T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/408 Esas - 2024/202
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/408 Esas
KARAR NO : 2024/202
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 12/09/2023
KARAR TARİHİ : 10/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 12/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Markaların karşılaştırılması yapılırken markada ayırt ediciliği sağlayan hâkim-esas unsurlar dikkate alındığında müvekkili şirkete ait olan "...'' ibareli marka ile itiraz olunan ''... ..." markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve markalar arasında iltibas riski oluşacağı hususunun tartışmasız olduğu, itiraz konusu markada yer alan “...” ibaresi herhangi bir ayırt ediciliği olmayan, tersine tescil ettirilmek istenen hizmetler açısından cins, vasıf bildiren bir ibare olup, markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin anlam itibariyle, davalı şirket ile müvekkili şirketin aynı gruba bağlı yahut birbirinin devamı niteliğinde şirketler olduğu imajını uyandırmakta olduğu, dolayısıyla, tüketicinin markalar arasında ilişki kurmasıyla, markalar arasında iltibas riskinin ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu, bu durumun, tüketicilerin yanıltılmasına ve müvekkili şirketin marka imajının zarar görmesine sebep olduğu gibi davalının da haksız bir şekilde bu durumdan faydalanmasına yol açmakta olduğu, itiraza konu markanın, tüketiciler nezdinde müvekkili firmaya ait marka olarak algılanarak iltibas yaratması, kullanıldığı malların ya da hizmetlerin müvekkilinin kalite güvencesi altında sunulduğu düşünülerek tercih edilmesine neden olacağı, bu durumun ise müvekkilinin hem ekonomik kaybına hem de itibarının zedelenmesine neden olacağı, müvekkili şirkete ait olan "..." markasının 09, 35, 38 ve 42. sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsamakta olduğu, davaya konu ... ... markasının da 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda tescil talepli olduğu, dolayısıyla çakışan sınıflar sebebiyle mal ve hizmet sınıflarının da ortak olduğu göz önünde bulundurulduğunda, aynı ve ilişkili mal ve hizmetler üzerinde tescili talep edilmiş olan davaya konu markanın tüketici nezdinde iltibas riski oluşturmasının kaçınılmaz olduğu, ... iştiraki olarak kurulan müvekkili şirketin, sektörde güvenilir ve itibarlı bir marka olarak bilinmekte ve tercih edilmekte olduğu, davalı şirketin, müvekkilinin ticaret ünvanını ve markasını bilmemesi ve çok büyük bir iktisadi değer haline geldiğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, müvekkili ile ayırt edilemeyecek bir marka tercihinde bulunmasının tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, “... ...” markasında kullanılan yazı stilinin dahi müvekkilinin markası ile aynı tercih edilmesinin başvurunun kötü niyetli olduğunu göstermekte olduğu, hususlarını beyan etmekte, ...’nun 12.07.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, dava konusu marka başvurusunun 3. şahıslara devir ve temlikinin önlenmesini temin edecek ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 22/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Diğer davalı başvuru sahibinin itiraz gerekçesi .... sayılı, "...", "..." ibareli markaların kullanımının ispatını talep etmiş olduğu, ancak davacı-itiraz sahibi, verilen süre içerisinde itiraz gerekçesi markaların kullanımını ispatlayamadığından, SMK m.19(2) hükmü uyarınca, .... sayılı markalara dayalı olarak SMK m.6(1) maddesi kapsamında yapılan itirazın reddedilmiş olduğu, davacı taraf, kötü niyet iddiasını itiraz aşamasında belgelendirmediğinden, bu husustaki iddiaya itibar edilmemiş olduğu, .... 'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmış olduğu, bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markanın aynı veya benzer olması veya benzer oldukları yönündeki iddianın, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacağı, Kurulun belirtilen tespiti paylaşmakta olduğu ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markanın benzer olmasını veya benzer markalar olduğu yönündeki iddiayı, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayan bir husus olarak kabul etmemekte olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ... Şirketi vekili 22/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Markayı oluşturan işaret veya sözcüğün aynı zamanda ticaret ünvanı veya işletme adı olarak kullanıldığı durumlarda sadece ticaret ünvanı veya işletme adı olarak kullanımın doğrudan markasal kullanım olarak değerlendirilmeyeceği, bu noktada, önceki faturaların tek başına markasal kullanım olarak değerlendirilmemesi gerekmekte olup ... kararının bu nedenle yerinde olduğu, davacının sunduğu faturaların ciddi ve pazar payı yaratır surette olmadığından kullanım delili oluşturmadığı, davacı tarafından davalı idareye sunulan delillerin, markanın kullanıldığı mal veya hizmet ile açık şekilde ilişkilendirilmemiş olduğu, ayrıca, kullanımı ispatlamak için sunulması gereken kanıtlar; ilgili mal ve hizmetlerin kullanıldığı yeri, zamanı ve kullanım biçimini de göstermesi gerekirken, bu hususa ilişkin de bir değerlendirmenin bulunmadığı, tüm bu nedenlerle davacının .... sayılı, "...", "..." ibareli markaların kullanımının ispatını verilen süre içerisinde, usul ve esasa uygun olarak ispatlayamadığından, SMK m.19(2) hükmü uyarınca, .... sayılı markalara dayalı olarak SMK m.6(1) maddesi kapsamında yapılan itirazın reddine karar veren ... kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, "..." ve "... ..." markalarının yazı tipleri ve logolarının birbirinden farklı olduğu, müvekkilinin markasında, A harfinin birleşim yerinin bulunmadığı, ayrıca "..." ibaresinin davacının markasından farklı olduğu, müvekilinin tescilli diğer markalarına bakıldığında da A harfinin birleşim yerinin bulunmadığı, bu nedenle aynı logonun tekrarlandığı, müvekkilinin, markayı uzun yıllardır kullanmakta olup, sektörde ayırt edicilik kazanmış olduğu, markalar arasında marka tescil başvurusunun reddini gerektirecek bir benzerliğin bulunmadığı, markanın ayırt edilmesinde tek başına değil ancak "..." ifadesinin müvekkilinin markasını diğer markadan açıkça ayırmakta olduğu, davacının "..." markasının 09 / 35 / 38 / 42. sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsaması, müvekkilinin ... ... markasının da 35 / 38 / 41 / 42. sınıflarda tescil talebinin olması, mal ve hizmet gruplarının aynı veya benzer olduğu anlamına gelmediği, müvekkilinin savunma sanayi ve havacılık alanlarında faaliyet gösterdiği, davacının ise bankacılık, finans ve pos cihazları alanında faaliyet gösterdiği, markaların mal ve hizmetlerinin doğası, kullanım amaçları, hitap ettikleri çevre, malların fiziksel görünümü, ticari pazara ulaşmada satış yolları, mal ve hizmetlerin birbirini tamamlayıcı olmaları faktörlerinden hiçbirinin gerçekleşmemiş olduğu, mal ve hizmetler aynı sınıfta olsa da, hiçbir benzerlik taşımadığı, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, müvekkili şirketin savunma sanayiinde bilinen köklü bir şirket olduğu ve tanınırlığa sahip olduğundan, karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığı, davacının ürettiği mal ve hizmetlere bakıldığında örneğin pos cihazı kullanan kişilerin, sıradan halk değil genellikle basiretli tacirler olduğu, müvekkili şirketin hitap ettiği kullanıcıların savunma sanayi alanında uzman kurum ve kuruluşlar olduğu, davacı taraf ile müvekkili şirketin de alıcı gruplarının uzman alıcı grubu olup, tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmasının olanaksız olduğu, müvekkilinin markası ve itiraza dayanak gösterilen markalar arasında ortalama tüketici nezdinde ayırt ediciliği oldukça yüksek unsurların bir arada ihtiva edilmekte olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel anlamda iltibas düzeyinde bir benzerlik bulunmadığı, müvekkilinin ... ... olmak üzere ... yazısındaki A harfinin birleşim yerinin yer almadığı markalarının mevcut olduğu, bu markaların, 2014 yılından 2019 yılına kadar farklı tarihlerde tescil edilmiş olup hem tescil öncesi hem tescil sonrası kullanımlarının mevcut olduğu, bu nedenle müvekkilinin ticari ünvanında da yer alan "..." markasının, müvekkili açısından seri marka gibi değerlendirilebilecek olup kazanılmış hak oluşturmakta olduğu, davacının benzerlik iddia ettiği markalar ile hiçbir karıştırılma ihtimalinin olmayacağı, müvekkilinin sektörde uzun yıllardır var olan köklü bir firma olması, tanınırlığının çok yüksek olması ve 2014 yılından beri "..." ibareli marka tescilleri yaptığı ayrıca ticaret ünvanında da ... ibaresinin bulunması nedeniyle davacının markasının kazancından haksız biçimde faydalanmak niyetiyle tescil ettirmek niyetinde olmadığının son derece açık olduğu, itiraza konu markalarda yer alan ibarelerin bütün olarak değerlendirilmesi gerekmesi karşısında göz önüne alınacak unsurlar markaları oluşturan ibare ve şekillerin bütünü olması, ortak mal/hizmet gruplarının olmaması, ilaveten ayırt edici niteliği olmamakla birlikte tanımlayıcı olan “... ...” ibaresinin, markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğurmasının söz konusu olmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 21.10.2021 tarihinde ... sayılı "... ..." ibareli, 35, 38, 41, 42.sınıfta bulunan hizmetler için tescil başvurusunda bulunduğu, ...'nca 27.12.2021 tarih 387 sayılı Bülten'de başvurunun ilan edildiği, davacının 28.02.2022 tarihinde .... sayılı markalarını mesnet göstererek SMK m.6/1 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yayına itiraz dilekçesi sunduğu, davalı şirket tarafından 17.05.2022 tarihinde itiraza karşı görüş dilekçesi sunulduğu, aynı dilekçede.... sayılı markalara ilişkin kullanmama def'i ileri sürüldüğü, davacı yanın 25.07.2022 tarihinde marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacının 01.03.2023 tarihinde yeniden itiraz dilekçesi sunduğu, davalı şirketin 03.04.2023 tarihli itirara karşı görüş dilekçesi sunduğu, itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 13.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
....'nin ve .... 'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. .... ) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 12.07.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
İlk olarak davalı şirket tarafından marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.
Davacı şirkete ait itiraza gerekçe markalar bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.2’de gösterilmiş olup, davalı şirketin idari süreçte kullanma ispatı talep ettiği ve söz konusu davacı markalarının tescil tarihi itibarıyla 6769 sayılı SMK’nın 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def’ine tabi oldukları, dolayısıyla davacı şirkete ait bu markaların kullanım külfeti altında bulundukları, ... tarafından kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, SMK m.6/1 kapsamında inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
... nezdinde 6769 Sayılı SMK’nın 19. maddesi kapsamındaki kullanım ispatı talebine istinaden itiraz sahibi davacı tarafından idari süreçte sunulan aşağıda yer alan kullanım kanıtları incelenmiştir. Marka işlem dosyasında yer almayıp dava aşamasında davacı şirketçe ibraz edilen evraklar veya dava dosyasına celp edilmesi istenen olası belgeler değerlendirme dışı bırakılarak inceleme yapılmıştır.
Faturalar (irsaliyeler)
Sunulan faturaların bir kısmının 2015-2021 yılları arasında dava dışı firmalar tarafından davacı şirket adına düzenlenmiş faturalar olduğu, bu faturaların yalnızca davacı şirketin ticaret unvanı kullanımına delil teşkil ettiği, “...” ibaresinin markasal kullanımına işaret etmediği tespit edilmiştir.
Davacı şirket tarafından 2017-2021 yılları arasında dava dışı firmalar adına düzenlenmiş olan faturalar incelendiğinde ise; “...” ibareli markanın kullanımına rastlanmamış, faturalarda “....” vb. malzeme/hizmet kodu bulunduğu tespit edilmiş, ancak bu kodların karşılık geldiği ürün/hizmet listesi veya fiyat listesi gibi marka ile ilişkilendirilebilir doküman sunulmamış olduğundan kodlar ile ürünlerin/hizmetlerin ve markaların eşleştirmesi yapılamamıştır.
Katalog
Sunulan katalog üzerinde tarih bulunmadığı ve faturalarda yer alan ürün kodlarının yer almadığı, dolayısıyla itiraza konu markanın başvuru tarihinden önceki ciddi kullanımı kanıtlamada yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte katalog içerisine 2022 yılının da dahil olmasının 2022 yılına ait bir katalog olduğunu göstermekte, bu bakımdan da başvuru tarihinden önceki kullanım bakımından dikkate alınamayacağı değerlendirilmiştir.
“...” markalı android cihazlarını gösterir ve “...” ibareli marka ve şirket tarihçesinin, misyon, vizyon gibi hakkımızda kısmının yer aldığı internet sayfası
Söz konusu internet sayfasında “...” ibareli markanın ... cihazları üzerinde kullanımın bulunduğu anlaşılmakla birlikte tarih bakımından kullanıma işaret etmemektedir.
Delillerin “sonradan oluşturulabilme ihtimaline” dikkat çekilmek suretiyle, tarih içermeyen/tarihi belirsiz delillerin tam ispat için tek başına yeterli olmayacakları, .... 'nin “...” kararında da; kullanımın ispatına yönelik firmanın kendi internet sitesinde markanın yer almış olduğu ekran resimlerinin, zaman yer ve kapsam bakımından kullanımı göstermediği müddetçe ispat değerinin olmadığı ifade edilmiştir (....).
Sonuç olarak; davacı şirketin marka işlem dosyasına sunmuş olduğu faturaların “...” ibaresinin markasal kullanımını kanıtlamada yeterli olmadığı, sunulan dokümanların birçoğunda tarihin bulunmaması direkt olarak kullanımı ispat için yeterli olmadığı anlamı taşımamakla birlikte, marka işlem dosyasına sunulan üzerinde tarih bulunmayan katalog ve internet sitesi görselleri gibi dokümanların faturalar ve/veya üzerinde tarih bulunan bütüncül değerlendirme yapılmasını sağlayacak başkaca deliller ile desteklenmediğinden tek başlarına markanın ciddi kullanımını kanıtlamada yeterli olmadığı hususları dikkate alınarak salt marka işlem dosyası kapsamında yer alan delillerin “...” ibareli markaların, dava konusu marka başvuru tarihi olan 21.10.2021'den önce tescil kapsamında yer alan mallarda ve hizmetlerde Türkiye’de ciddi kullanımı kanıtlamada yetersiz olduğu, bu bağlamda ... tarafından kullanıma ilişkin yapılan tespitin ve 6769 sayılı SMK’nın 19/2 ve 6/1 maddeleri kapsamında verilen itirazın reddi kararının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davalı şirketin engelleme, spekülasyon, şantaj, tuzak vb. gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir kasıtla hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 137,60 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 295,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.972,30 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 115,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/05/2024
Katip ....
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır