T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/482 Esas - 2024/211
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/482 Esas
KARAR NO : 2024/211
HAKİM : ...
KATİP : ....
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ....
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 30/10/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 30/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kurumsal web sitesinden (...) görülebileceği üzere ... ve mühendislik alanında çok büyük yatırımlar yaptığı gibi büyük projeleri de başarıyla sonuçlandırmış olduğunu, bu şirketlere her geçen gün yenilerini de bünyesine katan müvekkili ... ...A.Ş.’nin kurulumunun yanında ....’da müteşekkil bir teknoloji şirketi olan ... A.Ş.’yi de satın alarak bünyesine katmış olduğunu, ayrıca ... A.Ş. firmasını da benzer bir biçimde bünyesine alarak deniz altı araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yeni bir boyut kazandırmış olduğunu, tüm bu mühendislik faaliyetlerinin tümünü ... markasının çatısı altında sürdürdüğünü, müvekkilinin markası itiraza gerekçe gösterilen karşı yan markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzemediğini, bunun yanında faaliyet alanları açısından da benzerlik bulunmadığını, nitekim müvekkili firmanın ... alanında faaliyetlerde bulunduğunu, karşı yan markanın ise taşımacılık alanında faaliyetlerde bulunduğunu, “...” markası ile karara gerekçe ... Kargo markalarının benzer olmadığını, ayrıca logoda ... ...’nin baş harflerinden oluşturulmuş köprü sembolü ve öne çıkan “...” ibaresinin ... Kargo markalarıyla hiçbir benzer tarafı ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin “...” ibareli marka başvurusunun yenilik ve ayırt edici nitelik kriterlerine haiz olduğunu, davalı ... Kargo firmasının 5 yıllık yasal süreyi dolduran markalarında kullanım ispatında bulunamamış olduğunu, müvekkili firmanın “...” ibareli marka üzerinde kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, zira iş bu ibareyi tescili istenilen hizmetler bakımından ilk defa ve uzun yıllardır fiilen ciddi bir şekilde kullanan firmanın müvekkili olduğunun deliller ile de sabit olduğunu, müvekkili firmanın müracaatı yapılan ibare ve bu ibarenin tescili talep edilen hizmetler bakımından fiilen ilk defa kullananı olmak bakımından gerçek hak sahibi bulunduğu ve itiraz eden davalı firmanın söz konusu hizmetler ile ilgili hiçbir kullanımı bulunmadığı da dikkate alındığında, bu halde gerçek hak sahibi olan müvekkili firma müracaatının tesciline karar verilmesi gerektiğini ifade ederek; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 08/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının asli ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markaların bu ibare üzerinden tüketicinin aklında kalacağını, bu ibare üzerinden hatırlanarak tasvir edilecek ve bu ibare üzerinden aktarılacağını, bu sebeple markaların kapsamında ortak olarak yer alan ve kısmi redde konu olan hizmetler yönünden “...” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketici açısından sunulan hizmetin davalı tarafa ait olduğu yönünde bir yanılgı oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, markalar görsel, işitsel ve anlamsal olarak SMK 6/1 maddesi kapsamında tescil engeli olabilecek düzeyde benzerlik arz ettiğinden reddedilen kısım bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine somut olayda redde mesnet olan markalar kullanım ispatına tabi olmayan markalar olup esasen, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği 30/07/2021 tarihi itibariyle 5 yıllık tescil süresini doldurmamış olan kısmi redde mesnet markaların kullanım ispatı talebine konu edilmesinin de SMK 19/2 maddesi uyarınca mümkün olmadığını ifade ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili 10/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle;Taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerliğin söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin 1979 yılından bu yana ticari faaliyetlerinde “...” ibaresini kullanmakta olup bugüne dek “...” esaslı unsuru etrafında türettiği seri markalarla başta davacının tescil talep ettiği 37. ve 39. sınıflar olmak üzere faaliyet göstermiş ve 1989 yılında kurulan müvekkili şirket ile Türkiye’nin önde gelen markalarından biri haline gelmiş olduğunu, ... Kargo’nun ünü sektörel bilinirliğin ötesine taşınarak ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan Türkiye’nin en bilinen markaları arasında yerini almış olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markalar arasında "Deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri;Deniz taşıtlarının ve mallarının kurtarılması hizmetleri;Denizdeki atıkların ve müsilaj gibi biyolojik veya kimyasal oluşumların toplanması ve taşınması hizmetleri;Deniz römorkörlerinin işletilmesi, boşaltılması hizmetleri; liman ve rıhtımların işletilmesi hizmetleri; gemilerin, batık gemilerin ve yüklerin kurtarılması hizmetleri;Sualtı ve su üstü arama kurtarma ve acil müdahale hizmetleri." bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davacı yanın gerçek hak sahipliği iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Marka başvuru sahibi davacının 30.07.2021 tarihinde ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 29.11.2021 tarih ve 385 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı yanın 31.01.2022 tarihinde "..." ibareli markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacının 28.04.2022 tarihli karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde bir kısım itiraza mesnet markalar bakımından kullanmama def'i ileri sürdüğü, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusundan "Deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri;Deniz taşıtlarının ve mallarının kurtarılması hizmetleri;Denizdeki atıkların ve müsilaj gibi biyolojik veya kimyasal oluşumların toplanması ve taşınması hizmetleri;Deniz römorkörlerinin işletilmesi, boşaltılması hizmetleri; liman ve rıhtımların işletilmesi hizmetleri; gemilerin, batık gemilerin ve yüklerin kurtarılması hizmetleri;Sualtı ve su üstü arama kurtarma ve acil müdahale hizmetleri." hizmetlerinin çıkarıldığı, bu karara karşı davacı tarafından 28.11.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 26.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 04.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... Dairesi'nin ve ...'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, E. ....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 29.08.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle marka işlem dosyasında itiraz sebebi yapılmayıp, ilk kez dava aşamasında itiraz sebebi yapılan iddialar değerlendirme dışı bırakılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İş bu davaya konu redde mesnet markalar .... sayılı markalar olup, söz konusu markalar kullanmama def'ine tabi değillerdir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan ve bilirkişi raporunda kırmızı renk ile gösterilen hizmetler aynı, aynı tür veya benzer hizmetlerdir. Zira bunlar aynı tür tüketici kesimine hitap ederler, aynı tür ihtiyaçları karşılarlar, aralarında rekabet veya birbiri yerine ikame imkânı bulunur, aynı tür yerlerde satışa arz edilirler. Redde mesnet markaların kullanmama def'ine tabi olmadığı da dikkate alındığında, davalı şirketin kargoculuk faaliyeti ile fiili olarak iştigal ettiği, başvuru kapsamından çıkartılan hizmetler ile kargoculuk faaliyetinin benzer olmadığına yönelik davacı argümanının somut olayda dinlenebilir olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira; mal veya hizmet benzerliği değerlendirmesi, kullanmama def'ine tabi olmayan markalar bakımından, markaların kapsamlarında yer alan mal-hizmet listesi karşılaştırılarak yapılır.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; "...+..." ibaresinden oluştuğu, "..." sözcüğünün davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, "Söz görünümde yüksek sesle konuşur." ilkesi dikkate alındığında, mavi ve gri renklerden oluşan logo mahiyetindeki ... unsurunun "..." sözcüğüne göre arka planda kaldığı, "..." sözcüğünün davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, buna göre, başvuru markasının esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu kanaatine varılmıştır.
Redde mesnet markalar incelendiğinde; "..., "... ..." ve "... " ibarelerinden oluştukları, redde mesnet markaların "..." sözcüğü etrafında seri marka ailesi oluşturduğu, markalarda yer alan sair ... ve sözcük unsurlarının markaların tali unsurlarını oluşturdukları, buna göre, redde mesnet markaların esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; başvuru markasından çıkartılan hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, gerek başvuru markasının, gerekse redde mesnet markaların esaslı unsurunun müşterek olarak "..." sözcüğünden oluştuğu, buna göre, daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markası ile davaya konu hizmetler bakımından karşılaştığında, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markalar ile karıştırabileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında, davaya konu hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı yan müktesep hak iddiasında bulunduğundan bu husus aşağıdaki şekilde incelenmiştir.
.... .’nin 19.09.2008 tarih ve ..... sayılı “....” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve .... . Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar:
• müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
• markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
• dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... Dairesi'nin 06/01/2020 tarih .... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; davacının "..." ibareli en eski marka tescil belgesinin 2018/16299 sayılı markasına ilişkin olduğu, söz konusu markanın 14/02/2019 tarihinde tescil edildiği, bu markanın tescil tarihi ile dava konusu marka tescil başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğu, başka bir deyişle, davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle davacının önceki tarihli markasının hali hazırda potansiyel hükümsüzlük tehdidi altında bulunduğu anlaşıldığından, davacı yanın müktesep hak iddiası yerinde görülmemiştir.
Davacı yan her ne kadar önceki tarihli kullanım iddiasına dayalı gerçek hak sahipliği argümanını ileri sürmüşse de, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususu değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 450,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.528,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... ... A.Ş. tarafından yapılan 160,00 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ... A.Ş.'ye verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır