T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/417 Esas - 2024/232
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/417 Esas
KARAR NO : 2024/232
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 15/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 1973 yılında kurulan davacı şirketin, 1981’de ülke çapında tanınmış “...” ibareli markasını yaratarak Türkiye’nin ilk çöp torbası, ilk buzdolabı poşeti ve taşıma torbalarını üretmeye başladığı, 40 yılı aşkın süredir yardımcı mutfak ürünleri sektöründe “...” markası altında lider şekilde faaliyette bulunduğu, “...” markasının, Türkiye’nin en köklü ve tanınmışlığı en yüksek lider markası olduğu, davacı adına tescilli markaların “...” kelimesini asli ve ayırt edici unsur olarak içerdiği, “...” markaları herhangi bir anlama gelmeyen ve dolayısıyla ayırt ediciliği oldukça güçlü olan markalar olduğu, davalı şirketin tescil başvurusu yaptığı markanın ise “...” kelimesinden oluştuğu, okunuş itibariyle “...” markası ile neredeyse tamamen aynı ve yazılış itibariyle de ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalının ilgili markayı seçmedeki kötü niyeti ve davacı markasının yüksek tanınmışlığı dikkate alındığında -sadece aynı ya da benzer mal ve hizmetler bakımından değil- farklı mal/hizmetler bakımından da tesciline izin verilmemesi gerektiği, ...'nce başvuru markasından sadece birebir aynı ürünler çıkarılırken bu ürünler ile ilgili/benzer sınıflar yönünden itirazın reddedildiği, davalı firmanın davacı markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde edememesi için marka başvurusunun tüm sınıflarda reddedilmesi gerektiği itirazları üzerine ... tarafından ilk karara ilave olarak bazı mal/hizmet gruplarının da reddedilmesine karar verildiği, davalı kurumun tüm somut delillere rağmen başvurucu firmanın kötü niyetinin ispatlanamadığını ileri sürdüğü, davalı firmanın 2015’de “... A.Ş” unvanı ile kurulduğu, esas sözleşmesindeki faaliyet konularının “inşaat ve mühendislik işleri” olduğu, 2022’de ünvanını ... ... A.Ş. olarak değiştirerek “...” ibaresi için marka başvurusunda bulunduğu, 2023’de teknik iflas tehlikesi sebebi ile sermaye azaltımı yaptığı, esas sözleşmesinde bile yazmayan faaliyet alanlarına yönelik “...” markasını adeta taklit ederek “...” markası için aralarında davacının faaliyet alanları da bulunan pek çok alanda tescil başvurusunda bulunduğu, “...” markasını kullanarak “...” markasının tanınmışlığından ve tüketiciler nezdinde oluşturduğu algıdan faydalanacak, hem de davacı ile aynı kalite seviyesine ulaşamayacak olması sebebiyle davacı markasının bu durumdan olumsuz etkileneceği öne sürülerek; 17.07.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının davacı aleyhine olan kısmının iptaline ve ... başvuru numaralı “...” markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 28/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... numaralı tescil başvurusuna karşı kuruma itiraz aşamasında ileri sürülmemiş ve kurum nezdinde inceleme konusu olmamış markaların ... iptali talebi kapsamında incelenemeyeceğinden; ... itiraz sürecinde belirtilen ... sayılı "...", "... " ibareli markaların cevap dilekçesine esas olarak kabul edildiği, bütüncül olarak değerlendirilmesi halinde taraf markaları arasında, iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığı, ... kararıyla, dava konusu başvuru markasının kapsamında kalan mallar/hizmetler ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların aynı veya benzer malları/hizmetleri kapsamadıkları tespit edildiğinden SMK 6/1'deki çifte benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, başvuru markasında kalan malların/hizmetlerin tüketicilerinin davacı ve davalı markalarının aynı ticari kaynağa veya ticari-ekonomik yönden birbiriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, dikkatli, gözlemci ve özenli olduğu, SMK’nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak itirazda, davacının tanınmışlığını ileri sürdüğü markalarına verilecek zararın ya da markaların ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığı, SMK 6/9 hükmü kapsamında davalı şahsın başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddia etmiş olup bu iddiayı ispata ilişkin somut bir delil ortaya konulmadığı, davacının sunmuş olduğu delillerin davalının marka ticareti yapmak, yedekleme veya şantaj yahut davacıyı engelleme, pazara girişini güçleştirmek veya davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiğini kabule yeterli olmadığı öne sürülerek; davanın reddi talep edilmiştir.
Davalı ... ... ANONİM ŞİRKETİ vekili 24/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının yapmış olduğu itirazın, başvuru sahibi davalıya iletilmediği ve iş bu dava ile öğrenildiği, davacının ... markası ile davalı şirketin ... başvuru numarası ile tescilini talep ettiği ... markası arasında fonetik, okunuş, genel intiba olarak bir benzerlik bulunduğu, tescil sınıfları da büyük oranda çakışmakta olup, bu nedenle müşteri kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması, karıştırılması ihtimalinin çok yüksek olduğu, davalı şirketin ünvanı olan “...” kelimesinden hareketle, “...” markasının tescilini müvekkili talep etmişse de, davacı şirketin piyasada hak edilmiş bir itibarı ve tanınırlığı olan “...” markası ile benzerliğini fark etmediği, bu sebeple, tamamen iyi niyetle yapılmış olan başvurudan, davacı lehine feragat edildiği, davacı tarafın talebinin kabulü ile davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olmadıkları hususu gözetilerek aleyhlerine olacak şekilde yargılama giderine hükmedilmemesi talep edilmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... kararının iptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu, davalı şirket vekilinin "kabul" beyanı nedeniyle tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından davacı ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlığın sonuçlandığı, tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin 11.05.2022 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.05.2022 tarih ve 397 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 01.07.2022 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, ...'nca davacının ve dava dışı 3.kişinin itirazları kısmen haklı bulunarak başvuru markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığı, bu karara karşı davacı tarafından 23.02.2023 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve astın alması için Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları , çamaşır yumuşatıcılar, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar Hariç). Diş bakımı ürünleri; diş mavunları, diş parlatma ve beyatlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler; zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için farlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. mallarının kir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir.
Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki;.... Dairesi'nin ve ... 'nun yerleşmiş uygulamasına göre (...) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (...) Eldeki talep ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 17.07.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu kapsamında olup iş bu davaya konu edilen "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri" ile davacıya ait itiraza mesnet markaların tescilli olduğu çoğu temizlik malzemelerinden oluşan 03. sınıf, çoğunluğu kağıt ve kağıttan mamül ürünlerinden oluşan 16. sınıf ve çoğu elektriksiz temizlik alet ve malzemelerinden oluşan 21. sınıflara konu mallar ile farklı sektörlere konu, aynı ihtiyacı gidermeyen, birbirini ikame etmeyen, birbiriyle rekabet etmeyen, birlikte kullanılmayan, birbirini tamamlamayan, üreticisi/tedarikçisi ve dağıtım kanalları vs. karakteristik özellikleri itibarıyla tamamen farklı mal ve hizmetler olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu başvuru markasının; ... unsuru ile "..." ibaresinin biraraya getirilmesiyle oluşturulmuş karma marka olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi dikkate alındığında, başvuru markasının esaslı unsurunun "..." olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait itiraza mesnet markaların; "..." ibarelerinden oluştukları, davacı markalarının esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, markalarda yer alan sair ... ve sözcük unsurlarının tali unsur konumunda bulundukları tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; "..." ve "..." esas unsurlu markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, kavramsal olarak markaların farklı nesnelere çağrışım oluşturmadıkları, buna göre her ne kadar markalar arasında umumi intiba olarak işaret benzerliği bulunduğu tespit edilmişse de, başvuru markası kapsamında kalıp iş bu davaya konu hizmetler ile davacıya ait itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer alan emtialar arasında benzerlik bulunmadığından, SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (...) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; ... Dairesi'nin 13.02.2019 tarih ... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde ... )
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; ... kararının iptali istemi bakımından marka işlem dosyasında yer alan belgeler ile sınırlı olarak inceleme yapıldığında, "..." markalarının tanınmışlık mertebesine ulaştığı iddiasına yönelik, markalarının kullanıldığı coğrafi alanın büyüklüğü, kullanımın süresi, yoğunluğu, markaların kullanılması ile elde edilen cironun büyüklüğünün ne kadar olduğuna ilişkin yeterli nitelik ve nicelikte evrak sunulmadığı, markaların reklam, promosyon ve anket çalışmalarına konu olduğuna ilişkin herhangi bir kaydın işlem dosyasında yer almadığı, bu nedenle, marka işlem dosyasına ibraz edilen belgeler ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının tanınmışlık mertebesine ulaştığı iddiasının ispatlanamadığı, tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, davalı şirketin ticaret ünvanında değişikliğe gitmesi, ayırt edici unsur olarak "..." sözcüğünü tescil ettirmesi ve başlangıçta salt davacı markaları ile bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak iş bu davaya konu marka başvurusunda bulunması eyleminin kötü niyet iddiasının ispatı bakımından yeterli olmadığı kanaatine varıldığından; kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptal edilmesi isteminin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 527,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.144,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır