı itiraza mesnet markanın değerlendirmeye alındığını, davacı vekilince müvekkili adına tescilli itiraza mesnet markada yer alan “...” ibaresi ile başvuru markasında yer alan “...” ibaresi arasında benzerlik bulunduğu ileri sürülmekteyse de; bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar markalarda yer alan bazı harfler aynı olsa da; başvuru markasının içerdiği “... ...” ibaresinin kavramsal bütünlüğünün olduğu, ilgili tüketicinin markayı bu bütünlük içinde algılayacağını, bahse konu ibarelerin kavramsal ve görsel açıdan benzerlik arz etmediklerini, ayrıca Türkçede vurgunun ibarenin başında olduğu hususu da göz önünde bulundurularak, “...” ibaresinin başındaki “...” hecesinin ibareyi, davacı markasında yer alan ibareden farklılaştırdığını, ayrıca başvuru markasında yer alan “...” unsurunun da bulunması nedeniyle taraf markalarında yer alan harf, hece, kelime sayıları ile okunuşlarının, dolayısıyla kulakta bıraktıklarını tınının da farklı olduğunu, bu itibarla markaların işitsel açıdan da farklı olduğunu, markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, SMK 6/5. maddede belirtilen risklerin varlığının ispatlanamadığını, SMK m.6/6 hükmü çerçevesinde esasen davacı tarafça müvekkili nezdinde SMK 6/6. madde kapsamında ticaret ünvanına dayalı olarak itiraz edildiğini, her ne kadar dava dilekçesinde bu hususta bir itiraz yer almamakta ise de; dava konusu başvuru markasının, davacının ticaret ünvanının aynısı ya da benzeri olmadığı, SMK 6/6. madde hükmü gereği aranan koşulların huzurdaki davada mevcut olmadığını, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap ve düplik dilekçelerinde özetle; Taraf markalarının aynı olmadığını, “...” markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkiline ait markanın kendine özgü yapısı, şekli, rengi ve bir bütünlüğünün bulunduğunu, müvekkiline ait “..." karakteri ... markasının ünlü matematikçi ... "..." sarmalından esinlenerek oluşturulduğunu, ... ...’nin aynı zamanda "..." sayısının da mucidi olduğunu, matematik alanında ... sayısını geliştiren ... ve ...'de yer alan "Kişilerin liderlik veya yöneticilik özelliklerini, becerilerini geliştirmeye yönelik, belli bir amacı hedefleyerek daha etkili sonuçlara ulaşmasını sağlamak için çalışan kimse" anlamlı ... kelimesinin oluşturduğu bütünlükle olan markanın müvekkili tarafından tasarlandığını ve tescilinin sağlandığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacı tarafından sunulan kararların emsal olarak alınamayacağını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda oluşup oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın 26.02.2022 tarihinde "...+... ... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 13.07.2022 tarih ve 400 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 08.09.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında ... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı tarafından 14.06.2023 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 21.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 19.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Marka işlem dosyasında itiraza mesnet olarak sadece ... sayılı marka mesnet gösterildiğinden, ... kararının iptali istemi bakımından salt bu marka dikkate alınarak inceleme yapılmış, dava aşamasında ilave yapılan markalar ... kararının iptali istemi bakımından değerlendirme dışı bırakılmıştır.
Dava aşamasında ... sayılı markaya ek ilave markalar mesnet gösterildiğinden, ilave markalar hükümsüzlük istemi bakımından değerlendirme kapsamına alınmıştır.
Davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı markası 16.sınıfta yer alan emtialar bakımından tescilli olup, dava konusu marka kapsamında yer alan 16.sınıftaki emtialar ile aynı emtiaları kapsamında bulundurmaktadır.
Davacının salt hükümsüzlük iddiasına mesnet markalarından .... sayılı markalar; gerek 16. sınıfı aynen içermekte, gerekse 35. sınıfta 16. sınıfta yer alan malların perakendeciliğini içermekte, yine 16. sınıftaki basılı yayın ve evraklarla ilişkili olan 41. sınıftaki “... ve öğretim” ve “dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama” hizmetlerini içermek suretiyle dava konusu marka kapsamında yer alan 16.sınıftaki emtialar ile aynı/benzer/ilişkili mal ve hizmetleri içermektedir.
Davaya konu marka başvurusunun, siyah zemin üzerine solda "..." unsuru ile sağ altta büyük puntolarla yazılmış “...” ibaresi ve altında daha küçük puntolarla yazılmış “... ...” ibaresinden oluşan kompozisyon marka olduğu görülmektedir. Markanın genel görünümü dikkate alındığında, markanın esaslı unsurunun bir bütün olarak "...+... " ibaresinden oluştuğu, markada yer alan "..." unsurunun markanın genel görünümü içinde ön planda olduğu, kelime unsurlarına göre arka planda yer almadığı, alışılmışın dışında, özgün bir stilizasyonunun bulunduğu, markada yer alan "..." ibaresinin tek başına algılanamadığı, "..." ibaresi ile bütünleşik şekilde dizayn edildiği, dolayısıyla başvuru markasını gören makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin "..." kelimesini ayrı ve bağımsız olarak algılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka incelendiğinde; "...+..." ibaresinden oluştuğu, kırmızı renkli kare bir zemin üzerinde beyaz renk ile ... başı figürüne yer verildiği, bu figürün hemen yanında "..." kelime unsuruna yer verildiği müşahede edilmiştir.
Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka global olarak incelendiğinde; markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, davacı markasında yer alan "..." sözcüğünün başvuru markasında ayrı ve bağımsız olarak algılanmadığı, başvuru markasında yer alan bütünleşik "..." sözcüğü ile davacı markasında yer alan "..." sözcüğü arasında benzerlik bulunmadığı, zira ortalama tüketicinin markaları bölüp parçalayarak değerlendirme yapmayacağı, başvuru markasında "..." sözcüğünün ön planda olmadığı, yine davacı markasında yer alan ... başı figürü ile dava konusu marka başvurusunda yer alan "..." unsurunun da benzer olmadıkları anlaşıldığından, karşılaştırılan iş bu markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka ile davacıya ait hükümsüzlük iddiasına mesnet markalardan ... sayılı markalar sarmal çizgili "..." unsurlarında oluştuğu, yine davacıya ait ... sayılı markaların "..." ibareli kelime unsurunun yanı sıra sarmal çizgili "..." unsuru içerdikleri, bu "..." unsurları ile dava konusu markanın esaslı unsurlarından birini oluşturan sarmallı "..." unsurunun aynı parçalı görünümü ihtiva ettikleri, dava konusu markada yer alan "..." unsurunu gören makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin aklına "... Sayısı"nın gelmeyeceği, dava konusu markada yer alan "..." unsurunun "..." dan ziyade davacı markalarındaki "..." unsuruna yanaştığı, dolayısıyla, dava konusu marka ile karşılaşan ortalama tüketici kesiminin bu markayı davacıya ait markalardan biri zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, başka bir deyişle, dava konusu markanın davacı markalarına sızacak nitelikte davacı markaları ile benzerlik taşıdığı anlaşıldığından, belirtilen davacı markaları ile dava konusu marka arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı, “...” markasının tanınmış marka olduğunu beyan etmiştir. Bu doğrultuda ... Markalar Sicili’nde yapılan araştırmada, anılan ibarenin "..." ve "...+..." şeklinde, davacı adına tanınmış markalar olarak tescil edildiği görülmektedir. Ne var ki, iş bu markaların, yukarıda değinilen sarmal çizgili "..." unsurunu içermemesi, bir başka anlatımla bu işaretin tanınmış marka olduğuna dair bir kayıt bulunmaması, "..." ve "...+..." ibareli davacıya ait tanınmış markalar ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunmaması karşısında SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; mahkememizce oluşturulan ve içinde telif uzmanın da bulunduğu bilirkişi heyetinin yapmış olduğu incelemeye göre bilirkişi raporunda görseline yer verilen "..." unsurlarının 5846 sayılı FSEK anlamında "eser" vasfını haiz olmadıkları, dolayısıyla, davacı yanın telif hakkı iddiasından kaynaklı olarak nispi tescil engeli isteminde bulunamayacağı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, hükümsüzlük iddiasına mesnet bir kısım markalar ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunsa da, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, davalı şahsın ... sayılı "...+... ..." ibareli marka tescil başvurusunun davacının "..." esas unsurlu markaları nedeniyle yapılan itiraz üzerine reddedildiği, başvurunun reddine yönelik nihai ... kararının 17/08/2022 tarihli olduğu, eldeki davaya konu marka tescil başvuru tarihinin 26/02/2022 tarihli olduğu, davalı şahsı ... kararından önce eldeki davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğu, ... sayılı markada ayrı ve bağımsız olarak algılanabilen "..." sözcüğünü eldeki davaya konu marka başvurusunda "..." şeklinde dizayn ederek "..." kelimesinin markanın genel görünümündeki ayrı ve bağımsız olma özelliğini bertaraf ettiği, nitekim "..." ibaresi ile salt "..." ibareli markalar arasında benzerlim bulunmadığı hususuna yukarıda da işaret edildiği, buna göre, davalı şahsın önceki tarihli ... sayılı marka başvurusunun davacının "..." esas unsurlu markalarına iltibas oluşturduğu iddiasından hareketle dava konusu iş bu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu iddiasının ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle;
... kararının iptali istemi bakımından SMK m.6/1, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ... kararının iptali isteminin reddine,
Markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından SMK m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri koşullarının oluşmadığı, ancak SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
... kararının iptali isteminin REDDİNE,
Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
4-... kararının iptali istemi bakımından; davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
6-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 269,85 TL peşin karar ve ilam harcının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 641,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.449,75 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 4.224,88 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, kalan 4.224,87 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 49,60 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiye 49,60 TL yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
9-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır