T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/336 Esas
KARAR NO : 2024/187
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ... ...
DAVALI : 2- ... -... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 21/07/2023
KARAR TARİHİ : 26/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 21/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... Restaurant’ın ilk olarak ... yılında, ... ilinde kurulduğunu, müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ... ...’nin 1966 yılında ...’a gelerek, ...'un tarihi mekânlarından ...’da ... Restaurant'ı açtığını, müvekkili restoranlarının 2012 yılında 100. yılını kutladığını, toplum nezdinde sadece bir ... olmadığını, aynı zamanda tanınır bir marka olduğunu, toplam 8 şube ile faaliyetlerinin bulunduğunu, ... adlı İngiliz Gazetesinde 2005 yılında ilan edilen dünyanın en iyi 100 restaurantı listesinde “...” markası altında ...’nin de yer aldığını, “...” markasının gerek ülkemizde gerekse de yurt dışında birçok yayına konu olduğu gibi bir çok ödül de aldığını, yine müvekkili markasının ... nezdinde de tescilli olduğunu, Kurum nezdinde ise “...” esas unsurlu çok sayıda markasının mevcut olduğunu, davalı yanın ... sayısı ile gerçekleştirdiği “...” ibareli başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, davalı başvurularının kötü niyetle yapıldığını, davalının müvekkili markalarından haberdar olduğunu, buna rağmen “...” şeklinde müvekkili markalarının sesli harflerinin çıkartıldığı ve yine müvekkilinin faaliyet alanı olan kebap restoranlarında kullanılan “ocakbaşı, baklava” vb. ibarelerle başvurular yaptığını, davalı yanın müvekkilinin kuruluş yılı olan ... yılını dahi kullandığı markalarının bulunduğunu, davalının özellikle 2021 yılı sonrasında seri marka başvurusunda bulunarak markaları depolamaya başladığını, davalının markalarında ... sayısını kullanmasının dahi başlı başına kötü niyetini ortaya koyan bir etken olduğunu, “... ...” şeklinde yapılan başvuruların tesadüfi olarak görülemeyeceğini, davalının amacının müvekkili markalarının sektördeki bilinirliğinden yararlanmak olacağını, müvekkilinin “...” markası üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı yanın müvekkili markasındaki sessiz harfleri silerek markasını oluşturduğunu, davalı yanın müvekkilinin ana faaliyet alanlarında bu ibareyi tescil ettirmeye çalışarak müvekkili markaları ile iltibas yaratmak istediğini, bu halde markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, her iki markanın da 43. Sınıfta aynı tüketici grubuna hitap ettiğini, müvekkili markalarının sektöründe çok tanınmış olduğunu, daha evvel “...” ibaresini tescil ettirmeye çalışan birçok markaya karşı yaptıkları itirazların Kurum nezdinde kabul gördüğünü, .... Esas sayılı dosyasında davalının “... ocakbaşı” markasının müvekkili markaları ile benzer görüldüğünü, mahkemece de davalı markasındaki bir kısım hizmetler yönünden kararın müvekkili lehine verildiğini, yine davalı yana ait ... sayılı ve “... ...” ibareli başvurunun yayınına ilişkin itirazlarının da Kurum tarafından kabul edildiğini, somut olayda da taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü talebiyle iş bu davayı ikame ettiği görülmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 02/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuruda yer alan farklılıklarla birlikte dava konusu markanın genel izlenimi davacıya ait markalardan kolaylıkla farklılaşmış olup tüketici algısında oluşacak intibanın davacının itirazına dayanak markaları ile ilişki kurulamayacak derecede görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığı, ilgili tüketiciler tarafından, dava konusu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen davacı markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen ve birbirinden farklı markalar olarak algılanacağı, davalı ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı, başvuru konusu marka ile davacıya ait markaların yukarıda açıklanan farklılıkları ve markaların kapsamındaki malların/hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesi bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markalar arasında benzerlik bulunmadığı ve bu nedenle aralarında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 28/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının kötü niyet iddialarının yersiz olduğunu, bu iddiaların somut deliller ile ortaya konulmadığını, davacı yanın kötü niyet iddiasını “markaların benzerliği” tezine dayandırdığı için huzurdaki uyuşmazlığa konu markaların kötü niyetle tescil ettirildiği iddiasına ve diğer iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkili markaları ile davacı taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markaların birbirlerinden farklılaştıklarını, tüketicinin davacı markalarının sahip oldukları bütünsel görünüm ile müvekkili markalarının sahip olduğu görünümü birbiri ile karıştırmayacaklarını, çünkü tüketicilerin bir restorandan telefonla sipariş verirken satın alacakları içeceğin markası konusunda yanılgıya düşebileceklerini, ancak restoranın kendisi konusunda işitsel benzerlik sebebiyle yanılgıya düşmelerinin olası olamayacağını, “...” ibaresinin 43. sınıf hizmetler için ayırt edici olmadığını, ... nezdinde tescilli “...” esas unsurlu yüzlerce marka olduğunu, ayrıca “...”nin ... ilinin “...” adlı yemeği ile meşhur ilçesi olduğu, “... ” için ...numaralı Coğrafi İşaret Tescili dahi yapıldığı gözetildiğinde “...” ibaresinin de ayırt edici bir karaktere haiz olmadığının görülebileceğini, davacı yanın tanınmışlık iddiasını kabul etmediklerini, davacı yanca gerçekleştirilmiş ... numaralı tanınmış marka başvurusunun dahi Kurum tarafından reddolunduğunu, davacının herhangi bir üstün hakkı bulunmadığını, davacının kendisinin kötü niyetli olduğunu, savunarak davanın reddini talep ettiği görülmektedir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 10.09.2021 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 13.12.2021 tarih ve 386 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 27.12.2021 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şahsın 30.04.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde bir kısım itiraza mesnet markalara ilişkin kullanmama def'i ileri sürdüğünü, davacı yanın 30.06.2022 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 22.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şahsın 05.02.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 17.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 05.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı yanın dava konusu marka başvurusunda sonraki tarihli olan ... sayılı markaları aşağıda yapılacak değerlendirmede dikkate alınmamışlardır.
İlk olarak marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.
Davacı tarafça marka işlem dosyasına sunulan kullanım ispatına ilişkin delillerin;
- ... markasının 107. Kuruluş yılı ile ilgili ... Gazetesinde çıkan 26.02.2019 tarihli haber içeriği,
- 02.03.2022 tarihli ... isimli web sitesinde çıkan haber içeriği,
- 22.03.2018 tarihli ... sitesinde çıkan haber içeriği,
- 09.05.2022 tarihli ... sitesinde çıkan haber içeriği,
- 17.10.2016 tarihli ... Gazetesinde çıkan haber içeriği,
- 12.05.2015 tarihli ... sitesinde çıkan haber içeriği,
- 19.03.2018 tarihli ... Gazetesinde çıkan haber içeriği,
- Benzer içerikte 2010-2018 yıllarına ait çok fazla sayıda ulusal nitelikteki yayınlarda yer alan haber içeriği,
- Davacı yanın şubelerinden alınma tarihsiz nitelikteki fotoğraflar,
- 1989 tarihli bir adet takdir yazısı,
- 1997 tarihli bir adet ruhsatname örneği (... Lokantası olarak geçmektedir)
- Muhtelif yıllarda alınan ödüllere ilişkin tarih belgeli ya da belgesiz fotoğraflar,
- ... web sitesinde alınan firma bilgilerine ilişkin ekran görüntüleri gibi deliller olduğu, bahsi geçen delillerin tamamında “...” markasının kullanımları bulunmakla birlikte genel olarak ... sayılı marka görselinin yer aldığı veyahut yalnızca “... ...”, “... ... ...” gibi kullanımların bulunduğu görülmektedir. Bahsi geçen kullanımların tamamının, davacı yanın “...” esas unsurlu markalarının “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ndeki kullanımlarına esas teşkil edecek yeterlilikte deliller olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu kapsamında 43. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan (kullanım ispatına tabi markaları açısından kullanımı ispatlanan) hizmetler ile aynı ya da benzer mahiyetteki hizmetlerdir. Bu bağlamda karşılaştırılan bu hizmetler açısından kapsamlı bir incelemeye gerek duyulmaksızın taraf markalarının birbiri ile aynı olan, doğrudan rekabet içerisinde bulunan, ortak tüketici grubuna hitap eden, birbirleri ile aynı ihtiyaçlara yönelik hizmetleri kapsayan, dolayısıyla birbirleri yerine tercih edilebilirliği bulunan, satış ve pazarlama teknikleri ile tüketiciye ulaşım yöntemleri benzer olan emtialar oldukları değerlendirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 43. sınıftaki hizmetlerden 43.01 alt grubundaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin hemen her kesimden kimseler olabilecekleri ve tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkat düzeyi ile hareket etmeyecekleri, ancak 43. sınıf diğer alt gruplarında yer alan hizmetler nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip, düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan, tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi daha yüksek kimseler olarak değerlendirilebilecekleri düşünülmektedir. Yine de ilgili grup açısından tüketici kitlesinin de geniş bir gruptan oluşması nedeniyle bu tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir yorum yapılması isabetli olmayacaktır. Zira bu hizmetlere özellikle internet üzerinden ulaşan, internet aracılığıyla araştıran tüketicilerin, arama motorlarının sahip olduğu arama algoritması ve yine karşı karşıya kalınan hemen her siteden tüketiciyi hatalı olarak yönlendiren reklamlar yer almasından ötürü kimi zaman üst düzey dikkat ile hareket eden tüketicilerin dahi işaretlerin benzerliği çerçevesinde yanılgı yaşamaları mümkündür.
Dava konusu marka incelendiğinde; stilize olarak yazılmış büyük bir “D” harfi ile birlikte “...” harf kombinasyonunun kullanılması ile oluşturulduğu, “...” harflerine ek olarak ... hizmetleri/gıda sektörü açısından jenerik mahiyetteki “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarenin dilimize de birebir “gurme” olarak geçmiş sözcüğün İngilizce yazımı olduğu, bütünsel algıda tali nitelikte kaldığı, “...” harf diziliminin 43. sınıf ilgili tüketicileri tarafından kombinasyonu meydana getiren harflerin Türkçe okunuşlarına karşılık gelecek şekilde “...” olarak telaffuz edilecek olduğu, dava konusu markanın esas unsurun bu harf kombinasyonu olduğu görülmektedir.
Davacı yanın markaları ise bilirkişi raporunda yer verilen tabloda da görülebileceği üzere esasen temel logo üzerinden oluşturulmuş markalardır. Davacı yanın anılan markalarının her iki yanında defne yaprağından oluşan ve aşağı yönlü olarak görsel algıyı hareket ettiren şekiller, bu iki şeklin merkez noktasında yer alan “...” sayısı ve logonun merkezinde konumlandırılmış el yazısı ile yazılmış “...” sözcüğü ile bu sözcüğün üzerinde yer alan “...” görselinden oluştuğu, nitekim davacının en eski tarihli markasının da aynı görseli (defne yapraksız ve tarihsiz) birebir taşıdığı, davacıya ait kullanım ispatına tabi olan ya da olmayan markaların neredeyse tamamında bu görsel ile logoların oluşturulduğu, anılan markalara “mutfak, ...” gibi jenerik ek sözcüklerin eklendiği, "..." şeklindeki davacı markasının ise kullanımına yönelik bir delilin işlem dosyasında mevcut olmadığı, dolayısıyla bu markanın yalnızca hükümsüzlük talebi açısından değerlendirilebileceği, markada çatal, bıçak, kaşık görselleri ile birlikte “...” sözcük grubunun yer aldığı görülmüştür. Davacı markalarının her birinin esas unsuru doğrudan “...” kelimesidir. “...” esas olarak ... ilinin il merkezinden sonraki en büyük yerleşim yeri olarak bilinen bir coğrafi yerdir. Bununla birlikte anılan ibarenin “...” kelime kökünden türetilmiş bir anlamı da bahsi geçen coğrafi yeri bilmeyen bir tüketici açısından doğal olarak mevcut olacaktır. Her durumda davacı markalarının esas unsuru “...” kelimesinin kendisinden ibarettir.
Somut olayda dava konusu markadan daha evvel tescil edilmiş ve yine dava konusu marka ile birebir aynı hizmet/mal sınıflarını kapsayan, başka bir ifadeyle dava konusu marka ile birebir aynı alanda faaliyet gösterdiği/gösterecek olduğuna kanaat getirilebilecek şekilde “...” markaları mevcuttur. Dolayısıyla tüketicinin, somut uyuşmazlık konusu markayı, karşılaştırabileceği/kıyaslayabileceği bir önceki markanın mevcudiyeti, başka bir ifadeyle önceden bilinen bir marka ile eşleştirme eğilimi gösterme ihtimali somut olay açısından meydana gelmiştir. Sözcüklerden oluşan markalar açısından, marka sahiplerinin kimi zaman markaları oluşturan sözcüklerdeki sesli harfleri yazmaksızın markalarının tanıtımını gerçekleştirdiği bilinmektedir. Bu durumun en bilinen örneği Turkcell markasının “...” olarak tanıttığı ve zamanla “...” şeklinde tüketici nezdinde algı edindirdiği markasıdır. Dolayısıyla tüketici, markaların sessiz harflerinin çıkartılması suretiyle güncellenmiş/değiştirilmiş versiyonlarına ticaret hayatında aşina olup bu gibi sessiz harflerden oluşan markaları, kimi durumlarda esas sözcüğe bağlantılandırabilecektir. Davacı markalarının esas olarak faaliyet alanını oluşturduğu görülen, “Yiyecek Ve İçecek Sağlanması Hizmetleri” alanında, “...” ve hatta özellikle “...” şeklinde oluşturulan markalar ile karşı karşıya kalan tüketiciler, bu ibareyi “...” şeklinde telaffuz edebileceği gibi daha evvelden bildiği davacı markaları olan “...” kelimesine tamamlama eğilimi de gösterebilecek, anılan markayı davacı yanın iktisadi işletmesi altında oluşturula markaların yeni bir serisi/versiyonu gibi algılayabilecektir. Başka bir deyişle tüketicinin, daha evvelden davacı markalarının bilinir olduğu “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe davacı markalarını deneyimlediği bir durumda, aynı hizmetlerde “...” şeklinde oluşturulmuş dava konusu markayı gördüğünde ya da işittiğinde, “...” harflerini “...” kelimesine tamamlamasını sağlayacak önceki bir marka, yani etken unsur, halihazırda mevcuttur. Bu noktada taraf markalarının sesli okunuşlarının “...” ile “...” şeklinde birbirine yakın olması da bu durumu kuvvetlendirici niteliktedir. Zira tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler. Tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları “...”, “... ” gibi markalar varken “...” şeklindeki dava konusu markayı da davacı yanın yeni bir hizmeti için oluşturduğu, revize edilmiş, modernleştirilmiş, sadeleştirilmiş alternatif markalar olarak değerlendirmeleri mümkün görülmüştür. Tüketicinin bu algıyı edinmesindeki en temel etken davacı yanın “...” şeklindeki markaları ile oluşturduğu bir seri marka zincirinin mevcut olması ve özellikle faaliyet gösterdiği “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” alanında, sektörel açıdan tüketici nezdinde çok uzun yıllara sari kullanımlar sonucunda belli bir bilinirlik düzeyine sahip olmasının davacı lehine oluşturduğu kurumsal kimliktir. Başka bir ifadeyle tüketicinin, davacı yanın markalarını özellikle 43.01 hizmet grubunda görmüş, işitmiş veya deneyimlemiş olduğu bir durumda, tüketici, bu marka ile birebir aynı hizmet grubunda ve fakat markayı oluşturan “...” kelimesinin, sesli harfleri olmaksızın yaratılmış sonraki markaları da önceden deneyimlediği davacı markaları ile ilişkilendirecek, bu ilişki sonucunda her iki taraf markasının da aynı iktisadi kaynağa ait olduğunu düşünerek sonraki markadan yararlanmayı tercih edebilecektir. Bununla birlikte aynı değerlendirmenin dava konusu markadaki 43.01 alt grubu dışına kalan hizmetler açısından yapılması mümkün değildir. Zira davalı markaları ile 43.02, 43.03 ve 43.04 alt grubunda yer alan hizmetlerde karşılaşan tüketiciler için, “...” ibaresinin artık davacı markalarını doğrudan anımsatacak şekilde sonuçlar doğurmayacağı, tüketicinin bu hizmetlerde, davacı markalarının varlığına aşinalığının olduğunu gösterir hiçbir delilin dosyada bulunmadığı değerlendirilmektedir. Hal böyleyken taraf markalarının kapsamlarının 43.01 hizmetlerde birebir aynı olduğu ve dosya kapsamındaki delillerden davacı yan markalarının da sektörel anlamda bilinirliği bulunduğuna kanaat getirilebilecek 43.01 hizmetlerde dava konusu her iki markanın da davacı yanca yeni bir hizmet grubu için yaratılmış markalar olduğu algısının tüketicide oluşabileceği, bu algının özellikle “...” şeklindeki markada “...” ifadesinin de yeme içme sektörüne yönelik jenerik bir tanımlama olmasından ötürü (43.01) daha da yüksek olduğu, bu durumun ise nihai anlamda karıştırılma ihtimaline yol açabilecek sonuçlar meydana getirebileceği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğu, davaya konu sair hizmetler bakımından ise bu koşulun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı yanın, işlem ve dava dosyasına sunduğu delillerin tamamı, davacı yanın “...” markası ile 43.01 alt grubundaki ... faaliyetlerini ortaya koymaya yönelik deliller olup davacı markaları halihazırda 43. sınıftaki bu hizmetlerde zaten tescilli olup SMK m.6/1 kapsamında yapılan değerlendirmelerde de taraf markaları 43.01 alt grubundaki hizmetler yönünden zaten karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmüşlerdir. Bu nedenle davacı yanın SMK m.6/3 kapsamında yararlanabilecek hak hali hazırda tescile dayalı olup 43.01 alt grubu hizmetler dışında kalan hizmetlerde ise davacı yanın üstün ve gerçek hak sahipliğini ortaya koyar herhangi bir delilin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın markalarının tanınmışlığı iddiaları ile ilgili olarak işlem ve dava dosyası kapsamına bu iddiaları destekler nitelikte davacı markaları ile ilgili yazılı ve görsel medyada muhtelif tarihlerde çıkan çok sayıda haber, davacı markalarının dünyanın en iyi lokantaları arasında olduğunu gösterir haber içerikleri, ulusal ve uluslararası tescilleri, davacı markalarının çok eski tarihlerden bu yana fiili olarak “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde aktif olarak var olduğunu gösterir belgeler, şube sayısı, elde ettiği başarıları gösterir belgeler gibi delillerden davacı markalarının sektörel anlamda “yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetlerinde belli bir bilinirlik elde ettiği yorumunda bulunulması mümkün olup bu durumun da taraf markaları arasındaki iltibas ihtimalini, 43.01 hizmetleri açısından ortaya çıkarak etken olarak görüldüğü, ancak davacı yanın 43. sınıftaki sair hizmetlerde bir bilinirliği olmadığından sair hizmetler açısından SMK m.6/5 maddesinin koşullarının oluştuğu yönünde bir yorumda da bulunulmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, davaya konu marka başvurusunda "..." ibaresinin yer almadığı, davalı şahsın başkaca marka başvurusunda "..." ibaresine yer verdiği ithamının iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından davalı şahsın kötü niyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davalı şahsın engelleme, spekülasyon, şantaj, tuzak vb. gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir kasıtla iş bu davaya konu marka tescil başvurusunu gerçekleştirdiğine ilişkin nesnel olgular tespit edilemediğinden ve 4721 sayılı TMK m.3 hükmü uyarınca asıl olanın iyi niyet olduğu hususu da nazara alınarak somut olayda SMK m.6/9 hükmü koşulunun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından ... sayılı ... kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüz kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,
8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 269,85 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 546,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.415,55 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.207,78 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.207,77 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 19,20 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, bakiye 19,20 TL yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/04/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır