T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/444 Esas
KARAR NO : 2024/234
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ... ...
DAVALI : 2- ... -... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 03/10/2023
KARAR TARİHİ : 24/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 03/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait ... sayılı “...” ibareli marka gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak ... ...’nın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ...’nün müvekkil ... başkanlığında kurulduğunu, bu kurum kapsamındaki faaliyetlerde müvekkilinin aktif olarak yer aldığını, müvekkili adına "...” markasının 2012 yılından beri tescilli olduğunu ve alanında bilfiil kullanıldığını, müvekkili markasının ... ’ne lisans verildiğini, derneğin faaliyetlerinde bilfiil kullanıldığını, dava konusu markanın müvekkili markası ile birebir aynı olduğunu, müvekkilinin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markası ile bağlantılı/benzer sınıflarda tescil edilmek istendiğini, sınıfların birbirlerinin tamamlayıcısı olan hizmetleri kapsadığını, markaların halk tarafından karıştırılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, “...” ibareli markanın ilk defa müvekkili tarafından kullanılan ayırt edici bir ibare olduğunu, müvekkilinin markayı ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren tek gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 12/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru sahibinin ... nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde itiraz gerekçesi marka hakkında kullanım ispatı talebinde bulunduğunu, itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin kullanımı ispatlayamadığının tespit edildiğini, davacı ... tarafından kullanım ispatına delil olarak sunulan 1 adet lisans kaydı dökümü, Kurum tarafından lisansa ilişkin olarak ... vekiline gönderilen yazı ve 2 sayfa broşür mahiyetinde dokümanın itiraz gerekçesi ... sayılı markanın ciddi kullanımını yeterli düzeyde gösterir nitelikte bulunmadığını, itiraza mesnet olarak gösterilen markanın kullanımının yeterli delillerle ispatlanamadığı kanaatine varıldığından iş bu markaya dayalı olarak yapılan itirazın da tüm gerekçeleri bakımından reddi gerektiğini, ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili 16/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2006 yılında kurulan, gayrimenkul değerleme alanında Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde istihdam sağlayan ve sektörün önde gelen ... lisanslı gayrimenkul değerleme şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirkete ait ... sayılı “....” ibareli markanın 38 ve 45. sınıflarda tescili için başvuruda bulunulduğunu, söz konusu markanın 04.09.2012 tarihinden bu yana öncelikle ''...'' üzerinden ve daha sonra ''...'' gibi sosyal medya mecraları üzerinden 38. sınıfta tanımlı olan yayıncılık alanında faaliyet gösteren bir marka olduğunu, müvekkilinin bu marka üzerinden herhangi bir ticari faaliyet göstermediğini, eğitim vermediğini, davacı markasının tescilli olduğu sınıflarda müvekkili şirketin hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, müvekkili markası ile davacı markasının farklı olduğunu, davacı markasında ... unsuru bulunmadığını, markaların hitap ettiği kişilerin farklı olduğunu, davacının itiraza mesnet markasını kullanmadığını, müvekkilinin marka başvurusundan 10 ay sonra davacı tarafından üçüncü kişilere lisans vermeye başladığını, davacının, ortaklarının ve sahibi olduğu şirketlerin marka ve isim hakkı tescili konusunda yedeklemeler yaptığını ve bunları kötü niyetle kullandıklarını, müvekkilinin “...+...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davacı markasının herhangi bir ayırt edici işaret yahut kelime barındırmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 29.09.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı ... 'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 04.03.2022 tarihinde SMK m.6/1 hükmü kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 14.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markaya ilişkin kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın 26.08.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı 25.11.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirketin 30.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 10.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 26.01.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı şirketin ... nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu karşı görüş dilekçesinde ... sayılı marka yönünden, marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından “kullanmama def’i”nde bulunduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda davalıya ait dava konusu ... sayılı markanın başvuru tarihi 29.09.2021’dir. Kullanım ispatı talep edilen markanın tescil tarihi 17.07.2013 olup, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, bu gerekçe ile davalının ilgili marka yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği tespit edilmiştir.
Davacı taraf 29/09/2016-29/09/2021 tarih aralığında, markasını kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı tarafça sunulan 26.08.2022 tarihli “Marka Kullanım İspatı Sunma” başlıklı formda “... no'lu itiraza gerekçe markanın kullanımı ile ilgili aşağıdaki belgeler sunulmuştur. Lisans Sözleşmesi Lisans sözleşmesinin Kurum kaydı Onayı Lisans verilen Kurum Tarafından yapılan eğitimlere ilişkin dökümanlar .... ile gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin görseller ... çalışanlarına verilen eğitime ilişkin dökümanlar” açıklaması yer almakta olup, form ekinde 4 sayfadan ibaret aşağıdaki belgeler dosyaya sunulmuştur:
• 1 adet lisans kaydı dökümü,
• ... tarafından lisansa ilişkin olarak gönderilen yazı
• 2 sayfa broşür (Broşürlerde 30.04.2021 tarihinde yapılacak eğitimin tanıtımı yapılmaktadır.)
Markanın lisansa konu olması tek başına ciddi surette kullanıldığını gösterir nitelikte değildir. 2 adet broşür ise, markanın ciddi bir şekilde kullanıldığını gösterir nitelikte olmaktan uzaktır. Zira broşürlerin kolaylıkla tasarlanması ve basılması mümkündür. Dosya kapsamında broşürlere konu eğitimin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti yapılamamaktadır. Söz konusu eğitim yapılmış olsa dahi, itiraza mesnet markanın ticari etki doğuracak şekilde, piyasada pazar payı oluşturacak nitelikte, ciddi, yoğun ve süreklilik gerektiren bir markasal kullanımı ispatlamaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; ... kararının iptali davası bakımından, davalının, davacıya ait ... sayılı markası hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait ... sayılı markanın, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli olduğu, iş bu markanın ciddi surette kullanımının ispatlanamaması nedeniyle ... kararının iptali davası bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla ... kararının iptali davası bakımından SMK m.19/2 ve m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesi yapılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Hükümsüzlük davası bakımından; davalı şirket cevap dilekçesi ile davacıya ait mesnet ... sayılı markanın kullanılmadığına yönelik def'i ileri sürmüştür.
6769 sayılı SMK madde 25/7 uyarınca; hükümsüzlük davası bakımından kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Somut olayda, dava tarihi 03.10.2023 olup, davacı tarafın hükümsüzlük davasına mesnet gösterdiği ... sayılı markanın, dava tarihinde en az 5 yıldır tescilli olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davalı şirket, davacının gerekçe olarak gösterdiği ... sayılı markanın kullanımının ispatlanmasını talep edebilir.
Davacı taraf, dava tarihinden önceki 5 yıl içinde (03.10.2018-03.10.2023) ... sayılı markasını kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı taraf, dava aşamasında, itiraz aşamasında sunduğu belgelere ek olarak, .... Noterliği'nin 25 Mayıs 2021 tarih ... yevmiye numaralı “...”ni dosyaya sunmuştur. Lisans sözleşmesine konu marka ... sayılı markayı içermektedir.
Dava aşamasında dosyaya sunulan lisans sözleşmesi, markanın ciddi kullanımını ispatlamak için yeterli değildir. Lisans alanın markayı fiilen, ticari etki doğuracak şekilde, tescili kapsamında yer alan hizmetler üzerinde ciddi surette kullandığını gösterir belgelerin dosyaya sunulması gerekmektedir. Ancak davacı yan bu yöne ilişkin üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememiştir.
Sonuç olarak, hükümsüzlük davası bakımından davalının, davacıya ait ... sayılı markası hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait ... sayılı markanın, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli olduğu, iş bu markanın kullanımının ispatlanamaması nedeniyle hükümsüzlük davası bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla hükümsüzlük davası bakımından SMK m.25/7 ve m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesi yapılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davacı yanın markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından dava aşamasında gerçek hak sahipliği iddiasında bulunduğundan bu hususta aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır:
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; itiraz aşamasında ve dava aşamasında davacı tarafça dosyaya sunulan belgeler; lisans sözleşmesi, lisans sözleşmesinin ...’na sunumuna dair yazı ve 2 adet broşürden ibarettir.
Dava konusu markanın kapsamı ise “38. Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. 45. Sınıf: Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Sosyal ağ oluşturma hizmetleri”nden oluşmaktadır.
Davacının sunduğu belgeler, gerçek sahipliğinin ispatı için yeterli olmadığı, sadece 2 adet broşür bulunduğu, fakat dosya kapsamında broşürlere konu eğitimin gerçekleşip gerçekleşmediğinin dahi anlaşılamadığı, iş bu eğitim gerçekleşmiş olsa dahi, davacıya ait markanın davanın konusunu oluşturan 38 ve 45. sınıf hizmetlerde kullanıldığını göstermediği, davacı şahsın önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlayamadığı, dolayısıyla gerçek hak sahipliği iddiasından kaynaklı hükümsüzlük sebebinin somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 374,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.012,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır