....C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/423 Esas - 2024/216
TÜRK MİLLETİ ADINA
....C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/423 Esas
KARAR NO : 2024/216
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 19/09/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 19/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava konusu marka ile müvekkili markaları bakımından bir değerlendirme yapıldığında, davalı tarafa ait markadaki baskın ve esas unsurun “...” ibaresi olduğu, müvekkili markaları incelendiğinde ise bu markalardaki işaretlerde yer alan ayırt edici unsurun da itiraza konu marka başvurusunda olduğu gibi “...” ibaresi olduğu, davalı tarafın markasında bulunan “...” ibarelerinin davalı tarafın markası ile müvekkili şirkete ait markalar arasında farklılaştırma oluşturmadığı gibi “...” ibaresinin ise seri marka/şube/bayi çağrışımı yaptığından bu hususun açıkça benzerlik ve iltibas durumu yarattığı, esasen her iki markada yer alan “...” ibaresi arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yüksek düzeyde işaret benzerliği bulunduğu, itiraza konu markada ana unsur olarak yer alan ... ibaresinin, müvekkilinin tescilli markalarındaki ... ibaresinden farklı olmadığı, ortalama tüketici zihninde sigorta hizmetleri alanında faaliyet gösteren müvekkili ile doğrudan bağlantı kurulmasına sebep olduğu, markada yer alan “...” ifadesinin müvekkili şirketle bağ kurulması ihtimalini doğurmakta ve tüketiciler nezdinde müvekkilin bir iştiraki olduğu izlenimi yaratmakta olduğu, bu nedenle davalı tarafın itiraza konu markası ile müvekkili markaları arasında iltibas olduğu, müvekkili şirkete ait marka ile davalı tarafın itiraza konu markasının kayıtlı olduğu mal ve hizmet sınıfının aynı olduğu, mal ve hizmet sınıfının aynı olması durumunda işaretler arasındaki düşük bir benzerliğin dahi markaların ilişkilendirme ihtimalini oluşturmak için yeterli olduğu, ancak ... tarafından bu hususa dikkat edilmeden hukuka ve hakkaniyete aykırı karar tesis edildiği, işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından “umumi intiba” olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edildiği, mal ve hizmet sınıfının aynı olması durumunda işaretler arasındaki düşük bir benzerliğin dahi markaların ilişkilendirme ihtimalini oluşturmak için yeterli olduğu, tüketicilerin çoğu zaman markaları yan yana karşılaştırma imkânı olmadığı bu sebeple de akılda kalan hatıra ile hareket ettiği de göz önüne alındığında her iki marka arasında oluşacak karıştırılmanın kaçınılmaz olduğu bu durumun ... kararları kapsamında da dosyaya konu uyuşmazlık bakımından, sigorta hizmetleri alanında faaliyet gösteren müvekkiline ait markanın aynı hizmet kapsamında faaliyet gösteren davalı taraf markası ile karıştırılacağı ve müvekkili şirketin bir markası olduğu veya müvekkili ile bir bağlantısının olduğu izlenimi vereceği, ... tarafından tesis edilen emsal kararların esasen, “...” ibaresini içeren müvekkile ait markalar ile aynı ibareyi içeren itiraza konu markanın karıştırılma ihtimalinin olduğunu gösterdiği, Kurul’un daha önce huzurdaki uyuşmazlığa emsal durumlarda itirazlarını kabul ettiği, buna rağmen huzurdaki davaya konu marka yönünden yapılan itirazlarının kabul edilmeyerek çelişkili bir karar tesis edildiği, Kurulun daha önce itirazları doğrultusunda tesis ettiği kararlar göz önüne alındığında davaya konu ... kararının iptaline karar verilmesi gerektiği, hususlarını beyan etmekte, markalarına ilişkin yargı kararlarını emsal göstermekte ve ....’nun 17.07.2023 tarihli ... sayılı kararının iptalini ve "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun reddini, tescil işlemlerinin durdurulmasını, markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 28/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Somut olay değerlendirildiğinde “... ...” ibareli marka başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların, tescil edilen mal veya hizmet sınıfları yönünden, aralarında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından yapılan marka tescil başvurusu incelendiğinde tescil edildiği mal veya hizmet sınıfında markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğu; kullanılan harflerin, şekil unsurunun ve yazı stilinin farklı olduğu; markanın sarı zemin üzerine siyah renk kullanılarak kendine özgü bir tarzda yazılan “... ...” ibaresinden oluştuğu, markanın başlangıç kısmında kendine özgü bir şekilde büyük “...” harfinin bulunduğu, davacının itiraza mesnet markalarının kelime unsurunun farklı olduğu, kullandığı yazı stilinin farklı olduğu, şekil unsurunun farklı olduğu, itiraza mesnet markalarda başkaca kelimelerin kullanıldığı, davalı markasının tescil edildiği sınıflara ilişkin markanın ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiği, davaya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların farklı olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, itiraza mesnet gösterilen ... (güvenli gelecek), ... (... sigorta), ... (size güvenli gelecek), ... (... emeklilik ve hayat) sayılı markaların hükümden düşmüş durumda olduğu veya Kurum nezdindeki işlemler bakımından nihai olarak ve tümden reddedilmiş oldukları tespit edildiğinden belirtilen markalara dayalı itirazın kabul edilmediği, itiraza mesnet diğer markalar bakımından yapılan incelemede ise, başvuru konusu markanın "... ..." şeklinde bir bütün olarak okunup algılanması, markalar arasında "..." ibaresi dışında ortak bir unsur bulunmadığı, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, markalar arasında ihtiva ettikleri diğer tüm unsurların varlığından kaynaklı olarak oluşan belirgin farklılıklar bulunduğu, markaların eşya kapsamında ortak olarak yer alan 36. sınıfa dahil hizmetlerin niteliği ile bu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat düzeyinin yüksek olması hususları göz önüne alındığında, markalar arasındaki farklılıkların somut uyuşmazlıkta karıştırılma ihtimalini bertaraf ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde farklı bileşenlerden oluşan ve farklı tarzlarda düzenlenen belirtmiş olduğu diğer markalara ilişkin verilen kararlar değerlendirildiğinde ise her marka başvurusunun tescil edilen diğer marka başvurularından bağımsız, kendi içerisinde incelenmesi gerektiğinden, Kurum’un sadece kendisine yapılan başvuruyu değerlendirmekle mükellef olduğu, her markanın özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar veya hizmetlerin ve bu mal veya hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal veya hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü nitelikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden diğer marka başvurularına ilişkin verilen kararların itirazın veya davanın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesinin herhangi bir değeri ve önemi olmadığı, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, tescili talep edilen marka ibaresinin tescil edilen mal veya hizmet sınıfları yönünden, itiraza mesnet gösterilen markalar ile karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davalı markasının ayırt edici nitelikte olduğu hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı... ŞIRKETİ vekili 16/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markaları arasında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığı, iltibas teşkil edecek düzeyde bir benzerlik olduğu iddiasının yerinde olmadığı, iltibasın kelime anlamı olarak; birbirine çok benzeyen iki şeyin karıştırılması şeklinde ifade edildiği, doktrinde de bu durumun marka hukukunda karıştırılma ihtimali olarak anıldığı, ancak iltibasta, kişinin mal ve hizmeti piyasaya süren süjenin birbirinden farklı olmadığı şeklinde bir yanılgıya kapıldığı, karıştırılma ihtimalinde ise, iki marka arasında olduğu düşünülen basit bir benzerliğin bile dikkate alınabildiği, davacı tarafın dava dilekçesinde tarafların markalarının iltibas teşkil edecek düzeyde benzer olduğunu dile getirirken esasen söz konusu hizmeti piyasaya kimin sürdüğünün, hizmetin kimin tarafından verildiğinin ortalama tüketici nezdinde anlaşılamayacağını iddia ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde tescilli markasındaki "..." kelimesini ön plana çıkararak bu kelime üzerinden bir iltibasın varlığını kanıtlamaya giriştiği, halbuki doktrinde de kabul gördüğü üzere markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek olmadığı, benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak suretiyle markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınmasının uygun olduğu, iltibasın hizmeti veren süjenin net olarak algılanamaması olarak kabul edilmesi gerektiği, taraf markalarının görsellerinde renk, yazı tipi, kelime sayısı, işaret olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığı, ortalama tüketici nezdinde markaların birbiriyle karıştırılması ve hizmetin kimin tarafından verildiği hususunda şüphe duyulmasının mümkün olmadığı, iltibas konusunda dikkat edilecek bir diğer hususun, iltibas üzerinde normal, orta zekâ seviyesindeki, makul bir kimsenin bu yargıya varabilmesi olduğu, işin uzmanı ya da çok dikkatli bir kişinin, işaret ile markayı karıştırmamasının, eylemin tipe uygunluğunun tespitini ölçmede bir anlamı olmadığı, halk teriminin, malın veya hizmetin niteliği ve hedef aldığı halk veya müşteri kitlesi göz önünde bulundurulması gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde taraf markaların görsellerine yer vermiş olduğu, markalar arasındaki benzerliği kavramsal, işitsel ve bunların ait olduğu mal ve hizmetler bakımından incelemiş olduğu, davacı tarafın söz konusu inceleme ve beyanlarının tümünün hukuki mesnetten yoksun olduğu, her halükarda iltibas konusunda ortalama bir tüketicinin fikrinin dikkate alınması gerektiği, ortalama bir tüketicinin renk, yazı tipi ve işitsel farklılıkları haiz markaları birbiriyle karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... kararının iptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 23.09.2021 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 13.12.2021 tarih ve 386 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 14.02.2022 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 18.05.2022 tarihinde itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, ...'nca söz konusu itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 05.02.2023 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 13.02.2023 tarihinde itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 20.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 18.03.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davaya konu marka kapsamında; 36. sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait ... sayılı marka tescilleri kapsamındaki 36. sınıftaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu tespit edilmiştir. 37. sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri” ile davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların tescili kapsamındaki 36. sınıfta yer alan “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” arasında benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Bu hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kesiminin aynı olması ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yaygın olarak gayrimenkul komisyonculuğu veya idaresi hizmetleri sunmaları nedeniyle ticari kaynakta benzerlik bulunduğu, dolayısıyla bu hizmetler arasında düşük düzeyde bir benzerliğin bulunduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu marka; koyu sarı zemine siyah renkle ve özel fontlar ile yazılmış ve bir tarafına çentik atılmış dik ve yatay olarak konumlandırılmış iki dikdörtgenin birleşmesi ile “...” harfini andıran bir ibare ile kalın harflerle yazılmış “...” ve standart harflerle ve standart fontla yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. Söz konusu marka, kelime ve şekil kombinasyonundan oluşan karma bir marka olup, şekil ve renk unsurları ile birlikte ayırt edici niteliği haiz olduğu görülmektedir. Davaya konu marka yazım şekli bakımından “...” ibaresini daha geri planda içermekte, “...” ibaresinin daha ön planda konumlandırıldığı görülmekte, ancak “... ...” ibaresinin anlam bakımından bir bütün olarak emir cümlesi şeklinde oluşturulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirkete ait gerekçe markalar ise; “...” ibaresine ek kelime unsurlarından oluşan "... " markalardan, “...” ibaresine ek kelime ve şekil unsurlarından oluşan "...." markalarından oluşmaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu hizmetler bakımından dava konusu marka ile davacıya ait gerekçe markaların umumi intiba olarak görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzer olmadıkları, her ne kadar markalar arasında "..." ibaresi müşterek olsa da, "..." kelimesinin; "Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat" anlamının bulunduğu, davaya konu sigorta hizmetleri bağlamında, İtalyanca’da “kişinin kendisini güvende hissetmesi, güvence” gibi anlamlara gelen ... kelimesinin Türkçe’ye sigorta şeklinde geçtiği, sigortanın hukuki olarak; sigortacının, sigortalının ödediği primler karşılığında parayla ölçülebilir bir menfaatini ihlâl eden muhtemel tehlikenin meydana gelmesi halinde tazminat ödemeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı taahhüt ettiği akid olarak tanımlanabileceği, bu bağlamda sigorta hizmetlerinden yararlanan kimsenin, belli bir bedel karşılığında teminat elde ettiği, bu hizmetlerden yararlanan kimselerin güvence elde ettikleri, bu bağlamda "..." kelimesinin söz konusu hizmetleri doğrudan tanımlamasa bile yakın olarak çağrıştırdığı ve söz konusu hizmetin karakteristik özelliğine yakın bir anlam taşıdığı, bu nedenle ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu, bu tür zayıf ibareleri kendisine marka olarak seçen kimsenin bu markada yapılan ufak çaplı değişiklerle yeni marka oluşturma eylemlerini yasaklayamayacağı, .... Dairesi'nin 12.10.2020 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, ayrıca, dava konusu markanın genel görünümü dikkate alındığında; "..." kelimesinin markanın esaslı unsuru olduğunun söylenemeyeceği, başka bir deyişle; söz konusu sözcüğün markanın genel görünümü içinde ön planda olmadığı, markanın esaslı unsurunun bir bütün halinde şekil, renk ve tertip tarzı ile oluşan "... ..." ibaresinden oluştuğu, gerek "..." sözcüğünün ayırt ediciliğinin düşük olması, gerek dava konusu markanın içerdiği sair unsurlarla birlikte bir bütün halinde davacı markalarından farklılaşması, gerekse davacı markaları ile aynı veya benzer olduğu tespit edilen hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve bilinç düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu dikkate alındığında, daha önce davacıya ait gerekçe markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 160,00 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 200,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.899,70 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı... Şirketi tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır