T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/382 Esas
KARAR NO : 2024/237
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ... ...
DAVALI : 2- ... -... ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 25/08/2023
KARAR TARİHİ : 24/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 25/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1983 yılında kurulduğunu, nitelikli oto camları ürettiğini, ürünlerini 50 ülkeye ihraç ettiğini, müvekkilinin uzun yıllardır “...” ve “...” ibareli ve esas unsurlu seri markaları ile faaliyet gösterdiğini, markalarını yurt içinde ve yurt dışında ciddi ve yoğun olarak kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını ve tanınmış hale getirdiğini, davalı şirketin müvekkili şirkete ait “...” esas unsurlu markaların benzeri olan “...” markası için haksız şekilde tescil başvurusunda bulunduğunu, ... aşamasında markaların SMK 6/1 maddesi anlamında benzer bulunduğunu, iş bu davada ayrıca bir inceleme yapılmaksızın benzerlik şartının var olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkili markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili markalarının “...” emtiası ve ilgili hizmetler bakımından kullanımının ispatlanmasına ve kullanım ispatına tabi olmayan ... sayılı markanın “...” ile ilgili tüm hizmetlerde tescilli olmasına rağmen dava konusu marka kapsamında ilgili emtia ve hizmetlerin bırakılmasının hatalı olduğunu, müvekkili markalarının özellikle “...” emtiasına ilişkin her türlü ürün bakımından oldukça bilinir bir marka olduğunu, dava konusu markayı gören tüketicilerin markayı müvekkil markaları ile karıştıracağını, davalı Kurum tarafından yapılan kullanım ispatı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 29/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Kurum’un ... tarafından yapılan incelemede itiraza mesnet ... sayılı markaların sunulan deliller çerçevesinde “...” mallarında kullanımının ispatlandığının tespit edildiğini, karara karşı ... davacı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde davacı/muteriz vekilinin kullanım ispatına ilişkin ... (...) kararını tartışmadığını, bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da ek bir açıklama da yapmadığını, ... Başkanlığı nezdinde kullanım ispatı çerçevesinde yapılacak inceleme ve değerlendirme aşamasında sunulmayan delillere ... itiraz aşamasında ileri sürülmeyen iddialar ile bu iddialara dayanak delillere muvafakatleri bulunmadığını, dava konusu marka başvurusu kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispata ilişkin somut bir delil ortaya konulmadığını, müvekkili kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin 13.07.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.10.2021 tarih ve 383 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 15.12.2021 tarihinde ...sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 10.03.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın 14.04.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ... Başkanlığı'nca kısmen kabulüne karar verilerek “Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri. ... ve optik ... işleme hizmetleri.”nin başvurudan çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 29.07.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 08.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 04.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.
Somut olayda davalıya ait dava konusu markanın başvuru tarihi 13.07.2021’dir. Davalı taraf, itiraza mesnet .... sayılı markaların kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanmama def'i ileri sürmüştür. Bahsi geçen markalar, 13/07/2021 tarihinde en az 5 yıldır tescillidir. Davacı taraf, 13/07/2016-13/07/2021 tarih aralığında, markalarını kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı taraf, kullanımı ispatlamak amacıyla aşağıdaki belgeleri, işlem dosyasına ibraz etmiştir:
• 13 adet fatura: 30.12.2010-18.03.2021 tarih aralığına ilişkin olup ... markasını içermektedir.
• Davacı şirketin web sitesinden alınan görseller
• ...’nın Sesi gazetesinde yer alan reklamların fotoğrafları
• “...’a en değerli marka ödülü” başlıklı haberler
• Haber Asansörü dergisinden görüntüler
• Toptan satış fiyat listesi
• Ürün kataloğu
• Ürün görselleri
• Sertifikalar
Sunulan belgeler incelendiğinde, davacının "... ..." ibareli markasını, "Her Türlü Araç Camı" ve "Asansör Kabin Ve Kapı Camı" emtiaları bakımından kullandığı tespit edilmiştir.
Davacıya ait .... sayılı markaların kullanıldığını gösterir herhangi bir belge dosya kapsamında bulunmamaktadır.
Davacıya ait ...sayılı marka kapsamında “oto camları”, ... sayılı marka kapsamında ise "12. Sınıf:Taşıt camları, emniyetli taşıt camları... 19. Sınıf: İnşaatlar için ... ürünleri:Camlar, çift camlar, çatılar için ... plakalar, ... tuğlalar, ... paneller, ... karolar..." emtiası bulunmaktadır. Bu nedenle, ... kararının iptali davası bakımından, .... sayılı markalar, kapsamlarında yer alan “oto camları” ve “12. Sınıf: Taşıt camları, emniyetli taşıt camları... 19. Sınıf: İnşaatlar için ... ürünleri: Camlar, çift camlar, çatılar için ... plakalar, ... tuğlalar, ... paneller, ... karolar...” emtiası bakımından dikkate alınacaktır.
Davacı şirket tarafından itiraza/davaya mesnet gösterilen; .... sayılı markaların başvurusu/tescili geçersiz olduğundan incelemede dikkate alınmamıştır.
Dava konusu marka başvurusu; 02, 06, 07, 09, 13, 14, 16, 18, 19, 25, 27, 34, 36, 38, 39, 40, 41, 44. sınıflarda tescillidir.
Davacıya ait markalar; 06, 12, 19, 20, 22, 35 ve 40. sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “19. Sınıf: İnşaatlar için ... ürünleri.” emtiası, davacıya ait ... sayılı “... ...” ibareli marka kapsamında aynen yer almaktadır. İş bu davacıya ait marka, hem ... kararının iptali davası bakımından hem de hükümsüzlük davası bakımından mesnet markadır. (Davacıya ait ... sayılı “... ...” ibareli marka kapsamında da “19. Sınıf: İnşaatlar için ... ürünleri” emtiası bulunmakta ise de, iş bu marka, dava konusu marka ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklıdır. Bu nedenle, emtia benzerliği değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır.)
Davacının hükümsüzlük davasına mesnet ... sayılı markası kapsamında yer alan “... ve optik ... işleme hizmetleri” ile dava konusu marka kapsamında yer alan “07. Sınıf: ... malzemelerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar” ile benzer kabul edilebilir. Zira 07. Sınıftaki bu ürünler, davacı markası kapsamında yer alan hizmet verilirken kullanılacak emtialar olup, aralarında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusudur.
Dava konusu marka kapsamında 6. sınıfta yer alan menteşe, kilit gibi ürünlerin malzemesinin ... olmasının, bu ürünleri, davacı markalarında yer alan ürünler ile benzer kılmayacağı değerlendirilmiştir. Zira davacı markaları kapsamında yer alan ürünler, çeşitli yerlerde kullanılan ... ürünlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla mahkememizce oluşturulan bilirkişi heyeti, “06. Sınıf: ... kapı menteşeleri, ... duş menteşeleri. ... kapılar için kilitler.” emtialarının, davacı markalarında yer alan mal ve hizmetlerden farklı olduğu yönünde mütalaada bulunmuştur.
Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetler ise, davacıya ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklıdır.
Davaya konu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşmakta, kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru bulunmamaktadır. “...” ibaresi, siyah renk kullanılarak yazılmış olup, harflerin yazımında büyük harfler kullanılmıştır. “...” ibaresi, internet arama motorunda aratıldığında, İrlanda dilinde “kapı” anlamına geldiği tespit edilmiştir. Fakat İrlanda dili, Türkiye’de yaygın bilinen dillerden olmadığı için, “...” ibaresi orijinal bir ibare olarak algılanacak ve “do-ras” şeklinde telaffuz edilecektir. Dava konusu markanın kapsamında başka bir unsur yer almadığından, markanın esas unsuru, “...” ibaresidir.
Dava konusu marka ile “19. Sınıf: İnşaatlar için ... ürünleri” emtiası yönünden (gerek ... kararının iptali, gerekse hükümsüzlük istemi bakımından) benzerlik taşıyan davacıya ait ... sayılı marka, “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu marka ile “07. Sınıf: ... malzemelerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar” emtiası yönünden benzerlik taşıyan davacıya ait ... sayılı marka "... ... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacı markalarında yer alan “...” harfleri, markalarda yer alan diğer kelimelerin sol tarafında konumlandırılmıştır. “... ...” ibaresinde yer alan “...” ibaresi, İngilizce “...” anlamına gelmekte olup, “19. Sınıf: İnşaatlar için ... ürünleri” bakımından tanımlayıcı bir ibaredir. “...” ibaresinin ise, “...” ve “...” ibarelerinin baş harflerine atıf yaptığı değerlendirilmiştir. Davacıya ait markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. “...” ibaresi, yazıldığı gibi okunmakta olup, ... çevrimiçi sözlüğünde herhangi bir anlamı tespit edilememiştir.
Davacıya ait markaların esas unsuru “...” ibaresi iken, dava konusu marka başvurusunun esas unsuru “...” ibaresidir. Karşılaştırma konusu markalar incelendiğinde, “...” ve “...” ibareleri arasında tek harf farklılığı bulunduğu, davacıya ait markaların esas unsurunun, dava konusu marka içerisinde aynen yer aldığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalarda ayniyet taşıyan 4 harfin, markalarda aynı sıralamada yer aldığı, farklı harfin dava konusu markanın sonundaki “S” harfinden kaynaklandığı, Türkçe’nin soldan sağa okunan bir dil olması nedeniyle markaların başında yaratılan benzerliğin tüketici nezdinde daha dikkat çekici olduğu, davacıya ait markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise “...” ibaresinin, dava konusu marka gibi “S” harfi ile bittiği, bu hususun markalar arasındaki işitsel benzerliği artırdığı, dolayısıyla, dava konusu marka ile davacı markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle; ... kararının iptali istemi bakımından, "İnşaatlar için ... ürünleri." emtialarına ilişkin olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, "... malzemelerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar. İnşaatlar için ... ürünleri." emtialarına ilişkin olarak, dava konusu marka ile hükümsüzlüğe mesnet .... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket, dava dilekçesi ekinde dosyaya faturalar, fiyat listesi, sertifikalar, “Haber Asansörü” dergisinde yer alan reklamlar, ürün görselleri, tanıtım kataloğu, haberler gibi belgeler sunmuştur. Sunulan belgelerden davacının “...” markası ile “... Sektörü”nde faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça, dosyaya sunulan belgelerin genel olarak markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olduğu, sunulan belgeler arasında tanıtıma yönelik belgelerin sayısının ve çeşitliliğinin çok az olduğu, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım emtialar bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda gerek ... kararının iptali istemi bakımından, gerekse markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, SMK m.6/1 hükmü koşulu davaya konu emtiaların bir kısmı bakımından oluştuğundan davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "İnşaatlar için ... ürünleri." emtiaları bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın "... malzemelerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar. İnşaatlar için ... ürünleri." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davanın kısmen reddolunması ve davalı ...'in kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 269,85 TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 170,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.978,25 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 2.989,13 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 2.989,12 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda, HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır