T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/277 Esas - 2024/260
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/277 Esas
KARAR NO : 2024/260
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 07/06/2023
KARAR TARİHİ : 31/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 07/06/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 22, 23, 24 ve 26. sınıflara giren emtialarda tescilli ve ... “...”lı markalarına dayalı olarak davalı şahsın ... başvuru sayılı “...” ibareli markasının 11 ve 21. sınıflarda tescili için yaptığı başvuruya karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu edilen markanın davacının tescilli ve ... “...”lı markasıyla iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, zira davalının markasının tescil edilmek istendiği emtiaların davacının markalarının tescilli olduğu emtialarla ilişkilendirilebilir olduğunu, ayrıca davacının “...” markasının ... bir marka olduğunu, dava konusu edilen markanın tescili halinde davalının davacının ... markalarının itibarından haksız bir fayda elde edeceğini ve davacının markalarının itibarının zedeleneceğini, davacının temellerinin atıldığı 1934 yılından günümüze kadar ...’te faaliyet gösteren, günümüzde tekstil sektörünün önde gelen firmalarından biri olduğunu, davacının “...”lı ticaret unvanından ve .... uzantılı alan adından kaynaklanan haklarının da somut uyuşmazlıkta korunması gerektiğini, davalı şahsın davacının ... markasını kendisine marka olarak seçmesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, nitekim davalı şahsın huzurdaki davaya konu marka haricinde de “...”lı markaları kendi adına tescil ettirmek için ... nezdinde başvurularda bulunduğunu, bu markaların da davacı tarafından başka davalara konu edildiğini iddia ederek, ... ...’nın 20.04.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın tescile bağlanması halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 14/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, somut olayda ilgili markalar arasında mal ve hizmet bakımından da bir benzerlik bulunmadığını, ayrıca ilgili tüketici kesiminin bilinç düzeyi de dikkate alındığında hedef tüketici kesimin dava konusu marka ile davacıya ait mesnet markaların mal ve hizmetleri arasında herhangi bir ilişki olmadığını anlayacağını, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, ayrıca davacının somut uyuşmazlıkta SMK m.6/3, m.6/6 ve m.6/9 hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek koşulların gerçekleştiğini de somut delillerle ispat edememiş olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili 03/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, ayrıca taraf markalarının kapsamına giren emtiaların da farklı olduğunu, bu nedenlerle aralarında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının somut uyuşmazlıkta SMK m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümlerinde düzenlenmiş şartların gerçekleştiğini de somut delillerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ...Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ...kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının ... olup olmadığı, davacıya ait ticaret ünvanı ve alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 05.04.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 27.09.2021 tarih ve 381 sayılı ....'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.11.2021 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 29.11.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde bir kısım markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının 17.03.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı yanın 08.07.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ...kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 24.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 13.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı şahıs, ... nezdinde dosyaladığı karşı görüşte davacının itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markalarının, tescilli oldukları emtialarda kullanılmadığı yönünde def'i ileri sürmüştür.
Davacının bu markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, kullanmama def’ine muhatap tüm markalarının tescil tarihlerinin, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 05.04.2021 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 05.04.2016 tarihinden önce olduğu tespit edildiğinden, davalının kullanım ispatı talebinin, bu talebe muhatap tüm davacı markaları yönünden süre açısından dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının, ileri sürülen kullanmama def'i üzerine, marka işlem dosyasına;
✓ "...+..." şeklinde hizmet/satış markası kullanımlarının olduğu, çok sayıda iplik, torba ve kumaş satışına ilişkin 2017-2020 yıllarına ait 14 adet fatura örneğini,
✓ 2019-2020 yıllarına ait, fuar montaj bedeli, broşür ve takvim hazırlanışına ilişkin 5 adet hizmet alımı faturası örneğini,
✓ 2021 yılına ait "...+... ..." şeklinde markasal kullanımın gerçekleştiği takvim görselini,
✓ "...", "...+..." ve "... ..." işaretlerinin markasal hüviyette kullanıldığı bez torba, kutu ve şapka görsellerini,
✓ Fuar katılımına ilişkin, "...+..." şeklinde markasal kullanımın gerçekleştiği stand fotoğrafını,
✓ Davacının .... listesinde yer aldığına ilişkin, "...+..." markasal kullanımının da geçtiği bir adet haber görselini sunmuş olduğu, tespit edilmiştir.
Mübrez deliller değerlendirildiğinde; davacının “...” markasının “iplik, torba ve kumaş” satışı hizmetlerinde, gerekli tarih aralığında ciddi biçimde kullanılmakta olduğunun yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat olunabildiği ve davacının kullanmama def’ine muhatap markalarının, tescilli oldukları emtialar arasında sayılan bu emtialar olduğu takdirde, ...kararının iptali talepli dava yönünden SMK m.6/1 hükmü bağlamında değerlendirmeye dahil edilebileceği, tespit edilmiştir.
Hükümsüzlük istemi bakımından ise dava aşamasında davalı şahıs tarafından kullanmama def'i ileri sürülmediğinden, hükümsüzlük istemine mesnet tüm markalar SMK m.6/1 hükmü uyarınca tescil kapsamlarında yer alan tüm emtialar bakımından değerlendirme kapsamına alınmıştır.
Her ne kadar davacı tarafın delilleri meyanında saydığı markalar arasında, ... nezdindeki itirazlarına mesnet almadığı .... sayılı markalar da mevcut ise de, "...." görselli bu markaların uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresini ihtiva etmemeleri nedeniyle, hükümsüzlük talepli dava açısından dahi, bu markalar ile dava konusu marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı peşinen söylenebilecektir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaları, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen emtialar yönünden tescilli değildir. Taraf markalarının kapsamına giren/alınmak istenilen emtiaların yukarıda yer verilen kriterler doğrultusunda, benzer/türdeş/ilintili emtialar olduğu da söylenememektedir. Zira bunlar, benzer alıcı çevresine hitap etmezler, benzer ihtiyaçları gidermezler, son kullanıcıları ve hedeflenen alıcı profilleri farklıdır, satış kanalları farklıdır, birbirleri yerine ikame imkanları ve birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri yoktur ve benzer markaları bu farklı emtialarda kullanılırken gören alıcıların markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurması mümkün değildir. Nitekim; davacının dava dosyasına celbini talep ettiği, .... Esas ve .... Esas sayılı dosyalarına sunulmuş olan bilirkişi heyeti raporlarının ve dahi .... Esas no.lu dosyada inşa olunan mahkeme kararının dahi iş bu davada mal-hizmet benzerliğine yönelik yapılan değerlendirmeye aykırı olmadığı müşahede edilmiştir. Zira; .... Esas sayılı dosyaya sunulmuş olan bilirkişi heyeti raporunda da, bahsi geçen uyuşmazlığa konu olan markanın 11 ve 21. Sınıflara giren emtialarda tescil edilmek istendiği ve somut uyuşmazlıkla aynı olan bu emtiaların, davacının markalarının tescilli olduğu emtialarla benzer bulunmadığı görülmektedir. Aynı şekilde; .... Esas sayılı dosyaya konu olan markanın da 08, 11, 21 ve 35. Sınıflara giren emtialarda tescil edilmek istendiği, bu markanın kapsamından 35. Sınıf altında, davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların satışı hizmetlerinin zaten çıkartılmış olduğu, geri kalan ve somut uyuşmazlığa konu emtialarla aynı olan emtialar yönünden ise emtia benzerliği şartının gerçekleşmemiş olduğu hususunun değerlendirildiği ve mahkeme kararı neticesinde de davacının davasının reddedildiği anlaşılmaktadır.
.... Esas sayılı dosyasına konu olan davalı markasının ise, somut uyuşmazlıktan farklı olarak, 20 ila 35. sınıflara giren emtialarda tescil edilmek istendiği ve bu dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporunda da, bu emtialar ile davacının markalarının tescilli olduğu emtialardan sadece, 35. Sınıftaki; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri’nin bir araya getirilmesi hizmetleri”nin benzer/türdeş olduğu, gözlemlenmiştir.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan emtaların aynı veya benzer olmadığı tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; her ne kadar dava konusu marka ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunsa da, markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı veya benzer olmadığı tespit edildiğinden, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı taraf, dava konusu edilen marka ile aynı veya benzer tescilsiz bir işareti, davalının markasının tescili kapsamına alınmak istenen 11 ve 21. sınıflara giren emtialarda veya bu emtialar ile benzer emtialarda, kendisi tarafından, dava konusu marka başvuru tarihinden önce yoğun ve sıkı şekilde kullandığını ispatlayamadığından gerçek hak sahipliği iddiası yerinde görülmemiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece ... marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. ... marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) ... markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) ... markanın itibarına zarar verilmesi,
C) ... markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın ... marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın ... marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
... markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; ... markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, ... markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli ... markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece ... markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, ... marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
... markanın itibarına zarar verilebilmesi için; ... markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. ... markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; ... bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
... markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, ... markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece ... marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu delillerden, davacının “...” markasının, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen, 11 ve 21. sınıflara giren emtiaların hitap ettiği sektörlerdeki bilinirliği, bu markaya ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payı anlaşılamadığından, bu markanın bu sektörlerde “...” olduğunun söylenmesi mümkün görülmemiştir. Kaldı ki; somut olayda SMK m.6/5 hükmü gereğince ... marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalı tarafın davaya konu markasının, davacının markasının “tanınmışlığı”ndan haksız yarar sağlaması, “... marka”nın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin yüksek olması gerekir. Taraf markaları, benzer bulunmuş ise de, taraf markalarının benziyor olması, davacının markasının “sentetik dokuma sanayi” sektöründe bilinir bir marka olması hallerinde dahi, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmez. Tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki/... markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir. Bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ve mantıklı argümanlarla ortaya konulmalıdır. Öyle ki; davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/5 maddesinde sayılan durumların ortaya çıkmasının gerçekten olası olduğu yönünde bir kanaat hâsıl olmalıdır. Bütün bu nedenlerle; dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtialar yönünden, SMK m.6/5 hükmünde aranan durumların somut olayda gerçekleştiğinin/gerçekleşme ihtimali olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. .... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının SMK m.6/6 hükmü kapsamında ticaret ünvanının ayırıcı unsuruna ve alan adına dayanabilmesi için, her şeyden önce, ticaret ünvanının ayırıcı unsurunu ve alan adını, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 11 ve 21. sınıflardaki emtialarda veya bunlara benzer emtialarda kullanıyor olduğunu ispat edebilmesi gerekir. Ancak; davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu beyan ve delillerden, davacının faaliyet alanının sentetik dokuma sanayi kapsamında iplik, kumaş ve torba üretimi olduğu anlaşılabildiğinden, davacının ticaret ünvanının ayırıcı unsurunun ve alan adının himayesinin, sadece ticari faaliyet gösterdiği emtialar açısından yapılması gerektiğinden, davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddialarının dava konusu markanın, kapsamına giren emtialar bakımından tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 64,00 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 312,75 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.236,55 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından yapılan 124,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır