T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/394 Esas - 2024/230
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/394 Esas
KARAR NO : 2024/230
HAKİM : ...
KATİP : .....
DAVACI : ...
...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali - Tasarımların Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 05/09/2023
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali - Tasarımların Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 05/09/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı yanın ... sayılı çoklu tasarım başvurusunda yer alan .... sayılı tasarımlar yönünden itiraz ettiklerini, itirazlarının Kurum tarafından reddolunduğunu, müvekkilinin tanınmış “... ...” markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin ayrıca “...” esas unsurlu markalarının da bulunduğunu, müvekkilin yine "..." ibaresini içerir nitelikte olan ambalaj tasarımlarının sahibi olduğunu, dava konusu ambalajların yeni ve ayırt edici olmadığını, dava konusu tasarımlarda “...” ibaresinin baskın unsur olarak kullanıldığını, ... markasının başvuru sahibi tarafından kuvvetle muhtemel özellikle gıda sektöründe ve hatta müvekkil marka kapsamında olan “bisküvi, çikolata, bar, gofret” ürünleri için kullanılması durumunda başvuru sahibinin, müvekkil tanınmışlığından haksız yere kazanç sağlamasına sebebiyet vereceğini, dava konusu ambalaj tasarımlarının yeni ve ayırt edici olmadığını, davalı yanın kanunu dolanmak suretiyle tasarım başvurusu yaptığını, davalı şahıs tarafından gerçekleştirilen bu başvuruların müvekkili marka ve tasarımlarını ihlal ettiğini, davalı şahsın kötü niyetli olduğunu iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptalini ve ... sayılı .... sıra sayılı tasarımların hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı ... vekili 26/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu tasarımlarda, davacı vekilinin iddia ettiği gibi, ... ibaresinin
benzer bir kullanımı bulunmadığını, dava konusu ambalaj tasarımlarının genel
görünümleri ve dizaynlarının farklı olduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tasarımlarının müvekkilinin markaları karşısında
yeni ve ayırt edici olmadığını, dava konusu tasarımların müvekkilinin ... ve ...
markalarının ününden haksız yararlanacağını iddia etmekte olduğunu, dava konusu ambalaj tasarımları görselleri incelendiğinde taraf marka ve tasarımları arasında genel görünüm açısından benzerlik bulunmadığını, bu nedenle davalıya ait dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine
sahip olduğunu, ... kararının usul ve yasaya uygun bir karar olması sebebiyle davacı tarafından açılan haksız
davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.77 hükmüne göre açılan Tasarımın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı tasarımların "yeni" ve "ayırt edici" olup olmadıkları, davacıya ait fikri mülkiyet haklarının yetkisiz kullanımını içerip içermedikleri, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, söz konusu tasarımların hükümsüzlüklerinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tasarım tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden maddi vakıalara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın 14.10.2022 tarihinde ... sayılı çoklu tasarım başvurusunda bulunduğu, ...'nın 09.11.2022 tarih 400 sayılı .... 'nde başvurunun ve tescilin yayımlandığı, davacının 25.01.2023 tarihli dilekçesi ile .... sayılı tasarımlar bakımından yayına itiraz ettiği, davalı şahıs tarafından 28.02.2023 tarihli karşı görüş dilekçesi ibraz edildiği, ... sayılı kararı ile; "İtirazın reddine ve ..... sıra numaralı tasarımların tescilinin devamına” şeklinde oybirliği ile karar verildiği, verilen kararın davacı marka vekiline 24.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, yasal iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Tasarım, bir ürünün veya onun bir kısmının görmek veya dokunmak gibi insan duygularıyla fark edilen görünümüdür. Görünüm, ürünü veya onun üstündeki süslemeyi oluşturan çizgilerin, özel şekillerin, çevre çizgisinin, renklerin, biçimin ve/veya malzemenin sonucudur.
6769 sayılı SMK’nın 56. maddesinde koruma koşulları düzenlenmiş olup, bir tasarımın tescili için yeni ve ayırt edici nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır. 6769 sayılı SMK’nın 56/4. maddesine göre bir tasarımın “yeni” olması o tasarımın aynısının daha önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması anlamına gelir. Eğer herhangi iki tasarım arasında sadece küçük ayrıntıda farklılık varsa o tasarımlar aynı kabul edilir. Yenilik değerlendirmesinde temel alınan kriter mutlak yenilik, yani dünyada yenilik ilkesidir. Yenilik mutlaktır; çünkü, tescili istenen tasarımın aynısının kamuya sunulması halinde, Türkiye’de dünyanın neresinde, ne zaman yapılmış olursa olsun, yenilik ortadan kalkar. Bundan tescil başvurusunda bulunan tasarımcının haberinin bulunup bulunmaması, hiçbir etki yapmaz.
Ayırt edicilik kriterini düzenleyen 56/5. Madde uyarınca, “Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b)Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.” Bir tasarımın ayırt edici nitelikleri o tasarıma has, yani sadece o tasarıma ait özelliklerdir. Yine 56/5. maddeye göre tasarımlar arasındaki kıyaslama bilgilenmiş kullanıcı tarafından yapılacak olup, 56/6. maddeye göre ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınacaktır.
Bilgilenmiş kullanıcı, tasarımı kullanarak bilgi sahibi olmuş, tasarımı tanıyan, deneyim sahibi kullanıcı demektir. Bilgilenmiş kullanıcı, sıradan bir kullanıcının gözden kaçırabileceği tasarımın önemli özelliklerini fark eder. Ama bir tasarım uzmanı kadar da bilgi birikimine sahip olmadığı için ayrıntılarla ilgilenmez.
Seçenek özgürlüğü kavramı ile ilgili olarak, koruma dışı hallerin değerlendirildiği 58/2. Maddede “Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.” ifadesi yer almaktadır. Bir ürün, tasarımcısına ne kadar seçenek özgürlüğü bırakıyorsa koruma kapsamı da o denli genişler; seçenek özgürlüğü ne denli darsa koruma kapsamı da o denli daralır. Bir ürün işlevini yerine getirebilmesi için ancak belirli bir şekilde tasarlanması zorunluysa, bu ürünün tasarımı hiç koruma görmez.
Belirtilen açıklamalar ışığında tarafların iddia ve savunmaları, tasarım tescil belgesi, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterilen dokümanlar, hukuki nitelendirme hariç özel veya teknik hususlarda tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
Uyuşmazlık konusu tasarımların, çikolata/çikolata bar tipi atıştırmalık ürünler için tasarlanan ambalaj tasarımları olduğu görülmektedir. Bu tür tasarımlar için teknik zorunluluk olarak değerlendirilebilecek yegane özellik ambalajın, kapladığı ürünün formu ile uyumlu olacak bir şekle sahip olması olup bunun dışında ambalaj üzerinde kullanılan desen, şekil, motif, renk, kurgu, kompozisyon itibariyle hiçbir teknik zorunluluğun var olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Ancak özellikle gıda sektöründe kimi ürün türleri açısından mutat olarak kullanılan renk unsurlarının var olduğu (örneğin karamelli bir ürünün karamel renkli ambalaja sahip olması, çikolatalı bir ürünün kahverengi renkli ambalaja sahip olması gibi) yine ambalajlarda ürün içeriğinde kullanılan meyve, kuruyemiş vb. ürünlere atfen ambalajların şekillendirilmesi de mutat bir uygulamadır. (Örneğin Antep fıstıklı bir üründe ambalaj üzerine Antep fıstığı görsellerine veya portakal içerikli bir ürünün portakal görselleri/turuncu renk ağırlıklı olması gibi) Keza yine uyuşmazlık özelinde özellikle ileri sürülmesinden kaynaklı olarak bisküvi tipi ürün görsellerinde, özellikle yuvarlak yapılı bisküvilerin göz, burun ve ağız gibi canlılara özgü organ figürleri ile şekillendirilmesi de yaygın bir uygulamadır. Nitekim uyuşmazlık konusu başvurularda da benzer bir mühendislik ile ambalajların tasarlandığı görülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta bilgilenmiş kullanıcı; bu tür ürünlerin satışının gerçekleştirildiği herhangi bir bakkal, market, çikolata dükkanında çalışan bir satış görevlisi olabileceği gibi, bu ürünleri satın almak adına araştıran, okuyan, dükkanları ve internet satış mağazalarını ziyaret eden bir kimse de olabilir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda oluşturulan tablodan da görülebileceği üzere, davacı yanın önceki tarihli “... ...” ibaresini esas unsur olarak içerir markaları sözcük unsurlarından oluşan markalar olup bu markalarda figüratif herhangi bir ibare yer almamaktadır.
Davacıya ait dayanak tasarımlar ise birer bisküvi ürün grubu ambalajı olup siyah zemin üzerinde “...” ve “...” markalarını, kremalı ya da böğürtlen/yaban mersini içerikli oldukları görülen bisküvi görsellerini, siyah zemin üzerine yerleştirilmiş küçük ve çok sayıda kareden oluşan fonu içermektedir. Öncelikle salt tasarımsal unsurlar itibariyle taraf tasarımları karşılaştırıldığında, tasarımların, tasarımlar üzerinde ortak “...” sözcüğü dışında hiçbir benzerlik bulunmadığı ilk anda ve basit bir inceleme ile dahi anlaşılabilmektedir. Gerek renk kullanımları, gerek renk dağılımları, gerek ambalaj üzerine kullanılan markalar, gerek bu unsurların her birinin yerleştirilmesi gerekse de bütüne hakim mizanpaj itibariyle, tasarımsal açıdan, bahsi geçen ambalajların aralarında, bilgilenmiş kullanıcı algısında en ufak bir benzerlik dahi bulunmadığı aşikardır.
Dava konusu tasarımların mutlak anlamda yeni olup olmadığı da re'sen incelenmiş olup; dava konusu ambalaj tasarımlarını taşıyan ürünler ile ilgili olarak birtakım paylaşımlar tespit edilmiş ise de bu paylaşımların en eskisinin 17.11.2022 tarihli olan paylaşım olduğu tespit edilmiş olup bu paylaşımın dahi dava konusu tasarımların başvuru tarihinden (14.10.20202) sonrasına ait olduğu tespit edilmiş, dava konusu tasarımların yeniliğini ortadan kaldıran başkaca bir paylaşıma rastlanılmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; dava konusu tasarımların "yeni" ve "ayırt edici" oldukları tespit edildiğinden, bu yöne ilişkin aksi yöndeki davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.
Davacı yan, gerek tasarım işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında, dava konusu tasarımlarda bulunan "..." sözcüğünün tarafına ait "..." esas unsurlu markaların yetkisiz kullanımı niteliğinde olduğu argümanına da dayanmıştır.
6769 sayılı SMK m.67/2 hükmüne göre; Üçüncü kişiler tasarım tescilinin yayım tarihinden itibaren üç ay içinde ücretini ödeyerek tasarımın 55 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ncı ve 57 nci maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrası ve 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetli olduğu ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği gerekçelerini ileri sürerek tescil belgesinin verilmesine yazılı olarak itiraz edebilir.
SMK m.68/5 hükmüne göre; 67 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca yapılan itirazın kabul edilmesi hâlinde, tasarımın tescili hükümsüz kılınır. 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri ile fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle tasarımın bir kısmına yapılan itirazın kabul edilmesi hâlinde ise sadece o kısmın tescili hükümsüz kılınır. Kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır.
Aynı şekilde SMK m. 77/1-a hükmüne göre; 55 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ncı ve 57 nci maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrası ve 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse, tasarımın hükümsüz sayılmasına mahkeme tarafından karar verilir.
SMK m.77/2 hükmüne göre; 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri ile fikri mülkiyet haklarının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle tasarımın bir kısmına ilişkin hükümsüzlük talebinin kabul edilmesi hâlinde, o kısmın tescili hükümsüz kılınır. Kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şarttır.
Görüleceği üzere bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle bir tasarımın hükümsüzlüğü mümkün olup, tasarıma bu kapsamda yapılan itirazın kabul edilmesi hâlinde sadece o kısmın tescili hükümsüz kılınması mümkün olup kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen hükümler ışığında somut olay incelendiğinde; davacı yana ait “... ...” markasında yer alan “...” ibaresi davacı yanın tanınmış ve çatı markasıdır. Çatı marka ile birlikte yapılan başvurularda, başvuruda yer alan çatı markanın haricinde kalan unsurların ayırt edici niteliğinin bulunması durumunda markada aslen korunmak istenen ibarelerin çatı marka değil bu ek unsurlar olacağı aşikârdır. Bu çerçevede davacı yana ait bu markada asli olarak korunmak istenen ibarenin “...” kelimesi olduğu değerlendirilmiştir. “...” kelimesi yabancı kökenli bir sözcük olup İtalyanca “siyah” anlamına gelmektedir. Ancak anılan ibarenin sahip olduğu bu anlamın, ülkemiz tüketicisi nezdinde somut bir karşılığının bulunmayacağı, başka bir ifadeyle tüketicinin “...” kelimesini yabancı dilde anlamını bilmediği bir kelime olarak algılayacağı, bu nedenle de doğrudan markasal bir anlam yükleyeceği değerlendirilmektedir.
Dava konusu ambalaj tasarımlarında ise “... ...” şeklinde bir kullanımın mevcut olduğu, 2 sıra numaralı tasarımda “...” ibaresinin ön plana çıkartıldığı, diğer tasarımlarda ise her iki ibarenin eş boyutlu ve yanyana ya da alt alta sıralanarak kullanıldığı görülmüştür. Bu ibarenin ... kayıtları incelendiğinde dava dışı ... ŞİRKETİ adına ... sayı ve "... ..." ibaresi ile ve ayrıca ... sayı ve "... ..." şeklinde 30. sınıftaki gıda ürünlerinin tamamını kapsayacak şekilde koruma altındaki markalar oldukları görülmüştür. İşlem dosyasında, davalı başvuru sahibinin itiraza karşı görüş dilekçesinde ... sayılı marka üzerinde lisans hakkı sahibi olduğundan kaynaklı dava konusu tasarımlarda kullanılan “... ...” markasını kullanım hakkına sahip olduğunu ileri sürdüğü görülmekte ise de herşeyden evvel bu lisans hakkının iş bu dava konusu tasarımların başvuru tarihinden sonra alınmış 21.02.2023 tarihli bir sözleşmeye dayalı olduğu, kaldı ki davalının bu kapsamda daha evvelden gelen bir hakkı mevcut olsa dahi bu hakka dayalı gerçekleştirdiği tasarımların, 3. bir kişinin fikri mülkiyet hakkını ihlal etmesinin halen mümkün olabileceği aşikâr olduğundan, bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Dava konusu tasarım ambalajlarında, davacı yanın “... ...” markasında aslen korunan unsur niteliğinde olan “...” kelimesinin bir bütün olarak kullanılmakta olduğu görülmüştür. “...” kelimesinin sahip olduğu anlam itibariyle uyuşmazlık konusu gıda ürünleri (gıda sektöründe kullanılacak ambalajlar) özelinde ayırt edici vasfı bulunan bir kelime olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla “...” ibaresinin yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf açısından “çatı/lider” marka olarak geri planda kalacağının kabul edilmesi gerektiği bir halde, dava konusu ambalajlarda “...” ibaresinin “... ...” şeklindeki kullanımının, davacı yanın “... ...” markası ile güçlü bir benzerlik taşıdığı, nitekim ilgili tüketici kesiminin, söz konusu markalar arasındaki belirli farkları algılamaya muktedir olsa bile, yukarıda anılanlar ışığında ve markaların kapsamındaki emtiaların ayniyeti karşısında, markalar arasında ciddi bir idari bağlantı kurma olasılığı bulunmaktadır. Bu çerçevede dava konusu ambalajlardaki “...” ibaresinin kullanımı, bu kullanımda “...” ilave unsuru yer alsa dahi davacı yanın “... esas unsurlu markalarından doğan hakları ihlal edecek mahiyettedir. Dolayısıyla bir fikri mülkiyet hakkının izinsiz kullanımına dayalı olarak davacı tarafça ileri sürülen iddialar çerçevesinde yapılan incelemede, dava konusu ambalajlarda “...” ibaresinin kullanımından kaynaklı olarak, davalı ambalajlarında kullanılan “...” markasal unsurunun, davacı yanın tescilli markalarından doğan hakları ihlal edeceği ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte; dava konusu tasarımlardan “...” ibaresi, tasarımların bütünsel görsel algısına münhasıran hakim nitelikte olmadığından bölünmesi mümkün olmayacak şekilde tasarımlarda kullanıldığından bahsedilemeyeceği, bu durumda “...” kelimesinin çıkartılması sonucu kalan kısmın da 6769 sayılı Kanun gereği aranılan koruma şartlarını sağlama ve tasarım kimliğini muhafaza etme kriterlerini sağladığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; dava konusu tasarımlarda yer alan "..." sözcüğünün, davacıya ait fikri mülkiyet haklarının izinsiz kullanımı mahiyetinde olduğundan, ancak, "..." sözcüğünün kısmen hükümsüz kılınması halinde, kalan görsel unsurların bir bütün olarak tasarım kimliğini muhafaza etmeye devam edecekleri anlaşıldığından; davanın kısmen kabulü ile; .... sayılı tasarımlar üzerinde yer alan "..." ibaresinin kısmen hükümsüzlüğü istemi yönünden ... sayılı ... kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu .... sayılı tasarımlar üzerinde yer alan "..." ibaresinin 6769 sayılı SMK m.77/2 hükmü uyarınca kısmen hükümsüz kılınmasına ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı yan her ne kadar davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ileri sürse de; SMK m.77/1-a hükmüne göre; Bir tasarım başvurusunun kötü niyetle yapıldığı ispatlanırsa, o tasarım hükümsüz kılınır.
Kötü niyetli tasarım başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak tasarım başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak tasarımı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan tasarım başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş tasarım başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir.
Somut olayda; davaya konu tasarımlar ile mesnet dokümanlardan bir kısmının "bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı" mahiyetinde benzer olduğu tespit edilmişse de, bunun haricinde, dava konusu tasarımların kötü niyetle tescil başvurusuna konu edildiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; .... sayılı tasarımlar üzerinde yer alan "..." ibaresinin kısmen hükümsüzlüğü istemi yönünden ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu .... sayılı tasarımlar üzerinde yer alan "..." ibaresinin 6769 sayılı SMK m.77/2 hükmü uyarınca KISMEN HÜKÜMSÜZ KILINMASINA ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-6769 sayılı SMK m.79/4 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 269,85 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 137,60 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 828,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.735,45 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 4.367,73 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 4.367,72 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... tarafından yapılan 60,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 30,40 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiye 30,40 TL yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/05/2024
Katip .... Hakim ....
E-İmzalıdır E-İmzalıdır