T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/370 Esas - 2024/238
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/370 Esas
KARAR NO : 2024/238
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2-...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 16/08/2023
KARAR TARİHİ : 24/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 16/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait “... ...” marka başvurusunun müvekkili adına tescilli ...+... markalarının serisi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin itiraza konu markası tanınmış ... markası ile ortalama tüketici nezdinde ayırt ediciliği son derece yüksek olan ... renkli ... ibaresi, şekil unsuru ve ... ibaresinin kendine özgün yazım stili, şekil ve renklerle kombine edilmesi ile oluşturulmuş olduğunu, bu kapsamda müvekkili markasının, tamamen müvekkilinin çabası ile özgün ve ayırt edici bir biçimde oluşturulduğunu, buna karşın itiraza mesnet gösterilen markanın ise kırmızı renk ... ibaresi ön plana çıkartılarak oluştuğunu, müvekkiline ait markanın, müvekkil şirketin 1998 yılından beri hemen tüm markalarında kullandığı ve artık şirket ile özdeşleşen “...” renk ile oluşturulmuş olduğunu, müvekkili şirkete ait özel ve özgün renk kompozisyonu ile oluşturulan söz konusu markanın ortalama tüketicisinin bu rengin ve şeklin müvekkil şirketi ile özdeşleştiğini bilmesi, gördüğünde müvekkili şirketin akla gelmesi nedeni ile markayı ayırt edici kılan etkenlerden biri olduğunu, müvekkili şirketin bu ... rengi ve şekil ibaresini sadece markasında değil web sitesi tasarımında ve telefon uygulamalarında da kullandığını, başka bir anlatımla anılan renk ve kompozisyonun müvekkili şirketin bir nevi “...”i olduğunu, davalı şirket ile müvekkili tamamen farklı sektörlerde faaliyet göstermekte olup, bu hususun da markalar arasında iltibas ihtimali doğmayacağını ispatladığını, zira davalı şirketin gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ise e-ticaret sektöründe faaliyette olduğunu, her iki tarafın hitap ettiği tüketici kitlesinin birbirinden farklı olduğunu, taraf markalarında ortak olan ... ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu ve bu ibarenin yaygın olarak kullanılması sebebiyle itiraz sahibi şirketin tekelinde olması ve başka kişi ve kuruluşlarca farklı kelimelere eklenerek kullanımının engellenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ... ibaresinden oluşmadığını, hatta ... ibaresinin ön plana dahi çıkartılmadan oluşturulmuş kompozit bir marka olduğunu, “... ...” markasını hiçbir tüketicinin ... markası ile karıştırmayacağını, müvekkili şirketin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu ve.... markasının ... sayı ile ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, müvekkili şirketin ... markasının yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde tüketicinin ... ile ... markalarının güçlü bağını hissetmiş olduğunu ifade ederek, ... sayılı ... Kararı’nın iptaline, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 23/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Markalar arasında yapılacak sınıf benzerliği incelemesinde; davaya konu markanın, diğer davalıya ait itiraza mesnet markasının tescilli olduğu mal/hizmetlerde tescil ettirilmek istendiğini, bu bağlamda markalar arasında mal ve hizmetler açısından ayniyet söz konusu olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğacağını ve markaların birbirleriyle ilişkilendirilebilir olduklarını, ilgili tüketicinin markaların kaynaklarının aynı olduğu algısına kapılabilir ve markaların birbirlerinin serisi olduğu yanılgısına düşebileceğini, markalar arasındaki sınıf benzerliğinin markaları birbirine yakınlaştırmakta ve iltibas tehlikesi oluşturduğunu, dava konusu “... ...” markasının ...-şekil markası olduğunu, markada yer alan şekil unsurunun markanın genel görünümü üzerinde radikal bir değişiklik oluşturmadığını, bu nedenle ... unsurunun ön plana çıktığını, “...” ibaresinin çatı marka olarak kullanıldığını, bu nedenle asıl marka olarak tescil ettirilmek istenen ibarenin “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin “...” esas unsurlu mesnet markalar ile ayniyeti/benzerliğinin aşikar olduğunu, bir diğer hususun ise “... ...” işaretinde marka algısı oluşturan ve ön plana çıkan sözcüğün “...” ibaresi olduğunu, her ne kadar davacı “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin son derece yüksek olduğunu belirterek “...” rengin şirketle özdeşleştiğini ifade etse de; “...” sözcüğünün ancak kullanım yoluyla belirli düzeyde ayırt edicilik kazanan zayıf bir ibare olduğunu, zira “...” sözcüğünün “bu yerde” anlamına gelen davacı tarafından oluşturulmayan ve Türkçede özellikle gündelik konuşma dilinde yaygın kullanıma sahip bir ... olduğunu, tescil kapsamında yer alan hizmetlerin alıcı grubunun ortalama tüketici kitlesi olduğu göz önüne alındığında işaretler arasında seri marka algısı oluştuğunu, markaların esas unsurları arasındaki bu ayniyet/benzerliğin ilgili tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracak ve iltibas tehlikesi oluşturacağını, ayrıca markaların aynı mal/hizmetleri kapsadığı da dikkate alındığında çifte benzerlik şartının oluştuğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili 18/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin salt ... nezdinde 100’e yakın tescile/başvuruya sahip olup, ayrıca ... markasına tüm sınıflar/mallar-hizmetler açısından koruma sağlayan ... no.lu tanınmışlık tesciline sahip olduğunu, müvekkilinin, bizzat oluşturduğu orijinal ve özgün nitelikteki ... markasını gıda/yiyecek-içecek sektörü başta olmak üzere bağlantılı pek çok mal ve hizmet için 1984’ten beri Türkiye’de aktif ve kesintisiz olarak kullandığını ve ilgili sınıflarda 1983’ten beri uluslararası platformda tescil ettirdiğini, müvekkilinin gerçek hak sahipliği tartışmasız olup, kendisinin huzurdaki davada korunması gereken öncelikli ve üstün hakkının mevcut olduğunu, davacının dava konusu işarette koruma altına almak ve asıl tescil ettirmek istediğinin ... ibaresi olduğunu, zira “...” zaten önceden tescilli çatı marka olduğu gibi, ... ibaresi işaretteki tüm diğer kelimelerden farklı biçimde yazılmış, renklendirilerek ön plana çıkarılmış ve vurgulanmış olduğunu, tüketicilerin dava konusu işaretle karşılaştıklarında ilk olarak dikkatlerini ... ibaresi çekecek ve konu markayı bu şekilde hatırlayacaklarını, markaya bakıldığında ilk algılananın ... ibaresi olduğunu, davacı her ne kadar “...” ibaresinin altında yer alan çizginin ayırt edici olduğu, markanın “...” ibareli bir seri marka olduğunu, “...” ibaresinin yüksek ayırt edici olduğunu iddia etmişse de, marka hukukunun temel prensipleri gereği bu iddialara itibar edilmesinin olanaksız olduğunu, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin, yer işaret eden bir kelime olup, herkesin kullanımına açık bir ibare olduğunu ve kimsenin tekel iddia etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, ... ibaresinin, ... ibaresini vurgular biçimde kullanılmış olduğunu ve asli unsur niteliğinde olmadığını, davacının dava dilekçesinde yer verdiği “trade dress” kavramının ise olay ile örtüşmediği ve bir rabıtasının da olmadığını, söz konusu çizginin dava konusu markada ön planda olmadığını, tüketicilerin dikkatini çekecek şekilde konumlandırılmamış olduğunu ve zaten tüketicilerin kelimelere odaklı olduklarını, bilakis, işaretteki ... ibaresinin, farklı yazım stili ve renkler kullanılarak ve daha büyük yazılarak ön plana çıkarılmış olduğunu, markaların yazılış, okunuş, söyleniş, duyuluş, fonetik yanı sıra anlam/kavram ve zihinde/gözde/kulakta kalan etki vs her açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve dahi davacı işaretinin müvekkil markasını içinde barındırdığını, tanınmışlık iddiasının nispi red nedenleri arasında sayılmış olup, üçüncü kişiler tarafından bir marka başvurusuna yapılacak itirazlar ve/veya bu marka aleyhinde açılacak davalar bakımından uygulanacak bir düzenleme olduğunu, dolayısıyla davacının tanınmışlık iddiasının huzurdaki dava bakımından bir etkisinin bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markalar arasında "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının önceki tarihli markalardan kaynaklı olarak müktesep hakkının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Marka başvuru sahibi davacının 14.01.2022 tarihinde ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 14.02.2022 tarih ve 390 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı yanın 14.04.2022 tarihinde "..." ibareli markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacının 29.07.2022 tarihli karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusundan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetlerinin çıkarıldığı, bu karara karşı davacı tarafından 28.12.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 02.02.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetlerin tamamı davalının ... sayılı markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer almaktadır.
Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetlerin tamamı davalının ... sayılı markalarının kapsamında ilişkili olarak yer almaktadır. Redde mesnet markalarda ilişkili olarak yer alan emtialar mavi renk ile vurgulanmış olup, bu emtialar ile dava konusu marka kapsamından çıkartılan söz konusu emtiaların satışı hizmetleri arasında birbirini tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır.
Dava konusu “... ... ...” ibareli marka; ... renkte, küçük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin altında daha büyük punto ile farklı renklerdeki dörtgen şekillerin içerisinde küçük harflerle, beyaz renkte “...” ibaresi ve ... renkte “...” ibaresinden oluştuğu, ayrıca “...” ibaresi ile “...” ibaresi arasında farklı renkte çizgilerden oluşan bir şeritin bulunduğu müşahede edilmiştir. Markada yer alan “...” ibaresinin çatı marka konumunda yer aldığı, dolayısıyla dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davalının redde gerekçe markaları; kırmızı renkte, büyük harflerle münhasıran “...” ibaresini veya bu ibare ile birlikte çok daha küçük punto ile dava konusu hizmetler bakımından coğrafi yer adı olarak ayırt edici niteliği haiz olmayan “...” ve “...” ibarelerinin ve figüratif unsurların yer aldığı kelime markası veya karma markalardır. Marka hukukundaki, “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereği, redde gerekçe markalarda yer alan figüratif unsurların redde gerekçe markalardaki “...” ibaresine kıyasla arka planda olduğu, tüketici tarafından söz konusu figüratif unsurların markaların esas unsuru olarak algılanmayacağı hususları dikkate alındığında, davalının redde gerekçe markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (....), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artması gerektiği, başvuru markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, redde mesnet markaların esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, markalarda müşterek olarak bulunan "..." sözcüğünden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal düzlemde benzerlik bulunduğu, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin çatı marka vasfı nedeniyle ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, buna göre, daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra başvuru markasını davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile redde mesnet markaların farklı ticari kökenlere işaret ettiğini algılasa dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, bu durumun ise dolaylı karıştırılma ihtimaline sebep olacağı kanaatine varılmıştır.
Davacı yan müktesep hak iddiasında bulunduğundan bu husus aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir:
... .’nin 19.09.2008 tarih ve ..... sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
... 19.09.2008 tarihli ve .... Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar:
• müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
• markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
• dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. ... irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (...)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, ... Dairesi'nin 06/01/2020 tarih ... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; dava konusu markanın başvuru tarihi olan 14.01.2022 tarihi dikkate alındığında, davacının önceki tarihli olup, iş bu başvuru tarihi itibariyle, tescili üzerinden 5 yıl sürenin geçtiği tespit edilen müktesep hak iddiasına konu markalarının sayısının 19 olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu markalar bilirkişi raporunda tablolaştırılmıştır. Dava konusu markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğu, müktesep hak iddiasına konu markaların asli unsurlarının ise “...” ibareleri oldukları değerlendirilmektedir. Her ne kadar markalarda “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, dava konusu markanın davacının önceki markalarının esas unsuru konumundaki “..” ibarelerini muhafaza ettiğinin söylenemeyeceği, iş bu davaya konu marka başvurusunun, önceki tarihli davacı markalarının asli unsuru korunarak oluşturulduğu kabul edilemeyeceğinden, davacı yanın müktesep hak iddiası yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili her ne kadar tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususu değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 220,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.336,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 76,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır