T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/84 Esas
KARAR NO : 2024/184
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - VKN:... ...
VEKİLLERİ : Av. ... -...
Av. ... -...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ...
....
DAVA : Marka Hakkının İhlali
DAVA TARİHİ : 17/02/2023
KARAR TARİHİ : 24/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkının İhlali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 17/02/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, sektörde “...” ibaresi ile tanındığını, diğer davalının, müvekkilinin “... ” markasıyla iltibas yaratacak şekilde benzer ibareyi kendi adına tescil ettirdiğini, tescil ettirdiği bu markanın hükümsüzlüğü talebiyle .... E. sayıyla dava açıldığını, açılan dava neticesinde markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı şirketin, anılan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesine karşın yıllardır “...” markası ile .... ilçesinde “...” unvan ve tabelası ile özel okul işlettiğini, ... web sayfasını okul tanıtımı için kullandığını ve bu doğrultuda müvekkil derneğin markasına tecavüz ettiğini ve anılan tecavüzün halen devam ettiğini, müvekkilinin alanında Türkiye’nin en tanınmış kuruluşlarından oluğunu, davalının “...” markasının haksız kullanımı ile müvekkilinin zarara uğradığını, davalı kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz eder nitelikte olduğunu ve müvekkiline ait marka üzerinden davalının haksız kazanç sağlamasına neden olduğunu belirterek; ihtiyati tedbir kararı verilmesine, marka hakkına tecavüzün tespiti, tecavüz fiillerinin durdurulması ve önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve markaların kullanımının sonlandırılmasına, şimdilik 10.000,00 TL (on bin Türk Lirası) maddi tazminatın (belirsiz alacak) ticari faizi ile birlikte ödenmesine, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere tecavüzün devamını önlemek adına başta .... uzantılı internet sitesinin kullanımının sonlandırılması, tabelaların sökülmesi, markanın kullanıldığı her türlü reklam vasıtası, basılı ve elektronik medya ve ürünün imhası olmak üzere mahkemece gerek görülecek tedbirlerin alınmasına, kararın kamuya ilan edilmesine ve ilgililere tebliğ edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı vekili 24/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, müvekkil şirket tarafından kullanılan "..." ibaresinin kendi markası olan "... ..." markasından haksız şekilde yararlanarak kazanç elde ettiğini iddia etmekte olduğunu, oysaki davacı tarafın bir ... olduğunu, müvekkilinin ise bir eğitim kurumu olduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu harici bir ... de bulunmadığını, müvekkilinin davacı markasından haksız kazanç elde edebilmesi için onunla aynı iş kolunda faaliyet gösteriyor olması gerektiğini, müvekkilinin sahibi olduğu eğitim kurumunun herhangi bir spor branşında dernek düzeyinde faaliyet göstermesinin söz konusu olmadığını, kaldı ki davacı tarafın markasının 10 yıllık koruma süresinin 2017 yılı içerisinde yapılması gereken yenileme başvurusunun yapılmadığını ve 26.07.2017 yılında marka hakkının sona erdiğinin bilirkişi raporunda tespit edilmiş olduğunu, bilirkişilerin bu tespitine katıldıklarını, bu doğrultuda bilirkişi raporunda ve davacı tarafından da dava dilekçesinde izah edilen ve müvekkili marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilen .... . sayılı kararı, artık marka tescil korumasından yararlanamayacak olan ... sayılı "... ..." markasına ait olduğunu, bu nedenle davacı tarafın iş bu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı ve SMK kapsamında marka korumasından yararlanmasına da imkan bulunmadığını, iltibas değerlendirmesi yapılırken markalar arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izleniminin de iltibas tehlikesi oluşturabileceğini, davacı tarafın markasının açıkça ... ... ait olduğunu, ... ...'nin müvekkili aleyhine açmış olduğu davanın da reddolunarak kesinleştiğinden bahse konu davadaki gerekçelerle davanın reddinin gerektiğini, müvekkili markasının davacı markasından ayırt edilebilecek derece farklı olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
REPLİK:
Davacı vekili 09/05/2023 tarihli replik dilekçesinde özetle; Davalı şirkete dava dilekçesi, tensip tutanağı ve bilirkişi raporu 03/04/2023 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalının cevap dilekçesini iki haftalık yasal süre sona erdikten sonra 24/04/2023 tarihinde sunduğunu, davalının cevap dilekçesi verme süresi geçtikten sonra cevap dilekçesi sunulduğundan, davalının varsa ilk itirazlarına ve savunmanın genişletilmesi sonucunu doğuracak iddia ve taleplerine muvafakatlerinin bulunmadığını, davalı tarafından haksız şekilde kullanılan "..." ibaresinin müvekkili derneğin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve davalının, müvekkili derneğe ait "... " markası üzerinden haksız kazanç sağlamasına neden olduğunu, davalıya ait tescilli markaların hükümsüz kılındığını ve bu kararın ... denetiminden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin ... sayılı markaya ek olarak ... sayılı markasının da bulunduğunu, davalı eylemlerinin ... sayılı marka hakkına da tecavüz oluşturduğunu, müvekkiline ait markalar ile davalının markasal kullanımları arasında iltibas bulunduğunu belirterek; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir,
DÜPLİK:
Davalı vekili 29/05/2023 tarihli düplik dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin e-tebligat adresi bulunduğunu, bu sebeple 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na göre e-tebligat adresi bulunan müvekkiline fiziki tebligat yapılmasının yok hükmünde olacağından davacının usule ilişkin itirazının yasaya uygun olmadığını, süresi içinde cevap dilekçesi sunulduğunu, davacının organik bağının bulunduğu ... ... tarafından müvekkili aleyhine açılan hükümsüzlük istemli davanın reddedildiğini, söz konusu kararın istinaf ve ... aşamalarından geçerek kesinleştiğini, davacının ... sayılı markasının koruma süresinin 26/07/2017 tarihinde sona erdiğini, davacıya ait ... sayılı markadan kaynaklı iddialara muvafakatlerinin bulunmadığını, bu marka ile müvekkilinin markasal kullanımlarının benzer olmadığını, müvekkil markasal kullanımlarının, davacı markasından ayırt edilebilecek derecede farklı olduğunu, müvekkil tarafından kullanımda olan tüm logoların şimdilik değiştirildiğini, delil tespiti yolu ile alınan bilirkişi raporunda müvekkili aleyhine tespitlere itiraz ettiklerini, yeni veya ek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BEDEL ARTIRIM:
Davacı vekili 21/02/2024 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle; Müvekkil kulübün marka hakkına davalı şirket tarafından tecavüz edilmesi sonucu uğradığı zararların tazmini için talep ettikleri 10.000,00 TL belirsiz alacak niteliğindeki maddi tazminat taleplerini, 15.12.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 223.623,96 TL daha arttırarak, toplam dava değerini 233.623,96 TL’ye yükselttiklerini, bu bedelin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 6769 sayılı SMK m.29 ve m.149 vd hükümlerine göre açılan Marka Hakkı İhlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerine yöneliktir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalının, davacıya ait ... ve ... sayılı marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması, markasal kullanımın sonlandırılması, gerekli görülecek tedbirlerin alınması, maddi tazminat ve hükmün ilanı istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davacı yanın delil tespiti istemi kabul edilerek bilirkişi marifetiyle delil tespiti yapılmış, akabinde dava dilekçesi, tensip zaptı ve bilirkişi raporu davalıya tebliğ edilmiş, dilekçe teati aşaması tamamlanarak tarafların ibraz ettikleri deliller alınmış, marka tescil belgeleri celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel veya teknik hususlar bakımından ek bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri deliller, marka tescil belgeleri, .... Esas sayılı dosya içeriği, .... Esas sayılı dosya içeriği, hukuki çıkarımları hariç olmak üzere özel veya teknik hususlarda tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; davalıya ait elektronik tebligat adresi bulunduğu ve bu adresin 17/06/2019 tarihinde aktif hale getirildiği anlaşıldığından; 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/A hükmüne aykırı olarak davalıya yapılan dava dilekçesinin tebliği işleminin usulsüz olduğunun tespitine, buna bağlı olarak davalı vekilinin 24/04/2023 tarihli cevap dilekçesinin süresinde olduğunun tespitine, buna bağlı olarak taraflarca ibraz edilen replik ve düplik dilekçelerinin de süresinde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Delil tespiti yolu ile yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen 23/03/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen olgulara göre;
"..." adresinde bulunan işyerinde yapılan inceleme sonucunda, tespit mahallinde yer alan iş yerinin davalı ... İNŞ. TURZ. İTH. İHR. PAZ. SAN. VE TİC. A.Ş. Olduğu, işyeri içerisinde yapılan fiziki tespitte ve evraklarda, işyerinde yapılan ticari faaliyetin “eğitim ve öğretim hizmetlerine”ne yönelik olduğu, faaliyetin ticari etki yaratacak şekilde devam ettiği, tespit mahallindeki işyerinde yapılan ticari faaliyetin, davacı markalarının kapsamında yer alan 41. sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri.” ile aynı/benzer hizmetlere ilişkin olduğu, tespit mahallindeki markasal kullanımların, davacı markalarıyla görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde iltibas yaratacak derecede benzer işaretler olduğu, müşahede edilmiştir.
Dava konusu yapılan "..." ibareli alan adının “...” adına kayıtlı olduğu, ... aracılığıyla tescil işleminin yapıldığı, ancak, tescil ettiren bilgilerinin gizli olduğu, bu haliyle söz konusu alan adı sahipliğinin kime ait olduğunun sorgu üzerinden doğrudan belirlenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, buna karşın, internet sitesinin (alan adının) aleyhine tespit talep edilen davalı tarafla ve işyeri ile bağlantılı olduğu, internet sitesinin içerik sağlayıcısının davalı taraf olduğu, internet sitesinin içeriğinde reklam ve tanıtım faaliyetlerinin yapıldığı, ticari etki yaratacak şekilde faaliyette bulunulduğu, yapılan ticari faaliyetin “eğitim ve öğretim hizmetlerine”ne yönelik olduğu, internet sitesinde yapılan ticari faaliyetin, davacı markasının kapsamında yer alan 41. sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri.” ile aynı/benzer hizmetlere ilişkin olduğu, internet sitesinde yer alan markasal kullanımların, davacı markalarıyla görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde iltibas yaratacak derecede benzer işaretler olduğu, müşahede edilmiştir.
.... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davalıya ait .... sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verildiği, söz konusu kararın 07/12/2022 tarihinde kesinleştiği, buna bağlı olarak; 6769 sayılı SMK m.27/1 hükmü uyarınca söz konusu markalara sağlanan korumanın geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı, dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta, davalının söz konusu markalarını savunma argümanı olarak ileri süremeyeceği kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf her ne kadar ... sayılı markayı dava dilekçesinde mesnet göstermişse de, söz konusu markanın yenileme başvurusu yapılmadığından 10 yıllık koruma süresinin 26/07/2017 tarihinde sona erdiği, dava ve delil tespiti tarihi itibariyle söz konusu markanın geçerliliğini sürdürmediği anlaşıldığından, söz konusu markaya dayalı olarak marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerinde bulunulamayacağı kanaatine varılmıştır.
Replik dilekçesi ile birlikte davacı yan ... sayılı "... ..." ibareli markayı da marka hakkı ihlali iddiasına mesnet göstermiş olup, söz konusu marka dava tarihi itibariyle geçerliliğini sürdürmektedir. Bu marka ile davalıya ait tespit edilen markasal kullanımlar arasında "..." ve "..." ibarelerinin müşterekliğinden kaynaklı olarak, asli ve tali unsurların ortaklığı birlikte değerlendirildiğinde, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davalının gerek fiziki işyerinde, gerekse yukarıda belirtilen internet sitesinde ticari etki doğuracak şekilde markasal kullanımda bulunduğu eğitim ve öğretim hizmetlerinin davacıya ait ... sayılı marka kapsamında 41.sınıfta bulunan hizmetlerle aynı olmasından kaynaklı olarak, SMK m.29/1-a hükmü yollaması ile uygulanması gereken SMK m.7/2-b hükmü uyarınca; davalının, davacıya ait ... sayılı marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı taraf, yargılama safahati içerisinde markasal kullanımları değiştirdiğini beyan etmiş, buna ilişkin bir takım görsel dokümanı mahkememize ibraz etmiştir. Davalı tarafın söz konusu beyanlarının doğruluğunun tespiti bakımından ek bilirkişi incelemesi yapılmış olup, mahkememize ibraz edilen 15/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen olgulara göre;
"..." ibareli internet sitesinin erişime kapatıldığı, davalı yanın "..." ibareli markasal kullanımları kaldırdığı, bunun yerine "...." gibi markasal kullanımlara yer verdiği, söz konusu markasal kullanımlar ile davacıya ait ... sayılı marka arasında salt "...." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı olarak iltibas tehlikesinin bulunduğunun söylenemeyeceği, zira "...." ilinin ülkemizin başkenti olup maruf yerleşim yerlerinden en iyi bilinenlerden biri olduğu, .... sayılı kararında belirtildiği üzere; ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak sağlanamayacağı, bu nedenle davalı yanın yargılama safahatinde, davacı markası ile iltibas oluşturan markasal kullanımları, iltibas oluşturmayan markasal kullanımlar ile değiştirdiği tespit edildiğinden; marka hakkına tecavüz oluşturan fiillerin durdurulması ve önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, markaların kullanımının sonlandırılması, "..." uzantılı internet sitesinin kullanımının sonlandırılması, tabelaların sökülmesi, markanın kullanıldığı her türlü reklam vasıtası, basılı ve elektronik medya ve ürünün imhası istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Davacı yan, davalı eylemlerinden kaynaklı olarak maddi tazminat isteminde bulunmuş olup, söz konusu tazminatın 6769 sayılı SMK m.151/2-b hükmüne göre hesaplanmasını talep etmiştir.
Davacı yanın seçimlik hakkı dikkate alınarak SMK m.151/2-b hükmü uyarınca, davalının "..." ibareli markasal kullanımlarından kaynaklı olarak elde ettiği net kazancın tespiti için ticari defterlerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmıştır. 15/12/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edilen olgulara göre; davalının 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin defter kayıtları ve faturaları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, ilgili yıllarda davaya konu "..." ibareli markasal kullanımlarla ilgili satışların dökümüne ek raporda tablo halinde yer verildiği, davalı şirketin defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde;
10/01/2017-31.12.2017 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 247.976,72 TL zarar ettiği,
01/01/2018-31/12/2018 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 225.170,49 TL zarar ettiği,
01/01/2019-31/12/2019 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 97.629,51 TL zarar ettiği,
01/01/2020-31/12/2020 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 233.623,96 TL kar elde ettiği,
01/01/2021-31/12/2021 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 51.785,74 TL zarar ettiği,
01/01/2022-31/12/2022 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 65.946,52 TL zarar ettiği,
01/01/2023-17/02/2023 tarih aralığında “...” ibareli markasal satışları üzerinden davalının 70.551,07 TL zarar ettiği, davalının yukarıda belirtilen yıllar aralığında “...” ibareli markasal satışlarının kümülatif toplamı dikkate alındığında, totalde davalının zarar durumunda bulunduğu, davalının “...” ibareli markasal faaliyetlerinin tespit edildiği yılların tümü dikkate alınarak talep edilen maddi tazminatın belirlenebileceği, davalının salt 2020 yılı içinde kâr durumunda bulunması halinin, bu yılda belirlenen net kazancın diğer yıllara teşmil etmeyeceği, davalının diğer yıllarda zarar durumunda bulunduğu ve zarar toplamının, kâr toplamından fazla olduğu dikkate alındığında, 6769 sayılı SMK m.151/2-b hükmü uyarınca davacının davalıdan talep edebileceği artı değer bulunmamaktadır.
Davacı yanın maddi tazminat istemi SMK m.151/2-b hükmüne göre belirlenemediğinden 6098 sayılı TBK m.50/2 hükmünün somut olayda uygulanması gerekir. Söz konusu hükme göre; Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Buna göre somut olayda yapılan değerlendirmede; davalının, davacıya ait tescilli marka ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer markasal kullanımlarda bulunduğu, davalının söz konusu eylemleri nedeniyle davacının markasından haksız yere istifade ettiği, davacının markasının koruma başlangıç tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre, davalının markasal kullanımlar ile verdiği hizmetin niteliği, bu hizmete ilişkin kullanılan markanın ticari faaliyete etkisi gibi hususlar dikkate alındığında; TBK m.50/2 hükmü uyarınca takdiren 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Son olarak; karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının, davacıya ait ... sayılı marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun TESPİTİNE,
Marka hakkına tecavüz oluşturan fiillerin durdurulması ve önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, markaların kullanımının sonlandırılması, "http://ankarakoleji.k12.tr/" uzantılı internet sitesinin kullanımının sonlandırılması, tabelaların sökülmesi, markanın kullanıldığı her türlü reklam vasıtası, basılı ve elektronik medya ve ürünün imhası istemleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede İLAN EDİLMESİNE,
2-Davacının peşin ve tamamlama ile yatırdığı 4.178,74 TL harçtan alınması gereken 1.793,80 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile arta kalan 2.384,94 TL harcın talebi halinde davacıya iade edilmesine, 1.793,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı; marka hakkı ihlalinin tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması, hükmün ilanı istemleri bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı; maddi tazminat istemi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istemin kabulü yönünden, karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 ve m.13 hükmü gereği hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının maddi tazminat isteminin kısmen reddolunması ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 ve m.13 hükümleri gereği hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 51,20 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 183,50 TL posta, tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 7.960,02 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.980,01 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 3.980,01 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 12,80 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 12,80 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/04/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır