T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/510 Esas - 2024/252
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/510 Esas
KARAR NO : 2024/252
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 20/11/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 20/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait “...” ve “...” asli unsurlu seri markalar olduğunu, müvekkiline ait “...” ibareli markanın ... nezdinde ... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin 1978 yılında gıda üretimi ile faaliyetlerine başladığını, “...” ibaresinin ilgili sektörde müvekkili şirket tarafından uzun yıllardır kullanıldığını ve ciddi yatırımlar yapıldığını, maddi ve manevi emek harcandığını, müvekkili şirketin “...” ibaresi ile özdeşleştiğini ve ibarenin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, müvekkili şirketin ticaret ünvanında da “...” ibaresinin çok uzun yıllardır kullanıldığını, müvekkili şirket markasının 1992 yılından itibaren aktif olarak kullanıldığını, markanın özellikle gıda sektörünün 01, 03, 05, 07, 08, 09, 11, 16, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 29, 30, 31, 32, 33, 35, 36, 38, 41, 43, 44, 45. sınıflarda ve bu ürünlerin tüketiciye sunulduğu 35. sınıfta dahil olmak üzere bir tanınmışlığa üne ve marufiyete sahip tescilli bir marka olduğunu, müvekkili şirketin “...” markası üzerinde üstün ve öncelik hakkının mevcut olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirkete ait markaların görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, tek harf değişikliğinin hiçbir ayırt edicilik sağlamadığını, markaların tüketiciler tarafından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin belirli bir malı ifade eden cins adı olduğunu, hiçbir ayırt ediciliği bulunmadığını, dava konusu markanın 30 ve 35. sınıflarda başvuruya konu edildiğini, müvekkiline ait ... sayılı markanın da dava konusu marka ile çakışık olarak 05 / 30. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markası ile aynı olduğunu, iltibas yaratacak ve halkı yanıltacak mahiyette olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 28/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadıklarını, başvuru markasının beyaz zemin üzerinde siyah renkte, düz yazı stilinde, bitişik olarak “...” ibaresinden müteşekkil olduğunu, başkaca renk ve/veya şekil unsuru ihtiva etmediğini, davacı markalarının “...” ibaresini içerdiğini, ayrıca ilave kelime unsurları ihtiva ettiğini, bir kısım markalarda renk ve şekil unsurlarının yer aldığını, bir kısım markaların ise renk ve şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğunu, ibarelerin ilk harflerinin farklı olduğunu, vurgunun ibarelerin ilk harfinde/hecesinde olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yeterli düzeyde ayırt edici niteliği haiz olduğunu, markalar benzer olmadığından tanınmışlık hususunun huzurdaki davaya etkili olmadığını, SMK 6/5. maddesinde yer alan şartların somut olayda gerçekleşmediğini, dava konusu markanın davacının ticaret ünvanının aynısı ya da benzeri olmadığından SMK 6/6. maddesi koşullarının mevcut olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...SAN. TİC. LTD. ŞTİ. vekili 25/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sağlık ve gıda entegre alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna davacı tarafından mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, itirazların reddedildiğini, müvekkili markası ile davacıya ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını, “...” kelimesinin ''satılmak amacıyla üretilen, alınır satılır mal, ticaret malı” anlamına geldiğini, taraf markalarının anlamsal olarak da benzer olmadığını, davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunu, markaların halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirketin farklı iş kollarında faaliyet gösterdiğini, aynı pazarda dahi olmadıklarını, davacı markalarının tamamına yakınının tanınmış marka olmadığını, sadece “...” markasının tanınmış marka sicilinde olduğunu, davacının tanınmış marka iddialarının reddi gerektiğini, markaların kapsadığı emtianın aynı olmadığını, müvekkili şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... kararının iptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait ticaret ünvanı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin 18.10.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında SMK m.5/1-f hükmü gereği "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.” bakımından kısmen reddine karar verildiği, kalan mal ve hizmetler yönünden başvurunun 13.12.2021 tarih ve 386 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 14.02.2022 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 17.05.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 05.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 21.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 09.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 18.03.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının gerekçe olarak gösterdiği; .... sayılı markalar, geçersiz durumda olduğundan ve ... sayılı marka dava konusu marka başvurusundan sonraki başvuru tarihli olduğundan değerlendirme dışı bırakılmışlardır.
Dava konusu marka başvurusu 30 ve 35. sınıfta tescil edilmek istenmekte olup, 35/05 alt sınıfı kapsamında 05, 29 ve 30. Sınıf emtialar sayılmıştır.
Davacının markaları hali hazırda 30 ve 35. sınıfta tescilli olup, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Markada yer alan kelimeler, birleşik bir şekilde yazılmışsa da, markayı oluşturan kelimelerin anlamlı ibareler olması nedeniyle, dava konusu marka “... ...” olarak algılanmaktadır. “...” ibaresi; “Mal, ticaret malı. Sermaye” anlamına gelmekte olup, “...” ibaresi; “Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (...). Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek. Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir içecek türü. Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı.” olarak tanımlanmıştır. Davanın konusunu oluşturan mal ve hizmetlerin, genel olarak gıda ve gıda ürünlerin satışı hizmeti olduğu gözetildiğinde, dava konusu markada “...” ibaresinden ziyade “...” ibaresi, marka algısı yaratan kısımdır.
Davacıya ait markalar ise; “...” ibaresini ortak olarak içermekte ve genel olarak “...” ibaresinden sonra konumlandırılmış ikincil kelime unsurlarından oluşmaktadır. Davacıya ait markaların bir kısmı kelime markası iken, bir kısmı ise şekil unsurunu da içeren karma nitelikte markalardır. Davacı markalarında “...” ibaresinden sonra gelecek şekilde konumlandırılmış “..., ... academy, ... house, vital, han, yeni han, ... club, ... house, ... shop, ... palace, han kahvesi” gibi tali unsurlu kelimeler bulunmaktadır. “...” ibaresi yazıldığı gibi okunan bir ibare olup, Yunan alfabesinin ikinci harfidir. Yunanca, Türkiye’de bilinen dillerden olmamakla birlikte, “...” ibaresi yaygın olarak kullanılan bir ibaredir. Örneğin tıp alanında da “sıklıkla bademciklere yerleşip hastalık yapan bir mikrop” adı olarak da bilinen bir virüsün adıyken, bilişim alanında bilgisayar teknolojilerinde ikincil yazılım sürümünün adı olarak kullanılmakta, yine örneğin “... ...” olarak bilinen ekmek mayasından elde edilen ve bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir maddenin adı gibi anlamlara da sahip olmaktadır. Dolayısıyla “...” kelimesi, ülkemiz tüketicisi açısından somut kavramsal karşılık ifade eden, dört harf iki heceden oluşan ve “...” şeklinde telaffuz edilen bir ibaredir. Aynı zamanda “...” kelimesi, fizikte “....” gibi radyoaktif ışınlardan birini de nitelemektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olduğu tespit edilse bile markaları oluşturan işaretlerin esas unsurlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, zira markaların başlangıcını oluşturan harflerin birbirinden farklı olduğu, "..." ve "..." ibarelerinin dört harften oluşan kısa markalar oldukları, başlangıçta yer alan harf farklılığının gerek görsel, gerekse işitsel olarak markaları birbirinden uzaklaştırdığı, ayrıca kavramsal olarak da "..." ve "..." sözcüklerinin birbirlerinden oldukça farklı nesnelere çağrışım oluşturdukları, buna göre; daha önce "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin daha sonra "..." esas unsurlu markayı davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, nitekim yine mahkememizde görülen başka bir uyuşmazlıkta; "..." ve "..." esas unsurlu markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığına yönelik değerlendirme içeren kararın .... sayılı karar ile onandığı, dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının, itiraz aşamasında ...’na emsal kararlar ve tanınmış marka tesciline dair kararı sunduğu tespit edilmiştir.
Davacının, dava aşamasında tanınmışlık iddiasını ispatlamaya yönelik aşağıdaki belgeleri dosyaya sunduğu tespit edilmiştir:
• Davacıya ait marka tescilleri,
• Davacı şirketin tanıtımına ilişkin sunum dosyası (İçeriğinde şirketin tarihçesi, fabrika, depo, labaratuvar fotoğrafları, faaliyet gösterdiği ülkeleri gösterir harita, yurtdışındaki satış noktalarının fotoğrafları, markaları, ürün ambalaj tasarımları, ürün çeşitlerini gösterir belge, fuar fotoğrafları, stant görselleri, ... corner başlıklı fotoğraflar, dış alan reklamları, araç giydirmeleri fotoğrafları, sponsorluk görselleri, market içi stant uygulamaları görselleri, market için stant ürün uygulama örnekleri, sosyal medya hesap görselleri başlıklı belgeler bulunmaktadır.),
• Davacı şirket ar-ge merkezi bilgileri,
• 2005-2021 yıllarına ait fuar katılımına ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler,
• ... internet sitesi görselleri,
• ... tanınmış marka kararı,
• Ambalaj Görselleri: Ambalajlar üzerinde “...” ibaresi yer almakta olup, ambalajlar çeşitli ... emtiasına ilişkindir.
• Kurumlar Vergisi Beyannameleri,
• Yargı kararları, bilirkişi raporları, ... kararları,
• Haberler: “... ...” ibareli marka ilgili çeşitli haberler ve gazete, dergi görselleri,
• Televizyon Reklam Videoları: ... gibi kanallarda yayınlanan reklamlar. Video içeriklerinde ... emtiasına ilişkin reklamlar yer almaktadır.
• Faturalar: 2006-2017 tarih aralığına ait davacı şirket tarafından düzenlenen çeşitli ... ve kahve emtiasına ilişkin faturalar.
• Gümrük Beyannameleri, ithalat-ihracat belgeleri,
• Faturalar: Dava dışı şirketler tarafından düzenlenen 2014, 2015 yıllarında ait reklam, seslendirme, prodüksiyon vb. faturaları,
• Yurtdışı marka tescil belgeleri.
Davacı şirket, ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında ve dava dosyasında yer alan beyanlarında, “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıt olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için ... sayı ile 19.09.2016 tarihinde tanınmış marka tescili için başvuru yaptığı, bu başvurunun “... emtiası” bakımından kabul edildiği tespit edilmiştir.
Davacının “...” markasının sektöründe yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği ve “...” emtiası bakımından belirli bir tanınmışlığa ulaştığı, bu tanınmışlığın davacının sunmuş olduğu emsal mahkeme kararlarında teyit edildiği sabittir.
Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler kapsamında mahkememizde davacı yana ait "..." markasının “...” emtiası bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmakla birlikte, davacı markasının tanınmış olsa dahi, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, benzer olmadığı gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davalıya ait markanın esaslı unsuru, tüketici nezdinde marka algısı yaratan kısmı “...” ibaresidir. Davacıya ait ticaret ünvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsuru ise “...” ibaresidir. "..." ve "..." ibareleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 444,60 TL tedbir talep harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 447,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 9.008,60 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ...SAN. TİC. LTD. ŞTİ. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...SAN. TİC. LTD. ŞTİ.'ne verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekili ile Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır