T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/199 Esas
KARAR NO : 2024/247
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Sözleşmenin Butlanı
DAVA TARİHİ : 18/10/2019
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Sözleşmenin Butlanı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı mahkememizin ... Esas sayısına kaydedilen 18/10/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının, çevirisi şahsına ait olan ... 'nın ... (...) adlı kitabını sanki üç çevirmeni varmış gibi yayınladığını, şahsı dışında ... ve ...'ın yayınlanan eserlerde çevirmen olarak gösterildiğini, davalı ile 14/09/2015 tarihinde ... 'nın çevirisi için sözleşme imzaladığını, çeviri ücretini sözleşme hükümlerine uygun olarak tahsil ettiğini, davalı yayınevinin editörü ...'ın 7. ve 8. bölümlerin çevirisinin daha önce başka bir çevirmen tarafından yapıldığını ve bu çevirilerin kullanılacağını tarafına bildirdiğini, 21 Aralık 2015 tarihinde kendisine bu durumu kabul etmeyen e-postayı gönderdiğini, kendisinin karşı çıkmasına rağmen kitap üç çevirmenliymiş gibi basıldığını belirterek; yargılama süresince eserin satışının durdurulmasını, davanın nihayetinde ise; hak gaspının engellenmesini, şöhret ve itibarının iade edilmesini, çevirinin eli ürünü olduğunun ispatı ile basılı nüshalarda isim ve unvanının konulmasını, satıştaki nüshaların toplatılarak düzeltilmesini/imha edilmesini, davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı ihlal etmesi nedeniyle sözleşmenin butlan sayılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili mahkememizin ... Esas sayısına kaydedilen 28/01/2020 tarihli dilekçesinde sonuç olarak; İlk dava dilekçesinde talep edilmiş olduğu şekli ile müvekkilinin fikri ve sınai haklarının ihlalinin tespiti ile haksız tecavüzün men'i ve ref'ine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili mahkememizin ... Esas sayısına kaydedilen 18/11/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; HMK m.119/1-d ve ğ bendi gereği dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurlar bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin; ... tarafından yazılmış bulunan "...." isimli eserin Türkçe dilinde Türkiye'deki fikri ve mali haklarının sahibi olduğunu, bu eserin Türkçe'ye çevrilmesi için müvekkili ile davacı arasında 14/09/2015 tarihinde çevirmen sözleşmesi imzalandığını, müvekkil editörü ... ve diğer müvekkili şirket yetkilileri tarafından davacının yaptığı çevirinin, eserin orijinalindeki anlamına aykırı olacak şekilde Türkçe'ye çevrildiği ve düzeltilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, davacı çevirmene, eserin orijinal anlamına aykırı olarak çevrildiğinin yazılı olarak bildirildiğini, davacıya çeviriyi düzeltmesi için uyarı yapıldığı halde, davacının düzeltme yapmak için zamanı olmadığını, düzeltme yapamayacağını yazılı olarak beyan ettiğini, çeviri üzerinde yapılacak düzeltme ya da değişikliğe de peşinen onay verdiğini, ayrıca eserin basımında çevirmen olarak istedikleri isim/isimleri de basabileceklerini yazılı olarak bildirdiğini, söz konusu onaydan sonra ve kitabın basımının ve yayımının gerçekleşmesinden çok uzun süre sonra huzurdaki davanın açılmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından yapılan çeviri niteliksiz ve hatalı olduğu için yapılan düzeltme ve değişikliklerin neredeyse yeni bir çeviriye denk geldiğini, davacının adının basılan kitaptan müvekkilinin iyi niyeti dolayısıyla çıkarılmadığını, ancak kitaba katkısı kayda değer olan diğer iki çevirmenin adı da, davacının yazılı onay vermesi dikkate alınarak, kitaba eklendiğini, bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılarak davacının çevirisinin, eserin orijinal dilindeki anlamını Türkçe'ye yansıtıp yansıtmadığının orijinal dile sadık kalınarak Türkçe'ye çevrilip çevrilmediğinin tespit edilmesi, eser sahibi olan müvekkilinin; eserin manevi haklarını korumak ve eserin orijinal dilinde doğru dile çevrilerek yayınlama hakkını kullandığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5846 sayılı Kanundan kaynaklı; Fikir ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Sözleşmenin Butlanı istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; "..." isimli eserin Türkçe dilindeki çevirisi olan "..." isimli kitabın eser mahiyetinde olup olmadığı, davacının söz konusu çeviri üzerinde eser sahipliğinden kaynaklı haklarının bulunup bulunmadığı, davalının, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı manevi haklara tecavüz eyleminin bulunup bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin butlanının gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, maddi vakıalara ilişkin hususlar bakımından bilirkişi raporları aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce verilen 06/10/2021 tarih .... sayılı karar, istinaf başvurusuna konu edilmiş olup, ... Dairesi'nin 15/03/2024 tarih ... sayılı kararı ile; "Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile uyuşmazlık özetlendikten sonra delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, birçok karşılaştırmalı tablo olduğu, bu tabloların UYAP Doküman Editörüne işlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, bir bütün olarak gerekçeli kararın, dolayısıyla delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmının, iş bu gerekçeli karar ekinde ... formatında mündemiç olduğu belirtilmiş, bunun dışında bir gerekçeye yer verilmemiş, taraf delillerinin değerlendirilmesi ve hükmün gerekçesi ise ayrıca yazılarak gerekçeli karara eklenmiştir. Bu durum yukarıdaki paragrafta açıklanan hükümlere ve ... uygulamasına aykırı olup, hükmün gerekçesinin karardan ayrı olarak yazılıp, kararın eki olarak gerekçeli karara eklenmesi mümkün değildir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada yasaya uygun bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklinde değerlendirmede bulunarak mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkememize iade edilmesine karar verilmiştir. Mahkememize gönderilen dava dosyası yukarıda yazılı esasa kaydedilmiş olup, ... kararında belirtilen usuli eksiklik giderilerek aşağıdaki şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri deliller, ...'nden celp edilen süreli olmayan yayınlar için bandrol talep formu ve taahhütnamesi, davaya konu kitabın orijinali, davacının davalıya teslim ettiği Türkçe çevirisi ve davalının yayınladığı çevirisi, taraflar arasında akdedilen sözleşme, maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı vekili her ne kadar zamanaşımı def'inde bulunmuşsa da, davacı tarafın dava tarihi itibariyle eser sahipliğinden kaynaklı haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü, ihlal eylemlerinin devam ettiğini belirttiği, ihlal eylemlerinin devam etmesi halinde eylemin kesintiye uğramasından, dolayısıyla zamanaşımı süresinin işlemesinden bahsedilebileceğinden, zamanaşımı def'i savunması yerinde bulunmayarak yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı ile dava dışı ... arasında, davaya konu "..." adlı kitabın Türkiye'de beş yıl boyunca çevirinin yapılması ve yapılan çevirilerin satılması hususunda davalı şirkete "..." başlıklı sözleşmeyle cevaz verildiği, davalı ile davacı arasında söz konusu kitabın Türkçe diline çevrilmesi için 14/09/2015 tarihinde yazılı sözleşme akdedildiği sabittir.
Sözleşmenin II/3.maddesinde; "Buna karşılık enstitü, iş bu sözleşmeyle çevirmenden devraldığı mali haklar dışında eser üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunmayacağını, ayrıca 5846 sayılı FSEK hükümleri çerçevesinde, çevirmenin eser sahibi olarak manevi haklarını ihlal etmeyeceğini beyan ve taahhüt eder." şeklinde bir kayıt bulunmaktadır.
Sözleşmenin V.maddesine göre; Çevirmen, eserin çevirisini, sözleşme başlangıç tarihinden iki haftalık veya aylık düzenli aralıklarla enstitüye teslim edecektir. Çevirinin tamamı 01/02/2016 tarihi itibariyle teslim edilmiş olacaktır. Bu süre içinde eserin mücbir sebepler dışında kalan sebeplerle teslim edilmemesi halinde, çevirmene teslim için 7 günlük süre tanınır. Enstitü, eserin, orijinal eserin amacına, içeriğine ve üslubuna sadık ve ayrıca enstitünün ihtiyacına ve taleplerine yanıt verecek şekilde çevrilmediği görüşünde ise ve akdedilen sözleşmeye uygun olmadığı kanısına varırsa bu kararı çevirinin tamamının teslim alındığı tarihten başlamak üzere en geç iki ay içinde çevirmene bildirecektir. Aksi takdirde çeviri kabul edilmiş sayılacaktır.
Belirtilen açıklamalara göre somut olayda yapılan incelemede; davalının, davaya konu "..." adlı kitabın Türkçe diline çevirisini yapıp davalıya teslim ettiği, davacı vekilinin 28/01/2020 havale tarihli dilekçesi ekinde yer alan 02/01/2016 tarihli mail çıktısına göre, o tarihte davalı bünyesinde editör olarak görev yapan ...'ın, davacıya hitaben gönderdiği maile göre; çeviride çok ciddi sıkıntılar bulunduğu, çeviriyi çok fazla düzeltmek zorunda kaldıkları, düzeltmesi henüz yapılmamış bölümlerin olduğunu ve bu bölümlerin mümkünse düzeltilmesi gerektiğini, ancak bu hususta herhangi bir yükümlülüğün bulunmadığı, zira sözleşmede belirtilen iki aylık kabul süresini aştıkları, bu nedenle herhangi bir beklentinin bulunmadığı, davacıya hitaben bildirildiği müşahede edilmiştir.
Davacıya, davalı editörü tarafından iletilen mail içeriğine göre, davalı enstitünün, davaya konu çeviriyi teslim aldıktan sonda iki aylık süre içinde, varsa eksik hususları davacıya bildirmediği, bu nedenle; davacının, davalıya teslim ettiği çeviri, orijinal eserin amacına, içeriğine ve üslubuna sadık olmayıp, ayrıca enstitünün ihtiyacına ve taleplerine yanıt verecek şekilde çevrilmemiş olsa bile, taraflar arasında akdedilen 14/09/2015 tarihli çevirmen sözleşmesinin V/2 maddesine göre; davalının, davacının oluşturduğu çeviriyi kabul etmiş sayıldığı, davacıdan, aralarında akdettikleri sözleşme uyarınca, bu çevirinin düzeltilmesini talep edemeyeceği anlaşılmıştır.
.... 'nden celp edilen 31/01/2020 tarihli cevabi yazı ekleri incelendiğinde; davalının, davaya konu "..." isimli kitap için 28/12/2016 tarihinde bandrol talep formu ve taahhütnamesi doldurduğu, bu evrakta, kitabın çeviri eser sahibi olarak dava dışı ...'ı gösterdiği, bu evrakta, çeviri eser sahibi olarak davacı adına yer verilmediği, Aralık 2016 yılında birinci baskısı yayınlanan "..." isimli çeviri kitabin bizatihi kendisi incelendiğinde; kitap dış kapağında; "... ..." ve ... ibarelerine yer verildiği, kitabın iç kapağında, "Çeviri: ... (Kolektif)" ibaresine yer verildiği, kitabın "iv" sayfasında, "Çeviri: ... , ..., ..." ibaresine yer verildiği, dolayısıyla kitabın iç sayfalarında, kitabın çevirmenleri olarak; davacı ...'nün yanı sıra, dava dışı ... ve ... isimlerine de yer verildiği tespit edilmiştir.
Dava konusu olayda, çözümlenmesi gereken ilk husus, davalının yayınladığı "..." isimli çeviri kitapta, davacının adının yanı sıra, dava dışı iki ayrı kişi adına yer vermesi ve davacının, davalıya teslim ettiği çeviri eserde davalının değişiklik yapması eylemlerinin, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı manevi hakları ihlal edip etmediğinin tespitidir. Dava konusu kitap bölümü içinde belli bir kısım ayrımı yapılmaksızın, kitap dokümanı bir bütün halinde dava konusu edildiğinden, davacının iddia ettiği hususların mevcut olup olmadığı bakımından iki ayrı bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yaptırılmıştır. Hemen belirtilmelidir ki; bilirkişi heyetlerinin tespit etmiş olduğu hukuki çıkarımlara, HMK m.266/1 hükmü uyarınca bağlı kalınmaksızın, HMK m.33 hükmü uyarınca mahkememizce re'sen hukuki tahlilde bulunulmuş olup, bilirkişi heyetlerinin tanzim ettikleri raporlardaki maddi vakıa tespitlerinden, karşılaştırmalı tablolardan ve özel ya da teknik bilgi gerektiren, davaya konu kitabın teknik mahiyeti nazara alındığında, psikoloji ile ilgili alanında uzman kimselerin bilimsel terminoloji çıkarımlarından yararlanılmıştır.
Buna göre, bilirkişiler ... ve ... tarafından mahkememize ibraz edilen 30/06/2020 havale tarihli bilirkişi raporuna göre;
A. Örnek 1–Önsöz
¸
¸
ORİJİNAL METİN
DAVACI ÇEVİRİSİ İLE YAYINLANAN ÇEVİRİ ARASINDAKİ FARKLARI GÖSTEREN METİN
Yukarıdaki örnek, “Önsöz”ün ilk kısmından alınmıştır. Tablonun sağında yer alan üstü çizgili ifadeler; davacının, davalıya teslim ettiği çeviri örnekleri olup, altı çizgili ifadeler ise; davalının yayınladığı kitaptaki çeviri örnekleri olup, davalının yayınladığı kitaptaki çevirinin ve düzeltmelerin terminolojik olarak yerinde olduğu, davacı çevirisinin ise anlamı kaybettiren veya yanlış yönlendiren ifadeler olduğu görülmektedir.
B.Örnek 2–1.Kısım/İçindekiler
¸
¸
DAVACI ÇEVİRİSİ
DAVALI TARAFINDAN YAYINLANAN METİN
Yukarıdaki örnekte; davalı tarafından yayınlanan çeviride, bu ve devamındaki “içindekiler” kısımları, düzelten çevirmen/ler tarafından çeviri üzerinden parça parça düzeltilmemiş, bütün olarak yeniden yazılmıştır.
¸
¸
ORİJİNAL METİN
DAVACI ÇEVİRİSİ İLE YAYINLANAN ÇEVİRİ ARASINDAKİ FARKLARI GÖSTEREN METİN
Orijinal metinde görülebileceği gibi, davacı tarafından ilk yapılan çeviride yazım hataları yanında, çok sayıda çevirisi yapılmamış ifade ve yanlış çeviri bulunmaktadır. Öyle ki, 14 başlıktan sadece 6’sı Türkçe’ye çevrilmiştir. Kalanların bir kısmı kısmen çevrilmiş, bir kısmı İngilizce olarak bırakılmıştır.
C.Örnek 3-Şekiller
Şekillerin çevirisinde bir sorun olmadığı ve davalı tarafından yayınlanan metinde aynen kullanıldığı görülmektedir. 1.kısımda yer alan Şekil 1.1 üzerinde düzeltme varmış gibi görülmekteyse de, düzeltilen metnin altında şeklin doğru çevirisinin bulunduğu ve yayınlanan metinde de aynı şekilde kullanıldığı görülmektedir.
D.Örnek 4-4.Kısım/”Sinirbilim” Alt Başlığı
¸
¸
ORİJİNAL METİN
DAVACI ÇEVİRİSİ İLE YAYINLANAN ÇEVİRİ ARASINDAKİ FARKLARI GÖSTEREN METİN
Yukarıdaki örnek, çevirisi yapılmamış olan bölümlerden birine aittir. Çeviride bu ve benzeri, bütün olarak çevrilememiş metinler yanında, ara ara çevrilmemiş kelimeler de bulunmaktadır. Bunların bir kısmı, çevrilmediğini gösterecek şekilde sarı ile işaretlenmişse de, özellikle bölüm başlarında yer alan “içindekiler”de olmak üzere, kitabın çeşitli yerlerinde de bazı terim ve ifadelerin çevrilmediği, ancak sarı ile de işaretlenmediği görülmektedir.
E.Örnek 5-Çevirisi Yapılmayan İfadeler
Davacı çevirisinde, ilgili alanda teknik bilgi gerektirmese de çevirisi yapılabilecek bazı ifadelerin çevrilmediği, bu kısımların bazen “sarı” işaretleme ile gösterildiği, bazen de gösterilmediği dikkat çekmektedir.
¸
¸
DAVACI ÇEVİRİSİ
DAVALI TARAFINDAN YAYINLANAN METİN
Yukarıdaki örnekte, kimi ifadelerin tamamen İngilizce olarak bırakıldığı, bazılarının yarı-İngilizce yarı-Türkçe olduğu, buna karşın işaretleme yapılmadığı görülmektedir. Örneğin, aşağıda gösterilen örnekte, çevrilmeyen veya emin olunmayan kelime ve cümlelerin davacı tarafından işaretlendiği görülmektedir:
¸
¸
F.Örnek 6-7.Bölüm/”Davranışçı Kişilik Modelleri” Alt Başlığı
Bu bölümde, davacı çevirisinin neredeyse baştan sona değiştirildiği kısımlar dikkat çekmektedir. Esasen aşağıdaki çevirinin, davacı tarafından davalıya teslim edilen ilk halinin, orijinal anlamına daha yakın olduğu tespit edilmiştir.
¸
¸
ORİJİNAL METİN
DAVACI ÇEVİRİSİ
¸
DAVALI TARAFINDAN YAYINLANAN METİN
Ancak bunun devamındaki çevirinin, davalı tarafından yayınlandığı haliyle orijinal anlamına daha yakın ve doğru olduğu görülmektedir. Bu bölümde, tamamen yeniden çevirisi yapılan uzun metinler bulunmaktadır.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından mahkememize ibraz edilen 10/03/2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre;
Davalı tarafından yayınlanan kitapta yer alan çeviri oluşturulurken, davacının, davalıya teslim ettiği çevirinin temel alınarak çalışılmış olan kısımlar bulunmaktadır. Buna ilişkin karşılaştırmalı olarak aşağıda ALINTI 1’de tablolaştırma yapılmıştır.
Davacının çevirisinin büyük ölçüde editör düzeltmesinden geçmesi gereken ham bir çeviri olduğu, çevirinin orijinal metne dayalı olduğu, ancak ortaya konulan Türkçe metnin okuyucuya ulaşmadan önce anlam bütünlüğü, anlaşılabilirliği ve gramer yapısı açısından önemli ölçüde düzeltilmeye ihtiyacı olduğu da görülmüştür. Buna ilişkin örnekler aşağıda ALINTI 2 kısmında belirtilmiştir.
ALINTI 1: Davacının çevirisi ile davalı tarafından yayınlanan çevirinin aynı ya da çok az düzeltme içeren pasaj örnekleri:
Davalı (sf 70)
Davacı
¸
¸
Davalı (sf 71)
Davacı
¸
¸
Davalı (sf 72)
Davacı
¸
¸
Davalı (sf 81)
Davacı
¸
¸
Davalı (sf )
Davacı
¸
¸
Davalı
Davacı
¸
¸
ALINTI 2: Davacı çevirisinde yoğun düzeltme yapılan örnek pasajlar
Davalı (sayfa 71)
Davacı
¸
¸
Davalı
Davacı
¸
¸
Davalı (sf 99)
¸
¸
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından mahkememize ibraz edilen 02/07/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda dava konusu kitabın 7 ve 8. bölümleri incelenmiş olup buna göre;
Davalı tarafından yayınlanan çeviri kitabının 7 ve 8.bölümlerinin dava dışı ... tarafından çevirisinin yapıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ... isimli kişi tarafından çevrilen yedinci ve sekizinci bölümler yerine davacının çevirdiği bölümlerin kullanılması durumunda, bir takım editoryal değişiklikler yapılması gerektiği değerlendirilmekle birlikte, davacının bu bölümlerdeki çevirisinin, orijinal eserin amacına, içeriğine ve usulüne uygun olacağı sonucuna varılmaktadır. Buna ilişkin karşılaştırmalı tablo aşağıda verilmiştir:
Orijinal
Davacı
Davalı
1
Bölüm 7
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Burada 7. Bölümün içeriğinde görülebileceği gibi davacı ve davalı çevirilerinde farklılıklar bulunmaktadır. Orijinal metinle bu çeviriler karşılaştırıldığında davalının çevirisi daha uygundur. Ayrıca orijinal metinde başlıklandırma yapılırken birinci düzey ve ikinci düzey başlıklandırmalara dikkat edilmiştir. Ancak davacı kendi çevirisinde bunu gözardı etmiştir. Bu durum davalı tarafından dikkate alınmıştır. Hatta, davacının atladığı bir başlık bile mevcuttur.
2
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Bölümün ilk iki paragrafının çevirileri karşılaştırıldığında; davacı ve davalı çevirilerinin farklı olduğu görülmektedir. Burada, davalı metinde, davacının metninden esinlenildiğine dair bir şüphe oluşmamıştır. Ayrıca her iki metin de orijinal metinle karşılaştırıldığında ve anlaşılırlıkları değerlendirildiğinde,davalının metni daha anlaşılır ve açıktır. Davacının metninde bire bir çeviri yapılmaya çalışılmış ama bu sırada anlam kaybolmuş ve metni anlamak da güçleşmiştir. Paragrafın son cümlesi ise olması gereken yerde değil, açıklama kutucuğundan sonra yer almaktadır ki orada anlamsız kalmaktadır. Hayvansal araştırmalar için ahlaki ilkeler başlığı altında yer alan “Bu amaç için hayvanlar insanlardan çok daha uygundu” cümlesi başlıktan önceki paragrafın son cümlesidir.
3
¸
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Başlıktan başlamak gerekirse davalının çevirisi daha uygundur. Davacının çevirisinden, davacının alana hiç hakim olmadığı açıktır. Orijinal metinle davacının metni karşılaştırıldığında, davacının ilgili metnin tüm cümle kalıplarına bağlı kalarak çeviri yapmaya çalıştığı ancak bu noktada zaman zaman anlam kaybı yaşadığı ya da anlamayı zorlaştırdığı görülmüştür. Örneğin ...’in öğrencisi olduğunu belirten cümleyi, davacı orijinal metne sadık kalarak tek bir cümle halinde çevirmiştir, ancak kendisi dilbilgisi kurallarını göz ardı ettiğinden görece karmaşık olan bu cümle doğru şekilde ifade edilmemiştir. Bunun yanında davalı metinde aynı cümle iki cümle olarak çevrilmiştir. Bu hali daha anlaşılırdır. Ayrıca ...’in bodrumunda çalıştığını ifade eden cümlede de davacının biraz anlaşılırlığı düşük olsa da metne sadık kaldığı, ancak davalının kendinden eklemeler yaptığı görülmektedir. Verilen paragrafın son cümlesinde yine davacı ana metnin tarzına sadık kalmaya çalışmıştır, ancak yazmayı unuttuğu kelime sebebiyle metin yeterince anlaşılmamaktadır. Davalı ise cümle yapısını daha anlaşılır hale getirmiştir. Ayrıca davacının karmaşık yapıdaki bir cümleyi çevirmeden olduğu gibi bıraktığı görülebilir.
4
¸
¸
¸
¸
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Bu bölümün ilk cümlesinde orijinal metinle karşılaştırıldığında davalının çevirisindeki yapı orijinal metnin vermek istediği vurguyu daha iyi ifade etmektedir. Aynı şekilde ikinci cümlenin çevirisi de, davalının çevirisinde daha uygundur. Burada davacının yine psikoloji jargonuna hakim olmadığı görülmektedir. Ayrıca bu bölümün sonunu davacının yine çevirmeden bıraktığı, öncesindeki cümlede ise cümlenin bir kısmında orijinal kavramı değiştirmeyip bıraktığı görülmüştür. Yine hem alandaki jargona hakim olmadığı, hem karmaşık yapıdaki ifadeleri çevirmekte güçlük çektiği düşünülmüştür.
5
¸
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Bu bölüm genel olarak davalı çevirisinin davacı çevirisinden etkilenmediğini, ondan bağımsız olarak çevrildiğini göstermek için eklenmiştir. Burada davalı çevirisi daha okuyucu dostu ve anlaşılırdır. Bunun yanında ufak değişikliklerle davacı metni de kullanılabilir.
6
8.Bölüm
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Burada 8. Bölümün içeriğinde görülebileceği gibi davacı ve davalı çevirilerinde farklılıklar bulunmaktadır. Orijinal metinle bu çeviriler karşılaştırıldığında; davalının çevirisi daha uygundur. Ayrıca orijinal metinde başlıklandırma yapılırken birinci düzey ve ikinci düzey başlıklandırmalara dikkat edilmiştir. Ancak davacı kendi çevirisinde bunu gözardı etmiştir. Bu durum davalı tarafından dikkate alınmıştır.
7
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Buradaki çeviriler karşılaştırıldığında davacının sadece metni çevirdiği, ancak anlamı korumaya dair bir çabasının olmadığı izlenimi edinilmiştir. Cümlelerde verilmek istenen vurguların verilmemesinin yanı sıra, davacının metni okunduğunda ne anlatmak istediğini anlayabilmek için çaba gerekmektedir. Ancak davalının metni hem verilmek istenen vurguları vermekte, hem de anlaşılır bir metindir. Metni, davacının alana hakim olmadığını gösterse de zaman zaman çevirisinin özensiz olduğunu da düşündürmektedir. Yukarıda yer alan tabloyu oluşturmak çok zor değilken kendisi kavramları ayrıca belirtip verilmek istenen zaman çizelgesini vs. metnine aktaramamıştır.
8
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Burada yine görülebileceği gibi davalının, davacının metninden esinlendiğini düşündürecek herhangi bir benzerlik görülmemektedir. Bununla birlikte yine davalının çevirisi daha okuyucu dostu ve anlaşılırdır. Davacının ise yine psikoloji jargonuna hakim olmadığı görülmektedir.
9
¸
¸
¸
¸
Bilirkişi heyet görüşü
Öncelikle başlığın çevirisi yine davacının psikoloji alanını tanımadığını göstermektedir ki kuramın adı ...’dır. Ayrıca davacının çevirisinde orijinal metinle karşılaştırıldığında kelime kelime çeviri olmasına rağmen Türkçe karşılığın cümlede ne anlam ifade edeceği üzerinde hiç düşünülmemiştir [bkz. ... (Davalı çevirisi)]. Davalı ise orijinal metindeki uzun ve karmaşık cümleleri bölerek daha anlamlı bir metin ortaya çıkarmıştır.
10
9.Bölüm
¸
11
¸
12
¸
13
11.Bölüm
¸
14
12.Bölüm
¸
Yukarıda yer verilen maddi tespitlere göre somut olay hukuki yönden incelendiğinde; davacının, davalı ile yapmış olduğu çevirmen sözleşmesi sonrası hazırladığı ve davalıya teslim ettiği çeviri dokümanının 5846 sayılı FSEK m.6/1-1 bendi hükmü uyarınca tercüme olup, FSEK m.1/B-c ve m.6/son hükümleri uyarınca işlenme eser mahiyetinde olduğu, yukarıda yer verilen tablolardan anlaşılacağı üzere, davacının çeviri eserinin bir bütün halinde tam olarak eserin orijinal aslına uygun olarak Türkçe’ye tercüme edildiğinin söylenemeyeceği, zira, davacının tercüme etmeden bıraktığı kelimeler bulunmakla birlikte, davaya konu orijinal kitabın psikoloji bilimine ilişkin teknik mahiyeti bulunan bir kitap olması nedeniyle, bazı kelimelerin veya ifadelerin tam olarak psikoloji terminolojisinin Türkçe karşılığını karşılamadığı anlaşılmakla beraber, davacının çeviri eserindeki bu eksiklikler, söz konusu çevirinin işlenme eser olma mahiyetini etkilememektedir. Zira; yukarıda ifade edildiği üzere, davacının çeviri eserini davalıya teslim etmesi sonrası, aralarında akdettikleri sözleşme hükmü uyarınca iki aylık süre içerisinde, davacıya, teslim edilen çeviri eserdeki eksikliklerin giderilmesi için bildirimde bulunulmamış, bu süre geçtikten sonra mail yoluyla bildirimde bulunulduğu davalı editörü ...’ın davacıya gönderdiği mail içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yukarıda “Örnek 6-7.Bölüm/“Davranışçı Kişilik Modelleri” alt başlığı altında verilen tabloda görüleceği üzere, davacının çevirdiği kısmın, eserin orijinal anlamına daha yakın olduğu halde, bu kısmın davalı tarafından yayınlanan kitapta değiştirildiği, bu hususun, davacının FSEK m.16 hükmünden kaynaklı eserde değişiklik yapılmasını men hakkını ihlal niteliği taşıdığı tespit edilmiştir.
Yine, davacıya ait çevirinin ham haliyle basılması mümkün olmadığı için bazı teknik ve imla/yazım düzeltmeleri yapılması zorunlu olsa da, bu değişiklikler dışında davacı tarafından kullanılan kelimelerin eş anlamlılarının, davacı tarafından yapılan çevirideki bazı cümlelerden bazı kelimelerin çıkartılması (Örn. “Bilinç” başlığı altında yer alan ve davacı tarafından ‘beynin onyılı’ olarak yazılan ibarenin davalı kitabında ‘beyin yılları’; “Kişiler arası deneyim” kısmında davacı tarafından ‘…toplumsal algıda…” şeklindeki ifadenin davalı kitabında ‘sosyal algıdan…’ olarak ifade edilmesi; davalı eserinde s.340 ta yer alan “Sistematik Temelli İlişkisel Kişilik Kuramı” başlığı altında ‘bireye yönelimli…’ ifadesinin ‘bireye odaklanan…” şeklinde değiştirilmesi gibi…) başkaca zorunlu olmayan değişikliklere de yer verildiği tespit edilmiştir.Dolayısıyla, editoryal zorunluluk taşımayan, davacı çeviri metninde, davalı tarafından yapılan değişikliklerin de, davacının FSEK m.16 hükmünden kaynaklı eserde değişiklik yapılmasını men hakkını ihlal niteliği taşıdığı tespit edilmiştir.
Dava konusu olayda, davacı çevirmenin tercüme üzerinde eser sahipliğinin bulunduğu açıktır. Zira bir işleme eser meydana getiren davacı çevirmen, FSEK m.8 hükmü kapsamında eser sahibidir. Dava konusu olayda, davalının yayınladığı tercüme kitapta, davacı yanında başkaca iki isme daha eser sahibi olarak yer verildiği görülmüştür. FSEK m.9 ve m.10 hükümleri kapsamında düzenlenen birlikte eser sahipliğinin oluşabilmesi için eser sahiplerinin birlikte bir eser oluşturma konusunda ortak iradelerinin olması ve eserin birlikte meydana getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, somut olayda davacı ile diğer iki ismin birlikte eser sahibi olmadığı kanaatine varılmıştır. Çünkü birlikte eser sahipliğinin söz konusu olabilmesi için tek bir eser meydana getirme yönünde ortak bir iradelerinin olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı ve kitapta yazar olarak gösterilen dava dışı kişiler arasında bu yönde bir irade söz konusu olmadığından birlikte eser sahipliği gündeme gelmeyecektir. Dolayısıyla, davalının, davacıya ait çeviri eserin bir kısmında değişiklik yaparak yayınladığı dava konusu eserde davacı yanında başkaca iki adet yazar ismine daha yer verilmiş olması eylemi, davacının FSEK m.15 hükmünde düzenlenen adın belirtilmesi hakkını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf her ne kadar davacının eldeki davayı açma da kötü niyetli olduğunu ileri sürmüşse de, dava konusu kitabın 2016 yılının Aralık ayında yayınlandığı, eldeki davanın 18/10/2019 tarihinde açıldığı, yayınlanma tarihi ile dava tarihi arasındaki süre nazara alındığında, davacının eldeki davayı açmasında kötü niyetli olduğu, sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının ileri sürülemeyeceği, kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf her ne kadar, davacının, dava konusu kitapta yapılacak değişikliklere muvafakat ettiğini ileri sürüp buna ilişkin delil olarak mail yazışması sunsa da, davacının, eser üzerinde davalı tarafından yapılan değişikliklere ve davacının adının yanı sıra diğer iki kişinin de yazar olarak eklenmesi eyleminde FSEK m.52 hükmü uyarınca davacının elinden sadır olacak şekilde yazılı muvafakatname bulunması gerektiği, ancak davacının elinden sadır bu yönde bir muvafakatin söz konusu olmadığı, davalı tarafından ibraz edilen e-posta yazışmasında, davacı tarafından davalı şirket editörüne gönderilen mail içeriğinin FSEK m.52 hükmünde düzenlenen yazılı şekil şartını karşılayan bir irade beyanı olmadığı, bu nedenle, davacının, davalı eylemlerine usulüne uygun olarak cevaz verdiğinin söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda yer verilen tespitlerden sonra davacının talep sonucu değerlendirildiğinde; davacının esasen, davalının, kendisine ait eser sahipliğinden kaynaklı manevi hakların ihlal edildiğinin tespiti ile, muhtemel tecavüz eylemlerinin men’ini, bu eylemlerin ref’ini talep ettiği anlaşılmıştır.
FSEK m.66/4 hükmüne göre; Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir. Belirtilen hükme göre; ref konusunda hakime takdir hakkı tanınmış olup, somut olayda; davaya konu çeviri eserinin, davacının davalı yayınevine teslim ettiği şekli ile ilk haline getirilmesi ve bu hali ile satışa konu edilmesi halinde, bu çeviri eserin bir bütün olarak orijinal eserin aslına, içeriğine tam ve eksiksiz olarak uygun olduğunun söylenemeyeceği, zira davacının teslim ettiği çeviri eserde hiç çevirisi yapılmamış bölümler bulunduğu gibi, anlam itibariyle orijinal eserin aslına uygun olmayan bölümlerinin de bulunduğu, bu nedenle FSEK m.66 ve davacının dava dilekçesinin talep sonucunda belirttiği ref yöntemlerinden biri olarak satıştaki nüshaların imhası halinde davacının eser sahipliğinden kaynaklı manevi haklara tecavüz eyleminin bertaraf edileceği anlaşıldığından, davalının, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı haklara tecavüz teşkil edecek eylemlerde bulunduğunun tespitine, muhtemel tecavüz eylemlerinin men'ine, tecavüz eylemlerinin ref'ine, tecavüzün ref'i kapsamında; davalı tarafından yayınlanan ... ... numaralı "..." isimli kitapların davalının elinde bulunan nüshalarının toplatılarak imha edilmesine, basılı nüshalara davacının tek başına adının konması ve satıştaki nüshaların toplatılarak düzeltilmesine ilişkin ref yöntemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Davacı taraf, davalı ile yapmış olduğu çevirmen sözleşmesinin butlanına karar verilmesini talep etmişse de, butlan ibaresinin bir hukuki işlemin kesin hükümsüzlüğüne ilişkin hukuki bir müessese olup, kesin hükümsüzlük halleri 6098 sayılı TBK m.27 hükmünde düzenlenmiş olup, somut olayda, taraflar arasında akdedilen 14/09/2015 tarihli sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak şartlardan hiçbirini içermediği, bir sözleşmenin kesin hükümsüz olması ile o sözleşmede düzenlenen edimlerin gereği gibi ifa edilmemesi eylemlerinin birbirinden farklı hukuki konular oldukları, somut olayda, davacı tarafın butlanını istediği sözleşme içeriği incelendiğinde, 6098 sayılı TBK m.27 hükmünde düzenlenen kesin hükümsüzlük hallerinden herhangi birinin söz konusu sözleşme içeriğinde mevcut olmadığı anlaşıldığından, söz konusu sözleşmenin butlan sayılması isteminin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle bir bütün halinde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı haklara tecavüz teşkil edecek eylemlerde bulunduğunun TESPİTİNE, muhtemel tecavüz eylemlerinin MEN'İNE, tecavüz eylemlerinin REF'İNE,
Tecavüzün REF'İ kapsamında; davalı tarafından yayınlanan ... ... numaralı "..." isimli kitapların davalının elinde bulunan nüshalarının toplatılarak İMHA EDİLMESİNE, basılı nüshalara davacının tek başına adının konması ve satıştaki nüshaların toplatılarak düzeltilmesine ilişkin ref yöntemleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Taraflar arasındaki sözleşmenin butlan sayılması isteminin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL'nin düşümü ile alınması gereken 383,20 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davanın kısmen reddolunması ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davanın kabul ret oranının takdiren 3/4 olarak kabulüne,
6-Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 44,40 TL peşin karar ve ilam harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 6,40 TL vekalet harcı, 219,69 TL posta, tebligat, müzekkere masrafı, 10,91 TL dosya kapağı masrafı ve 3.150,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.431,40 TL yargılama giderinin 3/4'ü olan 2.573,55 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 857,85 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 6,40 TL vekalet harcı, 64,51 TL posta, tebligat masrafı, 162,10 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 233,01 TL yargılama giderinin 1/4'ü olan 58,25 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 174,76 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır