T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/422 Esas - 2024/266
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/422 Esas
KARAR NO : 2024/266
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 2- ...
3- ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 19/09/2023
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 19/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... sayılı "... + ..." markasını 18 /25 / 28 / 35. sınıfta tescil ettirmiş olup "..." markası adı altında ayakkabılar, ayakkabı ürünleri ve baş giysileri üretmekte olduğu, davalının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermekte olup müvekkilinin tescilinin bulunduğu 25. ve 35. sınıfta markasını tescil ettirmek istediği, bu talebi usul ve yasaya aykırı olup, tescil talebinin reddedilmesi gerektiği, müvekkiline ait "..." markasının Kurum nezdinde de tanınmış marka olarak tescil edilmiş olup, müvekkiline ait "..." markasının Türkiye'de ve de ...’da ayakkabı sektöründe lider bir marka olduğunun en alt bilgi ve ilgi düzeyindeki tüketici tarafından bile tanınır olduğu, “...” markasının sahibi olan şirketin hisselerinin müvekkili şirket tarafından satın alınmış olup bu satışa ait haberlerin ulusal basında yer bulmuş olduğu, ardından Türkiye’de 500’ü aşkın ... mağazası ve internet sitesi aracılığıyla milyonlarca müşteriye ulaşmış olduğu, şu ana kadar "... + ..." markası ile müvekkili şirketin milyonlarca müşteriye ulaşmış olduğu, davalı markası olan “... + ...” markasının, müvekkiline ait markaların alt bir markası veya marka serisi olarak değerlendirileceği, dolayısıyla da her iki marka arasındaki aynılık derecesindeki benzerlik dolayısıyla iltibasın bulunduğu, ülkemizin de taraf olduğu ... Sözleşmesi’ne göre; sözleşmeye taraf ülkelere ait arma, bayrak ve diğer hükümranlık belirtilerinin ve bu devletler tarafından kabul edilmiş resmî kontrol ve teminat, işaret ve damgaların, ayrıca diğer armacılık sanatı açısından her çeşit taklitlerin yetkili makamların izni alınmadan gerek fabrika ve ticaret markası, gerekse bu markayı oluşturan unsurlar olarak tescilini ret ve iptal etmeyi, kullanımının yasaklanmasını sağlama hususunda taraf ülkelerinin mutabık kaldıklarını, yani bir devlete aidiyeti olan hususların başvurusu halinde mutlak ret sebebinin doğacağının kabul edilmiş olduğu, davalının tescil ettirdiği ağaç yaprağı logosunun ...'nın bayrağı ile aynı şekilde olduğu, davalının marka tescilinin bu sebeple de hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğu, 6769 sayılı KHK'nın 5/1-ç maddesi gereğince davalı tarafından müvekkili firmaya ait "... + ..." markalarının aynısı olan "..." markasının müvekkiline ait markalarla aynı sınıfta tescil talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğu, davalının eylemlerinin müvekkili firmanın tescilli markalarına tecavüz oluşturmakla birlikte TTK hükümleri gereğince haksız rekabet kurallarına da aykırılık oluşturmakta olduğu, hususlarını beyan etmekte ve .... ’nun 20.07.2023 tarihli ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı "..." marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve 3. kişilere devrinin önlenmesi adına sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 03/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin, davalının tescil ettirdiği ağaç yaprağı logosunun, ...'nın bayrağı ile aynı şekilde olup, davalının marka tescilinin bu sebeple de hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmekte olup, söz konusu iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğu, 6769 sayılı SMK'nın 5/1(g) bendi, “... Sözleşmesinin 2’nci mükerrer 6’ncı maddesine göre reddedilecek işaretler”in marka olarak tescil edilemeyeceğini düzenlemekte olduğu, hükmün atıf yaptığı ... Sözleşmesi 2'nci mükerrer 6'ncı maddesi (6ter), ... Sözleşmesi üye devletlerine ait hükümranlık/hanedanlık armaları, bayraklar ve amblemler ile devletler tarafından kabul edilmiş resmi kontrol ve garanti işaretlerinin korunmasını düzenlemekte olduğu, somut olayda yapılan incelemede, başvurunun ... unsurunun kırmızı renkli akçaağaç yaprağı görselinden oluştuğu tespit edilmiş olup, bu şeklin ... Devletine ait devlet amblemi olan ve ... (...) tarafından tutulan ... Sözleşmesi'nin 6ter maddesine ilişkin sicilde ... numarası ile (sirküler no: 0651) 1967 yılından itibaren koruma altında bulunan ... ile düşük düzeyde benzerlik taşıdığı görüşüne varılmış olduğu, bu çerçevede, başvuru örneğinde yer alan kelime unsurları da dikkate alındığında, davacı vekilinin 6769 sayılı SMK'nın 5/1(g) bendi kapsamındaki iddiasının da hukuka uygun olmadığı hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalılar ... ve ..., dava dilekçesinin kendilerine tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz etmediklerinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmışlardır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahıslara ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun SMK m.5/1-g hükmü uyarınca mutlak tescil engeli kapsamında kalıp kalmadığı, davaya konu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahısların "...." ibareli 01.12.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 07.03.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6, m.6/9 ve m.5/1-g hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 29.09.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 21.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı SMK m.5/1-g hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesine göre reddedilecek işaretler, marka olarak tescil edilemezler.
SMK m.5/1-g hükmünde işaret edilen ... Sözleşmesi'nin 2.mükerrer 6.maddesine göre;
1.(a) Birlik ülkelerine ait armaların, bayrakların ve diğer Devlet amblemlerinin ve bu ülkelere kabul edilmiş olan resmi kontrol ve teminatı belirten resmi işaretler ve ayar damgalarının ve hanedan armacılığı bakımından taklitlerinin ticari markalar veya markaların bir unsuru olarak yetkili makamlardan izin almaksızın kullanılması uygun önlemlerle yasaklamak ve tescili reddetmek ya da geçersiz kılmak hususlarında, Birlik ülkeleri mutabık kalmışlardır.
(b) Yukarıdaki (a) bendinde belirtilen hükümler, korunmaları için tesis edilmiş olan yürürlükteki uluslararası sözleşmelere konu olan armalar, bayraklar, diğer amblemler, kısaltılmış kelimeler vs. dışında, Birlik ülkelerinden birinin veya daha fazlasının üye olduğu Devletlerarası Uluslararası Teşkilatların armaları, bayrakları, diğer amblemleri ve isimleri vs. için de aynı derecede geçerli olacaktır.
(c) Hiç bir Birlik ülkesi, bu Sözleşmenin o ülkede yürürlüğe girmesinden önce iyi niyetle elde edilmiş hakların sahiplerinin aleyhine olacak bir şekilde yukarıdaki (b) bendinin hükümlerini uygulamaya zorunlu olmayacaktır. Birlik ülkeleri, yukarıdaki (a) bendinde sözü edilen kullanmanın veya tescilin kamuda ilgili teşkilatlarla arma, bayrak, amblem, kısaltma ve isimler arasında bir bağlantı olduğu fikrini uyandıracak veya bu kullanma veya tescilin kamuda kullanıcı ile teşkilat arasında bir bağ olduğu şeklinde yanlış bir düşünce uyandıracak mahiyette olmaması durumunda söz konusu hükümleri uygulamak zorunda olmayacaktır.
2. Resmi kontrol ve teminat işaretlerinin ve ayar damgalarının kullanımının yasaklanması yalnız bu işaret ve damgaların dahil edildiği markaların aynı veya benzer cinsteki mallar üzerinde kullanılması istendiğinde uygulanacaktır.
3.(a) Bu hükümlerin uygulanması için Birlik ülkeleri, bu Maddenin korunması altına tümüyle veya belli sınırlar içinde almak istedikleri veya bundan sonra isteyebilecekleri Devlet amblemlerinin ve resmi işaret veya ayar damgalarının bir listesini ve bu listenin müteakip tadillerinin tümünü, Uluslararası Büro aracılığıyla birbirlerine iletmeyi kararlaştırmışlardır. Bu arada bütün Birlik ülkeleri, bu şekilde iletilen listeleri kamuya açık tutacaklardır. Ancak bu iletişime Devletlerin bayraklarının dahil edilmesi zorunlu değildir.
(b) Bu Maddenin 1. paragrafının (b) bendindeki hükümler yalnız uluslararası hükümetlerarası teşkilat tarafından, Birlik ülkelerine Uluslararası Büro aracılığıyla bildirilen devletlerarası teşkilata ait armalar, bayraklar, diğer amblemler, kısaltmalar ve isimler için geçerli olacaktır.
4. Bir Birlik ülkesi itirazlarını, eğer varsa, Uluslararası Büro aracılığıyla ilgili ülkeye veya uluslararası hükümetlerarası teşkilata, bildirimin alındığı tarihten itibaren on iki aylık bir süre içinde yapabilir.
5. Yukarıdaki 1. paragrafta Devlet bayrakları için öngörülen önlemler, yalnız 6 Kasım 1925'ten sonra tescil edilen markalar için geçerlidir.
6. Bayraklar dışındaki diğer Devlet amblemleri, Birlik ülkelerinin resmi işaret ve ayar damgaları ve uluslararası hükümetlerarası teşkilatın armaları, bayrakları, diğer amblemleri, kısaltmaları ve isimleri için bu hükümler ancak yukarıdaki (3), paragrafta öngörülen bildirimin alınmasından itibaren iki aydan fazla bir zaman geçtikten sonra tescil edilmiş olan markalar için geçerli olacaktır.
7. Kötü niyetin söz konusu olduğu durumlarda, Birlik ülkeleri, 6.11.1925 tarihinden önce bile tescil edilmiş olan devlet amblemlerini, işaret ve ayar damgalarını içeren markaları da iptal etme hakkına sahip olacaklardır.
8. Kendi ülkesinin Devlet amblemini, işaret ve ayar damgalarını kullanma yetkisine sahip olan bir Birlik ülkesi vatandaşı, bunları başka bir ülkeninkine benzese bile, kullanabilirler.
9. Birlik ülkeleri, ticaret alanında, Birliğin diğer ülkelerine ait Devlet armalarının izinsiz olarak kullanılmasını, malların menşei hakkında yanıltıcı bir şekilde kullanıldığında yasaklamayı taahhüt
ederler.
10. Yukarıda yazılı olan hükümler, bir Birlik ülkesi tarafından kabul edilmiş armaların, bayrakların, diğer Devlet amblemlerinin veya resmi işaretlerle ayar damgalarının ve yukarıda (1) paragrafta bahsi geçen uluslararası hükümetlerarası teşkilatın ayırt edici işaretlerinin izinsiz olarak dahil edildiği markaları, 6. Madde 4. Mükerrerinin B bölümü, a) bendinde tanınan hakların uygulanması suretiyle ülkelerin red veya iptal etmesini engellemeyecektir.
Yukarıda yer verilen SMK m.5/1-g ve bu madde hükmünün atıfta bulunduğu ... Sözleşmesi'nin 2.mükerrer 6.maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Yasağın hukuki dayanağını oluşturan ... Sözleşmesi 2.mükerrer 6.madde hükmü ile taraf devletlere veya uluslararası kuruluşlara ait resmi amblem ve kontrol damgalarının diğer taraf devletler nezdinde tescil başvurusuna konu edilemeyeceği öngörülmektedir. Bu yasak ile öncelikle marka hukuku açısından farklı sistemleri benimseyen ülkelerde uygulama birliğinin ve yeknesaklığının sağlanması amaçlanmıştır.
SMK m.5/1-g bendinde yer alan düzenleme AB hukukunda da ... sayılı .... sayılı Direktif m.4/1-h bentlerinde benzer bir yaklaşımla düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle bir marka başvurusu reddedilirken; işaretin "herkesin kullanımına açık bırakılmasındaki" üstün menfaat gerekçesi amaçlanmamakta, aksine; "taşıdığı kamusal değer" sebebiyle işaretin herhangi bir kimse tarafından izinsiz kullanılması, başlı başına hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Başka bir deyişle; işaretin sahip olduğu bu kamusal değer, onun "ticarileştirilmemesi" zorunluluğunu yaratmaktadır. Bu zorunluluk nedeniyle yukarıda yer verilen özel tescil engeli ihdas edilmiştir.
SMK m.5/1-g ve ... Sözleşmesi'nin 2.mükerrer 6.madde hükümlerine göre; ... Sözleşmesi'ne taraf devletlere ait flama, mühür, damga, bayrak, arma, fors, resmi kontrol, garanti amblemi, damgası ve diğer hükümranlık göstergesi olan işaretlerin, ortalama tüketicilerin algısında bire bir aynılarının veya armacılık sanatı açısından taklitlerinin "izinsiz" tescili mümkün değildir. Yasağın kapsamına bu işaretleri münhasıran, esas unsur veya yan unsur olarak içeren tescil başvuruları girmektedir. Yasağa ilişkin değerlendirme, tescilin istendiği mal veya hizmet sınıfları göz ardı edilerek yapılacaktır. Ayrıca başvuru konusu markanın içerdiği diğer unsurlar da ... Sözleşmesi 'nin 2.mükerrer 6.maddesinin 1.fıkrası hükmü çerçevesindeki değerlendirmede dikkate alınmaz. Başka bir deyişle; devlet amblemleri açısından, başvurunun kapsadığı mal veya hizmetlerin niteliği, karıştırılmaya mahal verip vermemesi yasağın uygulama şartlarından biri değildir. Dolayısıyla tescili istenen işaretin, devlet amblemlerinin bire bir aynısı veya hanedan armacılığı açısından taklidi olduğu tespit edildiğinde yasak, karıştırılma ihtimaline bakılmaksızın tüm mal ve hizmetleri kapsayacak biçimde uygulanmalıdır.
Taraf devlet egemenlik sembollerinin ve uluslararası örgüt amblemlerinin SMK m.5/1-g hükmü anlamında mutlak tescil engeline tabi tutulması, iki şekli şarta bağlanmıştır. Bunlardan ilki; ilgili resmi makamın (devlet, topluluk, uluslararası kuruluş, birlik, bölgesel yönetim vb.) izninin alınmamış olmasıdır. Diğer şart ise; bu işaretlerin bildirilerek ... listesinde ve veri tabanlarında yer almasına ilişkindir. Ancak, taraf devlet bayraklarının korunması açısından bu bildirim zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bir marka başvurusu, kısmen dahi devlet armasının doğrudan kendisini veya hanedan armacılığı yönünden taklidini teşkil ediyorsa, bağlantı şartı aranmaksızın, tesciline izin verilmez. Bu incelemede genel kuraldan ayrılmak suretiyle, tescili istenen işaretin bir bütün olarak yarattığı izlenime değil, resmiyet taşıyan amblemin aynısının veya taklidinin bir unsur olarak kullanılıp kullanılmadığına odaklanılır. Buna göre, uyuşmazlık konusu işaret unsuru, tek başına, ilgili çevrede, hükümranlık işareti algısı veya böyle bir işaret ile bağlantılı olduğu algısı yaratıyorsa, diğer grafik veya kelime unsurlarının yeterli ölçüde ayırt edicilik sağlamadığı kabul edilmelidir.
... Sözleşmesi 2.mükerrer 6/1-f hükmü çerçevesinde, taraf devlet bayraklarından oluşan veya bunları içeren marka tescil başvurularında, koruma altındaki bayrak ile başvuru konusu marka arasında yapılan kıyaslamada;
1-Markanın tümüyle söz konusu bayrağın aynısından veya bunun armacılık sanatı (hanedan armacılığı) gereği taklidinden oluşup oluşmadığı,
2-Markanın söz konusu bayrağın aynısının veya armacılık sanatı açısından taklidini kısmen bir unsur olarak içerip içermediği sorularına cevap aranacaktır.
İncelemede son olarak markanın tescili için yetkili merciin izninin alınıp alınmadığına bakılmalıdır. Yüksek derecede tanınmışlıkları olduğu karinesi gereği, devletlerin bayraklarını ...'ya bildirme yükümlülüğü getirilmemiştir.
Tescile konu markaya yönelik incelemede bayrağın "armacılık sanatı açısından tasvirine" göre kıyaslama yapılmalıdır. Bayrağın "armacılık sanatı açısından tasvirinde"; mizanpaja ve arka plan rengine, içerdiği unsurlara ve bunların renk, konumlandırma ve oranlarına yönelik açıklamalar yer alır. Bu esaslar dahilinde, kural olarak, armacılık sanatı açısından taklidinin mevcudiyeti sonucuna varılması için bayrak ve marka veya markanın içerdiği bayrak unsuru arasında yakın benzerliğin bulunması gereklidir. Armacılık sanatı açısından ayniyet veya taklit niteliği taşıyan bir unsuru içeren marka kombinasyonunun barındırdığı diğer unsurlar, SMK m.5/1-g yasağı açısından dikkate alınmayacak ve tescil talebini hukuka uygun hale getirmeyecektir.
Yukarıda yer verilen inceleme sonrasında, ... Sözleşmesi 2.mükerrer 6.maddesinin 1.fıkrası uyarınca; taraf devlet bayraklarını korumaya yönelen yasağın uygulanması gerektiği kanaatine varılırsa, ilgili devletin yetkili mercii tarafından verilmiş bir izin mevcut değilse, devlet armalarına benzer biçimde, tescil talebi kapsadığı tüm sınıflarda reddedilecektir(....).
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; davaya konu markada yer alan "yaprak" figürü kırmızı renkte akçaağaç yaprağından oluşmakta, karşılıklı avuç içi şeklinde, beş parçalı olduğu görülmektedir. Her bir parçanın kenarlarından uçlara doğru tırtıklı form yer almaktadır. Sap kısmı ince hafif kıvrımlıdır. Marka görselinde yer alan akçaağaç yaprağının aslına benzer şekilde oluşturulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
.... olarak da bilinir. Kırmızı bir zeminin ortasında 1:2:1 oranıyla beyaz bir kare ve bu karenin içinde de 11 uçlu stilize edilmiş kırmızı bir akçaağaç yaprağı bulunur. Bayrakta yer alan akçaağaç yaprağı karşılıklı avuç içi şeklinde üç geniş parçadan oluşmakta, bahsi geçen parçaların uçlarında üçer adet tırtık bulunmakta, alt kısımda iki adet çıkıntı yer almakta, sap kısmı kalın ve dikey şekilde olup, yaprak figürü aslının stilize edilmiş halinden meydana gelmektedir.
Her iki ... unsuru incelendiğinde; birbirinden farklılıklarının bulunduğu görülmekte, davaya konu markada yer alan akçaağaç yaprağı figürünün ... ulusal bayrağının taklidi niteliğinde oluşturulmadığı, başka bir deyişle; davaya konu marka başvurusunu gören veya işiten ilgili tüketici kesiminin, söz konusu markayı ... ulusal bayrağı ile ilişkilendirmeyeceği, salt ağaç yaprağı olarak algılayacağı, bu nedenle SMK m.5/1-g hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tescil edilmezler. (6769 sayılı SMK m.5/1-ç)
Mutlak red nedenleri, marka olarak seçilmiş bulunan işaretin niteliğinden kaynaklı, yetkili mercilerce re'sen incelenmesi gereken tescil engelleridir. Söz konusu engellerin dayanağı kamu menfaati ve kamu düzenidir. Bu kategori içerisine giren işaretlerin, başka bir kişiye ait oldukları veya üzerlerinde üçüncü kişilerin hakları bulunduğu için değil, aksine herkesin kullanımına açık tutulmaları gerektiğinden üzerlerinde hiç kimsenin hak iddia edemeyeceği mülahazasıyla marka olarak tescilleri reddedilmektedir. Bunun tek istisnasını, daha önce, aynı türdeki mal ya da hizmetler için tescil olunmuş veya tescili için müracaat edilmiş bulunan bir markanın aynısı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzeyen marka başvuruları oluşturmaktadır. Bu olasılık, üçüncü bir kişinin marka hakkı temeline dayanmakla birlikte mutlak red nedenleri arasında sayılmıştır. (....) Marka hukukunda öncelik ilkesi hakimdir. Bu ilkeye göre, marka olarak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret, aynı mal ya da hizmetler için başkası tarafından tescil ettirilemez. Bu ilkenin görünümlerinden birini 6769 sayılı SMK m.5/1-ç bendinde düzenlenen mutlak red nedeni oluşturur.
SMK'nin 5.maddesi mutlak red nedenlerini düzenlemiş olup, bu maddede sayılan hususlar gerek ..., gerekse mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir. SMK'nin 6.maddesi ise, nisbi red sebeplerini düzenlemiş olup, bu maddede düzenlenen hususlar resen gözetilemez, ancak ilgili kişiler tarafından ileri sürülebilir.
SMK'nin 5/1-ç bendinde belirtilen "aynı" olma; karşılaştırılan işaretlerin özdeş, birbirinden farksız, birebir aynı, taklit v.b. olmalarını ifade eder. Bunun yanında, işaretlerin örneğin farklı renk veya büyüklükte olması, yazı karakteri ya da tipinin farklılaştırılması gibi değişiklikler de "aynı" olma durumunu etkilemez. "Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" ise, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır. Bu durumda, karşılaştırılan işaretlerin "aynı" ya da "ayırt edilemeyecek kadar benzer" olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında iltibasın varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan Kanunun 5/1-ç bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır. Bu bakımdan, yukarıda da ifade edildiği gibi bir ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik mevcut ise ... tarafından re'sen başvurunun 6769 sayılı SMK 5/1-ç bendi uyarınca reddine karar verilebilecektir. Ancak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 6769 sayılı SMK 6/1 fıkrasına göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende ilanı üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Kurumca işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir. Bir başka deyişle, anılan madde hükmüne göre yapılacak benzerlik incelenmesinde asıl olan karıştırılma ihtimalidir. Bu nedenle, 6769 sayılı SMK m.18. maddesi uyarınca Kurum tarafından 6. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Kurumca takdir yetkisinin kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir iltibasın varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" bulunduğundan bahisle re'sen, başvurunun reddine karar verilemez. Çünkü, böyle bir durumda işaretlerin 6769 sayılı SMK m.6/1 fıkrası anlamında bir "benzer"liği söz konusu olacağından, artık bu husus nispi ret nedeni olarak ve ancak başvuruya itiraz halinde Kurumca değerlendirilebilecektir. Zira, nispi red sebepleri kamu menfaati ile ilgili olmadığından, mahkeme veya ... tarafından re'sen dikkate alınması mümkün değildir. Bunların mutlaka 6769 sayılı SMK'nin düzenlediği prosedür çerçevesinde ilgili kişiler tarafından itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. SMK'nin 6/1 fıkrası kapsamında karıştırılma tehlikesine yol açıp açmadığının değerlendirilebilmesi ise ancak ilgililer tarafından anılan Kanun çerçevesinde itirazda bulunulmasına bağlıdır. Böyle bir değerlendirme yapılırken her tescil başvurusunun somut koşullarının gözetilmesi gerekliliği de göz ardı edilmemelidir. (Mülga KHK dönemine ilişkin değerlendirme; ... 05/10/2012 tarih ...)
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesinde, markaların kapsadıkları mal veya hizmet gruplarına göre belirlenecek olan ortalama tüketiciler esas alınacak ve yapılacak karşılaştırma sırasında markalardaki ayırt edici özellik taşımayan tali ve jenerik unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Ortalama tüketicinin dikkat ve algı düzeyi, mal veya hizmetin niteliğine, türüne ve fiyatına göre değişebilmektedir. Markaların ortalama tüketici tarafından ne şekilde algılandıkları, ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesinde yapılacak global değerlendirme bakımından belirleyici role sahiptir. Ortalama tüketici; "İyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan, makul derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve makul derecede ihtiyatlı kimse"dir. Bu farazi kişi, markayı bir bütün olarak algılar, değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir. Daha çok, markaları, hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar, detayların analizine girmez. (....)
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davaya konu marka başvurusu kapsamında, 25. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların 25. sınıfta tescil kapsamında yer alan mallar ile aynı/aynı tür olduğu, 35. sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların 35. sınıfta tescil kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte; davaya konu marka başvurusu kapsamında 35. sınıfta 05. alt grupta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için… 25. sınıfta yer alan mallar…mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 25. sınıfta yer alan mallar ilişkili mal ve hizmetlerdir. Şöyle ki, bu malların ve hizmetlerin niteliği, amacı ve yöntemi aynı olmamasına rağmen, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduklarından, hizmetlerin sunulduğu yer genellikle malların satışa sunulduğu yerle aynı olduğundan ve hedeflenen halk kesimi aynı olduğundan benzerlik söz konusudur.
Dava konusu marka; beyaz zemin üzerinde kırmızı renkte çember içinde üst kısımda kırmızı renkte akçaağaç yaprağı figüründen ve alt kısmında kırmızı renkte harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davaya konu marka, kelime ve ... unsurundan oluşan karma bir markadır. Kelime ve şekillerin birlikte kullanıldığı markalarda ayırt edici niteliği haiz kelimeler, tüketiciler tarafından daha kolay hatırlanan ve zihinde kalan unsurlar olarak kabul edilmekte, ancak ... unsurunun baskınlığı ve ayırt ediciliği gibi faktörler incelemede önem arz etmektedir. Davaya konu markada yer alan kelime ve ... unsurlarının eşit baskınlıkta yer alması, başvuru kapsamında yer alan mal/hizmetler bakımından tanımlayıcı niteliği bulunmaması, genel geçer kullanımı bulunan unsurlar olmaması nedeniyle ayırt ediciliği haiz olduğu, markanın asli ve baskın unsurunun bir bütün olarak ... unsurundan ve “....” ibaresinden oluştuğu düşünülmektedir.
Davacı şirkete ait ... unsuru içermeyen markalar ile davaya konu markanın herhangi bir ortak veya benzer unsuru içermediği dikkate alındığında bahsi geçen markalar bakımından benzerlik incelemesi yapmaya gerek olmadığı değerlendirilmektedir.
Davacının bir kısım markalarında yer alan yaprak figürünün akçaağaç yaprağının yarım görüntüsünden oluştuğu, sap kısmının yer almadığı, renkli görsellerde yarım yaprak figürünün sol yarısının beyaz sağ yarısının kırmızı renkten oluştuğu, sol üst köşeden dik açı oluşturacak şekilde yeşil renkte zeminde birleştirilmiş olduğu, siyah beyaz görsellerde ise kırmızı ve yeşil kısımların siyah renkte stilize edilmiş olduğu,
Davacının bir kısım markalarında yer alan ... unsurunun siyah renkte altıgen çerçeve içerisinde beyaz zemin üzerinde siyah renkte veya yarısı siyah yarısı beyaz renkte art arda konumlandırılmış iki adet akçaağaç yaprağı görüntüsünden oluştuğu, arkadaki yaprağın sap kısmının bulunmadığı,
Davacının "...+... ..." ibareli markasında yer alan ... unsurunun beyaz zemin üzerinde siyah/gri renkte art arda konumlandırılmış iki adet akçaağaç yaprağı görüntüsünden oluştuğu, arkadaki yaprağın sap kısmının bulunmadığı,
Davaya konu markada yer alan ... unsurunun ise kırmızı renkte akçaağaç yaprağının tamamından oluşmakta olduğu, karşılıklı avuç içi şeklinde, beş parçalı olduğu, her bir parçanın kenarlarından uçlara doğru tırtıkların yer aldığı, sap kısmının ince ve hafif kıvrımlı olduğu, bu bağlamda, taraf markalarında yer alan yaprak figürlerinin stilize edilme şekli ve tertip tarzı dikkate alındığında görsel bakımdan birbirlerinden farklı oldukları, markalarda yer alan ... unsurları arasındaki bu farklılığın yanı sıra “...” ve “...” ibareleri arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılık da aşikar olduğundan, markaların içerdikleri kelime ve ... unsurları, oluşturulma şekilleri ile tertip tarzı dikkate alındığında, davaya konu markanın davacı şirkete ait markalardan uzaklaşarak farklı bir marka haline gelmiş olduğu, dolayısıyla markaların ortalama düzeyde tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle benzer olmadığı, dolayısıyla, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanma için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, belirtilen nedenlerle SMK m.5/1-ç veya m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; ... Dairesi'nin 13.02.2019 tarih ... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde .... )
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirketin "...+..." markası için 1997 yılında ... tarafından verilmiş tanınmışlık kararı bulunsa da davacı şirketin söz konusu markanın güncel tanınmışlığına ilişkin yeterli delil sunulmadığı gibi yaprak figürünü içeren diğer gerekçe markaların tanınmışlığına ilişkin de herhangi bir delil sunmamıştır. Davacı şirket 2012-2017 yılları ... Haber Yansımaları başlıklı bir dokümanda “...” ibaresini içeren gazete haberlerine yer vermişse de söz konusu dokümanlarda ... unsurunun tanınmışlığına ilişkin bilgiye rastlanmamıştır. Dosya kapsamında 2017 yılından sonrasına ait bir belge de bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, ... sayılı tanınmış markada yer alan ... unsurunun davaya konu markada yer alan ... unsuru ile de benzer olmadığı, markaların kelime unsurları bakımından da benzerlik göstermediği tespit edildiğinden, davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmamıştır. Diğer taraftan, davacı şirket, dava dosyasına davaya gerekçe ve ... markalarının tanınmışlığını destekler herhangi bir delil sunmadığından, davaya gerekçe diğer markaların tanınmışlığının bulunduğu da söylenememektedir. Bununla birlikte davacı şirkete ait ... unsurunu içeren davaya gerekçe markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından söz konusu markaların tanınmışlığı kanıtlansa dahi davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.017,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.633,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalılar ... ve ...'nin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/06/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ....
E imzalıdır